| Konu: | KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 8 |
| Tarih: | 20.10.2026 |
CHP GRUBU ADINA İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gecenin bu saatinde yüce Meclisi ve sizleri saygıyla selamlıyorum.
Maraş depreminden sonra herhâlde ekonominin en büyük yara aldığı olay da bu fonla ilgili sıkıntı. Ama maalesef, sorumlular ortada yok. Herkes kafasını kuma gömmüş, herkes kaçıyor ve ortada mağdur olan kim var? Vatandaş var. Yetkili kurullara güvenen, parasını yatıran dar gelirli garibanlar burada avlandılar. Nasıl mı avlandılar? Evet, işte, yetkililerin gözünün içine baka baka oradaki garibanlar avlandı. Kazancından, maaşından biriktirmiş olduğu gelirini artırmak için "Ben de borsaya, fona gireyim." dedi ama ne oldu? O kurtlar sofrasında o kazancını yitirdi. Bununla ilgili geçmişte de Sayın Genel Başkanımız ifade etmişti. Dedi ki: "Bu borsada garibanların parası gidecek." Ama ne oldu? İşte, geldiğimiz noktada garibanlara olan oldu. Birçok vatandaş şu anda feryat ediyor, bugün beni de bizzat arayarak -hatta Plan ve Bütçe Komisyonu Sözcümüz Cevdet Akay'a da yönlendirdim- birçok mağdur vatandaşımız hakkını aramaya çalışıyor. "Yitirdiğim o parayı acaba nasıl kurtarırım?" diye çaba içerisinde ama iktidar ve ortakları maalesef çözüm bulmak yerine yine pansumanla işi çözmeye çalışıyor.
Bu kanun teklifini bir an evvel geri çekin. Bu kanun teklifi o fonda zarar gören hiçbir vatandaşımızın derdine çare değil. Hatırlarsınız, ilk günlerde çıktı yetkililer ne dedi? "1 milyar liraya yakın kısmı karşılanacak." dedi. Kanun geldi, hiç öyle bir şey yok. Onun için sizden istirhamımız gerçekçi olalım, gerçekleri savunalım.
Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Şimşek ne demişti 4 Kasım 2025 tarihinde? "Bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını biliyoruz, manipülasyon alanında eksiklikler olduğunu biliyoruz. Eksiklikleri gidereceğiz." Ya 4 Kasım 2025'ten bugüne kadar ne yaptınız? Elinizi kim tuttu? Neden bunları, eksiklikleri gidermediniz? Kim engelledi? İşte bunu burada soruyoruz sizlere.
Yine, SPK... Evet, ne yapmış SPK? Gözlerini kapatmış, üç maymunu oynamış, hiçbir şeyden haberi yok. Bu fon krizinin en ortasında olan SPK maalesef görevini yapmamıştır, burada görevi suistimal var.
Günler geçiyor, felaketin büyüklüğü artarak, takla atarak ilerliyor, aynı kar topu gibi. İlk aşamada tasfiye kararı alınan fonların toplam büyüklüğü 18,3 milyar dolar deniyor. Şimdi felaket domino taşı gibi devamlı artarak devam ediyor. Fon skandalı yalnızca tasfiye kapsamındaki 131 fona yatırım yapan yaklaşık 455.758 kişiyi etkilemiş, borsa değer kaybetmiş, uluslararası alanda prestij ve güven kaybetmişiz gene gri listeye doğru hızlı bir şekilde gidiyoruz. Yaklaşık 7 milyon yatırımcıyı ilgilendiren borsadaki kayıplar dikkate alındığında halka açık şirketlerin piyasa değerindeki kaybın 100 milyar dolara ulaştığı hesaplanmaktadır. Bu yüzden etki analizinde yer alan, ayrıca "Tasfiye işlemleri kamu bütçesine yük getirmeden yürütülecektir." şeklindeki ifade maalesef inandırıcı değildir. Etki analizleri yetersiz kalmış, ceza soruşturması ve kovuşturması kapsamında el konulan, konulacak veya müsadere edilecek mal varlığı değerlerinin miktarı konusunda da herhangi bir değerlendirme maalesef ortada yok. Kanun teklifi, fon portföyünde yer alan ve fiyatların gerçeğe aykırı oluştuğu tespit edilen paylardan olağan dışı getiri elde eden kişiler için gönüllülük esasını getiriyor. Ya, arkadaşlar, gönüllü iadeyle suç unsurunun üstü örtülemez. Oysaki hepimiz de biliyoruz ki fahiş kazanç elde edenler masumiyet karinesi söz konusu olamaz, geri ödeme maalesef vicdana bırakılamaz. Geri ödemeyi siz vicdanına bırakıyorsunuz ondan sonra ödeyenlere hiçbir şey yok, elini kolunu sallayarak gidecek ama Antep'te 2 kilo baklava çalan çocukları ise hapse atıyorsunuz. İşte, adaletiniz bu kadar maalesef bunu da artık görün.
