| Konu: | AÇIKLAMALAR |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 9 |
| Tarih: | 21.10.2026 |
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; malumlarınız Fatma Betül Sayan Kaya bir fonzede ve aynı zamanda fonzade. Şimdi, bu kişi bakanlık yaparken bununla ilgili olarak bir iddia ortaya atıldı ve 60 kişiyi iki sene içerisinde özel kalem müdürü yaptığı söylendi. Bu istisnai kadro dün yine aynı şekilde burada araştırma önergesi olarak Parlamentonun gündemine, kamuoyunun gündemine getirildi ve konuştuk hep beraber. Adalet ve Kalkınma Partisine sesleniyorum, Hükûmete sesleniyorum: Bir an önce bu istisnai kadroyu bir kanuni düzenleme olmaktan çıkartın. Gelen bakanlar, belediye başkanları, valiler kendileri geçici olarak birisini özel kalem müdürü, eğer bulunduğu yerde bir özel kalem müdürü bulunduramıyorsa, liyakatli değilse geçici olarak bulundurabilirler. Bununla ilgili olarak da derhâl işlem yapılmalıdır. Nedir bu? KPSS'ye giriyor insanlar ve KPSS'ye girdikten sonra... Önce üniversite sınavlarına giriyorlar, üniversiteyi okuyorlar; ardından, üniversite dört yıl, beş yıl sonra bitiyor bin bir zorlukla beraber; ardından, aylarca, yıllarca KPSS'ye çalışıyorlar, KPSS'den sonra da mülakatlara girerek devlet memuru oluyorlar. Peki, bu istisnai kadro nedir? Bu istisnai kadro hiçbir sınava girmeden, üniversiteyi bitirdikten sonra veya liseyi bitirdikten sonra istisnai kadro üzerinden özel kalem müdürü olmak, altı ay burada çalıştıktan sonra da memur olmak. Bu daha çok, iktidara yakın olan belediyelerde, üniversitelerde, bakanlıklar zaten kendilerinde, burada bu insanlar Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yazılıyor, İçişleri Bakanlığına yazılıyor, onlara çok rahat bir şekilde "Evet, özel kalem müdürü olabilir veya memuriyete geçebilir." deniliyor. Şimdi, burada bir yandan bu 60 kişinin hesabını soracağız, bir yandan da böyle bir kanunun ortadan kaldırılması için de hep beraber çaba sarf etmek mecburiyetindeyiz. Bunu niçin söylüyorum? Bakın, Türkiye'de oldukça fazla mağdur var; mülakat mağdurları, KHK mağdurları, seyyanen zam alamayan emekli memur mağdurları, işsizlik mağdurları, TCK 158 mağdurları, 31 Temmuz Covid infaz yasası mağdurları, yardımcı hizmetler sınıfı mağdurları ve aynı zamanda, ÖSYM mağdurları, staj ve çıraklık mağdurları, EYT mağdurları yani 5000 prim günü ve 3600 kısmi emekliliğe uğrayamayanlar, kademeli emeklilik mağdurları, sel felaketi mağdurları, deprem mağdurları, TOKİ mağdurları, TARSİM mağdurları, ehliyet mağdurları, kripto para mağdurları... Bu kadar mağduriyetin içerisinde bu şekilde memur olmak -memur olduktan sonra bunları genel müdür yapıyorsunuz, daire başkanı yapıyorsunuz- uygun değil, bu bir kul hakkıdır. Aynı zamanda, eğer Allah korkunuz varsa, eğer Türkiye bir hukuk devletiyse bu kanunu ortadan kaldırmanız lazım. Şimdi de fon mağdurları ortaya çıktı, daha önce de kripto para mağdurları vardı. Daha önce şöyle söylüyordunuz: "Yeni bir devlet kuruyoruz, bu kurduğumuz devletin başkanı da Sayın Recep Tayyip Erdoğan." diyordunuz ve doğru, bir devlet kurmuşsunuz da mağdurlar cumhuriyetini kurmuşsunuz; Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, sizin kurduğunuz cumhuriyetin adı da mağdurlar cumhuriyeti arkadaşlar. O nedenle, buna bir çözüm bulmak mecburiyetindeyiz.
