GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:5
Birleşim:6
Tarih:14.10.2026

YENİ PARTİ GRUBU ADINA MURAT ÇAN (Samsun) - Teşekkür ediyorum.

Büyük şair Namık Kemal ünlü Hürriyet kasidesinde şöyle diyor: "Görüp ahkâmı asrı münharif sıdkı selametten, çekildik izzetüikballe babı hükûmetten." Bir başka şair "Bir soğan soyuluyor da yaşarıyor gözler, memleket soyuluyor aldırmıyor..." Gerisini söylemiyorum. Bunu niye anlattım? Utanma duygusuyla kamu hizmetlerini yürütenlerin ilişkisini Namık Kemal yüz elli yıl önce burada betimlemiş ama yirmi dört yıllık iktidarınızda böyle bir şeyi görmek bu millete nasip olmadı.

Şimdi, elimde geçtiğimiz haftanın -üç gün boyunca- Meclis gündeminin evrakları var; YENİ YOL, İYİ Parti, CHP'nin grup önerisi, DEM PARTİ'nin grup önerisi, Yeni Partinin grup önerisi asrın vurgunuyla alakalı; AKP'nin grup önerisi Meclisin çalışma saatleri. Çarşamba günü öyle, bunlar konuşulmasın diye Meclisi kapattınız. Perşembe günü bu kanuna geçmediniz, iki haftadır buraya Kızılayın yöneticileri, bürokratları geliyor bu kanunu görüşmeye, bugüne nasip oldu, bugün 5'inci gün. "Utanma duygusuyla Kızılayın ne alakası var?" diyebilirsiniz. Az önce deminden beri anlatıldı, TURKEN'e, Ensar Vakfına 8 milyon dolar bağışlayıp EFT kesintisi yapar gibi bunun 75 bin dolarını kendisine, geri kalanını da Amerika'ya gönderen bir kurumdur Kızılay. Asrın depreminde, ülkenin yaşadığı en büyük felakette çadır satan kurumdur Kızılay. Peki, bu asrın vurgununda, konuşulmasını istemediğiniz, utanmadığınız asrın vurgununda toplam para, konuşulan parayla ne yapılabilir? Türkiye'nin kırk yıllık fındık üretimi üreticiye hediye edilebilir. Yüz yıllık çeltik üretimi fiyatını açıklamaktan utandığınız ama çiftçiye hakkını vermiyorken utanmadığınız çeltik üreticisi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Kızılay Kanun Teklifi üzerine söz almış bulunuyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bizim hiçbir aşamada ne komisyonda ne burada Kızılaya itirazımız yoktur çünkü Kızılay 93 Harbi'nde, Birinci Dünya Savaşı'nda, Balkan Savaşlarında, Millî Mücadelede, asrın felaketlerinde -2023 depremini kastetmiyorum- bu zamana kadar ülkede nerede sorun varsa, ülke dışında nerede yardıma ihtiyaç varsa orada bulunmuş ve kanuna ihtiyaç duymadan bu görevini yerine getirmiş bir kurumdur, Hilal-i Ahmer'dir. Peki, ne zaman kanuna ihtiyaç duyulmuştur? Asrın felaketinde millet devleti ararken, Kızılayı ararken Kızılay çadır satmıştır. Buradan duydukları mahcubiyetle bugün önümüze Kızılayla ilgili kanun getirilmiştir, Komisyonda konuşulmuştur. Bir hakkı teslim etmek isterim; çok değerli Kızılay Başkanımız, meslektaşım, Komisyonda hakikaten muhalefet milletvekillerinin grup önerilerini bir nebze de olsa Komisyon Başkanıyla birlikte kanun içine dercetmeye gayret etti. Belki de aranızda tek mahcup olan, tek utanan oydu, o yüzden çok daha yalın, çok da sığ bir kanun teklifi Komisyonda muhalefet milletvekillerinin önerileriyle de bir yere kadar getirilmiştir.

Evet, Kızılay Kanunu'nda neler var? En büyük sıkıntı burada defalarca dile getirildi, 4'üncü madde. 4'üncü maddenin hemen hemen bütün fıkraları sorunlu, bunu Komisyonda gidermeye çalıştık, bunlardan size birazcık bahsedeceğim. Mesela, 4'üncü maddenin bir fıkrasında diyor ki Kızılay afet dönemlerinde doğrudan ürün alabilir, doğrudan satabilir. Ben size şunu soruyorum: 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nu yüzlerce kez değiştirdiniz. Yirmi yıldır İhale Kanunu'na dayanarak işlem yapıyorsunuz. Bu kanunun 21/(b) maddesi var, afet dönemlerinde işlerin nasıl yapılacağına dair sığınılan, devleti bu anlamda hızlandıran bir madde. Herhangi bir afeti beklemeden bu maddeyi bu zamana kadar defalarca kullandınız, defalarca suistimal ettiniz ama 158 yıllık bir gönüllülük kurumuna kanun çıkarırken afet dönemlerinde bu doğrudan temini ya da İhale Kanunu'ndan bunu ayırt edecek, İhale Kanunu'na sokmayacak bir düzenlemeyi getiriyorsunuz. Peki, ben de size sorayım: Madde 21, 21/(b) ve 22'yi bu zamana kadar sadece afet dönemlerinde mi kullandınız? Cevabınızı merak ediyorum ama ben gerçek cevabı biliyorum: Hiçbir şekilde 21/(b) ve 22'nci maddeler afet dönemleri beklenerek kullanılmış değil.

