GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:5
Birleşim:7
Tarih:15.10.2026

SERKAN SARI (Balıkesir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle dün akşam saatlerinde İstanbul'da yaşanan sel felaketindeki mağdur olan vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum. Bölgede metrekareye 255 kilogramı aşan bir yağış düştü, son seksen dört yılın en yüksek rakamı bu. Beraberinde de bir faciaya dönüştü tabii ki doğal olarak. Burada bir üzüntü yaşadık hep birlikte. Fatih'te -henüz 14 yaşındaki bir evladımız- ayakkabıları ıslanmasın diye eline alarak yürümek zorunda kalan ve elektrik akımına kapılarak canını kaybeden bir çocuğumuzdan, bir evladımızdan bahsediyorum. Bunun sebebinin herhâlde iktidar sıralarında oturan milletvekillerimiz kendilerinde olduğunu düşünüyorlardır. Bu çocuğumuz yedek ayakkabısı olmadığı için yarın ne gireceğini düşünürken, ayakkabılarına zarar gelmesin diye bu tedbiri almaya çalışırken ne yazık ki canını kaybetti. Temennimiz, böyle felaketlerin bir daha yaşanmaması ve hiçbir vatandaşımızın da hayatını kaybetmemesi.

Tabii, bu ülkede sorunlar bitmiyor. Nereye elimizi atsak başka bir sorun, başka bir isyan, başka bir itirazla karşı karşıyayız. ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesindeki öğrencilerimizin isyanını dile getirmek istiyorum. Onlara dayanışma dileklerimizi buradan Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak sunuyorum. Boğaziçi Üniversitesinde yemeklere yüzde 70 zam yapılmış durumda, ODTÜ'deki öğrencilerimizin yurtlarına yüzde 30 zam yapılmış durumda. Öğrencilerimizin eğitime, akademik çalışmalarına yoğunlaşmaları gerekirken barınma ve yemek ihtiyaçlarını karşılayabilmek için ne yazık ki direnmek zorundalar. Tabii, bu direnişlerini karşılığında ne alıyorlar? Takdir, tebrik, bir çözüm mü? Hayır, polis, TOMA ve ne yazık ki şiddetle karşı karşıya kalıyorlar. Düşünün ki bir devlet öğrencilerinin barınma ve yemek ihtiyaçlarını karşılamakta ne yazık ki yetersiz kalıyor; bu, yetmiyor, çocukları da coplarla, polislerle korkutmaya çalışıyor. Çocuklarımızın, öğrencilerimizin temel beslenme ve barınma ihtiyaçları bu Meclisin en önemli konularından biridir, bu Meclisin bu konuda çözüm üretmesi gerekiyor. Bu zam kararlarının acilen durdurulması ve yeniden değerlendirilmesi lazım. Biz gençlerimizin nitelikli, erişebilir, eşit eğitim hakkını savunmaya devam edeceğiz. Boğaziçi ve ODTÜ'de mücadele eden tüm öğrencilerimizi buradan Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak dayanışma duygularımızla selamlıyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

