GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
Yasama Yılı:5
Birleşim:8
Tarih:20.10.2026

DEM PARTİ GRUBU ADINA KAMURAN TANHAN (Mardin) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Burada, konuşmamın hemen başında peşinen söylemek istediğim bir husus var: Önümüze getirilen bu kanun teklifinin metni iddia edildiği gibi adil bir tasfiye ya da mağduriyeti gideren bir adalet metni değildir elbette. Bu metin, kurumların ve siyasi iktidarın gözü önünde organize bir biçimde örülen ülke tarihinin en büyük finansal soygunun üzerini örtme çabasından başka bir metin değildir elbette. İktidar, bir avuç rantiye ve şebekenin servetine servet kattığı, milyonlarca emekçinin dişinden tırnağından artırdığı birikimlerinin buharlaştığı bu organize talanın siyasi ve kurumsal faturasından kaçmak için bu yasa metnini getirmiş.

Değerli milletvekilleri, karşımızda duran tablo teknik bir borsa dalgalanması değil resmî rakamlara göre doğrudan 455 bini aşkın fon yatırımcısını, dolaylı olarak da borsadaki hisse çöküşleriyle birlikte 11 milyona yakın yurttaşımızı vuran ve ekonomiye maliyeti 100 milyar doları aşan devasa bir yıkımdan bahsetmekteyiz. Peki, bu noktaya nasıl gelindi? İktidar sözcüleri çıkmış, meseleyi "birkaç kişinin yoldan çıkması, şeytana uyması" gibi kişiselleştirilmiş masallarla izah etmeye çalışıyor. Kimse halkın aklıyla alay etmesin; ortada adım adım kurgulanmış, siyasetin ve bürokrasinin himayesinde yürütülmüş organize bir şebeke var.

Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, şu kürsüden, özel kalem müdürünün 7 arkadaşıyla beraber bu fona girdiğini söylüyor. Akıllara şu geliyor: Kurban Bayramı'ndan önce kurbana girmek gibi, danaya girmek gibi bu borsaya, bu hisseye girmişler bunlar. (DEM PARTİ ve Yeni Parti sıralarından alkışlar) Danaya mı girdiniz? Elbette ki hayır. Biliyorsunuz, özel kalem müdürünüz bunu biliyorsa siz de biliyorsunuz, etrafındaki diğer bürokratlar da biliyor. 7 kişi diğer 7 kişiye söyler, o 7 kişi 70 kişiye söyler; bu, devasa rakamlara ulaşır. Dolayısıyla bu fondan hepinizin haberi vardı, bundan kaçamazsınız.

Sermaye Piyasası Kurulu daha 2025 yılının son çeyreğinde şunu söylüyor: Bazı fonlarda, sığ hisselerde iktisadi temeli olmayan yapay fiyat hareketlenmelerini tespit ediyor. 2 Aralık 2025'te ise Finansal İstikrar Komitesinde görüşülmüş, Hazine ve Maliye Bakanı 2025'in sonunda "17 yatırım fonundaki piyasa bozucu işlemleri takip ediyoruz, gereğini yapacağız." diyor ve bunu söylediği konferansta Tera Yatırım platin sponsor olarak yer alıyor. Aslında, suç mahallinde muhataba, faile diyor ki: "Biz sizi biliyoruz, sizi takip ediyoruz, bu fonlarda gereğini yapacağız." Ama bu tespitlere ve uyarılara rağmen 17 Eylül 2026 tarihine kadar yani tam on ay boyunca bu vurguna göz yumuldu. Maliye Bakanının etki edemediği yapı kim? Kim bu yapı? Bu yapıda kimler var? Bu Meclis araştırma komisyonunun kurulmasını ısrarla talep ettiğimiz nokta bu. İşte, bu yapıda kimler var, ucu kime dokunuyor, bunların araştırılması ve ortaya çıkarılması gerekir. Hangi görünmez el "Denetim mekanizmalarına karışmayın?" diyor. Vurgunun boyutları katlanırken, halkın tasarrufları hortumlanırken harekete geçmeyen, âdeta yangını izleyen, şimdi çıkıp yangından kurtarıcı rolü devşirmeye çalışıyor.

