| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 7 |
| Tarih: | 15.10.2026 |
SIRRI SAKİK (Ağrı) - Sayın Başkan, sevgili arkadaşlar; ben de hepinize iyi bir akşam diliyorum. "..."(*) Şimdi, biraz önce buralarda tartışmalar, türban üzerinde bir şeyi hatırlatmakta yarar var. Sevgili Sezai Temelli söyledi, 28 Şubatta biz hepimiz alanlardaydık. Şu gördüğünüz grupta bütün inançlar var, bütün kimlikler var. Biz, bu ülkenin bütün inançlarının ve bütün kimliklerini temsil eden bir siyasal gelenekten geliyoruz. Yine, türbana saldırı vardı, ilk bu konuda kanun teklifi veren bir partiyiz. Şu içeri girip bütün milletvekilleri elimizde Merve Kavakcı'nın posterleriyle buraya geldik. Onun için bizi bu tür polemiklere çekmeyin. Bu, sizi de aşar, bütün Türkiye halkı da bizi tanıyor.
Sevgili arkadaşlar, ben birkaç gün önce Paris'teydim, orada bir toplantıya katıldım. Paris sokaklarında bir grup Kürt çocuklarıyla karşılaştım, hem size selamları vardı hem de sitemleri vardı "Ya, iki yıldır orada bir yasa görüşülüyor, Türkiye'de barış olacak, biz sürgündeyiz, biz işimizi, gücümüzü orada bırakıp buralarda sürgün hayatı yaşıyoruz ama Parlamento üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmiyor." Bakın, iki yıldır burada önemli mesajlar, selamlar, Sayın Öcalan'ı kastediyorlardı "Gelsin, burada, kürsüde konuşsun." Aradan iki yıl geçti, PKK üzerine düşen bütün sorumluluklarını yerine getirdi ama hâlâ Sayın Öcalan'a ulaşmakta zorluk çekiyoruz. Ben kırk yıldır bu aktif siyasetin içerisindeyim. 2 kez başvurum oldu. Ben de İmralı'ya gitmek istiyorum, gidip bire bir bu konuları konuşmak istiyorum. Adalet Bakanlığından onay çıkıyor ama sonra tekrar Bakanlık arıyor "Bu işi erteleyelim." Şimdi, bu işleri erteleyerek olmaz. Bir an önce, evet, Sayın Öcalan orada bir statü sahibi olmalıdır ve bu barışa öncülük etmelidir. Hemen yanı başında Kürtlerin demokratik haklarını; Kürt'ün dilini, kimliğini, kültürünü yasalar ve Anayasa düzeyinde güvence altına almalıyız; barış dediğimiz de budur. Bu Parlamento 467 milletvekiliyle bütün irademizi Millî Güvenlik Kuruluna havale ettik. Ya, Allah aşkına, sevgili Selahattin Demirtaş'ın, sevgili Figen Yüksekdağ'ın, Bekir Kaya'nın, Leyla'nın tahliyesinin Millî Güvenlik Kuruluyla ne alakası var? Yani bu insanların elinde silah mı oldu? İşte Avrupa'da gördüm, arkadaşlarımız, hiçbirimiz silahla iç içe olmadık. Onun için, sevgili arkadaşlar, bu Parlamento üzerine düşeni yapmalıdır.
Şimdi, sevgili Selahattin'i, Figen'i burada hep dile getiriyoruz, diğer arkadaşlarımız bizi bağışlasınlar. Selahattin ve Figen, evet, sembol olarak çok önemli aktörlerdir ama diğer arkadaşlarımız da en az Selahattin ve Figen kadar değerlidir, bunların bir an önce özgür olması lazım. Bu yasaya dair bir an önce adımlar atılmalıdır.
Vallahi, bir sitemim de hem Yeni Partiye hem Cumhuriyet Halk Partisine. Biz sizi birkaç dönem destekledik, demokrasi için, özgürlükler için destekledik, hiçbir hesabımız olmadı, oturup sizinle milletvekili hesabı yapmadık, Cumhurbaşkanı Yardımcılığı hesabı yapmadık, Türkiye demokratikleşsin, Kürt sorunu barışçıl bir şekilde çözülsün ama üzgünüm, o oylamada hem Yeni Parti hem Cumhuriyet Halk Partisinin bir ikilem içerisinde kalması bizi gerçekten yürekten yaraladı. Yüz yıllık bir kavgada ilk kez tarihî bir süreç yaşanıyor ve Kürtler bir kapıyı aralıyor, bu topraklarda kan ve şiddet duracak, barış sağlanacak ama küçük hesaplarla bizi bu konuda yalnız bıraktığınız için vallahi kırgınız çünkü biz size demokrasi için, özgürlükler için çok çok büyük bedeller ödeyerek geldik, yanı başınızda durduk. Bugün de sizin sırtınızda büyük bir yükün olduğunu biliyoruz, size büyük haksızlıklar yapıldığını da biliyoruz ama yıllardır bize bunu yapıyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
SIRRI SAKİK (Devamla) - Teşekkür ediyorum.
Siz bir taraftan bu haksızlıklara karşı mücadele ederken vallahi, demokrasi cephesini de büyütmeniz gerekir. Bu topraklarda olgunlaşmış bir barış süreci varsa ne Cumhuriyet Halk Partisi ne de Yeni Partinin buna seyirci kalmasına toplum asla müsaade etmez ve sizin de buna hakkınız yoktur. Diliyorum, umuyorum ki -sizler de- bir an önce İmralı'nın kapıları açılır, kim ki kafasında ne soru işareti varsa gider bire bir bu işin muhataplarıyla oturup konuşur. İki yıldır silahlar susmuşsa, bir tek damla kan akmıyorsa hepimizin dönüp vallahi buna destek sunmamız gerekir ve bu sürece katkı sunan bütün siyasi aktörlere de teşekkür etmemiz gerekir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)