GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:5
Birleşim:7
Tarih:15.10.2026

ALİ YÜKSEL (Konya) - Değerli Başkan, kıymetli milletvekilleri; sözlerime başlarken metin dışında birkaç şey söylemek istiyorum: Biraz önceki manzaraya gerçekten üzüldüm. Burada, hepimiz aklı başında -nasıl diyeyim- yaşını başını doldurmuş insanlarız. Öfke atına binen hani atın nereye gittiğini kontrol edemez. Ne demişler? Öfkeyle kalkan zararla oturur. Şimdi, insanlar öfkelenince ne dediğini bile bilemiyor, o anda şeytan dizginini ele almış, her şeyi söyletebiliyor, her şeyi yaptırabiliyor. Ya, şurada bir avuç insanız, milletimiz seçmiş bizi, buraya hizmet için göndermiş, birbirimize bağırmak, çağırmak için mi göndermiş? Kim daha fazla bağırırsa, sesini yüksek çıkarırsa o mu haklı oluyor? Birçok bağırmaların arkasında gerçekler kaybolup gidiyor, biz de anlayamıyoruz. Nahl suresi 93'üncü ayette Cenab-ı Hak diyor ki: "Siz yaptığınız her şeyden mutlaka sorumlu tutulacaksınız." Söylediklerimizden sorumlu olduğumuz gibi söylememiz gerekip de söylemediklerimizden de hesap vereceğiz. Yaptıklarımızdan sorumlu olduğumuz gibi yapmamız gerekip de yapmadıklarımızdan, yapamadıklarımızdan da sorulacağız. Ya, birbirimizin kalbini lütfen kırmayalım. Yunus der: "Ey hoca/ Gerekse var bin hacca/ Hepsinden iyice/ Bir gönüle girmektir." Birbirimizin gönlünü kazanmak varken, birbirimize muhabbet etmek varken niye nefret saçıyoruz Allah aşkına, hepinize sesleniyorum: lütfen birbirimizi kırmayalım. İnancımız farklı olabilir, hayat tarzımız farklı olabilir ama netice olarak hepimizi Allah insan olarak yaratmış. İnsan olarak birbirimize saygı duyalım, birbirimizi sevelim sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz.

Kızılay, bu milletin zor günlerinde sığındığı bir merhamet kapısıdır. Vatandaş bağış yaparken ticari bir şirkete değil ihtiyaç sahibine ulaşacak bir iyiliğe katkı sunduğuna inanıyor. Peki 6 Şubat depremlerinde yüz binlerce insanımız barınacak yer ararken Kızılaya bağlı bir şirketin çadırları başka bir yardım kuruluşuna satması milletimizin vicdanında nasıl bir yara açmıştır? Bugün önümüze getirilen kanun teklifi Kızılaya ekonomik ayrıcalıklar tanırken denetim ve hesap verebilirlik konusunda neden aynı kararlılığı göstermemektedir? İhale muafiyetleri, SGK üzerinden öncelikli tahsilat ve kamu kaynaklarından yararlanma imkânları getiriliyor. Ancak bunları denetleyecek güçlü denetim güvenceleri neden eksik bırakılıyor? Soruyoruz: Kamu ayrıcalığı varsa kamu denetimi neden yok? Milletin emaneti söz konusunda şeffaflık neden vazgeçilmez bir şart hâline getirilmiyor? Kızılayın itibarı ayrıcalıkla değil, güvenle korunur. Afette eldeki çadır, gıda, su ve barınma kapasitesinin öncelikle afetzedelere tahsis edilmesini, kamu kaynaklarının bağımsız denetimini ve Meclise düzenli raporlama yapılmasını istiyoruz. Milletin bağışı emanettir, emanetin hesabı verilir.

Fon vurgunu ve dolandırıcılığı konusunda da bir şeyler söylemek gerekirse mağdur yatırımcıların sesi duyulmalı, fonların tasfiye süreci şeffaflaştırılmalı ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde kapsamlı bir araştırma mutlaka yapılmalıdır. Çünkü vatandaşın alın teri sahipsiz değildir. Hukuk küçük yatırımcıya sert, güçlü olana yumuşak davranamaz. Olağan dışı fiyat hareketleri ve fonların tasfiye süreçleri bütün yönleriyle araştırılmalıdır. SPK başta olmak üzere ilgili kurumlar neyi, ne zaman tespit ettiklerini ve hangi işlemleri yaptıklarını kamuoyuna açıklamalıdır. Şüpheli para hareketleri incelenmeli, haksız kazanç elde edildiği kanıtlanan kişilerden hukukun imkânları çerçevesinde hesap sorulmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

ALİ YÜKSEL (Devamla) - Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki savunma iş birliği milletimizin güvenliği ve bölgesel barış bakımından açıkça değerlendirilmeli, Türkiye'nin hangi yükümlülükleri üstleneceği, bu iş birliğinin hangi meselelere hizmet edeceği milletimize anlatılmalıdır. Gazze'de acılar sürerken, Filistin halkı özgürlük ve güvenlik mücadelesi verirken Türkiye'nin her adımı adalet ve barış ilkeleriyle değerlendirilmelidir. Zulme rıza zulümdür, zulüm karşısında susmak dilsiz şeytanlıktır. Daha ne zamana kadar sessiz kalacağız? Husilere karşı harekete geçmeye hazırlanan Mekke ittifakı Gazze zulmü karşısında niye harekete geçmiyor? Biz Müslüman ülkelerin dayanışmasına karşı değiliz, bu dayanışmanın mazlumları korumasını, saldırıları önlemesini ve Filistin halkının özgürlüğüne hizmet etmesini istiyoruz.

Değerli milletvekilleri...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

ALİ YÜKSEL (Devamla) - Bir dakika daha alabilir miyim?

BAŞKAN - Yok, mümkün değil Hocam.

ALİ YÜKSEL (Devamla) - Peki.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.