| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 7 |
| Tarih: | 15.10.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA MEHMET KARAMAN (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Genel Kurulumuzda ülkemiz ve milletimiz açısından son derece önemli bir Kurumu, Türk Kızılayını ilgilendiren kanun teklifini konuşuyoruz. Öncelikle şunu açıkça ifade etmek isterim ki Türk Kızılayının güçlü bir hukuki zemine kavuşmasını, afet ve acil durumlarda daha hızlı hareket edebilmesini, sahip olduğu insan kaynağını, lojistik imkânlarını ve kurumsal kapasitesini daha etkin kullanabilmesini hepimizin desteklemesi gerektiğine inanıyorum. Kızılay, milletimizin zor günlerinde yanında görmek istediği, savaşta, afette, salgında, göçte ve insani krizlerde görev üstlenen köklü bir yardım kuruluşudur. Dolayısıyla, bugün burada yapacağımız değerlendirme yalnızca bir kanun maddesinin değerlendirilmesi değildir, aynı zamanda Kızılayın gelecekte nasıl bir kurum olacağına, kamu otoriteleriyle nasıl ilişki kuracağına ve en önemlisi, milletimizin Kızılaya duyduğu güvenin nasıl korunacağına dair bir tercih yapıyoruz. Biz bu nedenle, teklifin tümüyle karşısında duran bir yaklaşım yerine teklifin daha güçlü, daha şeffaf ve daha güvenilir hâle getirilmesini savunuyoruz.
Değerli arkadaşlar, teklifin gerekçesinde Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay hareketinin ortaya koyduğu uluslararası çerçeve önemli bir dayanak olarak gösterilmektedir. Burada özellikle IFRC ve ICRC tarafından hazırlanan model bizim için önemli bir ölçüt olabilir. Bu modelde ulusal cemiyetlerin hukuki statüsü kadar temel insani ilkeler, yardımcı rol ve bağımsızlık gibi konular da özellikle vurgulanmaktadır. Teklif, bu temel unsurların bazılarını açık ve yeterli biçimde düzenlememektedir. Özellikle temel ilkeler ve yardımcı rol konusunda daha açık hükümlere ihtiyaç olduğu görülmektedir. Kızılayın otoriteleriyle güçlü bir iş birliği içerisinde olması elbette gereklidir. Ancak Kızılayın insani yardım faaliyetlerinde bağımsız, tarafsız ve ihtiyaçlara göre hareket edebilmesi de aynı derecede önemlidir. Dolayısıyla, kamuyla iş birliği ve kurumsal bağımsızlık arasında bir denge kurmamız gerekir. Biz bunun Kızılayı zayıflatacağını değil, tam tersine, Kızılayı güçlendireceğini düşünüyoruz.
Değerli milletvekilleri, teklifte kamu alımları konusunda da önemli bir düzenleme bulunmaktadır. Afetlerde hızlı hareket etmemiz gerektiği konusunda hepimiz hemfikiriz. Deprem, sel, yangın veya başka bir büyük afet meydana geldiğinde günlerce ihale sürecinin tamamlanmasını bekleyemeyiz fakat mevcut mevzuatımızda da afet ve acil durumlarda hızlı tedariki sağlayan mekanizmalar bulunmaktadır. Örneğin, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında pazarlık usulü ve doğrudan temin gibi araçlar bulunmaktadır. Ayrıca, afet dönemlerinde kamu kurumlarının hızlı hareket etmesini sağlayan başka özel mekanizmalar da vardır. Bu nedenle, Kızılay için getirilen istisnanın özellikle afetlere hazırlık dönemini de kapsaması üzerinde biraz daha düşünmemiz gerektiği kanaatindeyim çünkü afet hazırlığı yalnızca birkaç gün veya birkaç haftalık bir dönem değildir, teknik olarak hazırlık sürekli devam eden bir süreçtir. Dolayısıyla afetlere hazırlık ifadesi sınırlandırılmadığı takdirde istisnanın zaman içerisinde sürekli bir uygulamaya dönüşme ihtimali de bulunmaktadır. Buradaki önerimiz Kızılayın önünü kesmek değildir, tam tersine, Kızılayın ihtiyaç duyduğu hızın sağlanmasını ancak bunun yanında kamu kaynaklarının da korunmasını istiyoruz. Eğer bu muafiyet korunacaksa alımların kayıt altına alınması, fiyatların piyasa koşullarıyla karşılaştırılması, ilgili protokollerin kamuoyuyla paylaşılması ve kamu kaynağı kullanılan işlemlerin denetime açık olması gibi güvenceler getirebiliriz. Böylece hem Kızılay hızlı hareket eder hem de kimsenin "Bu alım neden böyle yapıldı?" diye sormasına gerek kalmayacaktır. Şeffaf bir sistemi bu şekilde oluşturmuş oluruz.
