GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
Yasama Yılı:5
Birleşim:8
Tarih:20.10.2026

CHP GRUBU ADINA CEVDET AKAY (Karabük) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Çok önemli bir konuyu görüşüyoruz, büyük bir fon yolsuzluğunu görüşüyoruz. 294 sıra sayılı bu Kanun Teklifi Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken çok çeşitli önerilerimiz oldu, önergelerimiz oldu fakat hiçbiri kabul edilmedi. Başlangıçta bazı maddelerinin Anayasa'ya aykırılığını ifade ettik; 1, 3, 4, 5, 6, 7 Anayasa’nın 2'nci, 7'nci ve 10'uncu maddelerine aykırıydı. Meclis İç Tüzük'ünün 38'inci maddesine göre işlem yapılmasını talep ettik, yerine getirilmedi. Tali komisyonlarda görüşülecek maddeler vardı. Adalet Komisyonunda, Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda görüşülmesi gereken maddeler vardı, görüşülmedi. Etki analiziyle ilgili yetersizlikler vardı, raporun etki analizi yeterli değildi, bunları ifade ettik ve bunlarla ilgili maalesef yeterli tartışmalarımız olmadı ve önergelerimiz reddedildi. Şimdi, 455.758 tekil kişiyi ilgilendiren, esasında, etrafıyla beraber 4,5 milyonluk hane halkıyla ilgili bir mağduriyetten bahsediyoruz. İçerisinde öğretmeni var, doktoru var, emeklisi var, asgari ücretlisi var, diş hekimi var, hemşiresi var, mavi yakalısı var, beyaz yakalısı var. Bunlar enflasyon altında paralarının ezilmemesi için, daha yüksek getiri elde etmek için bu fonlara paralarını yatırmışlar. 71 yaşında kalp hastası bir teyzemiz var, birikimini yatırmış, parasını kaybetmiş; depremden kurtulmuş, önümüzdeki on beş gün içerisinde evlenecek bir çift parasını buraya yatırmış, kaybetmiş; emekli tazminatını, kıdem tazminatını, ihbar tazminatını yatıranlar var ve bunların paraları burada kalmış, hiçbirisi bu paralarını alamıyor ve bu kriz bağıra bağıra gelmiş esasında. Böyle sanıldığı gibi de 2025 yılının son çeyreğinde değil, esasında 2021 yılından günümüze sirayet eden, bağımsız denetim kurumu raporlarında açıkça ortaya konulmuş ve KAP'ta açıklanmış, SPK'nin de bilgisi dâhilinde olmuş konular var. Buradaki bağımsız denetim raporlarında kârlılık oranlarının düştüğünü, zarar ettiğini, mali sürdürülebilirliğin olmadığını, borçlanma oranının çok yüksek olduğunu, işletmeden ortakların ve ortaklarla bağlantılı şirketlerin paralar çekmeye başladığını yani buradaki fonlardan, portföy şirketlerinden paraların dışarıya çekildiğini yani tabiri caizse hortumlandığını ifade etmiş ama hiçbir işlem yapılmamış. SPK de yapmamış, BDDK de yapmamış, Takasbank da, Menkul Kıymetler de, İstanbul Borsası da aynı şekliyle, MKK gibi kuruluşlar görevlerini zamanında yerine getirmemiş. Sayın Hazine ve Maliye Bakanı açıklamasından sonra "Manipülatif hareketler var." demiş, SPK'yi göreve davet etmiş, kongrede açıklamış bunu, çalışma grubu kurulmuş Sermaye Piyasası Kurulunda, buradaki çalışma grubunun ne yaptığını, ne tespitler yaptığını bilmiyoruz, kamuoyuna açıklanmamış yani müdahaleyi durduran bir siyasi otorite mi var; bunun da açıklığa kavuşturulması gerekiyor. Büyük bir mağduriyet kitlesi var; arkasında siyasetçi, bürokrat, kim varsa hepsinin hesap vermesi gerekiyor. İşletmeden çekilen değerler, yurt dışında kaçırılan paralar, bunlar araştırılmalı. Fahiş kazanç elde eden bir gruptan bahsediyoruz, fahiş kazanç elde eden guruplar organize ve planlı bir şekilde bunu yapmışlar, fonların içindeki hisselerin değerlerini yükseltip yüksek fiyattan halka satarken kendileri yüksek kazanç elde edip halkın da -fiyatların düşmesiyle- böyle mağdur durumda kalmasına sebep teşkil etmişler. Şimdi, nitelikli yatırımcı var, normal yatırımcı var, "PBLK" dediğimiz para blokajı olan yani takas kesinliği olduğu hâlde SPK Kanunu'nun 79'uncu maddesine göre paralarını alması gerekenler var; bunlar da alamıyorlar. Burada da "fiyat belirlenmedi" ve "temerrüde düştü" kıstası öne sürülüyor, o zaman, bu madde olmayacaktı değerli milletvekilleri, o zaman, bu 79'uncu maddenin burada bulunuşunda bir yanlışlık var. Bugün mağdurlar Anayasa Mahkemesine gitse buradaki 79'uncu madde gereğince alamadıkları paranın hepsini dava sonuçlandığında faiziyle birlikte alırlar. Burada şu aklımıza geliyor: Kamu bütçesinden destek verilmemesiyle ilgili ifadelerde bulunuyoruz, acaba yargılama gideri sonucunda oluşacak tutarı tazminat şeklinde veya farklı bir şekilde bütçe dışından ödeme mi düşünülüyor? Bunların da mutlaka açıklığa kavuşturulması gerekiyor.

