GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:5
Birleşim:7
Tarih:15.10.2026

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kızılay Hilal-i Ahmer'den bugüne cephede hastanemiz, gönüllü hemşehrimiz, afette yuva, salgında şifamızdı ta ki bu ülkedeki her şeyi ama her şeyi kanun, kural, değer tanımadan kendi menfaatine kullanabileceği sanrısı içindeki bir yapı üzerine çöreklenene kadar. Kızılay, değerli milletvekilleri, hatırlatmak gereği duymuş olmaktan ar ediyorum, insanların aç ve açıkta kaldığı bir büyük afetin ortasında çadır ticareti yapamaz, Kızılay kan ticareti yapamaz, Kızılay sırf kâğıt üzerinde, kitabına uydurabiliyor diye 8 milyon dolarlık bağışı Ensar Vakfına aktaramaz, Kızılay fakir fukaranın mutfağına girmesi gereken eti iktidar milletvekillerine ait otellerin mutfaklarına aktaramaz. Kızılayın müstakil bir kanunla düzenlenmesi elbette kıymetlidir ama bu, Kızılayı Türk milletinin gönlündeki eski yerine kavuşturmaya yetmez. Kızılayı yeniden güvenilebilir kılmak gibi bir niyet varsa eğer kaynak yönetimi kamu vicdanını rahatlatacak şekilde bir denetim mekanizmasına kavuşturulmalıdır.

Değerli milletvekilleri, cumhuriyet tarihinin en büyük soygununa, üstelik de devletin sorumlu kurum ve kuruluşlarının gözetiminde yapılmış en büyük soygununa maruz kalmış hâldeki Türk milletine hitap ederken bizlerin temel görevi bu soygunun faillerinin sanıklaştırılmadığı her gün, faillerin kayırıldığı her gün ve sorumluların hesaptan azade kılındığı her gün bizim temel görevimiz unutturmamaktır, alıştırmamaktır. Hırsız var. Hırsız var ama sorumluluk üstlenen yok, vebal var ama utanma yok, liyakatsizlik var ama istifa yok ve suç var ama ceza yok. En arsız yüzünü fon vurgununda gördüğümüz bu talan düzeni ne yazık ki doymuyor arkadaşlar. Emeğimizi çalıyor, doymuyor; paramızı çalıyor, rızkımızı çalıyor ve benim ilimde, bölgemde, Trakya'da toprağımızı, suyumuzu çalıyor, geleceğimizi çalıyor, doymuyor.

5 Eylül 2026 günü ilan edildi ki Türkiye'nin en önemli gıda güvenlik kalelerinden biri olan, tarımsal sit alanı ilan edilmesi, korunması, kollanması gereken Trakya'da 35.500 hektar alan yani bizim topraklarımızın dörtte 3'ü acele kamulaştırılabilecek. Üretimi planlanan kaya gazı yani metan gazı üretiminde başvurulan işlem ve bu işlemde kullanılan kimyasallar yer altı sularını zehirliyor, içme suyunu zehirliyor. Atığı ister depolayın, ister arıtmaya kalkın zehirliyor. Trakya'da her dört haneden birinde zaten kanser var. Hepimiz mi ölelim ya! Hepimiz ölünce mi bitecek bu taammüden cinayet Trakya'da? Çünkü bu zehirli bileşenler kanser yapıyor, doğum kusurlarına yol açıyor ve solunumu güçleştiriyor. Yetmiyor; durağan fayları harekete geçiriyor, yapay depremlere yol açıyor. Kuzey Marmara Fay Hattı üzerindeyiz biz zaten. Bu tehlikeyi nasıl idrak edemezsiniz veya bile isteye nasıl afete davetiye çıkarabilirsiniz? Temiz enerji kaynağıymış, peki, Fransa bu yüzden mi durdurdu üretimini, İrlanda bu yüzden mi yasakladı arama lisanslarını, Hollanda, Almanya, İspanya bu yüzden mi yasakladı? Biz alternatif enerji kaynaklarına karşı değiliz ama tek bir kuyu için milyonlarca litre, on binlerce metreküp su tüketmek gerekiyor ve Türkiye'de kişi başına düşen temiz tatlı su miktarı 1.300 metreküp iken bu oran Trakya'da sadece 250 metreküp. İçmeye suyumuz yok ya bizim, bitti, daha neyimiz kaldı ki göz dikiyorsunuz Allah aşkına? Büyüklere masallar anlatıyorlar, "Şöyle önemli yataklar var.", "Şu kadar gelir elde edilecek." diye, bir kuyunun verimi on beş, yirmi yıl; kuyu tükendi, e, o arada toprak da tükendi, su da soru şu: O güne kadar elde edilen gelir oluşan tahribatı karşılamaya yetecek mi? Size rantın faizi, biz Trakyalılara göç yolları; çılgın proje bu mu? Zira, o saatten sonra tarım yapılamaz, hayvancılık yapılamaz, yaşanamaz olacak bizim topraklarımızda. Kaldı ki kanunsuz, kanunsuz karara uyulur mu Allah aşkına?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

SELCAN TAŞCI (Devamla) - Bu kararla Trakyalıların anayasal mülkiyet hakkı çiğneniyor, çevre hakkımız çiğneniyor, acele kamulaştırma yönüyle Anayasa tekraren ve kamulaştırma yasası ve Danıştay kararları çiğneniyor. Tekraren soruyorum: Kanunsuz karara uyulur mu? Ben bu soruya, dolayısıyla da karara hayır diyen ve direnme haklarını cesaretle kullanan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğine teşekkür ediyorum, Trakya Platformuna teşekkür ediyorum, Tekirdağ Akademik Odalar Birliğine teşekkür ediyorum, Kent Konseylerine teşekkür ediyorum ve Trakya'nın il ve parti ayırmadan bütün milletvekillerini, bütün belediye başkanlarını, çekimser duruşlarını terke, suskunluklarını bozmaya ve mümbit topraklarımızı korumak üzere mücadeleye davet ediyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)