GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:5
Birleşim:7
Tarih:15.10.2026

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Saygıdeğer milletvekilleri, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Akıllı ilaçlar, şu an dünyada 287 adet akıllı ilaç var. Amerika'da bunların 212'si, Almanya'da 149'u, Türkiye'de ise sadece yüzde 4'ü kullanılabiliyor. Yani bu ülkenin insanları dünyanın kullandığı akıllı ilaçları çok düşük oranda kullanabiliyor ve yıllar içerisinde bu kullanım oranları düştü. Niye düştü biliyor musunuz? Akıllı ilaçların fiyatları çok pahalı ve Türkiye'de üretilmediği için, dışarıdan geldiği için fiyatları çok pahalı. Peki, niye pahalı? Yani Bulgar kullanıyor, Yunan kullanıyor, diğerleri kullanıyor, Türkiye niye kullanamıyor? Bizim ülkemize neden pahalı geliyor? İçerisinde bir şebeke olduğu için pahalı geliyor. Peki, ne yapıyor bu şebeke? Şebeke bu ilaçları, yurt dışından ithal edilen ilaçları gümrük fiyatlarıyla bildirmiyor Sağlık Bakanlığına, arada bir şirket kuruyor, kurduğu bu şirkete yeni fiyatlar vererek bunu Sağlık Bakanlığına bildiriyor ve inanılmaz bir fark ortaya çıkıyor. Bazılarında yüzde 4.000, bazılarında yüzde 3.500. Türkiye'ye 500 liraya gelmiş ilaç 21 bin liraya, 22 bin liraya satılıyor ve ne yazık ki devlet bunun parasını vermiyor, veremiyor. Vatandaş da çaresiz evini barkını satıp yurt dışından bu ilaçları getirmeye çalışıyor. Peki, bu mekanizma neden kuruldu? Şikâyetler yapıldı, Sayıştay raporlar hazırladı bununla ilgili ama Sayıştaydaki bu raporlar kayboldu.

Şimdi, ben size organize bir suç şebekesinden bahsedeceğim, bu ilaçları özellikle anlattım ki bu ilaçlarla bağlantılı bir organize suç şebekesinden bahsedeceğim. Ben buna "finansal terör örgütü" diyorum, "FİTÖ." Bakımından nasıl yaptılar bu işi? 3 isimden bahsedeceğim size: Osman Arıkan Nacar, İsmet Köksal, Ali Göl. Bu organize bir suç şebekesidir ve bu suç şebekesi sadece elindeki bürokratik güçle devleti soymak değil, yanı sıra aynı zamanda bir fon vurgunu da yapmıştır. Osman Arıkan Nacar AKP iktidara gelmeden önce Silopi'de verem savaş dispanserinde bir pratisyen hekimdi ve AKP'nin iktidarıyla beraber kariyer basamaklarını tırmandı, tırmandı, tırmandı, en son Sağlık Bakanlığında ilaçların sorumlu olduğu genel müdürlüğe başkanlığa getirildi. Kendisi Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun başına getirildi, bu bahsettiğim bütün rant alanının en tepesine getirildi. İkinci isim İsmet Köksal: O da aynı şekilde İŞKUR Genel Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığında birtakım görevler ve en son SGK'de Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü görevini üstlendi. Peki, bu ne yaptı? Bu da aynı şekilde bu ilaçların fiyatlandırılması, tıbbi cihazların fiyatlandırılması ve inanılmaz bir rant mekanizmasının başında oturdu. Şimdi, bu iki kafadar, bu iki örgüt üyesi bir araya geldiler, yanına aynı zamanda şu anda cezaevinde olan Ali Göl isimli yurt dışından kanser ilaçları ithal eden birini de aldılar, gittiler, E-Data şirketinin ortağı oldular. Kaç para verdiler? Her biri 238 milyon lira para verdi o günün parasıyla. 238 milyon lira para verdi bu bürokratlar, 2,5 ton, 3 ton para verdiler. Nereden buldunuz Allah aşkına! Sen daha düne kadar pratisyen bir hekimdin, hayatın boyunca bunun dışında bir iş yapmadın. Ha, kardeşlerine önemli ihaleler verilmiş falan, onları da ayrı konuşmak lazım, girmiyorum o detaya. Her biri 238 milyon lira para vererek 3 kafadar bu E-Data şirketinin ortağı oldular ve başladılar bu şirketin hisselerini yükseltmeye. Bakın, şirket hisseleri 2021'den itibaren paralel seyrederken tam bu krizin öncesinde 2026'da zirve yaptı ve 10 küsur milyar lira değere ulaştı ve ardından çökertildi ve buradan akıl almaz rantlar, akıl almaz paralar götürdüler, bir şirketten bu üç kafadar. Bir diğeri, KUYAŞ, aynı şekilde bunlar bu şirketin içinde de vardılar. Aynı şekilde, düşük fiyattan aldıkları bu hisseleri için zirveye çıkarttılar ve 17/4/2026, bu krizin başlamasından önce inanılmaz bir rant alanı oluşturdular, tam 40 milyar liralık bir rant alanı oluşturdular. Şimdi, tabii, burada başka bir şey daha var: SGK eski Başkanı ve Aile ve Sosyal Hizmetler eski Bakan Yardımcısı da bu işin içerisinde, o da bu şirketin ortağı. Şu bürokrasiye bakın, şu devlet kurumlarının kirlenmesine bakın, ne işiniz var sizin bu rant işinde Allah aşkına. Tabii, şu anda aktif Bakan Yardımcısı olan biri daha ortak, onun adını vermiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Çok yeteneklilermiş ya.