Şimdi, burada biz önerge verdik, bu Devlet Denetleme Kurulunun, oradaki denetçilerin, müfettişlerin -başlangıçta 10'du, şu anda sayısının 20'ye ulaştığı ifade ediliyor- raporları sonuçlanıncaya kadar, ön incelemeyle ilgili durumlar tespit edilinceye kadar buradaki, SPK'deki, BDDK'deki, ilgili yerlerdeki kişilerin görevlerinden ayrılmalarını, bu kanun teklifine dercedilmelerini yeni bir maddeyle ifade etmiştik, yerlerine yenilerinin atanmasını söylemiştik. Neticede, önergemiz orada reddedildi ama Sayın Cumhurbaşkanı kararıyla görevden alınan bir SPK Başkanı var, görevinden alındı şu anda ama şöyle de bir durum var: Sermaye Piyasası Kanunu'nun 132'nci maddesine göre, görevden alınan SPK Başkanının ve Kurul üyelerinin herhangi bir işte çalışmadığı müddetçe iki sene maaşını alma hakkı var -nasıl, Merkez Bankasında geçmişte olmuştu- böyle iki sene bir yerde işe başlamadığı sürece iki seneye kadar maaşını alabilecek. Bir taraftan, mağdurlar hiçbir şeyini alamıyor, ne alacak bilmiyor, parası kaldı, böyle sıkıntı içerisindeler, çok kötü durumdalar ama bir taraftan hem bunun sorumlusu hem bir taraftan da sorumlu olduğu hâlde makamından ayrılmış ama maaşını, özlük haklarını almaya devam eden bir durumdan bahsediyoruz; bunu da kabul etmemiz mümkün değil.

Yine, aynı şekilde, Sayın Bakan Yardımcısı emekliliğini istedi, emekli oldu çeşitli sebeplerden, biliyorsunuz sebeplerini ama Sayın Bakan Yardımcısı, Aile ve Gençlik Fonu Başkanıydı, Bakan Yardımcılığından ayrılınca o görevi düştü ama EXIMBANK’ta Yönetim Kurulu Başkanlığı devam ediyor hâlâ yani kendisi de oradan bir taraftan gelir elde etmeye devam ediyor.