Ülkede bağımsız yargı yok, özgür basın yok, denge denetimi yok ama ne var biliyor musunuz? Siyasi konumu bireysel zenginliği için kullanan siyasetçiler ve bürokratlar var. 2001 krizinden sonra banka kurmanın şartları son derece ağırlaştırılırken, mali güç ve itibar koşulu aranırken bu şaibeli fonların sahiplerine banka kurma lisansını kim verdi? BDDK ve MASAK bu kişilere hangi siyasi referanslarla, hangi ahbap çavuş ilişkisiyle banka kurma vizesi verdi? İşte bu soruların cevabı Mecliste kurulacak bir araştırma komisyonunda karşılık bulacaktı. Brecht'in Üç Kuruşluk Opera'sı var, izleyenler muhakkak vardır. Şöyle diyor: "Bir banka soymak bir banka kurmanın yanında nedir ki?" İşte siz bunu yaptınız, bankayı soymadınız, bankanın kendisini kurdunuz ve bir düzen oluşturdunuz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Bugün burada tam olarak bu finansal soygunun, bu rejimin tescilini konuşuyoruz. Bu kriz uygulanan ekonomik, politik tercihlerden, bizzat Şimşek programından, programın yarattığı tahribatlardan bağımsız değildir. Enflasyon karşısında ücretlerin baskılandığı, alım gücünün yok edildiği ortamda emekçiler, emekliler ve dar gelirliler üç kuruşluk birikimini koruyabilmek için finansal piyasalara, fonlara sürüklenmiş durumdalar. Orada da en büyük tuzağa siz düşürdünüz işte; sosyal güvencenin, insanca yaşamın, bir ücretin olmadığı yerde finansallaşma yurttaşın tek sığınağı hâline geldi. Ancak iktidar emekçilerin bu zorunlu getiri arayışını organize manipülatörlerin ve siyasi bağlantılı sermaye çevrelerinin insafına terk etti.

Şimdi Genel Kurulda getirilen teklife bakacak olursak kanun teklifinin genel gerekçesinde şöyle diyor: "Devletin yoksullukla mücadelesi, yolsuzlukla mücadelesi kararlılıkla ortaya konmaktadır." Hangi kararlılık? İktidara soruyoruz: Hangi kararlılık? Uluslararası Şeffaflık Örgütünün Yolsuzluk Algısı Endeksi'nde 182 ülke arasında 124'üncü sırada iken, 124'e gerileyen algıdan mı bahsediyoruz? 31 puanla çakılan bu iktidarın yolsuzlukla mücadele kararlılığından bahsetmesi kelimenin tam anlamıyla trajikomiktir.

AKP'nin "Yolsuzlukla, yasaklarla ve yoksullukla mücadele edeceğiz." diyerek yola çıktığı yirmi beşinci yılın sonunda yolsuzluk bir yönetim biçimi olmuş, yoksulluk halkın kaderi olmuş, yasaklar ise gerçeği söyleyenlerin payı olmuştur; gerçek olan budur işte.

Teklifin maddelerine baktığımızda düzenleme yalnızca 17 Eylül 2026 tarihindeki kararla, konu 131 fonla sınırlı tutulmuş. Genel, kalıcı ve halkı koruyan kamusal bir denetim mekanizması, bir reform oluşturulmamış. Krizi soğutmaya odaklı, adrese teslim bir yasa hazırlanmıştır.

Kamuoyuna "1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılacak." denilerek algı yaratılıyor. Oysa teklifin 4'üncü maddesine baktığımızda dağıtılabilir nakdin yetersizliği hâlinde oransal ödeme yükümlülüğünü getiriyor. Kasası boşaltılmış, içi hortumlanmış batık fonlarda 340 bini aşkın küçük yatırımcının eline ne geçeceği tamamen belirsizdir, meçhuldür.

