| Konu: | ÖNERİLER |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 8 |
| Tarih: | 20.10.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA KEZBAN KONUKÇU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu ülkede deprem olur, binlerce kişi ölür, asrın felaketi, sel olur, insanlar ölür, evleri su basar, asrın felaketi ama yirmi beş yıldır iktidarda olan AKP-MHP iktidarı, saray rejimi sorumluluk almaz. Biz buradan açıkça ifade edelim: Aslında asrın felaketi sizsiniz, milletin başına bela olmuş bir iktidar var, asrın baş belası iktidar. Rantçı, talancı iktidarın yönetim anlayışı İstanbul'da dere yataklarını imara açarak, afet toplanma alanlarını betonlaştırarak, meteorolojik uyarılara rağmen önlem almayarak göz göre göre insanları katletmiştir. İstanbul'da 14 Ekimde yaşanan sel felaketi bir doğal afet değildir, aslında bir tesadüf de değildir ve İstanbul'da 63 dere yatağının üzerine konut ve iş yeri diken, ormanları ve doğal su yollarını yok sayan, kentin hafızasını rant uğruna silmeye çalışan bu anlayışın sonucunda bu felaket yaşanmıştır. Esenyurt'ta, Ayazağa'da derelerin taştığı her mahallede bakıyoruz ki en büyük bedeli emekçiler ödemiştir, yoksullar ödemiştir.
Bakın, İstanbul ve Kocaeli'de hayatını kaybeden insanların sayısı 10 olarak açıklanmıştır, aslında 11 kişi hayatını kaybetmiştir. Peki, neden bir kişinin ismi anılmıyor? Bu kişi işçi Faik Şentürk. Faik Şentürk Beykoz'da bir okul inşaatında bekçi olarak çalışmaktaydı ve selden hemen bir gün sonra bu inşaatın -ki bu inşaatın ihalesini alan da Beyoğlu Bilişim İnşaat diye bilinen ve sürekli kamudan ihale alan bir firma bu da dikkat çekici- bodrum katına indiriliyor orayı boşaltması için hiçbir önlem alınmadan, çukura düşerek hayatını kaybediyor ama adı dahi anılmıyor bu emekçinin.
Peki, bugün bu kent sular altında kalırken, dereler taşarken, insanlar can verirken halktan yana olan bilim insanları, şehir plancıları, mimarlar nerede? İçeride tutsaklar. "Dere yataklarını imara açmayın, kuzey ormanlarını katletmeyin, kamusal alanları rantiyeye terk etmeyin." diyen şehir plancıları içeride ve bunlardan biri de Tayfun Kahraman ve mahkeme kararlarına rağmen hâlâ bırakılmıyor çünkü bu rant sistemi devam etmesin diye gerçekleri açığa çıkaran bilim insanları ve şehir plancıları içeride olacak ki siz kolay kolay soygununuza devam edin. Peki, bu rantçı anlayışın son örneğini biz nerede gördük? Esenyurt'ta gördük, kayyum Belediye Başkanı Yardımcısı Yusuf Ulutaş'ın evlerinden yüz binlerce dolar -ben böyle bilemiyorum o rakamları ama okuyayım bari- on binlerce avro, milyonlarca lira nakit ve...
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Biz nasıl bilelim Vekilim, maaşlı insanlarız.
KEZBAN KONUKÇU (Devamla) - .. ultra lüks kol saatleri -ben reklam olmasın diye onları da söylemeyeyim, siz çok iyi bilirsiniz o saatleri- silahlar falan ele geçirilmiş.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
KEZBAN KONUKÇU (Devamla) - Tamamlıyorum.
BAŞKAN - Sayın Koçyiğit, lütfen hatibe laf atmayın.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Destekliyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Evet, buyurun, devam edin lütfen.
KEZBAN KONUKÇU (Devamla) - Hak edişlerin yüzde 20'si oranında rüşvet alındığı açığa çıkarılmış. Peki, bu kayyum yani bizde olan belediyeye kayyum atanmıştı biliyorsunuz, halkta yani kent uzlaşısında. Peki, bu ne oldu? Görev değişikliği yapıldı, kayyum vali yardımcısı olarak merkeze alındı yani suç ve usulsüzlük iddialarının üzerine gidilmedi, sadece yüz değiştirildi. Şimdi, burada fon vurgunuyla ilgili de şöyle söyleniyor: "İşte, yasa gelecek, üzerine gideceğiz, edeceğiz, yapacağız." E, buyurun, yapın. İşte, istifa edenlere de "Görevden alındı." falan dediniz, onlar istifa etti diye biliyoruz biz. Bilmiyorum yani oralarda da yalandan bir şey yapıyorsunuz, bari açık açık söyleyin; "Görevden alındı." diye basına öyle yansımadı. Bakın, bu rant düzeninden, kesinlikle bundan hesap sorulmadan bizim, halkın, hiçbirimizin yaşam güvencesi dahi yok; İstanbul gibi bir kentte insanlar selde can veriyorlar. Bu vurguncular yüzünden, bu vurguncu anlayış yüzünden ancak bu iktidardan kurtularak kurtulabiliriz diyorum.
Teşekkür ediyorum. (DEM PARTİ ve Yeni Parti sıralarından alkışlar)