GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: AÇIKLAMALAR
Yasama Yılı:5
Birleşim:8
Tarih:20.10.2026

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Evet, haftalardır fon krizini konuşuyoruz ve fon krizinin tamamı, iktidar partisi yetkilileri tarafından bir iletişim kampanyası olarak götürülmeye çalışılıyor. Tabii, iletişim kampanyası deyince aklıma şey geldi yani yirmi dört yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında o meşhur bir tanım var, işte "Boğaz'da, yalılarda oturuyorlar, Türkiye'yi dizayn ediyorlar." Bununla birlikte, yirmi dört yıl boyunca azimle, kararlılıkla bir servet düşmanlığı yaratıldı, bir servet düşmanlığı yaratıldı. Bu servet düşmanlığı, AK PARTİ'nin üzerinde sörf yaptığı bir servet düşmanlığıydı. Şimdi, o Boğaz'daki yalılarda ya AK PARTİ'liler oturuyor ya da AK PARTİ'lilerin etiketlerini kullananlar oturuyor. İşte, bugün toplumun, milletin, emeklinin, işçinin, köylünün, üretemeyen köylünün, hayatta kalmaya çalışan emeklinin, bu enflasyon altında ezilen işçinin ve bu ülkenin orta sınıfının, beyaz yakalıların kızgınlığının, kırgınlığının, siteminin, hatta nefretinin kaynağı işte bu kendilerinin yarattığı servet düşmanlığı.

Şimdi, Sayın Abdullah Güler geçtiğimiz hafta bir açıklama yaptı, dedi ki: "Vicdani olarak fazla olduğunu düşünenler iade etsinler." Ne acı değil mi? İktidar partisinin Grup Başkanı diyor ki: "Vicdani olarak fazla olduğunu düşünenler iade etsinler." Yahu kardeşim, bunların zaten vicdanı olsa bu parayı kazanmazlar ya, vicdani olsa bunu kazanmazlar, sen bunlardan vicdani olarak iadelerini istiyorsun. Sen devlet değil misin, devleti yönetmiyor musun? Kimin ne halt ettiğini bir tuşa basıp göremiyor musun da çağrı yapıp "İade etsinler." diyorsun?

Şimdi, geçenlerde bir film seyrettim, filmde bir replik vardı, ben çok etkilendim, replikte diyor ki: "Bir gerçek vardır, bir de hikâye. Bir gerçek vardır, bir de hikâye." Evet, ey iktidarın temsilcileri, siz gerçekle değil vatandaşa hikâye anlatmakla meşgulsünüz, sadece hikâye anlatıyorsunuz. Hâlâ üç hafta geçmiş, binlerce yatırımcı perişan, üç kuruş parasını oraya koyan ya da bütün birikimini oraya koyanların, hepsinin niyetini kendi art niyetinizle... Kendi yetiştirdiğiniz ve "Asım'ın nesli" diye tanıtmaya çalıştıklarınız, burada işçi sürünürken, çiftçi perişanken, emekli ölümü beklerken, millet açlık sınırının altında yaşarken, "Bunlar harika çocuklar, finans dehası, finans gurusu" diye diye yol verdikleriniz memleketi soyarken, bütün bunlara rağmen bunlara referans oldunuz, bunlar da cüreti sizden buldular.

SPK Başkanı sağlık gerekçeleriyle istifa etmiş, Maliye Bakan Yardımcısı emekliliğini istemiş, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanı görevden alınmış; harika, daha da devamı gelecek belli ki. Bir uyanış başlamış, daha doğrusu bir uyanış değil, toplumun farkındalığı karşısında bu hikâye anlatıcılığınızın bir işe yaramadığını fark etmişsiniz. İşte, şimdi ağır ağır ülke yönetmeye başlıyorsunuz. Ama unutmayın, rahmetli anamın bir sözü var: "İnsan, tercihlerinin toplamıdır." Bu makamlara bu zatlar gökten zembille inmedi; insan tercihlerinin toplamıdır. Bu iktidar grubu da bu bakanlar da bu bürokratlar da hepsi tek bir kişinin imzasıyla atandı, o yüzden insan tercihlerinin toplamıdır. Buradan da rahmetli anamı rahmetle anıyorum; ne kadar doğru söylediği, 49-50 yaşındayım, bir kez daha önüme çıktı.