Bir diğer önemli konu, Sosyal Güvenlik üzerinden yapılması öngörülen mahsup mekanizmasıdır. Burada da Kızılayın alacağının güvence altına alınması anlaşılabilir bir amaçtır. Ancak kamu hastanelerinin ekonomik durumunu ve diğer tedarikçilerine karşı yükümlülüklerini de göz önünde bulundurmamız gerekir çünkü hastanelerin ilaç, tıbbi sarf malzemesi, tıbbi cihaz ve diğer hizmet sağlayıcılarına karşı borçları bulunmaktadır. Kızılayın alacağının doğrudan Sosyal Güvenlik tarafından hastanenin alacağından mahsup edilmesi Kızılay açısından bir ödeme güvencesi oluştururken diğer alacaklıların ödeme sırasını etkileyebilecektir.
Değerli arkadaşlar, bir başka hassas konu da kişisel verilerdir. Kızılayın insani amaçlarla kamu kurumlarından veri alması önemlidir ama bu veriler hangi amaçla kullanılacak, ne kadar süre saklanacak, kimler erişebilecek ve nasıl denetlenecektir? Kızılayın elindeki vatandaş bilgilerinin insani yardım amacı dışında kullanılmayacağına ilişkin açık bir güvence aslında yalnızca vatandaşlarımızı değil Kızılayın kendisini de koruyacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kanun teklifinin en önemli başlıklarından biri denetim meselesidir. Kızılayın bağımsızlığı ile kamu kaynağının denetimi birbirine zıt kavramlar değildir. Özellikle bu kanun kapsamında kullanılan kamu kaynaklarının Sayıştay denetimine açık olması, Kızılayın TBMM'ye yıllık rapor sunması ve bağımsız denetim raporlarının kamuoyuyla paylaşılması önemli bir güvence olacaktır.
Burada, özellikle 6 Şubat depremlerinin bize bıraktığı tecrübeyle hatırlamamız gerekiyor, o büyük felakette milletimizin ne kadar büyük bir dayanışma gösterdiğini hepimiz gördük. Aynı zamanda, Kızılayın bir iştirakinin depremzedelerin barınma ihtiyacının çok yüksek olduğu bir dönemde çadır satışı gerçekleştirmesi kamuoyunda büyük bir tartışmaya neden olmuştu. Bugün burada, geçmişte kimin ne kadar sorumlu olduğunu tartışmak yerine bundan sonra benzer bir durumun yaşanmaması için gerekli hukuki güvenceyi oluşturmayı konuşmamız daha doğru olacaktır. Kızılayın ve iştiraklerinin elinde bulunan çadır, konteyner, gıda, su, lojistik ve diğer kritik kapasitenin afet anında öncelikle afetzedelerin hizmetine sunulmasını kanunla açık güvence altına alabiliriz. Bu, Kızılayı ticari faaliyetlerden vazgeçirmek anlamına gelmez, sadece, olağanüstü zamanlarda insani önceliği hukuken garanti altına almak anlamına gelir çünkü afet zamanı, normal zaman değildir; o anda mesele, sadece ticari bir satış değil insan hayatıdır, barınmadır, gıdadır, sudur ve milletimizin en zor anında yanında olmaktır.
Son olarak şunları da ifade etmek istiyorum: Kızılayın güçlü olmasını istiyoruz, Kızılayın hızlı olmasını istiyoruz, Kızılayın afetlere daha hazırlıklı olmasını istiyoruz, Kızılayın kamu kurumlarıyla daha etkin iş birliği yapmasını istiyoruz ama bütün bunların yanında Kızılayın şeffaf, bağımsız, hesap verebilir ve milletimizin güvenine layık bir kurum olmasını da istiyoruz. Bu nedenle teklifin bazı maddelerinin yeniden değerlendirilmesini bir engelleme olarak değil, kanunun daha sağlam temellere oturtulması için bir katkı olarak görmek gerekir.
Gelin, Kızılayımıza yetki verirken denetimi de verelim, imkân verirken şeffaflığı da verelim, hız verirken hesap verebilirliği de sağlayalım, kamu desteği verilirken bağımsızlığını da güvence altına alalım çünkü bizim amacımız Kızılayı zayıflatmak değil, tam tersine milletimizin Kızılayına olan güvenini daha da güçlendirmek olmalıdır. Kızılayın güçlü olması milletimizin gücüdür, Kızılayın itibarı milletimizin itibarıdır ve Kızılayın en zor günlerde hiçbir vatandaşımızın aklında soru işareti bırakmadan bütün kapasitesiyle afetzedelerin yanında olması hepimizin ortak sorumluluğudur.
Bu anlayışla, teklifin Genel Kurul görüşmeleri sırasında gerekli iyileştirmelerin yapılmasını ve Kızılayımızın daha güçlü, daha bağımsız, daha şeffaf ve daha güvenilir bir hukuki zemine kavuşmasını temenni ediyor, Genel Kurulumuzu bu hassasiyetle değerlendirme yapmaya davet ediyor, hepinize şükranlarımı arz ediyorum.
Teşekkür ederim.(YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)