GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:5
Birleşim:6
Tarih:14.10.2026

YENİ PARTİ GRUBU ADINA SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; çok önemli bir kanunu konuşmak için yüce Meclisteyiz. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Size yeni görevinizde başarılar diliyorum.

Değerli arkadaşlar, Kızılay demek bir ülkenin dünü, bugünü ve yarınında sadece ülkenin değil aynı zamanda bütün dünyanın yaralarının sarılması meselesidir. O yüzden çok önemli bir kanunu konuşuyoruz. Yüz elli sekiz yıllık bir kurumun Türkiye'de içine düşürüldüğü durumu ve ondan beklentileri konuşuyoruz. Kızılay yalnızca bir yardım kuruluşu değil sevgili arkadaşlar, Kurtuluş Savaşı yıllarında cephede savaşan ordunun sağlık, bakım ve lojistik ihtiyaçlarının karşılanmasında hayati rolü olmuş olan bir kurumdur. Ankara Hükûmetinin imkânlarının son derece sınırlı olduğu bir dönemde sahra hastaneleri kurmuş, yaralı askerlerin tedavisini sağlamış, sağlık malzemelerini temin etmiş, göçmenlere ve savaş mağdurlarına destek vermiş, yurt içi ve yurt dışından yardım toplayarak ülkemizin kurtuluşu için, insanlarımız için, insanlık için mücadele etmiş bir örgüttür. Kurtuluş Savaşı'nın görülmeyen ancak kritik destek unsurlarından biri olarak tarihe geçmiştir. Bu mücadele sırasında toplumun güvenini kazanmış olması, gönüllülük ruhunu harekete geçirmiş olması, siyasi tartışmaların üzerinde konumlanması ve sahip olduğu itibarı millet yararına kullanmış olması Kızılayın asıl gücünü oluşturmaktadır. Kızılayın tarihsel yardım gücü yalnızca yardım toplama kapasitesiyle ilgili bir konu değildir sayın milletvekilleri, asıl gücü toplumun her kesiminde oluşturmuş olduğu güven duygusudur. Bugün Kızılayın tarihinin en önemli kurumsal güven sınamalarından biriyle karşı karşıya olduğu bir dönemdeyiz. Adalet ve Kalkınma Partisinin tuttuğu her şeyi kurutan, tuttuğu her kurumu kendine benzeten, tuttuğu her kurumu, her devlet mekanizmasını partizanlaştıran uygulamaları nedeniyle Kızılay bugün skandallarla anılan bir kurum hâline gelmiştir. Bayıldığınız STK'lere aracılık etmeniz, örneğin, Ensar Vakfı için Kızılay üzerinden bağış almanız, üstelik utanmadan sıkılmadan "Vergi kaçırmak başkadır, vergiden kaçınmak başkadır." gibi özdeyişleri kazandırmış olmanız, 2023'te 6 Şubat depremlerindeki ortaya koymuş olduğunuz facia performans, çadır satmanız Kızılayı insanların bağış yapmayacağı, Ahbap gibi ne olduğu belli olmayan, güven tescil yetmemiş yerleri Kızılaya bağış yapmak istemeyen insanların tercihi hâline getirdiğiniz bir süreç yaşadı Türkiye. Çünkü Kızılay Genel Başkanı çadır satmasıyla biliniyor, Kızılay Genel Başkanı Ensar Vakfına bağış aracılığıyla biliniyor, Kızılay Genel Başkanı kızının 17 yaşında bir çocuğu öldürmesi ama neredeyse hiç yatmaksızın, toplumsal tepki nedeniyle kısacık bir yatış ve gitmesiyle biliniyor. Bu, aslında Kızılaydan hiçbir şey anlamadığınızı da gösteren bir şey. Kızılayın insanlık, ayrım gözetmemek, tarafsızlık, bağımsızlık, gönüllü hizmet, birlik ve evrensellik ilkelerinden hiçbir şey anlamadığınızı gösteriyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben Kızılayda beş yıla yakın süre çalıştım. Türkiye'de, Kosova'da, Endonezya'da, dünyanın dört bir yanında psikososyal destek programları kurdum. Burada bir milletvekili olarak, insani yardım alanında çalışmış birisi olarak konuşuyorum. Son yirmi beş yılda Türkiye'deki her büyük afette gönüllü birisi olarak çalışmış biri olarak konuşuyorum. Dolayısıyla, siz Türkiye'nin elinden Kızılayını çaldınız. Siz Türkiye'nin elinden çocukların koşarak Kızılay koluna girdiği, her sene zarfla para topladığı, üzerine titrediği bir kurumu partizanca bu hâle getirdiniz. Atadığınız başkanlarınız, oluşturduğunuz şube başkanlarınızla AKP teşkilatının bir yan unsuru hâline çevirdiniz. Kurumun temel sorunu afetlere müdahale kapasitesi falan değil, kurumun temel sorunu güven kaybı. Oluşan algı, Kızılayın tarihsel misyonundan uzaklaşarak bürokratik, ticari ve toplumla arasındaki mesafesi artmış bir yapıya dönüşmüş olmasıdır. Kızılayın giderek daha fazla şirketleşen ve ticari faaliyetleri öne çıkan bir yapıya bürünmüş olması, toplumun temel eleştiri odaklarından biridir. Kurumsal bağışların toplumsal etkisinin nasıl görüldüğü ortadadır: Vatandaş, Kızılaya güvenmemektedir. Yönetim yapısına yönelik eleştiriler ağırlıklı olarak liyakat, uzmanlık çeşitliliği ve hesap verebilirlik başlıklarında yoğunlaşmaktadır. Kamuoyunda Kızılayın sivil toplum kimliğinden uzaklaşmış olması, tarafsız ve kapsayıcı kimliğinin zayıflaması ve toplumun tüm kesimlerinin ortak değeri olmak ve siyasi tartışmaların üzerinde konumlanmak gücünü elinden almıştır.