Değerli iktidar mensupları, bir ahlak ikileminde kaldığınız zaman kendiniz için neyin önemli olduğunu anlar, hatta öğrenirsiniz. Aylardır, daha doğrusu haftalardır bir ahlak ikilemindesiniz. Bu ahlak ikileminin sonucunda sizin için neyin değerli ve önemli olduğunu anlamış ve öğrenmiş olmanız gerekiyor. Bu öyle bir ahlak ikilemi ki siyasetinizin ikbali mi, milletin menfaatleri mi; işte bu ikilemdesiniz. İşte, bu ikilemdeyken milletin ikbali mi yoksa sizin siyasi ikbaliniz mi, tercihlerinizi buna göre belirlemeniz gerekirken haftalardır araştırma önergelerini reddediyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Dünya yapay zekâyla istihdam, finansman, yatırım, bunları konuşuyor, bütün dünya; biz hâlâ iktidar etiketiyle, iktidardan aldığı cüretle memleketin soyulmasının araştırılmasını size kabul ettirmekle uğraşıyoruz ya, haftalardır bununla uğraşıyoruz. "Kurun bir araştırma komisyonu, neyin ne olduğu çıksın ortaya, siz de zan altında kalmayın, partiniz de hiç kimse zan altında kalmasın, hiçbir alnı ak bürokrat zan altında kalmasın." diyoruz, yok. O her zamanki sloganınız vardı ya "Yaparsa AK PARTİ yapar." İşte, yaparsa AK PARTİ yapıyor. Nedir o? "Kardeşim, biz görevden alırız, azlini isteriz, affını alırız, biz yaparız." Çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Parlamento ve Parlamenter kültür Adalet ve Kalkınma Partisinin ne dokusunda ne genetiğinde yok. Çünkü bu siyasi akışın, bu siyasi bakış açısının temeli "Ben bilirim." deformasyonu hâline gelmiş durumda.

Sayın milletvekilleri, memleket çok ciddi bir yağma ve talan düzenine teslim olmuştur. Bunu hepimiz görüyoruz, biliyoruz, bilfiil yaşıyoruz. Millet yağmalanıyor, namusumuz, şerefimiz, cumhuriyetimiz yağmalanıyor, değerlerimiz yağmalanıyor; iktidar, devleti yöneten iktidar denetlemiyor, denetlemiyor. Her olayda yaptığı ve yaşattığı gibi tedbir almıyor, öngörmüyor, öngörmediği için de yönetemiyor. Yönetemedikçe memleket çok daha feci bir uçuruma doğru sürükleniyor ve palyatif, geçici, günlük çözümlerle, anlık çıkarılan yasalarla denetim mekanizmalarını da ortadan kaldırarak bir ülkeyi "mış" gibi yönetiyorsunuz. İşte o yüzden bütün bu sürecin, asli fail ve sorumlularının kim olduğu belliyken günlerce, hatta haftalarca kalkıp bunlarla aynı toplantıda, aynı toplantı odalarında, toplantı salonlarında bu fon vurgununu konuştunuz. Faile, bu işin asli faillerine bu işle ilgili yapacağınız yöntemleri danıştınız, hatta konuştunuz. Şimdi, özellikle bütün kaynaklarınız diyor ki: "Efendim, kamu kaynaklarından ödenmeyecek." Burada önümde Sayın Mehmet Şimşek'in açıklaması var, diyor ki: "45.747 hesaba toplam 40,8 milyar TL ödeme yapılmıştır." 40,8 milyar TL nereden bulundu? 40,8 milyar TL ödeme yapıldı, nereden bulunduğu belli değil. Biz hâlâ kimden, ne alındığını bilmiyoruz, kimin ne kadarına el konulduğunu bilmiyoruz, bu el konulan paranın gerçekten suçtan elde edilen, suçtan kaynaklanan gelir olup olmadığını da bilmiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Bakın, keyfiyete dayalı, hiçbir denetim mekanizması olmadan, mal varlıklarına tedbir koyup, işlemler yapıp, yüzlerce insan, binlerce insan satış talimatı vermiş, parasını alamamış, fonlarda paraları bekliyor ve açıklama şu: "Borsanın kendi içinde bir riski var."

Borsanın kendi içinde bir riski var elbette ama bu insanlar borsadaki o riski göğüslerken sizin yarattığınız, sizin atadığınız SPK üyelerinin, Borsa İstanbul yöneticilerinin, TMSF yetkililerinin, Hazine ve Maliye Bakanlığının uyuyacağı ya da bu hainliğin içine ya göz yumarak ya sessiz kalarak ya da dâhil olarak katılacağını öngörmediler. Bununla ilgili bunu tazmin etmek sorumluluğundasınız. Elbette kamu kaynaklarını kullanmayacaksınız ama bu basiretsizleri, ama bu hainleri, ama bu görev başında uyuyanları...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - ...atayarak ortaya çıkan kamu zararını her kim bu atamaları yaptıysa, her kim bu atamaların yapılması için öneride bulunduysa, şahsi sicil dosyalarında kimlerin ismi varsa bunların hesabından alınıp ödenecek bu para, bunların paraları alınacak, ödenecek. Öyle bir şey yok; her şeyden sonra elinizi yıkayıp çıkacaksınız ya, her şeyden sonra elinizi yıkayıp çıkacaksınız. Sorumlu yok; 3-5 tane istifa, bir de meşhur 4 tane isim: Fatma Betül Sayan Kaya. Dört haftadır bıktım ya, söylemekten de bıktım, duymaktan da bıktım. Önümüze atmışsınız bir tane kurbanlık kelle onunla uğraşıp durun diyorsunuz. Biz "Hesap verilsin." diyoruz, bize değil millete. Millet adına da bu hesabı soruyoruz.

Teşekkür ediyorum.