GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
Yasama Yılı:5
Birleşim:8
Tarih:20.10.2026

DEM PARTİ GRUBU ADINA ADALET KAYA (Diyarbakır) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, evet, gecenin bu saatinde fon krizinin yani yurttaşın 3 kuruş birikiminin iktidar bağlantılı şirketlere, kişilere aktarıldığı, büyük vurgunun üstünü kapatmak üzere apar topar Meclise sunulan kanun teklifini görüşüyoruz. Öyle apar topar ve üzerinde çalışılmadan getirildi ki bu teklif, Komisyon görüşmelerinde ne altında imzası olan vekiller sorularımıza yanıt verebildi ne de sorumlu kurumlardan toplantıya katılan bürokratlar. Dolayısıyla peşin peşin ifade etmek isterim, bu teklif yıllardır uygulanan rantsal politikaların, denetimsizliğin ve iktidarın bizzat inşa ettiği kumarhane kapitalizmi düzeninin patlayan faturasını halka kesiyor. Böylelikle siyasi ve idari sorumluluktan kaçma hesabı yapılıyor. Evet, tüm bu skandalın ardından birkaç istifa, emeklilik, görevden alma haberi büyük bir olaymış gibi sunuluyor sizler tarafından. Fon soruşturmasında damadı tutuklanan Hazine Bakan Yardımcısı Osman Çelik emekliliğini istedi. Bugün SPK Başkanı Mahmut Sütcü'nün görevden alındığını öğrendik. Yine böyle birtakım istifalar gerçekleşti. Peki sormak istiyoruz: Bu süreçte ihmali, eksiği, yanlışı olanlar, hukuksuzlukları yapanlar, bu suçları işleyenler, ekonomiye devasa zarar verenler kim? Kimden hesap soracak bu halk, biz kimden hesap soracağız? Yani yargının önüne kim çıkacak? İstifa etmek yetiyor mu? İstifayla, emeklilikle paçayı sıyıracağını sananlar da yanılıyorlar.

Değerli milletvekilleri, baştan beri ifade ettiğimiz gibi iddiamızı buradan tekrar etmek istiyoruz. Bu fon vurgunu kurumların bilgisi dâhilinde yapıldı. Yani kamu kurumlarının içerisinde örgütlü suç şebekeleri var. 900 milyar lira yani yaklaşık 18 milyar dolar tutarında bir varlık yoksuldan alındı, içeriden tüyo alan dolandırıcıların yurt dışı hesaplarına uçuruldu. "Yok efendim, yatırımcı risk aldı. Bunlar finans piyasasında olağan işler." falan diye geçiştirmeye kalkamaz kimse. Bakınız, SPK kayıtlarına göre 2025'in son çeyreğinde olağan dışı fiyat hareketleri tespit edilmiş, konu 2 Aralık 2025'te Finansal İstikrar Komitesinde görüşülmüş, Hazine ve Maliye Bakanı 4 Kasım 2025'te denetim başlatıldığını bizzat açıklamış, uluslararası endeks kuruluşu MSCI, 2026 yılının Haziran ayında Türkiye'yi uyararak küçük şirket paylarının fonlar eliyle toplanıp yapay fiyat oluşturulduğunu ilan etmiş yani risk 2025 sonunda tespit edilmişken, uluslararası kuruluşlar uyarırken on ay boyunca kim bu vurgunun büyümesine göz yumdu? Bir aydır ısrarla bu soruyu soruyoruz ama nafile, cevap yok. 2011'de bir kanun hükmünde kararnameyle SPK, BDDK gibi özerk kurumları siyasi iktidara bağladınız, kamusal denetimi ortadan kaldırdınız; bu yarattığınız düzenin sonuçlarını yaşıyoruz şimdi. Şaibeli fon sahiplerinin kurduğu Tera Bank'a BDDK tarafından kuruluş ve aktif faaliyet izinlerinin verilmesi bu idari ve siyasi kayırmacılığın somut kanıtıdır.

Adalet Bakanı Tera, Pusula ve Hedef fonlarında 141 kişi ve 73 şirketin 187 milyar 653 milyon lira haksız kazanç elde ettiğini açıkladı. Tamam ama kim bu kişiler, hangi şirketler; bu listeleri, bu isimleri neden açıklamıyorsunuz? Hangi siyasetçiler, hangi bürokratlar bunlarla bağlantılı; neden açıklamıyorsunuz? Öyle organize bir düzen kurulmuş ki biri fonları şişirmiş, birinin kulağına fısıldamış, tam vaktinde para çekilmiş; çektiği milyarları, soğuk cüzdanlar üzerinden 3 milyar ve 5 milyar dolarlık dijital varlıkları yurt dışı hesaplarına kaçırmışlar. Bu sırada MASAK ne yapıyor? MASAK sessiz. Üç kuruş birikimi buhar olan yurttaşlara da masal anlatıyorsunuz.

Peki, bu durum öngörülemez miydi, önlem alınamaz mıydı? Bal gibi de alınırdı. Daha geçen sene Kripto Yasası görüşülürken kara para aklamaya karşı bizzat biz iktidarı uyardık. O gün bizim uyarılarımızı dikkate almayanlar bu kaçışa, bu kara para kaçışına zemin hazırlamış olmuyor mu; bunu da soruyoruz.

Sayın üyeler, kanun teklifini hazırlayanlar ülke gerçeklerini bütünüyle göz ardı etmekte. Teklifin gerekçesinde yolsuzlukla mücadele kararlılığından bahsedilmiş ancak bu teklif yolsuzu ihya ediyor.

Bakınız, AK PARTİ, "3Y'yle mücadele" diyerek iktidara gelmiş bir parti ancak yirmi beş yılın sonunda 3Y iktidarı kurdu yine aynı parti yani yolsuzluk, yasaklar ve yoksulluğu zirveye taşıdınız.