Bugün 21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü ve iktidar partisi iktidara gelirken şöyle söylüyordu: "Basın özgür olacak." diyordu ve "Basın mensupları tutuksuz yargılanacaklar." diyordu, "Milletvekillerinin kürsü dokunulmazlığı haricinde de kesinlikle, dokunulmazlıkları kaldırılmayacak." diyerek yola çıkmıştınız. Gelinen noktada, bakıyoruz, basın mensupları... Ya, eğer sizin siyasetinizi ve iktidarınızı sarsan veyahut da tehdit eden birileri varsa, bu bir kişi ise, bu bir iş adamı ise, bu TÜSİAD Başkanıysa, bu bir gazeteciyse, bu bir gazeteyse, bu bir radyoysa, bu bir televizyonsa, sokakta çalışan, herhangi bir "YouTuber"sa veyahut da sosyal medyasını kullanan bir vatandaşsa bunlara derhâl gereğini yapıyorsunuz; bir yandan trollerle, bir diğer yandan yüzde 92 yazılı, yüzde 94 görsel medyanızla beraber onlara itibar suikastları yapıyorsunuz. Sonra, yetmezse eğer bunlar, yargıyı devreye sokuyorsunuz, yargı yetmezse, buradan transferleri devreye sokuyorsunuz ve bu transferler üzerinden, belediye başkanlarını transfer ederek, medya mensuplarını transfer ederek veyahut da milletvekillerini transfer ederek büyüdüğünüzü zannediyorsunuz; büyümüyorsunuz. Yüzde 51,5'larla, yüzde 60'larla Cumhurbaşkanlığını kazandınız, yüzde 51,5'larla Cumhurbaşkanlığını bir daha kazandınız, yüzde 52,4'lerle Cumhurbaşkanlığını kazandınız; bugünkü anketlerde ise sizi destekleyen bir anket firması, yüzde 6 civarında oy kaybettiğinizi söylüyordu.
O nedenle, gelin, medyayla uğraşmayın. Bu medyayı birileri dördüncü kuvvet olarak değerlendirir; bu medya, birinci kuvvettir arkadaşlar. "Kuvvetler ayrılığında yürütme vardır, yasama vardır, yargı vardır ve de medya vardır." denir; bu medya özgür çalışmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin lütfen.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Bırakın, objektif olarak çalışsınlar ve objektif olarak çalıştıkları gibi de burada, çok rahat bir şekilde kamu ile kamuoyunu karşılıklı olarak birbirini besleyen bir köprü hâline gelsinler ama buna müsaade etmiyorsunuz. Zannediyorsunuz ki medyayı susturursak, muhalefetin soru önergelerine cevap vermez, onları susturursak veya Parlamentoyu çalıştırmazsak zaman içerisinde veyahut da bizim aleyhimizde bulunanları da susturursak bu iş adamları da olsa veya başka türlü kişiler de olsa biz iktidarda kalacağız zannediyorsunuz. İlanihaye iktidarda kalan yoktur, kalamayacaksınız.
Kademeli emeklilikte adalet arayanların etkinliğine katıldım ben bu hafta, bunlar adalet arıyorlar. "EYT düzenlemesini yapmayacağız." diyordunuz, 99 yılında böyle bir kanun çıkmıştı, "Bizden önceki Hükûmet çıkardı bu kanunu." dediniz ve bizler muhalefet milletvekilleri olarak EYT'nin, bu kanunun doğru olmadığını söyledik. Şimdi, bu kanunu çıkardınız seçim öncesi, seçimi kazanmak adına çıkardınız, 2 milyon 300 bin kişiydi. Şimdi, burada yine bir problemi önümüze koyduğunuz, kademeli emeklilik. Prim günü nedeniyle 5000 prim günü nedeniyle emekliye ayrılamayanlar, 3600 kısmi emeklilik nedeniyle emekliye ayrılamayanlar, o nedenle kademeli emekliliği yapın ki adaleti sağlamış olmanız gerekmektedir. Kademeli emeklilikte adalet isteyenlerin mücadelesini de destekliyoruz.
Ayrıca bugün İtfaiyeciler Hak ve Onur Derneği Başkan ve Yönetim Kurulu üyeleri beni ziyaret ettiler, onların önemli bir problemi var. Bizim canlarımızı korumak, mallarımızı korumak adına canlarını tehlikeye atanlar "Bir: Kanunumuz yok, bir mesleki statümüz yok. Bir mesleki statüye kavuşmak istiyoruz. İki: Eksik yıpranma hakkımız var, başkalarına var, aynı şekilde zor durumda görev yapanlarla ilgili. Şehitlik belirsizliğimiz var, bölgesel standart farkımız var. Bunların giderilmesini istiyoruz." diyorlar.
