| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 7 |
| Tarih: | 15.10.2026 |
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; Kızılay deyince aklımıza depremde enkaz başındaki vatandaşa ulaşmak, afetzedeye çadır ve gıda sağlamak, hastaya kan ulaştırmak, ihtiyaç sahibinin yanında olmak ve toplumun en zor gününde dayanışmayı örgütlemek gelmesi gerekirken maalesef Türk milletinin aklına parayla satılan çadırlar, kanlar, toplanan bağışların bazı vakıflara peşkeş çekildiğine dair haberler geliyor. Bu sebepten ötürü Kızılayın özel bir kanunla düzenlenecek olması elbette güzel ama burada önemli olan kanun koymak değil, o kanunun uygulanmasıdır. Türkiye, bugün Anayasa’nın göz ardı edilmesi, mevcut kanunların uygulanmaması, denetim yapmakla görevli kurumların görevlerini yerine getirmemesi ve şeffaflığın sağlanamaması yüzünden birbirinden tamamen farklı kurumlarda, farklı alanlarda ne yazık ki hep aynı yanlışlarla yüz yüze gelmektedir. Bir tarafta milletimizin bağışlarıyla ayakta duran Kızılay, diğer tarafta vatandaşlarımızın alın teriyle biriktirdikleri tasarruflarını emanet ettiği sermaye piyasaları; bir tarafta depremzedeler için bağışlanan çadırların satılmasıyla sarsılan kamuoyu güveni, diğer tarafta düzenleyici ve denetleyici kurumların gözünün içine baka baka fonlar üzerinden gerçekleştirilen manipülasyonlar nedeniyle mağdur olan yatırımcılar. İki farklı alan, iki farklı mağduriyet ama aynı temel mesele: Denetim nerede, şeffaflık nerede, hesap veren kim?
Evet, maalesef, Türkiye, AK PARTİ iktidarı döneminde tarihe geçecek bir finansal skandal yaşamaktadır, hatta bu, açık ve net organize ve nitelikli bir finansal dolandırıcılıktır. Üstelik bütün bunlar sermaye piyasalarını düzenlemek, denetlemek ve yatırımcıyı korumakla görevli kurumların gözetimi altında yaşanmıştır. SPK vardır, Borsa İstanbul vardır, Takasbank vardır, Merkezi Kayıt Kuruluşu vardır, hatta ve hatta Hazine ve Maliye Bakanı vardır. Bu kadar kurum, bu kadar mevzuat, bu kadar otorite, bu kadar denetim yetkisi varken "Peki, yatırımcıyı kim korudu?" sorusuna verilecek cevap yoktur.
Vatandaş parasını kaybettikten sonra yapılan müdahaleler zamanında yapılmayan denetimin hesabını da ortadan kaldırır mı? Önemli bir başlıktır. İşte, Kızılay meselesi ile fon meselesinin birleştiği yer de tam burasıdır. Birinde vatandaş Kızılaya güvenerek bağış yapıyor, diğerinde devletin denetlediği finansal sisteme güvenerek yatırım yapıyor. Her ikisinde de esas zarar gören, yalnızca vatandaşın parası değil, maalesef, devletin kurumlarına duyduğu güvendir.
Değerli milletvekilleri, Türkiye'de artık çok tehlikeli bir yönetim anlayışı yerleşmektedir. Bir problem yaşanmaktadır, denetim tartışılmaktadır, kamuoyu tepki göstermektedir. Sonra ne oluyor? Yeni bir kanun getiriliyor, yeni yetkiler veriliyor, yeni istisnalar tanınıyor ama "Kim görevini yapmadı?" "Kim denetlemedi?" "Kim sorumluluğunu yerine getirmedi?" "Kim göz yumdu?" soruları maalesef cevapsız kalıyor. Çünkü mesele, kanun eksikliği değil, mevcut kanunların uygulanmamasıdır. Mesele, yetki eksikliği değil, mevcut yetkilerin nasıl kullanıldığıdır. Mesele, denetim mekanizmalarının yokluğu değil, neden işletilmediğidir. Kızılayda bağışçının güvenini, sermaye piyasalarında yatırımcının güvenini maalesef kaybettirdiniz. Şimdi denetimi güçlendirmek yerine yeni yetkiler ve ayrıcalıklar getiriyorsunuz. Hem de denetim görevini yapamayanlara geliyor bu ayrıcalıklar ve bu yetkiler. Oysa millet sizden yeni ayrıcalıklar değil, kaybolan güvenin hesabını istiyor.
Şunu artık anlamanız gerekiyor: Denetim eksikliğini yeni yetkilerle, güven kaybını da yeni ayrıcalıklarla, yönetim zafiyetini de yeni kanunlarla örtemezsiniz. Ve unutmayın, hesap sorulmayan her yanlış, bir sonraki yanlışın davetiyesidir. Bunun örneklerini de devamlı yaşamaktayız.
Devletin itibarı, çıkardığınız kanunların sayısıyla değil, uyguladığınız adaletle, sağladığınız şeffaflıkla ve verdiğiniz hesapla ölçülür. Türk milleti artık yeni vaatler değil, sorumluların hesap vermesini beklemektedir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)