GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
Yasama Yılı:5
Birleşim:9
Tarih:21.10.2026

ALİ BOZAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

AKP grubunu bu iki günlük performansından dolayı kutluyorum. Gece olmuş saat on iki hâlâ çalışıyoruz, dün saat bire kadar çalıştılar. Ama niye çalışıyorlar? Çalışmaktaki amaçları şu: Üç haftadır Mecliste konuşulan, Meclisin temel gündemi olan fon vurgunuyla ilgili diyorlar ki: "Şu yasayı bir an önce çıkaralım, şu konu kapansın." Ama şundan emin olun, bu yasa çıksa da bu mesele kapanmayacak. Diyorsunuz ki "Önümüzdeki hafta Meclis ne de olsa çalışmayacak, bu mesele kapanır." Hayır arkadaşlar, yüzyılın vurgunu kapanmayacak, yüz yılın vurgunu her daim bu Meclisin birinci gündemi olacak. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, az önce 3'üncü madde görüşülürken bir gece yarısı önergesi verdiniz. Muhalefet dedi ki: "Gelin, bu önergenin gerekçesini açıklayın." Ne Komisyon ne önerge altında imzası olanlar önergeyi açıklayamadı çünkü bilmiyorlardı. AKP Grup Başkanı Sayın Abdullah Güler geldi, önergeyi açıklamaya çalıştı ama soruların hiçbirisine cevap veremedi. Temel sorun neydi, temel soru şuydu: "Zaten fon vurgunuyla 455 bin yurttaşı mağdur ettiniz. Gece yarısı verdiğiniz bu önergeyle ikinci defa kaç yüz bin yurttaşı mağdur ettiniz?" sorusunun cevabını muhalefet istedi ama bu soruya cevap veremediniz, bu soruya hiç kimse cevap veremedi. Peki, AKP grubu ne yaptı? AKP grubu kaç yüz bin yurttaşın ikinci kez mağdur edildiği sorusunun cevabını bilmede alkışlarla bu önergeye "evet" dedi. Ne diyelim; yazıklar olsun size!

Değerli arkadaşlar, yüzyılın vurgunuyla başka bir gerçek ortaya çıktı; sistemin çürümüşlüğü ortaya çıktı, sistemin kokuşmuşluğu ortaya çıktı. Sistem o kadar çürümüş ki elini vatandaşın cebinden zaten çıkarmayanlar bu defa ellerini arkadaşlarının cebine koydular, bu defa ellerini kendi partililerinin cebine attılar. Nasıl mı yaptılar; şimdi, soralım: Fatma Betül Sayan 2,2 milyarlık satış yaparken AKP'lilere de AKP'ye oy vermiş yurttaşlara da satış yaptı. İşte sistem bu denli çürümüş hâlde.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bir fon hissesinden satış yaparken sizin sattığınız hisseyi satın alacak olan kişilerin batacağını biliyorsunuz ve oraya, o hisseyi satın alacak olan yurttaş aylık maaşını mı yatırmış, son parasını mı yatırmış, çoluk çocuğunun okul parasını mı yatırmış; umrunuzda değil. Değerli arkadaşlar, siyaseti, hukuku, partileri, adaleti, vicdanı bir kenara bırakalım. Bunu bile isteye insan olan kişi yapmaz. İçinde insanlığın zerresi kalmış kişi bunu bilerek, isteyerek yapmaz. Açık söyleyelim; fon vurgunu tezgâhını kuran, bu tezgâhtan zengin olan, bu tezgâhtan haberi olup müdahale etmeyen, bu tezgâh ile ilgili bildiklerini açıklamayanlara insanlıktan nasibini almamış denir. Şimdi çürümüş sistemden bahsederken başka bir konuya geleyim: SPK çürümüş, borsa çürümüş de adalet sistemi çok mu sağlam? Geçenlerde yandaş bir baro başkanı utanmadan, yüzü kızarmadan, pişkin pişkin bir şekilde canlı yayına çıktı ve canlı yayında dedi ki: "Biz Adalet Bakanlığıyla görüştük. 70 avukatı torpille hâkim, savcı yaptık." İşte sistem bu kadar çürümüş. O gün bugündür bekliyoruz, alo Adalet Bakanı çıksın bir şey söylesin ama o gün bugündür alo Adalet Bakanından ses seda yok. Hak etmeden torpille 70 avukat hâkim, savcı yapılmış, hiç kimseden ses seda yok, AKP Grubundan da ses seda yok. Peki ne oldu? Fon vurgununda yaptırım olarak Fatma Betül Sayan'ı WhatsApp grubundan çıkaranlar bu açıklamayı yapan baro başkanına ne tür bir yaptırım uyguladı biliyor musunuz? Onu adaylıktan geri çektiler. İşte adalet sistemi de bu kadar çürümüş. Peki şimdi bu çürümüşlüğe ses çıkarmayan, bu çürümüşlüğe itiraz etmeyen Adalet Bakanı mı bu ülkeye adalet getirecek? Bizim oralarda valla buna şey denir: Diloy diloy yaylalar. "..."(*)

Şimdi, değerli arkadaşlar, sistemde çürümüşlükten bahsettik, adalet sisteminde çürümüşlükten bahsettik. Gelin sizi Edirne'ye götüreyim, sevgili Selahattin Demirtaş'a götüreyim. Sevgili Selahattin Demirtaş bundan tam on yıl önce 2016 Eylül ayında fon ile ilgili ne diyor biliyor musunuz? "Bir yerde fon duyduysanız orada hırsızlık var, bir yerde fon duyduysanız orada hırsızlık kasası var."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

ALİ BOZAN (Devamla) - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Selahattin Demirtaş'ın tahliye edilmesi gerektiğine dair kararı kesinleşeli tam üç yüz elli iki gün oldu, üç yüz elli iki gündür bu ülkenin yargısı diyor ki: "Ben Avrupa İnsan Hakları Mahkemesini takmıyorum." Ve bu ülkede üç yüz elli iki gündür hukuk işlemiyor. Sevgili Selahattin Demirtaş'ın siyasi rehineliği on yılını doldurmak üzere, Kobani davasında hukuk mukuk yok; yine alo Adalet Bakanının bu konuda da sesi çıkmıyor.

Soruyorum değerli arkadaşlar: Selahattin Demirtaş size boyun eğmiyor diye onu hapiste tutmaya devam mı edeceksiniz? Bu zorbalığı kendinize helal mi göreceksiniz?

Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ şahsında Kobani kumpas davasında rehin tutulan arkadaşlarımıza yapılan sadece bir hukuksuzluk değil bunun adı zorbalıktır. Bu zorbalıktan vazgeçin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ BOZAN (Devamla) - Sayın Başkan, bir cümle, tamamlayacağım. Bir cümle sadece, bir cümle.

BAŞKAN - Bir cümle, peki.

Buyurun.

ALİ BOZAN (Devamla) - Eğer siz arkadaşlarımızın boyun eğmesini bekliyorsanız on yıl beklediniz, daha çok beklersiniz. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ediyorum Başkanım.