Teklifin gerekçesinde Kızılayın kamu otoritelerine yardımcı rolü vurgulanmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, Kızılayın kamu otoritelerine yardımcı olmak ile kamu otoritesinin bir uzantısı hâline gelmek arasındaki çok büyük farktır. Siz Kızılayı kendi politik hesaplarınızın yereldeki uygulayıcısı olarak istiyorsunuz, temel sorun buradan kaynaklanmaktadır. Kızılay, Kızılhaç hareketinin prensiplerine göre millî cemiyetler devletlerle yakın iş birliği içerisinde olurlar. Her ülkede bir tane kurulabilir, bir ikincisi kurulamaz, istense de mümkün değildir. Dolayısıyla Kızılaya yeni görevler, yetkiler, mali imkânlar sağlanırken, kurumun kamu yönetimi içerisindeki rolünün güçlenmesi kadar kurumsal bağımsızlığının korunması da önem taşımaktadır. Kızılayın tarihsel gücü, toplumun her kesiminden gördüğü güven, destek ve gönüllü katılımdan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, yapılacak düzenlemelerin amacı Kızılayı devletle bütünleştirmek değil, kamu otoritelere yardımcı rolünü daha etkin yerine getirirken bağımsız, tarafsız ve güvenilir kurumsal kimliğini güçlendirmek olmalıdır. Türk Kızılayının bugün ihtiyaç duyduğu temel dönüşüm salt yeni bir operasyonel kapasite artışıyla açıklanamaz. Güven, şeffaflık, liyakat, hesap verebilirlik ve kurumsal bağımsızlık temelinde yeniden inşa edilecek bir yönetişim reformuna ihtiyaç vardır. Kurumun sahip olduğu tarihsel mirasın korunması ve toplum nezdindeki güvenin yeniden güçlendirilmesi ancak bu dönüşümle mümkün olacaktır. Kanun teklifinin geneline baktığımızda, kurumu güçlendirmeye yönelik hedefler olmakla birlikte, kurumsal güven, denetim, veri güvenliği, toplumsal katılım ve görev sınırları bakımından daha açık düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu kesindir. Bu nedenle, amaç maddesi de dâhil olmak üzere, afetler ve krizler gerçekleşmeden önce toplumun hazırlık kapasitesini güçlendirme ve riskleri azaltma yönünde ifadeler eklenmek durumundadır.