Değerli arkadaşlar, önümüzde bir Mekke Anlaşması var -ismi böyle ama- Türkiye böyle dedi, Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan arasında bir savunma iş birliği anlaşması yapılmak istendi. Bu anlaşmayı biz dün nerede duyduk? Dün Anadolu Ajansı'nda veyahut da başka bir ajansla değil de A Haber'in ve Sabah gazetesinin yapmış olduğu yayında gördük ve milletvekillerinin haberi yok, gurupların haberi yok, Meclise gelmiş, Meclis Başkanlığına sunulmuş ama bizim haberimiz yok. Gelinen noktada Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin ne kadar sakil durduğunu ve ne kadar sakin bir şekilde Türkiye'yi yönettiğinin en büyük, en bariz göstergelerinden bir tanesi. Mekke Ortak Savunma Anlaşması -sizin ifadenizle beraber bu, Türkiye için yapılmamıştır, Türkiye'nin lehine yapılmamıştır; bu, Suudi Arabistan'ı korumak adına yapılmıştır, İsrail'i korumak adına yapılmıştır. Açık ve net söylüyorum: Bu bölgede Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail silahlı hiçbir unsur istemiyor ve bu silahlı unsurların tamamı hemen hemen tasfiye edildi, bir tek Husiler kaldı. Husiler de Amerika'nın ticaret yolunu korumak adına, Amerika adına ve İsrail adına ciddi bir tehlike. Bu tehlikenin ortadan kaldırılması lazım. Amerika ve İsrail'in gücü yetmedi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin lütfen.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - "Gelin bir kez daha bu vekaleti birilerine vereyim." diyor. Türkiye, başkaları stratejisine, başkalarının taktiksel hamlelerine hizmet etmeyecek kadar büyük bir devlettir. O nedenle bu anlaşma tehlikeli bir anlaşmadır. Bu anlaşma birileri tarafından da sevinçle karşılanmıştır. Bu anlaşmaya niçin sevindiklerini de düşünmelerini istirham ediyorum.
Değerli arkadaşlar, önemli bir konuya temas edeceğim. Digiturk veyahut da TELEKOM. Bunlar internet yayıncılığı veya televizyon yayıncılığı yapıyorlar, şifreli çalışıyorlar. Geçenlerde ben arandım, daha sonra da başka arkadaşlarımın da arandığını, başka vatandaşların da arandığını mailimden veyahut da Twitter'de yorum yapanlardan gördüm. Bir yıllık anlaşma yapmışlar benimle ve 899 liraya anlaşmışız. Daha beş ay var, beni arıyorlar ve diyorlar ki: "Efendim, beş ay sonra bu 2.800 liraya çıkacak. Şimdi, anlaşma yaparsanız bu 899 lira 1.400 lira olacak." Ben de diyorum ki: "Şubat ayından itibaren mi? Şubatta mı bitecek?"
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın lütfen.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - "Hayır, bugünden itibaren." diyorlar. Fon soygununu, yüzyılın soygununu konuşuyoruz ya, burada 5 milyon üye var arkadaşlar, 5 milyon abone var ve herkesten aylık olarak 300 lira, 400 lira, 500 lira fazla aldıklarını düşünün, ne yapıyor biliyor musunuz; 1,5 milyar para yapıyor, 1,5 milyar! Beş ay içerisinde ne yapıyor, hesaplayın; 7,5 milyarlık bir parayı ceplerine alıyorlar. Vatandaş bilmiyor "Tamam, kabul ediyorum." diyor. "Peki, bugünden itibaren mi şubattan itibaren mi başlıyor?" diyemediği için, bilmediği için zannediyor ki şubattan itibaren başlayacak, onlar beş ay fazladan, 2 defa bizimle anlaşma yapmış oluyorlar. Eğer Türkiye'de bir hukuk devleti olsa, eğer Türkiye'de Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olsa, eğer Türkiye'de bir istihbarat olsa, İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı olsa bunu yapabilirler mi ya? Yapamazlar ki. Fon soygununda çalmışlar 1 trilyon lirayı, ardından muhalefet suçlanıyor. Ya siz görevinizi yapmamışsınız, görevini kötüye kullanan adamlar var, atadığınız bürokratlar, şimdi de bunlara ihale vermişsiniz "Digiturk" diye bir kuruma veyahut da "Telekom" diye bir kuruma vermişsiniz ve bunlar da yine aynı şekilde milyarları ceplerine indiriyorlar ve "Yaptıklarımız yanımıza kâr kalır." diyorlar.
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Bakın, bu Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi bir felakettir, açık söylüyorum, hiçbir denetim mekanizması yoktur. Vatandaşın bütün mal varlıklarına şöyle veya bu şekilde ya yolsuzlukla, ya rüşvetle, ya irtikapla, ya iltimasla, ya hukuksuzlukla, ya keyfilikle birileri el koyuyor, yaptıkları da yanlarına kâr kalıyor. Eğer iktidara yakınsanız onlara hiçbir şey yapılmıyor, eğer muhalefetteyseniz sizin canınıza okuyorlar. Bir de IMEİ kayıt harcı soygunu var biliyorsunuz, eğer yurt dışından telefon getirttiysek 55 bin liraya yakın para veriyorduk, onu da 70 bin liraya çıkarttınız. 28 bin lira asgari ücretin olduğu, 23 bin küsur lira en düşük emekli maaşının olduğu yerde burada da 70 bin lira kadar para ödeyeceğiz. Ya telefon kaç para ki zaten? Niye Türkiye'de bu tür işlemleri yapıyorsunuz ki zaten Türkiye'de çok pahalı satıyorsunuz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - O nedenle de IMEI kayıt harcı soygununa da dur demek gerekiyor.
Teşekkür eder, saygılar sunuyorum Sayın Başkanım.