Bugün 15 Ekim, bütün çalışanların heyecanla beklediği, maaşların yaptığı gün. Çalışanların bugün hesaplarına maaşlar yattı, yattığı gibi de kredi kartı borcu, kredi borcu, elektrik, diğer borçlara gitti; sıfıra sıfır, elde var sıfır. Sizin yaratmış olduğunuz bu enflasyon ve kriz altında ne yazık ki çalışanlarımız, emekçilerimiz haklarının karşılığında aldıkları maaşlarla geçinemiyorlar. Her geçen gün kredilerin takibi artıyor. Bugün bireysel kredi kartındaki rakam 199 milyarı bulmuş -takibe düşen rakamdan bahsediyorum- ihtiyaç kredisinde 85, konutta 5 milyar, ticari kredilerde 535 milyar; toplamda yaklaşık 1 trilyon lira takibe düşmüş krediden bahsediyoruz. Enflasyondan arındırdığımızda geçen seneye göre bu sene borç yükü, takibe düşmüş dosya yüzde 40 artmış durumda yani her yıl daha kötüye gidiyor. Diyorlar ya "Bu yıl sabredin, dişinizi sıkın, kemerinizi sıkın, seneye her şey çok güzel olacak." Güzel olan bir şey yok Sayın Akbaşoğlu, her şey daha kötü, her şey daha sıkıntıda ve vatandaşlarımız ne yazık ki borç batağında. Yani vatandaş borç batağında, yandaşlar fon soygununda; AKP'nin başarı diye sunduğu Türkiye Yüzyılı ekonomisi işte tam da budur. Bir tarafta kredi kartının asgarisini ödeyebilmek için mücadele eden vatandaş, diğer tarafta fon piyasasındaki usulsüzlük ve manipülasyon iddialarının üzerini örtmeye çalışan devasa kazançlar. Soruyorum iktidara: Vatandaşın üç kuruşluk borcunun peşine düşen sistem milyarlarca liralık fon skandalının büyümesine neden olan denetim eksikliğinin hesabını neden vermiyor? Küçük yatırımcının birikimini koruyamayan, piyasadaki manipülasyon iddiaları zamanında önleyemeyen bir ekonomi yönetiminin hangi başarısından bahsedebiliriz? Bu ülkenin sorunu kaynak değil, kaynakların adil paylaşılmaması, denetimsizlik ve yanlış ekonomi politikalarıdır.

Bugün bir günü kutlamamız lazım, bu ülkede bir şeyi kutlamak mümkün değil. Bugün Dünya Kadın Çiftçiler Günü; kadın çiftçilerimize ne yazık ki sosyal güvenceleri sağlanamıyor, güvencesiz bir şekilde çalışmak zorunda kalıyorlar. 957 bin kadın çiftçimiz var, bunun sadece 105 bininin sosyal güvencesi sağlanmış durumda yani yüz kadının 89'u güvencesiz bir şekilde çalışmak zorunda bırakılıyor. Çiftçilerimizin yaş ortalaması 59, genç oranı sadece yüzde 5. Tarımda çiftçilerimize umut veremediğimiz için gençlerimiz tarımdan uzaklaşmış durumda. 50 yaş üzerindeki çiftçinin oranı yüzde 70. Kadınlarımızın hakkını vermiyorsunuz, gençlerimize umut vermiyorsunuz, tarımın geleceğini yok ettiğinizin farkında mısınız, iktidar sıralarına soruyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

SERKAN SARI (Balıkesir) - Biz burada çağrıda bulunmuştuk Cumhuriyet Halk Partisi olarak: Kadınlarımızın ve gençlerimizin sosyal güvenlik primi devlet tarafından karşılanmalı, köye dönüşü hep birlikte teşvik etmeliyiz, köyde yaşayan gençlerimize, kadınlara, emek veren emekçilerimize destek olmalıyız ama iktidar, desteği sadece yandaşlarının rantına sağlamakta. Bu sebeple de ne yazık ki çiftçilerimiz her geçen gün mağdur oluyor. Zeytin üreticisi, Balıkesir'de bölgemize gittiğimizde bir zeytin üreticisinin isyanıyla karşı karşıya kaldım. 75 liraya mal olan zeytin bugün 25 liraya satılmak durumunda. Bu nasıl bir mantıktır? Bu, çiftçiye zulmetmektir. İlk önce heyecanlandılar hasatlar arttı, verim arttı bu sene diye ama karşılaştıkları rakam karşısında dalında bırakmak zorunda kalıyorlar, 20 lira olan toplama maliyetini dahi karşılayamıyorlar.

Tek sorun tabii ki zeytinde değil; buğdayda, çeltikte aynı sorunları yaşıyoruz. Çeltiğin 45, 46, 47 lira maliyeti olmasına rağmen 32 liraya satılmak durumunda kalıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen tamamlayın.

