GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:5
Birleşim:7
Tarih:15.10.2026

MUSTAFA KAYA (İstanbul) - Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri; öncelikle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Kızılayın neden Sayıştay denetimine alınması gerektiğine dair kanaatlerimi paylaşacağım ama önce sizi tarihî bir geçmişe götürmek istiyorum. Sultan Abdülaziz dönemi aslında bugün yaşadığımız sorunların birçoğunun yaşandığı bir dönemdir. Sultan Abdülaziz kimdir? Fon vurgunundan sonra hayatını kaybeden, Kızılayın kuruluşunun altına imza koyan, Sayıştayı kuran, aynı zamanda Kanun-ı Esasi'yi yani tarihimizdeki ilk Anayasa'yı yapan sultandır.

Peki, bizim bugün tartıştığımız bütün bu konuların tarihte nasıl tartışıldığını hep beraber tekrar hatırlayalım. Ramazan Kararnamesi aslında bugünkü fon vurgununun o günkü yansımasıdır. Ramazan Kararnamesi'yle birlikte değerli arkadaşlar, 1854 yılında Kırım Savaşı'yla beraber borçlanmaya başlayan Osmanlı'nın moratoryum ilan etmesi ardından alınan karardır Ramazan Kararnamesi. Ama Ramazan Kararnamesi'nde şöyle bir şey vardır: Ramazan Kararnamesi'nde alınan kararın bir hafta sonra uygulanacağı kararı alındığı için, sonrasında o Kabine içerisinde bulunan iddia o ki Midhat Paşa gibi, Hüseyin Avni Paşa gibi, Kabine üyelerinin o bir haftayı beklemeden ellerindeki hisse senetlerini satarak o günkü değerden o kazançlarını geri almalarıdır. Biliyorlar ki bir hafta sonra satarlarsa o kazançları ellerinden gidecek ve sonrasında bunun bedelini ağır olarak öderler.

Değerli arkadaşlar, şunu söyleyeyim: O gün yaşanan fon vurgununun ardından, düşünün 1875-1915 yani arada yaklaşık kırk sene var, kırk sene sonra Osmanlı İmparatorluğu'nun sonunun geldiğini görüyorsunuz, yirmi-otuz yıl istikrarsızlığın bütün bünyeyi kapladığını görüyorsunuz, güvensizliğin bünyeyi altüst ettiğini görüyorsunuz ve Düyun-ı Umumiyenin kurulduğunu, 6 tane alanda Düyun-ı Umumiyede vergilendirmenin olduğunu görüyorsunuz. Yani arkadaşlar aslında alınan bir karar, yapılan bir adım bir devletin sonuna, Osmanlı İmparatorluğu'nun sonuna olumsuz etki yapacak kadar maalesef etkili olmuştur. Peki, bugün Kızılayla bağlantısı ne? Sultan Abdülaziz'den bahsederken Kızılayı kuran, Sayıştayı kuran, Kanun-ı Esasiyi kuran bütün bunları söyledik ama aynı zamanda Abdülaziz devlet kurumlarının bütün muhasebesinin yapılmasını ve neticede devletin gelir gider dengesinin takip edilmesini, denetiminin yapılması için Sayıştayı kurdu. Ama bugün arkadaşlarımız tarafından -tabii, milletvekili arkadaşlarımız söyledi- "İşte kamu kuruluşu değil. Kamudan doğrudan kaynak aktarılmıyor." deniyor, "Devlet Denetleme Kurulu bu anlamda denetim yapıyor." deniyor fakat arkadaşlar, Devlet Denetleme Kurulunun raporlarını açıklama zorunluluğu yok ama Sayıştay raporlarını açıklamakla mükellef. Dolayısıyla burada kamu kuruluşlarından, bankalardan, bağışlarla yol almaya çalışan bir Kızılayın olduğu yerde Sayıştayın denetimine girmesi gayet doğal. Şimdi, Kızılayın Kanunu'nu burada yapan biziz ama Kızılayı denetleme hakkına sahip olunan yine biziz. Şimdi, bu durumu da aslında doğru değerlendirmek lazım yani diyoruz ki: Tamam, Sayıştay denetimi yoksa TBMM denetimi olsun, ona da kanun izin vermiyor. Dolayısıyla bu anlamda Abdülaziz dönemindeki bu yapılan uygulamaların aslında bize bir örnek olması gerekir. Mesela bağış gelirleri var, kamu sağlık kuruluşlarına sağladığı kan bileşenleri karşılığı SGK üzerinden aldığı ödemeler var, sayıları 14'e ulaşan iştirakleriyle trilyonluk kaynakları var, kanun teklifiyle Kamu İhale Kanunu'ndan muafiyet, gümrük vergisi istisnası, SGK'den doğrudan tahsilat gibi önemli ayrıcalıklar tanınıyor ama buna karşılık maalesef herhangi bir denetime izin verilmiyor. Sayıştay denetimi muhakkak sağlanmalı, Sayıştay denetimi olmalı, bir kanuni düzenleme yapılmalı, aynı zamanda Kızılayın TBMM'ye belirli aralıklarla rapor sunması da mutlaka temin edilmelidir diyoruz. Şimdi bunu söyledik.

Değerli arkadaşlar, aynı zamanda şunu da söyleyelim: Bu kadar yıldan beri hizmet eden Kızılay aslında bizim bayrak gösterdiğimiz, yurt dışında, yurt içinde en zor zamanlarımızda yanımızda olan bir kuruluş. Kimi yapılan yanlışlar varsa da o yanlışların kurumun tamamına hasredilmesi de doğru bir yaklaşım olmaz, toptancılık olur; bu da yanlış olur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

MUSTAFA KAYA (Devamla) - Ama denetimin olmadığı yerde, denetime izin verilmeyen yerde şeytan devreye girer. Ben, burada, sayın yöneticilerin kötü niyetle bu kanun teklifini buraya getirdiklerini düşünmüyorum. Sayın Komisyonun kötü niyetli getirdiğini de düşünmüyorum ama arkadaşlar, güven denetime mâni değildir. Sayıştay denetiminden korkmayın, TBMM denetiminden korkmayın aksine, biz "Sizi denetlemek istemiyoruz." desek de siz özellikle bir araya gelin deyin ki "Ya, ne olursunuz bizi denetleyin. Olur ki gözümüzden kaçan bir yanlış olur da kamu kuruluşuna, milletin malına, milletin parasına zarar veririz." diye burada sizin aslında öncülük etmeniz lazım, doğru olan budur diyorum ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyor, hepinize hayırlı geceler diliyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)