| Konu: | KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 10 |
| Tarih: | 22.10.2026 |
YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ iktidarı Türkiye'de yeni bir ekonomi modeli icat etti, adı ne üretim ekonomisi ne de tasarrufa dayalı bir model; adı önce yağma, sonra tasfiye. Tam bir organize soygun ve nitelikli dolandırıcılıktan söz ediyoruz. Bir ülkede yüz binlerce insanın birikimi tehlikeye girecek, 131 yatırım fonu tasfiyeye sürüklenecek, ardından çıkıp "Merak etmeyin, çözüm için kanun hazırladık." diyeceksiniz, bunu da maharetmiş gibi anlatmaya çalışıyorsunuz. Biz burada günlerdir araştırma komisyonu kurulsun, her parti eşit üye vererek bu soygun en ince ayrıntısına kadar araştırılsın, sorumlular ortaya çıksın, parası gasbedilenlerin hakkı iade edilsin diye çağrıda bulunuyoruz, bunun için araştırma önergeleri veriyoruz fakat sizlerin oylarıyla reddediliyor. Şimdi, hırsızlığın bizzat yapıldığı taraftan yani sizden gelen kanun teklifini görüşüyoruz. Şimdi soruyorum: Millet, piyasa ya da yatırımcı buna ne kadar güvenecek? Tekrar hem hatırlatıyor hem de soruyorum: Peki, bu fonlar büyürken siz neredeydiniz, izinleri kim verdi, işlemleri kim denetledi, uyarıları kim görmezden geldi ve niçin görmezden geldi? Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu aylardır soruyor, biz de aynı soruları soruyoruz, sormaya da devam edeceğiz fakat belli ki cevap vermek fon kurmaktan daha zor. Bir emekli bankadan parasını çekerken 2 defa kimlik gösteriyor, arkadaş, bu kadar para yer değiştirirken kimse dönüp bakmıyor mu? Şimdi, bürokraside koltuklar boşalıyor, birisi sağlık gerekçesiyle gidiyor, birisi emekliliğe ayrılıyor, bir başkası görevden alınıyor. Demek ki tasfiye yalnız fonlarda başlamamış; ne güzel, değil mi? Peki, partiden istifa etmek hesap vermek midir? Vatandaşın birikimi kaybolacak, sonra da millete "Sisteme güvenin." diyeceksiniz. Peki, vatandaşın güveneceği hangi sistem kaldı? Kaybın vatandaşa, yetkinin bürokrata, hesabın ise hiç kimseye yazılmadığı sisteme mi güvenecek bu millet? Bir de parayı geri getirmeyi pişmanlık sananlar var. Sanki mahalle bakkalına veresiye yazdırmışlar gibi. Yıllarca birikim yapan vatandaşa "Bekle." diyorsunuz, olağanüstü kazanç elde eden hırsızlara ise "İstersen iade et." diyorsunuz. Muhaliflerin kapısına sadece muhalif oldukları için sabahın köründe polis dayıyorsunuz, sizden olunca alenen soyguncu da olsa mektupla davet ediyorsunuz. Böyle adalet olmaz, böyle adalet olamaz. Adaletin olmadığı yerde güven olmaz, güvenin olmadığı yerde ekonomi olmaz çünkü ekonominin patronu güvendir değerli arkadaşlar. Allah aşkına, hırsıza "Gönlünden ne koparsa." denilen yerde piyasaya güven mi kalır? Dünyanın sermayesini Türkiye'ye çağırıyorsunuz, otellerde yatırımcı toplantıları düzenliyorsunuz, güzel ama yatırımcı otelin kalitesinden önce ülkenin hukukuna bakar; parası güvencede mi, kural herkes için aynı mı onu sorar ve ona bakar. Bu soruların cevabı yoksa tanıtım filmiyle sermaye gelmez. Bu yüzden, derdimiz yalnız parayı bulmak değil, o çürümüş mekanizmayı ortaya çıkarmak olmalıdır. Bir ülkenin asıl sermayesi yalnızca parası değildir, güvenidir. O güveni tüketirseniz şayet ne yatırımcı kalır ne de ekonomi kalır. Piyasanın kapısına dünyanın en büyük tabelasını assanız bile içeride hukuk yoksa şayet kimse o kapıdan içeri girmez, girmek de istemez.
Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz 7'nci madde ise SPK ve Yatırımcı Tazmin Merkezine dışarıdan hizmet satın alma yetkisi vermektedir ancak uygulama esaslarını yine SPK belirleyecek.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
YAVUZ AYDIN (Devamla) - İyi de denetimi tartışılan kuruma bu kadar geniş takdir alanı verirken şeffaflığı niçin kanuna yazmıyorsunuz? Çünkü bu milletin kaybettiği parayı geri ararken bir de yeni imtiyaz alanları açıp yeni hırsızlar yaratmaya hakkınızın olmadığını ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)