Ben buradan bir kez daha ifade ediyorum: Biz bir kanun teklifi vermiştik, değerli milletvekilleri, 2531 sayılı, kamuda görev yapan kamu yöneticilerinin görevden ayrıldıktan sonra yapamayacağı işlerle ilgili süreler var, biliyorsunuz, kendi alanıyla ilgili yönetim kurulu üyesi, danışma kurulu üyesi olamaz, üç yıl süreyle olamaz. Bu kanunla beraber bu son gelişmenin de tekrar mutlaka gözden geçirilmesi gerekiyor ve bunların da önlemlerinin alınması gerekiyor.

"Kamu kurum ve kuruluşlarının; Türkiye Varlık Fonu, İşsizlik Sigortası Fonu gibi kurumların bu sermaye piyasalarında paraları var mı?" diye sormuştum -ben bunu yaklaşık bir ay önce sormuştum- net cevap alamadık şu ana kadar; soru önergemizle Hazine ve Maliye Bakanlığına da sorduk. Ayrıca, Adalet Bakanlığına sorduğumuz sorular var, onların da cevapları bu sıralar gelir herhâlde.

İşsizlik Sigortası Fonunun ağustos sonunda 851 milyar bir varlık büyüklüğü vardı, eylül sonunda 883 milyar olmuş yani ağustosta yatırdığı kısım 3,4; eylülün 15'ine kadar da bu varlıkla ilgili olarak 3,8 milyar TL'lik bir kısım bu fonlarda değerlendirilmiş, bunu da görüyoruz bu fonun yöneticilerinden veyahut da Türkiye Varlık Fonuna bağlı şirketlerden anlıyoruz ki burada da bu fonlarda da değerlendirilen paralar var ve kalan paralar var, geri alınamayan paralar var.

Başka kamu kurum ve kuruluşlarında böyle bir durum var mı? Bunu bir kez daha soruyoruz. Kamuoyuna yansıdı, bazı belediyelerin de paraları var.

Bazı kamu bankalarının yöneticilerinin bu fonlarda geçmişten bugüne kadar organize ve planlı bir şekilde fahiş kazanç elde ettiği, son noktada da bir kısmının içeride yakalanıp çok ciddi paralarının takıldığını da biliyoruz; bu konuyla ilgili de yetkililerden açıklama bekliyoruz.

Burada TMSF'yle ilgili durumdan bahsetmemiz gerekir. TMSF'ye çok önemli bir görev verildi bu alacakların takibi, kurul tarafından belirtilen tutarlar ve kişilerle ilgili, alacakların takibiyle ilgili 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun gereği birtakım gücünü de kullanabilecek. Burada hem yurt içinde hem yurt dışında bu transfer edilen, kaçırılan -ben buna soğuk cüzdanlarla kaçılanları da dâhil ediyorum- paraların mutlaka tespit edilmesi, mal varlıklarının tespit edilmesi ve geri getirilmesi gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın.

CEVDET AKAY (Devamla) - Toparlıyorum Başkanım.

Bununla ilgili MASAK'ın uluslararası istihbarat birimleriyle, kurumlarıyla irtibata geçip -ki EGMONT'tur- tespit edip bu paraları bir an önce yurdumuza getirmeleri gerekiyor. Mağdur vatandaşlar alacaklarının sonuna kadar, kuruşuna kadar ödenmesini bekliyor ve somut bir program bekliyor ve bütün bu müsebbiplerden hesabın sorulması gerekiyor hem idari hem kanuni hem mali ve sonuna kadar bu tahsilatların yapılması ve mağdurlara ödenmesi gerekiyor. Beklenen budur, biz de Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bu konunun sonuna kadar takipçisi olacağız, mağdurlarımızın yanında olacağız.

Ayrıca, mevzuatla ilgili düzenlemelerin de mutlaka yapılması gerekiyor. Tahvil piyasasına az önce girildi, 1 trilyonluk bir piyasadan bahsediliyor, 35 milyarlık bir içeride bekleyen krizle alakalı bir tahvil piyasası var, bunlar da ödenmeyecek, bu da ayrıca bir sıkıntı olacak. Reel sektör finansmana ulaşamıyor, daha da sıkıntıya girecek. Bütün bunların çözülmesi gerekiyor.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)