GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:5
Birleşim:7
Tarih:15.10.2026

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Sayın Başkanım, başlayacağım ama...

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Asıl yancılar, efendim, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde personel paylaşımı yapanlar değil mi? Bizde onu söyledik arkadaşlar.

MÜHİP KANKO (Devamla) - Sayın Akbaşoğlu, Kızılaydan bahsetmek yerine...

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Bahsettim, Kızılayın esasını bahsettim.

MÜHİP KANKO (Devamla) - ...sabahtan beri birikmiş öfkesini ortaya saçmak için geldi ve buranın gidişatını bozdu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Kızılayı nasıl tahkir ettiğinizi, "Devlet yok, Ahbap var." dediğinizi...

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Ya, Başkan, bir dinle ya! Allah aşkına bir dinle ya!

MÜHİP KANKO (Devamla) - Evet, keşke...

(AK PARTİ ve DEM PARTİ ile CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN - Hatibi dinleyelim.

MÜHİP KANKO (Devamla) - Nasıl konuşacağım, konuşamıyorum ki Başkanım.

BAŞKAN - Bir saniye...

MÜHİP KANKO (Devamla) - Konuşamıyorum ki!

BAŞKAN - Ama siz direkt şeye hitap edin, Genel Kurula hitap edin.

(AK PARTİ ve DEM PARTİ ile CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN - Sayın Akbaşoğlu... Sayın milletvekilleri... Sayın milletvekilleri, ya, hatibiniz kürsüde, müsaade edin, hatibiniz kürsüde.

BURCUGÜL ÇUBUK (İzmir) - Akbaşoğlu susmuyor, susmuyor.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Kendinizin yaptığı size uygulanınca bağırıyorsunuz ya! Nerede adalet, nerede vicdan! Vicdan nerede!

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Sayın Başkanım, herkese laf atıyor, herkese.

BAŞKAN - Anladım, hatibiniz kürsüde. Siz bağırmayın, hatibiniz kürsüde.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Daha "a" dedi, başladı ya.

BAŞKAN - Sayın Öztunç, rica ediyorum...

BURCUGÜL ÇUBUK (İzmir) - Akbaşoğlu'ndan da rica edin.

BAŞKAN - Buyurun, sürenizi başlatıyorum.

Genel Kurula hitap edin lütfen.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Herkes Genel Kurula hitap etsin, hamaset yapmasın; cevabını veririm kim olursa olsun, kim olursa olsun!

SERKAN SARI (Balıkesir) - Başkanım, Sayın Akbaşoğlu uyarılmıyor mu, sadece biz mi uyarılıyoruz?

MÜHİP KANKO (Devamla) - Evet, Kızılay, 6 Şubat 2023 depremlerinden sonra bakın, şöyle görüntülere neden olmuş bir kuruluş; bakın, Sayın Başkan, siz de görün, bunu da görün: Sabiha Gökçen Havaalanı'nda çekilmiş, LÖSEV'in, UNICEF'in ve Kızılayın bağış kutularının olduğu bir görüntü. Evet, Kızılay o gün ve ondan sonraki dönemde cemaatlerle ilişkisi nedeniyle yardım kuruluşları arasında en son sıraya düşmüş. Yine, "Yardım kuruluşlarına güveniyor musunuz?" diye yapılan anketlerde 2 kişiden 1'inin güvenini kaybetmiş bir kuruluş. Aynı zamanda, kök hücre, kan bağışı, bunlarla ilgili de bağışların dibe vurduğu, ne yazık ki ürettiği maden suyunun içinde bile arsenik miktarının fazla olması nedeniyle basit bir maden suyunun satışının bile yüzde 10'lara, 15'lere düştüğü bir kuruluşla karşı karşıyayız. Arkadaşlar, Kızılaya gelen vatandaş kapıya geldi mi yardım için gelir ya da Kızılaya yardım ederken şunu düşünür: "Ben dayanışmaya yardım ediyorum." der ama bizde maalesef ne oluyor? Şirketlere ayrıcalık sağlamak için yardımlar toplanıyor.

Kızılaya geniş yetkiler var bu kanunda ama hiç kimse bu verilen yetkilerin bir hesap verme sorumluluğunu yerine getirmiyor, hiç kimse düşünmemiş bunu. Ayrıcalıkları yazıyorsunuz, güzel güzel yazılmış ancak denetimin nasıl işleyeceğini hiçbir zaman açıklamamışsınız kanunda. Milletin güvenini kazanması gereken ve bu güveni idame ettirmesi gereken bir kuruluş, maalesef, böyle bir kanunla denetlenemez, yönetilemez.

4'üncü maddeye bakıyoruz: Kızılayın bazı şirketlerinden bazı ürün ve hizmetlerin ihalesiz olarak alınması öngörülüyor fakat bunu sadece afet anında değil, afet öncesi hazırlık döneminde de öngörüyorsunuz ama maalesef hazırlık süresi sürekli olduğu için bu zamanlamayı nasıl belirleyeceksiniz, acil durum kriterini kim koyacak ya da fiyatın uygunluğunu kim belirleyecek ya da burada oluşacak bir kamu zararını kim telafi edecek, bunun cezasını kim çekecek; bunlar hiç açık değil.

Kanunun metnine "rekabet" yazmışsınız, rekabet kuralları yok ortada, nasıl rekabet yapılacak bilmiyoruz yani yaptığınız kanunda âdeta milleti kelimelerle oyalıyorsunuz.

(AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MAHMUT DİNDAR (Van) - Ortalığı karıştırıyorsun, örgütlüyorsun. Sana yakışıyor mu?

BURCUGÜL ÇUBUK (İzmir) - Provokasyon bu, provokasyon.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Provokasyon size.

MAHMUT DİNDAR (Van) - Yakışıyor mu?

MÜHİP KANKO (Devamla) - Temenni metni değildir kanunlar. Özellikle kamu harcamaları yapılıyorsa şeffaf, denetlenebilir ve hesap verilebilir olması lazım. Eğer kamuda bunu gözetmezseniz kamu kaynaklarının nereye harcandığını bilemezsiniz.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Her türlü hakareti yedik sabahtan beri ya!

MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Hatibi dinleyelim arkadaşlar.

EVRİM KARAKOZ (Aydın) - Sayın Başkan, hatibi duyamıyoruz.

MURAT ÇAN (Samsun) - Beş dakikadan beri burada Genel Kurulun huzurunu bozuyor ya.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Oradan laf atıyorsunuz.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen, rica ediyorum, hatibin sözünü kesmeyelim.

Siz Genel Kurula hitap edin.

Buyurun.

SERKAN SARI (Balıkesir) - Bağırınca mı oluyor bu işler Sayın Başkan? Bağırmamız mı gerekiyor?

MAHMUT DİNDAR (Van) - Yakışmıyor gerçekten.

MURAT ÇAN (Samsun) - Bu kadar mı anlamıyorlar ya?

SERKAN SARI (Balıkesir) - Bağırılacaksa biz de bağıralım Başkan.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Bağırın, bağırın, bağırın.

MAHMUT DİNDAR (Van) - Bir Grup Başkan Vekiline yakışmıyor bu davranışlar, gerçekten Meclisimize yakışmıyor, hele hele grubun 1'inci partisine.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Meclise yalan ve iftira yakışmıyor.

MÜHİP KANKO (Devamla) - Başkanım, sürem geçti ama.

BAŞKAN - Lütfen, Sayın Milletvekili, devam edin.

MÜHİP KANKO (Devamla) - Kanun temenni metni değildir, kamu parasına ilişkin her harcamanın açık, bağlayıcı ve denetlenebilir olması lazım. Kamuya ait makinelerin, teçhizat ürünlerinin Kızılaya devredilmesini, ücretsiz devredilmesini söylüyorsunuz; bunlar iktidarın malı değil, bunlar devletin, vatandaşın, çalışan esnafın vergileriyle elde edilmiş ürünlerdir ve bunları verirken hangi kritere göre vereceğinize açıklamanız lazım, hangi gerekçeyle, kimin kararıyla, ne kadar süre için vereceğinizi söylemeniz lazım.

Sosyal yardım verilerine gelelim. Özellikle Türkiye'de haraç mezat paralarla gidip verdiğinizde, Türkiye'deki herkesin özel bilgilerine ulaştığınız bir ortamda özellikle yardıma muhtaç olan vatandaşların bilgilerinin paylaşılması doğru bir şey değildir yani vatandaşın mağduriyetini hiçbir zaman pazarlık konusu yapmamalısınız çünkü bunların yarın şirketlere verilmesi, seçim propagandasında kullanılması için yol açmış olabilirsiniz.

Kan bileşenlerinin bedelini SGK üzerinden tahsile gidiyorsunuz. "Hastaneler zararda." diyorsunuz. Hastanelerde yapılan hizmetlerden hastaneleri zararda göstererek kamu hastanelerinde çalışan birçok insanın ödemelerini bu nedenle yapmıyorsunuz. Dolayısıyla, burada kamu hastanelerine ne kadar bir maliyet getireceğini açıklamanız gerekir. Örneğin, gönüllü bağış veren bir kişinin hastaya kadar giden kan naklinde ne kadar bir masrafın olduğunu açıkça bilmemiz gerekiyor.

Afette görev yapacak olan görevlilere evet, bir tazminat ödenecek, bunu olumlu karşılıyoruz ama emekçiyi koruyan bu kanun maddesine bir de siz arkadan dolanacak şekilde Kızılaya birtakım ayrıcalıklar tanırsanız bunu kabul etmemiz mümkün değil.

Kızılay şube başkanları gidip sosyal yardım vakıflarında görev alacaklar. Buradaki çıkar çatışmalarını nasıl değerlendireceksiniz ya da buradaki vatandaş gittiğinde eğer o kişilerin inisiyatifiyle bu vatandaşa yardım edecekseniz bunu kabul etmemiz mümkün değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin lütfen.

MÜHİP KANKO (Devamla) - Kızılayın itibarını güçlendirmek istiyorsanız şirket hesaplarının, bağışlarının, kamu alımlarının düzenli açıklanmasını mutlaka garantiye almanız lazım.

Bunun dışında, güven isteyen önce hesap verebilmeli, yetki isteyen önce sorumluluğunu kabul etmeli. Meclisin görevi bu boşlukları alkışlamak değil, bu boşlukları tamamlamaktır.

Buradan 87 gündür tutuklu olan İzmit Belediye Başkanımız Fatma Kaplan Hürriyet'in haksız hukuksuz yere içeride tutulduğunu, çocuğundan ayrı bırakıldığını, hiçbir somut iddia olmamasına rağmen arkadaşlarıyla birlikte gözaltında tutulduğunu, mahkûm edildiğini buradan tekrar haykırmak istiyorum. Fatma Kaplan Hürriyet'e bir an önce özgürlük dileklerimle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)