Fon vurgununun ekonomiye dolaylı maliyeti 100 milyar doları buluyor. Sadece Borsa İstanbulun çöktüğü 17 Eylül günü Merkez Bankası piyasayı tutabilmek için 5 milyar dolar satmak zorunda kaldı.

Teklifte yer alan "Kamu kaynağı kullanılmayacak." ifadesi -teklife geri dönüyoruz- koca bir yalan. Krizin negatif etkisi dolaylı olarak yine emekçilerin ve yurttaşların sırtına yüklenecek. Burada açıkça kanunlar çiğnendi, suç işlendi. Yasa ihlallerinin gerekleri derhâl yerine getirilmelidir. Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107'nci maddesindeki piyasa dolandırıcılığı, 106'ncı maddesindeki bilgi suistimali, 21'inci maddesindeki örtülü kazanç aktarımı ve 110'uncu maddesindeki görevi kötüye kullanma suçları hepimizin gözünün önünde işlendi. Yine, TCK 158'deki nitelikli dolandırıcılık, 220'nci maddesindeki örgüt kurma, 282'nci maddesindeki kara para aklama hükümleri açıkça ihlal edilmiş. Bağımsız bir yargıda tüm bu suçları işleyenlerin yargılanması, hesap vermesi gerekmektedir. Üstelik sermaye piyasalarındaki bu çürüme sadece fonlarla da sınırlı değil. "Bu ülkede şaşırmayı bıraktık." diyoruz ama her geçen gün yeni bir skandalla karşılaşıyoruz, "Bu kadarına pes!" dedirtebiliyorsunuz her gün yeniden.

Bursa Milletvekili Sayın Mehmet Atmaca'nın açıklamaları da "Yok artık!" dedirten cinsten. Bursalı bir sanayicinin, şirketini halka arz edebilmek için SPK sürecinde önce 1,5 milyon dolar rüşvet talebiyle karşılaştığı, ardından devreye giren bir milletvekili aracılığıyla 600 bin dolar yani yaklaşık 30 milyon lira rüşvet ödemek zorunda kaldığı haberlere yansıdı. Piyasaya girmek isteyen sanayiciden milyonlarca dolar rüşvet kesen bu haramilik düzeni kurulmuş. Haberde yer alan iddiaya göre SPK eski başkanlarından Ömer Gönül rüşvet vermek zorunda kalan iş insanını arayarak helallik istemiş; şimdi, bu nedir? Bu kadarına "Pes!" demeyelim de ne diyelim?

İktidar bu soygunlar, rüşvet çarkları ortaya saçılırken ne yapıyor? Gerçekleri yazan muhalif gazetecileri gözaltına alıyor; gazeteci Bahadır Özgür mesela, Adalet Bakanının bizzat açıkladığı listedeki sehven eklenen isimleri haberleştirdiği için gözaltına alındı, adli kontrole tabi tutuldu ve sosyal medya hesabı erişime kapatıldı. Bir başka muhalif gazeteci fon krizindeki skandalları televizyonda anlattığı için yine aynı gerekçeyle tutuklandı; evet, yapmadığı bir haberden tutuklandı. "Faşizm konuşma yasağı değil, söz söyleme mecburiyetidir." önermesine seviye artırdınız ama gerçeklerin üstü tutuklanmalarla, sansürle kapanmaz. Üç beş gün sonra unutulmasını umuyorsunuz, yarım milyon insanın canını yaktınız, ömürlük birikimlerinin üstüne çöktünüz. Unutulması bu sefer öyle kolay olmayacak. İktidar sıralarındaki aklıselim milletvekillerinin de bu durumun gayet farkında olduğunu biliyoruz.

Toparlamak gerekirse sayın milletvekilleri, bu kanun teklifi kalıcı bir çözüm değil, "1 milyon TL ödeme yapıyoruz." söylemi propaganda malzemesi olabilir ancak. "Teklifteki dağıtılabilir nakdin yetersizliği hâlinde oransal ödeme yapılır şartı yüzünden 540 bini aşkın küçük yatırımcının eli boş kalacak." Vurgunculara gönüllü iade maddesi ise zaten faillere sunduğunuz aklama zırhından başka hiçbir şey değil. Bu teklif tüm mağdurları kapsayıcı da değil yani kapsayıcılığı da yok. Komisyon görüşmeleri sırasında bize ulaşan yurttaşlardan onlarca telefon aldık, e-posta aldık. Öne çıkan iki husus vardı: Birincisi, 16 Eylülde öğleden önce fondan çıkış talimatı verdikleri hâlde paraları bloke edilenler ve tasfiye kapsamına alınmadığı hâlde içi boşaltılan fonlarda parası kalanlar var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

ADALET KAYA (Devamla) - Tamamlıyorum.

Bir de Komisyonda bunu da dile getirdik, diğer sorularımıza yanıt alamadığımız gibi, bu konuyla ilgili de aydınlatılmadık. Gerçekten hakkaniyetli bir şekilde bu sorunu çözmek istiyorsanız Meclis bünyesinde şeffaf bir araştırma komisyonu kurulsun, krizin tüm siyasi ve idari failleri yargı önüne çıkarılıp hesap sorulsun. TEFAS takas mağdurları ve hisse senedi sahipleri dâhil tüm küçük yatırımcıların zararları kamu kaynağı kullanılmadan vurgunu yapanlardan geri alınmak suretiyle karşılansın, bunun ötesinde yaptıklarınızın yurttaşlar nezdinde hiçbir değeri yoktur, bizim nezdimizde de hiçbir değeri yoktur.

Hepinize teşekkür ederim. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)