Bir başka konu, kişisel verilerin paylaşılmasıyla ilgili durum. Burada da hakikaten, denetimle alakalı yapılabilecek konular dışında, kişisel verilerin, özel verilerin herkes tarafından kullanılabileceği, Kızılay eliyle -çünkü daha önce sicili kabarık- başka yerlere devredilebileceği bir hüküm var.

Bir başka konu -birazdan değerli hocamız daha detaylı bir şekilde anlatacaktır- Kızılayın tekelleştiği kan ve kan ürünleriyle ilgili 4'üncü maddeye yerleştirilmeye çalışılan unsurlar. Kızılay bir hayır kurumudur, bir gönüllülük kurumudur; Kızılay ticari bir yapı değildir, Kızılayla gönüllülük arasına kan giremez. Bu zamana kadar kadim sağlık kuruluşlarımızın, kurumlarımızın, üniversitelerimizin kan bankalarında ifa edilen bir görevi, bugün Kızılayın para kazanmak, kendisine gelir elde etmek için kullanması söz konusudur. Buradan mutlaka ve mutlaka kaçınılmalıdır.

Bir konuda gerçekten önerilerimiz dikkate alındı. Özellikle daha önce Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğü tecrübesinden doğrudan bir cemaate hizmet eden bir yapıyı hatırlatırcasına Kızılayın tedarik edeceği, özellikle demirbaş sayılabilecek teknik donanımların gümrükten muaf bir şekilde gelmesi söz konusu ve bunu herhangi bir zaman kısıdı olmadan istediği kamu kurumuna devretmesi söz konusuydu. Bunu Komisyonda üç yıla çıkarttırdık önerilerimizle; daha doğrusu, biz on yıl dedik, üç yıl oldu, şimdi de anlıyoruz ki bu beş yıla çıkmış; yetmez ama doğru bir sınırlamadır çünkü bu ülkede daha önceden bunun kötü tecrübeleri yaşanmıştır, yaşatılmıştır.

Teklif bir taraftan şeffaflık, rekabet, eşit muamele ve kamuoyu denetimi diyor; diğer taraftan, bu alımları Kamu İhale Kanunu'nun dışında tutarak doğrudan teminlerle Kızılaya birtakım güçler ya da Kızılaydan mal alacak kurumlara birtakım zorunluluklar getiriyor. TURKEN'i ve Ensar Vakfını burada bir kez daha hatırlamakta fayda var.

Teklifte kamu kurumlarının taşıtlar dışındaki bazı taşınır mallarının Kızılaya tahsis edilmesi veya Kızılay tarafından bedelsiz devredilmesiyle ilgili konu çok önemlidir. Burada sürenin doğrudan uzatılmasında fayda vardır. Başkentgaz tarafından Kızılaya yapılan 8 milyon dolarlık şartlı bağışın bu çıkarılan kanun vesilesiyle bir kez daha yenilenmesini engelleyecek mutlaka ama mutlaka denetimler getirilmelidir.

Şimdi, yüz elli sekiz yıllık bir kurumu ilk kez müstakil bir kanuna kavuşturuyoruz. Bunu yaparken yalnızca bugünün ihtiyaçlarını değil, önümüzdeki elli yıllık dönemi, yüz yıllık dönemi düşünmeliyiz. Yüz elli sekiz yıl önce kurulmuş bir kurum bugüne kadar getirilmiş, 2023 depreminde nasıl suistimal edildiğini burada bir kez daha size hatırlatmak isterim çünkü iktidarlar değişir, yöneticiler değişir, Kızılay başkanları değişir ama kanun kalır. Yapılacak kanunun buna hizmet etmesinde...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın, lütfen.

MURAT ÇAN (Devamla) - Ben diyorum ki yetki veriyorsak denetimi de buna eklemeliyiz, kaynak sağlıyorsak hesabını sormalıyız, hesap verebilir durumda tutmalıyız Kızılayı. Kişisel veriye erişim veriyorsak mahremiyeti de güvence altına almalıyız. Afet zamanında hız istiyorsak bunu şeffaflıktan vazgeçmeden yerine getirmeliyiz. Biz güçlü bir Kızılay istiyoruz. Güçlü Kızılay denetlenmeyen Kızılay değildir, güçlü Kızılay milletin her kuruşunun hesabını görebildiği Kızılaydır. Güçlü Kızılay ihtiyaç sahibinin mahremiyetinin korunduğu Kızılaydır.

Ben son yirmi saniyede kanun çıkarılırken iktidar milletvekillerinin kanunda yaptıkları konuşmalarda okullarda Kızılay zarflarıyla ilgili anılarını çok dinledim ama ağızlarından bir kez bile Kızılayın asrın felaketindeki başarısını göremedim.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)