SERKAN SARI (Balıkesir) - Çeltikçi zararda, hububat üreten vatandaş zararda, buğday üreticimiz zararda ve sonuç itibarıyla da geldiğimiz noktada iktidarın bu tarım politikaları tarımdaki istihsalin ne kadar düştüğünü hepimize gösteriyor. Şu anda tarımda son yirmi beş yılda 3,2 milyon vatandaşımız -yaklaşık 7,8 milyondan 4,6 milyona- tarım sektöründeki tarım işçiliğinden vazgeçmiş durumda. Güvence yok, gelir yok, destek yok, arkasında ona sahip çıkacak bir iktidar yok; o yüzden, tarımdaki çöküşün sebebi, AKP iktidarının tarım politikalarının ta kendisidir.

Dertler bitmiyor, süre sınırlı.

Bugün 15 Ekim Dünya Beyaz Baston Görme Engelliler Günü, beyaz baston görme engelli vatandaşlarımızın bağımsızlığının, özgürlüğünün ve güvenli yaşamın hakkının simgesi ama ne yazık ki engelli vatandaşlarımızın hak mahrumiyetlerini hep birlikte...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son kez uzatıyorum.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Güzel konuşuyor Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun.

SERKAN SARI (Balıkesir) - Söylenecek çok söz var Başkanım, nasıl uzatsak bilmiyorum.

Bir vatandaşımızın sokakta güvenle yürüyebilmesi, eğitim alabilmesi, çalışabilmesi, toplumsal yaşama eşit katılabilmesi bir ayrıcalık değil, anayasal haktır; bu anayasal hakkı iktidarı hatırlatmak istiyorum.

AKP iktidarı 7538 sayılı Yasa'yla çıkarmış olduğu kanunla emekli olma hakkını da gasbetti. Vatandaşlarımızın vergi indirim belgesi varken bugün emekli olamıyor, maaş alanlar kontrol muayenesine yollanıyor, engellilik oranları düşürüldüğü için maaşları kesiliyor. Zaten zor koşullarda yaşamaya çalışan engelli vatandaşlarımız AKP'nin bu gasb kanunu sebebiyle haklarından mahrum edilmiştir. Engelli vatandaşlarımıza ayrıcalık istemiyoruz, yıllardır verdikleri emeğin karşılığını, devletin sözünün güvencesini istiyoruz.

Son olarak bir konuya daha değinmek istiyorum. Tarikatlarda tecavüz dosyasının beraat skandalı. Fatma Nur Çelik'in 8 yaşındaki kızı Hifa İkra'dan söz ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERKAN SARI (Balıkesir) - Toparlıyorum efendim.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Güzel konuşuyor Başkanım, bir dakika daha verin.

BAŞKAN - Buyurun.

SERKAN SARI (Balıkesir) - Fatma Nur Çelik isyan etti, Fatma Nur Çelik dedi ki: "Kızım ile benim can güvenliğim yok, beni koruyun. Eğer derlerse ki 'İntihar etti.' bu yalandır." Bu uyarılara, bu çağrıya, bu isyanına rağmen bu kadını da, bu çocuğu da koruyamadık. Niçin? Kur'an'a Hizmet Vakfı mensubu Ayhan Şengüler'i beraat ettirebilmek için. Bu anne de bu evladı da öldü, katledildi ve sürecin sonunda mahkemede bu suçlamayla yargılanan Ayhan Şengüler beraat etti. Bu mahkemeye avukatların girmesine bile engel oldunuz. Öyle bir mahkeme kurdunuz ki bizden olursa herkes beraat etmeyi hak ediyor. Bu beraat eden kişi, Ayhan Şengüler tecavüz ettiği kızla evlendirilmiş, kızı olmuş, ona da cinsel istismarda bulunmuş, eşi ve kızı şüpheli şekilde ölü bulunmuş, dün de beraat etti. Yazıklar olsun size! AKP'nin yüzyılı tam da budur. Fatma Nur'u da, Hifa İkra'yı da unutmayacağız. Bu ülkenin çocuklarını sizin siyasi tercihlerinize ve ihmallerin izin bedelini ödemeye mahkûm etmeyeceğiz.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)