| Konu: | KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 10 |
| Tarih: | 22.10.2026 |
OKAN KONURALP (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sinan Bey de ifade etti. Yasa görüşmeleri kapsamında, fon vurgununa ilişkin hemen hemen her şey söylendi. Ekonomik ve hukuki boyutu konuşuldu, idari sorumluluklar irdelendi. Ben de yasanın son maddesi vesilesiyle, fon vurgununun, fon yolsuzluğunun ahlaki ve vicdani boyutuna ilişkin yapılan değerlendirmelere katkı yapmak üzere söz almış bulunmaktayım.
Değerli arkadaşlar, fon dolandırıcılığının özeti yüz binlerce vatandaşımızın alın teriyle sağladığı birikimlerin iktidar çevrelerinin sınırsız servet edinme hırsına kaynak yapılmış olmasıdır. İnsanların yıllarca çalışarak sağladığı birikimlerin üzerinden birileri servetine servet katmış, bu düzeni denetlemek ve önlemekle yükümlü olanlar ise görevlerini yapmamış, olan biteni seyretmeyi tercih etmiştir. Dolayısıyla burada servet edinme hırsını ve bu hırstan kaynaklı çürümüşlüğün yanı sıra buna imkân sağlayanları ve bütün bunlar yaşanırken müdahale etmeyenleri de konuşuyoruz. Çünkü bazen asıl skandal birilerinin ne yaptığı değil, bunu önleyebilecek güce sahip olanların ne yapmadığıdır ve bazen insanın vicdanını en çok yaralayan birilerinin başkasının hakkına göz dikmesi değil, o hak gasbedilirken bunu durdurabilecek olanların seyretmesidir.
Bu bağlamda iktidarın sorumluluğu dolandırıcılık ortaya çıktıktan sonra atılan adımlarla başlamaz, dolandırıcılık yaşanırken harekete geçmekle de başlamaz, asıl sorumluluk dolandırıcılığın başlamasını engelleyecek adımları atmaktır. İktidar sorumluluğunun gereğini yapmamıştır. Ne yazık ki süreç aydınlandıkça iktidarı elinde tutanların bir bölümünün bu dolandırıcılık gemisinin mensupları olduğu ortaya çıkmıştır. Oysaki bu vurgunu önleyebilecek güce sahip olup da onun bir pandemi gibi yayılmasına imkân sağlamak insanın vicdanıyla hesaplaşmasını da gerektirir. Eğer olacakları öngörmediyseniz soru neden öngörmediğinizdir. Öngördüyseniz soru neden zamanında harekete geçmediğinizdir. Bu soruların yanıtını vermek zorundasınız çünkü öngörmediyseniz ihmalinizi, öngördüğünüz hâlde müdahale etmediyseniz sorumluluğunuzu açıklamak zorundasınız.
Değerli milletvekilleri, iktidar mensupları sık sık ahlaktan, inançtan, maneviyattan, kul hakkından söz ediyor, adalet çağrıları yapıyor, her fırsatta dürüstlükten, helal kazançtan, emanete sahip çıkmaktan bahsediyor. Peki, örneğin, ahlak yalnızca başkalarına hatırlatılan kurallardan mı ibaret ya da kul hakkından söz edip başkasının birikimi elinden alınırken seyretmenin ahlaki ve vicdani hesabını kim verecek? Örneğin, Nisa suresinin 135'inci ayeti insanın kendi aleyhine bile olsa adaleti ayakta tutmasını emreder. Yani adalet, kimin tarafında olduğunuza göre değişmez. Adalet, kime yakın olduğunuza göre değişmez. Adalet, tam da güçlü olanın karşısında da hakkı koruyabildiğiniz zaman anlam kazanır. Bu bağlamda devletin gücü de bir emanettir, o gücü kullananların görevi herkesin hakkını, hukukunu güvence altına almaktır. Makam size sorumluluk yükler ve elinizdeki yetki de size hesap vermekten kaçma hakkı tanımaz. Bir insanın yıllarca emek vererek edindiği birikim başkalarının hesaplarının önemsiz bir ayrıntısı değildir. Bir insanın birikimi; bir ailenin geleceği, bir gencin üniversite hayali, bir annenin kötü gün parasıdır. Değerli arkadaşlar, insan bazen yaptığı kötülükle, bazen de önleyebileceği bir kötülüğü önlemeyerek sorumluluk taşır ve çoğu kez haksızlığı yapan değil, haksızlığı durdurabilecek olanın zamanında harekete geçmemiş olması daha büyük bir hayal kırıklığı yaratır. Toplumun adalet duygusunu yaralayan, yalnızca bir hakkın ihlali değil, o hakkın korunacağına duyulan güvenin kaybolmasıdır. Hâliyle, fon skandalının, fon soygununun sorumluluğu yapanlarda olduğu kadar yapılmasını engelleyebileceği hâlde seyredenlerin de üzerindedir.
Sayın milletvekilleri, Marx'ın kapitalizm eleştirisinin bugüne uzanan temel sorusu da tam budur: Toplumsal zenginliği kim yaratıyor, bu zenginliğe kim el koyuyor ve bu el koyma düzenini kim koruyor? Bu düzeni siz koruyorsunuz. Bunu dün de değerli milletvekili arkadaşlarım andılar, yenilemek gerekir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
OKAN KONURALP (Devamla) - Marquez'in Kırmızı Pazartesi romanı da bir başka sorumluluğu hatırlatıyor: Herkesin bildiği bir felaket karşısında seyirci kalanlar kendilerini olup bitenin dışında tutamaz. Bugün tartıştığımız mesele tam da budur. Bile isteye seyrettiniz, oysa müdahale edebilecek güce sahiptiniz, oysa sorumluluk makamındaydınız. Yerine getirmediğiniz sorumluluğun hesabını vermek zorundasınız, vereceksiniz. Günü geldiğinde hesap yalnızca bu düzeni kuranlardan değil, bu düzene yol verenlerden, hukuk önünde, milletin vicdanında ve tarihin hükmünde sorulacaktır. Unutmayın, halkın alın teri birilerinin servet hırsının, halkın birikimi iktidarın bile isteye ihmallerinin malzemesi olamaz diyor ve son olarak İsmail Arı ve diğer gazeteci arkadaşların tutuklanmalarıyla ilgili şunu söylemek istiyorum: Cumartesi günkü gazeteci meslek örgütlerinin düzenlemiş olduğu eyleme tüm halkımızı davet ediyorum.
Teşekkür ediyorum. (Yeni Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)