Teklifin maddelerine devam edecek olursak, fon krizinin patlayacağını içerden öğrenip zamanında milyarlarca liralık satış yaparak kaçan şebeke mensuplarına teklifin 4'üncü maddesiyle isteğe bağlı gönüllü iade zırhı getiriliyor. Hırsızlığın, bilgi suistimalinin, organize dolandırıcılığın iadesi gönüllüğe bırakılabilir mi? Biz Komisyonda bir önerge verdik, içeriden bilgi alanlarla ilgili ve piyasa dolandırıcılığı yaparak haksız kazanç elde edenlerin gönüllüğe bırakılamayacağı, cebren tahsil edilsin veya failler Ceza Kanunu'na göre yargılansın dediğimizde tabii ki reddettiniz. Dolayısıyla, buradaki niyetiniz de ortada. Bu manipülasyon sadece fon sahiplerini vurmadı, TERA başta olmak üzere bu fonlarla bağlantılı şirketlerin hisselerinin taban taban çökünce borsadaki yüz binlerce küçük hisse senedi yatırımcısı da battı. Komisyonda "Hisse senetlerinde mağdur olan küçük yatırımcının zararı da bu geri kazanım mekanizmasına dâhil edilsin." dedik onu da reddettiniz. Fon baronları manipülatörlerini ve aklama yolunu ararken emeğiyle geçinen küçük tasarruf sahiplerini yüzüstü bıraktınız.

Yine, 3'üncü ve 5'inci maddelerinde krizin başmimarı denetim görevini ihmal eden SPK'ye sınırsız denetim yetkisi vermeye çalışıyorsunuz. Faile, olası şüpheliye denetleme yetkisi veriyorsunuz yani halk arasında kuzuyu kurda teslim ediyorsunuz, başka bir şey de yok bu durumda. Borsa dışı satış, hâkim ortağı satış gibi kapalı mekanizmalarla portföydeki değerli varlıkların iktidara yakın çevrelere kelepir fiyata peşkeş çekilmesinin önünü açıyorsunuz. Üstelik 6'ncı maddeyle yargı kararı ve kesinleşmiş bir hüküm olmadan mülkiyet hakkını TMSF'nin insafına bırakıyorsunuz, bu da anayasal mülkiyet hakkını ve masumiyet karinesini ayaklar altına alan bir durumdur.

Peki, şunu sormak gerekmiyor mu? Adalet Bakanı açıklamasında "141 kişi ve 73 şirketin 187 milyar lirayı aşkın kazanç elde ettiği tespit edildi." diyor. Bu listede hangi siyasetçiler var, hangi üst düzey bürokratlar var, hangi rant odakları var? Bunları da açıklayın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

KAMURAN TANHAN (Devamla) - Tamamlıyorum.

Soğuk cüzdanlarında milyarlarca dolarlık dijital varlıkların yurt dışına kaçırıldığı iddiası neden aydınlatılmıyor? Neden isimler gizleniyor? Neden bir Meclis araştırması komisyonundan kaçıyorsunuz en önemlisi? Bakın, bu konuda samimi ve gerçek çözüm istiyorsanız üç beş bürokratın istifasıyla veya bu sistemi aklayan bir palyatif kanunla çözüm bulamazsınız. Gerçek çözüm, vurgunda sorumluluğu bulunan tüm siyasi ve bürokratik aktörlerin yargı önüne çıkarılmasıdır, fonlarla bağlantılı şirketlerin hisselerinde batan küçük küçük yatırımcıların zararlarının eksiksiz karşılanmasıdır. Sizin yapacağınız WhatsApp grubundan çıkarmak veya Instagram'dan takibi bırakmakla cezalandırılacak bir durum değildir.

Genel kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)