Para iadesi sorumluların aklanma sonucunu doğurmamalı, suç ve sorumluluk araştırması bütün kişiler için aynı ölçütlerle yürütülmelidir. Geldiğimiz noktada bu paraların iade edilip edilmediğini de kamuoyu merakla bekliyor ama maalesef onu da saklayacaksınız ve cevap yok. Fon skandalı detaylı araştırılmalı, sorumlular açığa çıkmalı ve bünyesinde bağımsız uzmanların yer aldığı özel bir komisyon maalesef oluşturulmadı, oluşturulması için mücadele ettik. Bütün muhalefet grupları araştırma komisyonu kurulmasını istedi ama iktidar ve ortağı komisyon kurulmasından kaçtı çünkü gerçekler ortaya çıkacaktı. Ama geldiğimiz noktada her kişinin sorumluluğunun kendi fiili ve bağlantısı üzerinden belirlenmesi gerekirken mevcut kanun teklifinde ise maalesef yetersiz olduğunu görüyoruz.
Yine, bu teklifte fon skandalında sorumlu olan kamu görevlileri hakkında işlem yapılması, soruşturma açılması gibi hüküm yok. Kamu görevlileri bu şekilde skandaldan kurtuluyor. Yahu, kimler buna önayak oldu, kimler bunun önünü açtı? Buradaki bürokrasiye neden biz hesap sormayacağız? Onun için bunun da gözden geçirilmesi gerekiyor.
Yine, bakınız, yapılan açıklamalarda tasfiyesi tamamlanmış olan fonlarda gerçekleşen geçmiş dönem yolsuzluklarla ilgili herhangi bir işlem yapılmayacağı, bunların yöneticileri hakkında herhangi bir idari ve para cezası soruşturması açılmayacağı ifade ediliyor. Bu, aynı zamanda kısmi nitelikte örtülü af olmuyor mu arkadaşlar? Bunlara örtülü affı yine getiriyorsunuz. Peki, ya atı alan Üsküdar'ı geçerken yaya kalanlar, zarar edenler, üç kuruşluk paralarını kaybedenler ne olacak? Bunun net garantisi var mı? Maalesef yok. Kanun teklifi yatırımcıların kayıplarının tamamen karşılanmasını güvence altına almıyor. Fon varlıklarının satışından elde edilen para yeterliyse yatırımcıların alacakları ödenecek ama eğer gelecek gelir, para yetmiyorsa maalesef fonda o para yatıran hissedarların hepsi zararlarla karşı karşıya kalacak. Ya, böyle bir uygulama var mı? Maalesef yok ama geldiğimiz noktada küçük yatırımcı gene burada avlanan olacak ama parayı götürenler, o listedeki 141 isim ortada yok. Kim var? Garibanlar var, garibanlar gelmişler, Mecliste sesini duyurmaya çalışıyor ama iktidar aynı, bu şekilde, maalesef ortada yok.