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Elbette, beceriklidir, bunların hepsi çok beceriklidir.

Gelelim bir diğerine, Kuvva, güzel de bir isim kullanmışlar "kuvva" deyince bizim aklımıza Kuvayımilliye geliyor. Bunlar "kuvva"yı para kuvvası olarak kullanmışlar. Aynı şirkette aynı ahlaksızlığı yapmışlar, 6,5 milyar lirayı götürmüşler. Gelelim GEN İlaça, bu da ilaç ithal eden, aynı zamanda kısmen üreten bir şirket. Asıl vurgunu burada yapmışlar, 68 milyar lirayı götürmüşler bu kafadarlar, 68 milyar lirayı götürmüşler. Bir başkası, 12,5 milyar lira götürdükleri bir başka şirket. Şimdi soruyorum: Bu rant mekanizmasını siz nasıl kurduğunuz Allah aşkına? Bu şebekeleri devletin içerisine soktunuz? Bu bahse konu "Nacar" denen acar doktor hayatında doktorluktan başka hiçbir şey yapmamış, hekimlikten başka hiçbir şey yapmamış, sadece devlet bürokrasisinde çalışmış ama çalıştığı devlet bürokrasisinde en kritik makam ve mevkilerde ilaç sektöründe, ilaçların fiyatlandırılmasında, tıbbi cihazların fiyatlandırılmasında.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen tamamlayalım.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bakın, bu devran döndüğünde, Türkiye'ye doğru düzgün bir iktidar geldiğinde, bizler bu ülkeyi devraldığımızda ve yönettiğimizde bunlar tek tek araştırılacak. Hangi firmalara, hangi rantlar verildi, hangi firmalar tasfiye edildi? Hangi ilaçlar üzerinden, hangi tıbbi cihazlar üzerinden kaç milyon, milyar dolar birilerinin cebine boca edildi? Hepsini tek tek çıkartacağız. Böyle bir kepazelik, böyle bir rezalet, böyle bir soygun, böyle bir ahlaksızlık dünyanın hiçbir yerinde görülmedi. Şimdi, adam yok orta yerde. Nacar Doktor yok, kayıp. Peki, soruyorum: Nerededir bunlar? Bunca yıldır kim korumuştur ve kollamıştır? Biz bunların bir organize suç şebekesi olduğunu söylüyoruz, arkasında siyasi irade olduğunu söylüyoruz, arkasında saray çevrelerinin olduğunu söylüyoruz, mağdur edilmiş 100 binlerce vatandaş olduğunu söylüyoruz; umurunuzda olmuyor. "Gereğini yapacağız." Diyorsunuz. "Bunlar çürük elmalardır." diyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son kez uzatıyorum.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Hâlbuki, bu çürük elma falan değil, bu, düpedüz korkunç bir soygun düzeni ve finansal bir terör örgütüdür. Diyelim ki, çürük elma o zaman gökten 3 tane çürük elma düşmüş bu ülkeye. Bu çürük elmalardan bir tanesi Sağlık Bakanlığına düşmüş, bir tanesi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına düşmüş, bir tanesi de ilaç firmalarına düşmüş ve bu çürük elmalar, sizin kurduğunuz bu düzeni, yönettiğiniz bu yapıyı çürütmüş, kokutmuş, rezil etmiş, berbat etmiş ve siz de bunun altında kalmışsınız. Bu kepazeliğe dur demezseniz, bu rezaletin üstüne gitmezseniz, bununla ilgili gerekli adımları atmazsanız bu millet size her hâlükârda bunun hesabını sandıkta soracak. Bakın, devlet bürokrasisi içerisine yuvalanmış bu terör örgütünün, bu finansal terör yapısının ne hâle geldiğinin bir göstergesi bunlar. Savcılığın bunları tek tek araştırması lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bunların hepsi bilgili ve belgeli, korkunç bir rezaletin fotoğrafıdır, bütün Türkiye'nin gözleri önüne seriyorum. Bütün Türkiye'yi bu ahlaksız şebekeye lanet etmeye ve sandıkta bunların muhataplarına hesap sormaya davet ediyorum.

Teşekkür ediyorum.