| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 7 |
| Tarih: | 15.10.2026 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
"AK PARTİ düşünce ve ifade özgürlüğünün demokrasinin vazgeçilmez unsuru olduğuna inanır. Basın özgürlüğü bu özgürlüğün en temel güvencelerindendir. Basın üzerindeki doğrudan veya dolaylı sansür uygulamalarına ve otosansüre karşıyız. Gazetecilerin baskı görmeden haber yapabildiği bir ortam sağlanmalıdır. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafsız ve bağımsız bir yapıya kavuşturulacaktır. Devletin medya üzerindeki reklam ve ilan gibi ekonomik araçlara yaptığı yönlendirme ve baskıya son verilecektir. Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle insanların cezaevine girmemesi için yasal düzenlemeler yapılacaktır." Tam çeyrek asır önce yola çıkarken AK PARTİ'nin verdiği taahhütler bunlar ve bugün geldiğimiz noktada bunlardan çok uzak olduğumuzu açıkça görüyoruz.
Son yirmi ay içerisinde tam 10 televizyon kanalına el konuldu. Neden konuldu, nasıl konuldu, hepimizin malumu ama artık o televizyon kanallarının bir kısmı çalışmıyor, bir kısmı da tamamen iktidarın kontrolü altında, iktidarın propagandasını yapan bir yayın kuruluşu hâline geldi. Kaç tane soru önergesi verdik "Neden yaptınız? Niye yapıyorsunuz?" diye, cevap verilmedi.
Son bir ay içerisinde 50'ye yakın gazeteci ne yazık ki hâkim karşısına çıktı ve yüzlerce, binlerce -sayısını bilemediğimiz kadar- sosyal medya hesabı kapatıldı. Şaban Sevinç, içeride; Mustafa Balcı, içeride; Murat Ağırel; bileğinde kelepçe var, evinde; yanı sıra İsmail Saymaz, bileğinde kelepçeyle evinde; Derya Okatan, Fatih Ergin, Tuğba Tekerek, Selahattin Günday içeride, Lale Özan Arslan içeriye alındı, Ali Tarakcı içeride.
Peki, bunlar içeride, foncular nerede? (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Foncuların bileğine kelepçe takıldı mı? Foncuları derdest ettiniz mi? Elleri kelepçeli bir şekilde görüntüleyip milletin önüne koydunuz mu? Yandaş kanallarınızda boy boy fotoğraflarını, videolarını gösterdiniz mi? Yapmadınız ama bunları konuşanlara, bunları telaffuz edenlere, bu kepazeliği, bu rezaleti milletle paylaşanlara bu cezayı reva gördünüz üstelik yola çıkarken bu sözleri millete vermiştiniz. Genel Başkan Yardımcımız Sayın Erhan Usta bir basın toplantısı düzenledi ve bu fon rezaletiyle, bu fon kepazeliğiyle ve soygunuyla alakalı çok önemli bilgiler paylaştı. Yemediniz içmediniz onun bütün haberlerine erişim engeli getirdiniz. Hırsızlara erişim engeli yok ama bunları ifşa edenlerin gazetelerine, haberlerine erişim engeli getiriyorsunuz. Nereye gidiyor Allah aşkına bu ülke! Böyle bir uygulama olur mu? Yasaklanan sosyal medya hesaplarını sorduk binlerce, cevap vermiyorsunuz ne sayısını, ne gerekçesini açıklayacak yüzünüz yok. Geçen bir yıl içerisinde tam 5 tane soru önergesi verdim, hepsi burada. TRT'yi kendinize ait bir borazana çevirdiniz ya, iktidarın Pravda medyası hâline getirdiniz ya. TRT'nin arka kapısında olanı biteni anlattık. TRT'nin bazı araçlarında uyuşturucu taşındığını belgeledik, konuştuk bunları ve bunlarla ilgili soru önergesi verdim tam 5 tane; vardır veya yoktur dersiniz İçişleri Bakanının, Adalet Bakanının, Cumhurbaşkanı Yardımcısının umurunda değil. Bu kürsüye saygı duymuyorsunuz, millet iradesine saygı duymuyorsunuz, yemediniz içmediniz benim konuşmalarıma yasaklama getirdiniz. Peki, Halk TV'yi niye susturdunuz? Neden el koydunuz Halk TV'ye? Sizin bir kere verdiğiniz sözlere aykırı, Anayasa 26, 28 ve 30'a açıkça aykırı, Avrupa insan hakları sözleşmesine imza attınız onun 10'uncu maddesine aykırı. Gittiniz bir şafak vakti bastınız ve kayyum atadınız oraya. Niye yaptığınızı biliyoruz. Konuşulmasın, duyulmasın, bilinmesin, işitilmesin, tartışılmasın, kimse bu konuya dair bir fikir sahibi olmasın. Yandaşlar, vurguncular, soyguncular götürsün; bunları konuşanlar derdest edilsin, kanalları basılsın, konuşulmasın ve sadece sizin çizdiğiniz bir alan içerisinde, sizin belirlediğiniz bir alan içerisinde konuşmalar yapılsın, bunu istiyorsunuz.
Bakın, 28 Şubat döneminde böylesi uygulamalar yaşanmadı. O dönemi en yakından yaşayanlardan birisiyim ve o dönemde Sayın Erdoğan'la beraberdik, 28 Şubatta Sayın Erdoğan kendisini destekleyen bütün kanallara rahatlıkla çıktı. Bütün kanallarda program yapabildi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - 28 Şubat döneminde Sayın Erdoğan kendisini destekleyen bütün kanallarda rahatlıkla program yapabildi. Sayın Başkanım, bazılarına siz de şahitsiniz, beraber gittik o kanallara, beraberdik o zaman. O kanallar karartılmadı, o 28 Şubat döneminin o ceberut düzeni o kanalları kapatmadı. Yanı sıra, muhalif kanallarda da çıktı Sayın Erdoğan. Peki, bugün sizin yaptıklarınıza itiraz edenler sizin yaptıklarınıza "Hayır, yanlıştır bunlar, yapmayın." diyenler TRT'de yer alabiliyor mu? Şu konuşmanın bir saniyesini TRT yayınlayabiliyor mu? Üç yıldır burada görev yapıyoruz, bir Grup Başkan Vekili olarak, Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu'nun 1 kare fotoğrafını, haberini yayınladınız mı? Hayır çünkü milletin vergisiyle kurulmuş olan ve hayatını sürdüren TRT'yi bir Pravda medyasına dönüştürdünüz. Türkiye'de demokrasiye, insan haklarına, özgürlüklere, özellikle ifade özgürlüğüne ve medya özgürlüğüne çok ciddi ihtiyacımız var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - Gelin, bu önergeye "evet" deyin, daha çok fazla konuyu tartışalım, ele alalım ve bu ülkeyi demokratik ve aydınlık yarınlara hep beraber taşıyalım diyorum.
Teşekkür ediyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)