Yine, Cumhurbaşkanlığı sistemi, TBMM'nin yasa çıkarmasını engelliyor. AK PARTİ döneminde yasalar demokratik ilkelere uygun yapılmadığı için yapboz tahtasına döndü. Yani ciddiyetsiz bir şekilde kanun çıkarıyoruz arkadaşlar. Anayasa'ya aykırı bu kanun teklifi, mevcut sorunu çözmemekte, suçlu ve sorumlu olanları cezalandırmamakta, mağdur olanların da mağduriyetini gidermemektedir.
Sayın Başkan, değerli vekiller; fon meselesi gibi her konuda ikircikli, devlet vakarıyla bağdaşmayan uygulamalar var. Geçtiğimiz günlerde de yine ben burada ifade ettim: Ya, bir kere doğru işiniz yok mu? Bakınız, YÖK'le ilgili, Namık Kemal Üniversitesinde karşılaştığımız bir hukuksuzluğu söylüyorum: Rektör ataması yapılacakmış, süresi bitiyormuş diye daha ilk aylarda kadro istiyorlar ama maalesef yok. Geldiğiniz noktada da oradaki YÖK'ün bu uygulaması İstanbul'daki başka bir üniversitede ise tam tersine, haziran ayında ilana çıkıyor, temmuzda kadro veriliyor. Yine aynı şekilde, bugün Sağlık Bilimleri Üniversitesine Resmî Gazete'de tam 226 profesör 230 kişilik kadroya veriliyor. Verilsin, "Verilmesin." demiyorum ama yine Namık Kemal Üniversitesine, Tekirdağ gibi diğer üniversitelere de bu ayrıcalığın sağlanması lazım.
Yine, başka bir konu, sizlerin ne kadar ülke sorunlarından uzak olduğunuzu ortaya koyma konusunda... Yani kafanızı kuma gömmüşsünüz, her şeyden uzak bir şekilde iktidarınızı sürdürüyorsunuz. Buradan Dışişleri Bakanı ve Ulaştırma Bakanına sesleniyorum: Çifte vatandaşlarımız sorun yaşıyorlar. Bulgaristan'dan emekli olmuş, sosyal güvenlikten emekli olan vatandaşlarımız, her yıl yaşam belgelerini Bulgaristan'a ulaştırılması gerekiyor, Sosyal Güvenlik Kurumuna. Ama maalesef, posta, PTT'deki iadeli taahhütlü mektuplar artık buradan Bulgaristan'a gitmiyor. Ya, Türkiye Cumhuriyetinin haysiyeti bu kadar aşağı düşer mi arkadaşlar? Bir an evvel Ulaştırma Bakanı ve Dışişleri Bakanının bu çifte vatandaşlarımızın sorunlarını... Sayın Başkanım, arkadan böyle diyorsun ama bunun çözülmesi lazım. İşte, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın onuru burada ortaya çıkacak. Siz her zaman kimin yanındasınız? Güçlünün yanındasınız yani güçlüyseniz sıkıntı yok, ne bir mahkemede yargılanırsınız ve hiçbir sorun olmaz. Aynı böyle fonda parayı götürenler rahat bir şekilde hayatını sürdürüyor ama gariban ise eziyet çekiyor. Sayın Kaya, Tekirdağ'dan çok güzel araziler kapatmış. Vallahi ben de Tekirdağ'da yaşıyorum, böyle arazileri görmedim, işte, fonda kazanmışlar, orada da yatırıma gitmişler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - Bu yatırımdaki paraları, mülkleri bir an evvel Hazineye kaydederek bu fondaki insanların zararlarının karşılanması lazım. Hani, bütçeden para çıkmayacaktı, hani kamudan para çıkmayacaktı? Katılımevi Emlak Katılıma devrettiniz. Ne oldu? Sizin söyledikleriniz yine maalesef yarıda kaldı. Kısacası, havanda su dövüyoruz. Bu kanunu bir an evvel geri çekin, hep beraber daha geniş kapsamlı bir kanun yapalım ama suçluları da terör suçluları şeklinde değerlendirip bu işi yapanların da ceza almasını sağlayalım diyorum.
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)