| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 7 |
| Tarih: | 15.10.2026 |
NURTEN YONTAR (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kızılay Kanun Teklifi'nin 1'inci maddesi üzerine söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu maddeyle Türk Kızılay Kanunu'nun amacı ve kapsamı belirlenmektedir ancak maddede kamu yararı, şeffaflık, hesap verilebilirlik, denetlenebilirlik ilkelerinin yer almaması önemli bir eksikliktir. Toplumun bağışlarıyla, gönüllülerin emeğiyle, yurttaşların güveniyle ayakta duran bir kuruluşun yasal güvenceye kavuşturulması gerekir. Yüz elli yılı aşkın tarihiyle bu toprakların en büyük sivil dayanışma ve insani yardım kuruluşu olan Türk Kızılayı son sekiz yılda, özellikle tek adam rejimine geçildikten sonra bilinçli olarak holdingleşme, ticarileşme ve partizan kadrolaşma politikasıyla tamamen çürütülmüştür, AKP iktidarının arka bahçesi olmuştur. Kızılaya yapılan her bağışın, harcanan her kuruşun, gerçekleştirilen her ticari işlemin ve alınan her yönetim kararının kamuoyu önünde hesabı verilmelidir.
Değerli arkadaşlar, Kızılayın nasıl ve hangi anlayışla yönetildiğini ve kamuoyunda neden büyük bir güven kaybı yaşadığını hep beraber konuşmak zorundayız. Bizim çocukluğumuzda "Kızılay" denilince aklımıza güven, dayanışma ve yardımlaşma gelirdi. İlkokul çağlarımızda öğretmenlerimiz kahverengi zarflar dağıtırdı sınıflarda, biri Türk Hava Kurumuna ait biri de Türk Kızılayına aitti ve biz de ailelerimizin verdiği o küçücük harçlıkları o zarflara koyarak bu harçlıklarımızın ihtiyaç sahibi ailelere, şehit ve gazi çocuklarına, savaşta yer alan ülkelerin ihtiyaç duyan kadınlarına, çocuklarına, engellilerine gideceğinden emindik ve güvenerek bu zarfları öğretmenlerimize teslim ediyorduk. 2020 yılından başlayarak ülkemizde ve dünyada bir Covid salgını yaşadık. Arkasından ülkemizde 6 Şubat 2022'de de büyük bir deprem yıkımına neden olundu. Bir de baktık ki hem Covid'de hem de depremde insanlar canlarıyla uğraşırken, Kızılay maske bulup dağıtamazken çadırları parayla sattı. Soruyorum sizlere: Çocukların harçlıklarıyla büyüyen bir yardım kuruluşu nasıl oldu da afet günlerinde çadır satışlarıyla, kan satışlarıyla gündeme geldi? Biz Kızılaya para değil güven emanet ettik; işte, bugün asıl kaybedilen o güven, bu kaybedilen güveni de kazanmak çok çok zor. Vatandaş kanını parayla satmıyor, bağışını bir şirketin bilançosunu büyütmek için yapmıyor; bundan dolayı Kızılay, maden suyu satışından elde ettiği gelirler, kan hizmetlerinin finansmanı, iştiraklerinin faaliyetleri ve bağışların nasıl değerlendirildiği konusunda kamuoyunu bilgilendirmek zorundadır.
Sevgili Komisyon Başkan ve üyeleri; sizlere soruyorum: Kızılayın iştirakleri ne kadar gelir elde ediyor? Bu gelirlerin ne kadarı doğrudan ihtiyaç sahiplerine ulaşıyor? Yönetim giderleri, şirket faaliyetleri ve kamu kaynakları gibi denetim mekanizmalarına nasıl tabi tutuluyor? Bu soruların yanıtını sizden sormak bir Kızılay üyesi olarak bir düşmanlık değildir; asıl Kızılaya zarar veren, hesap sorulmasını engelleyen anlayıştır.
Değerli milletvekilleri, bugün önümüze getirilen düzenlemeyle Kızılayın görev ve yetkileri yeniden tanımlanıyor. Peki, bu düzenlemede kaybolan toplumsal güveni yeniden tesis edecek hangi somut güvenceler var? Kızılaya yeni yetkiler verirken yöneticilerin hesap verilebilirliğini neden aynı kararlılıkta tartışmıyoruz? Afet dönemlerinde yapılacak alımlarda şeffaflığı ve kamu yararını nasıl güvence altına alacağız? Sayın AKP milletvekilleri, kanun çıkarmak çok kolay Kızılayın itibarını korumak istiyorsanız, önce geçmişinizle hesabını vermeniz gerekiyor; çünkü Kızılay bir şirket değil, milletin vicdanıdır. O vicdanı, ticaretin ve siyasetin gölgesine düşüren anlayışla hesaplaşmadan gerçek bir reform yapamazsınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
NURTEN YONTAR (Devamla) - Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Kızılayın tüzüğünde bulunan asli kamu yararına, dernek kimliğine, şeffaf, denetlenebilir ve sivil delegelerin demokratik idaresiyle yönetilen bağımsız bir sivil toplum kuruluşuna geri dönmesini, Kızılayın güçlenmesini, bağımsızlığının korunmasını ve her kuruşun hesabının verilmesini istiyoruz. Kızılayın yönetim kadrolarında görev alacak kişilerin liyakat sahibi, siyasi yakınlık değil mesleki yeterlilik sahibi, kişisel ilişkileriyle değil tarafsız ve hesap verebilir, deneyimiyle ve vicdanıyla milletin güvenini kazanacak kadrolar olmalıdır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)