Görev ve yetki maddesinde Türk Kızılayının, gönüllülük, sosyalizmi, afetlere hazırlık, eğitim, toplum temelli dayanıklılık, etki ölçümü ve kurumsal araştırma gibi çağdaş insani yardım alanlarındaki görevleri ayrıca sayılmamıştır. Bu durum, Kızılayın rolünün ağırlıklı olarak ulaştırma ve kriz müdahalesi üzerinden tanımlanmasına yol açma tehlikesi bulunmaktadır. Maddeye bu eklemenin yapılması kurumu güçlendirecektir.

Kızılay, personelin güçlendirilmesi ve eğitiminin artırılması gibi çok ciddi ihtiyaçlara sahiptir. Veri güvenliği meselesi bu kanunla birlikte gelmektedir, daha da önemlidir. İktidarınız bu ülke yurttaşlarının verilerini çaldırmakla meşhur bir iktidardır. Dolayısıyla, buralarda kanunun güçlendirilmesi zorunluluğu vardır.

Uluslararası yardımların kabulü, kullanımı, dağıtımı ve sonuçlarına ilişkin kamuoyuna açık raporlama yapılması, bağımsız denetim mekanizmalarının işletilmesi ve yardımın hangi ihtiyaç gruplarına ulaştığının düzenli açıklanması önemlidir.

Dolayısıyla, bu maddelerle ilgili olarak kanun içerisinde yer alan, örneğin tüzüğün kurumun teşkilat yapısı, üyelik, organlar, bütçe ve sorumlulukları düzenleyecek olması nedeniyle 5'inci madde kritik önemdedir. Ancak idari yapıyla -ki bu bir partinin Genel Başkanı olan Cumhurbaşkanına verilmektedir-şeffaflık, iç denetim, etik ilkeler, gönüllü yönetimi, bağışçı hakları, etki raporlaması, kurumsal risk yönetimi ve paydaş katılımı gibi başlıkların da açık bir şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Bu kanun teklifinin bunlarla hiçbir alakası yoktur. Bu kanun teklifi yalnızca çok basit birtakım düzenlemelerden ibarettir.

Kızılay kriz dönemlerinde, ki üstelik geçmişe göre sadece Türkiye Afet Müdahale Planı'nda "beslenme ana sorumlusu" olarak görünmektedir, son derece sınırlı bir rolü vardır. Oysa sadece afet dönemlerinde müdahale eden değil, toplum dayanıklılığını arttıran, güven üreten ve kamu yararını sürdürülebilir bir biçimde güçlendiren bir kurum olarak konumunu pekiştirmek gerekmektedir.

Kanuna ihtiyaç vardır, kanunda çok eksiklikler vardır. Bununla birlikte, asıl sorun, sizin Kızılayı algılama biçiminizdir. Kızılay sizin ilçe ve il örgütleriniz değildir. Kızılay sizin yandaşlarınızı işe aldıracağınız yerler değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (Devamla) - Maalesef Türkiye'nin her sorununa "Bizim partimizin ne işine yarar?" diye bakmaktasınız. Bugün sabah saatlerinden bu yana Türkiye'nin en önemli haber kanalının, Halk TV'nin sizin iktidarınız tarafından bile isteye kapatıldığı bir süreçle karşı karşıyayız. Geçen hafta T24 kapatıldı; 5 belediyeye müdahale edildi; gazetecilerden 2'si hapsedildi, 2'si ev hapsine atıldı. Dolayısıyla, Türkiye'nin bütün demokratik standartlarına saldıran, bütün demokratik yapılarına saldıran, toplumsal kurumlarını kemiren bir iktidar hâline dönüşmüş durumdasınız ama şunu bilmeniz her şeyden daha önemli: Bu ülke, sizin bu yaratmış olduğunuz iklimden çıkacak, iktidarınıza son verecek ve Türkiye'nin bugüne kadar oluşturmuş olduğu bu yüz elli sekiz yıllık kurumlar, bütün bu elde etmiş olduğunuz zenginlikler yeniden büyük bir güçle çalışmaya başlıyor olacak ve Türkiye'nin asıl yükselişi o zaman başlıyor olacak.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)