GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:5
Birleşim:6
Tarih:14.10.2026

DEM PARTİ GRUBU ADINA ALİ BOZAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, az önce konuşan hatibimiz AKP sıralarında sadece 3 kişinin olduğunu söyledi, ben de haklarını teslim edeyim, arkadaşımızın bu eleştirisi üzerine 1 kişi daha geldi. Şu anda Mecliste AKP sıralarında 4 kişi var yani AKP'nin Türkiye Büyük Millet Meclisindeki 280 milletvekilinden sadece 4 kişi burada, yüzde 2'si sadece burada.

Değerli arkadaşlar, şunu ifade edelim: Bu Mecliste boşa konuşmak ile AKP'ye konuşmak aynı şey. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Çünkü şunu biliyorlar: Ne de olsa Meclis TV çekmiyor, saat 9.00'u geçti, yurttaş da izlemiyor. Milletin derdi umurlarında değil. Ya, arkadaşlar, milletin derdi umurunuzda olmayacaksa, milletin derdiyle ilgili muhalefetin burada yaptığı konuşmaları dinlemeyecekseniz niye varsınız? Niye milletvekili oldunuz? Yarın bu Kanun Teklifi burada oylanacak değil mi? Hepiniz geleceksiniz, kanuna "Evet." diyeceksiniz. Peki, neye "Evet." dediğinizi bilecek misiniz? Neye "Evet." dediğini bilmeden el kaldıran bir iktidar gerçeği var bu ülkede. Önergelere "Hayır." derken neye "Hayır." dediğini bilmeyen bir iktidar gerçeği var.

Sayın Başkan, ben öncelikle size görevinizde başarılar dileyim, bir önceki konuşmamda sürem az olduğu için bu temennide bulunmamıştım hem başarılar diliyorum Sayın Başkan hem de size Allah kolaylık versin. Niye Allah kolaylık versin? Çünkü böyle bir Meclise Başkanlık edeceksiniz. Aynı zamanda, milletin derdi umurlarında olmayan bir iktidar çoğunluğunun olduğu bir Mecliste Başkanlık yapacaksınız, Allah yardımcınız olsun.

Şimdi, değerli arkadaşlar, niye milletin derdi umurlarında değil; sadece bugünün özetinden bahsedeceğim. Bugün bakın, AKP sıraları milletin hangi dertlerine çözüm bulmaya "Hayır." dedi? Özetleyeyim, muhalefet bugün dedi ki: "Gerçek ve tüzel kişiliklerin mal varlığı artışının meşru gelir kaynaklarına dayanıp dayanmadığı araştırılsın." yani "Hırsızlık yapanlar, milletin, fakir fukaranın malına çökenler kimdir, ortaya çıksın." dedi, AKP "Hayır." dedi. Niye? Çünkü "evet" derlerse yirmi dört yıllık iktidarları boyunca zenginleşenler ortaya çıkacak. Başka, muhalefet ne dedi? Muhalefet dedi ki: "Narenciye, zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin sorunlarını araştıralım, dertlerine derman bulalım." AKP buna da "Hayır." dedi çünkü tek geçim kaynağı narenciye, zeytin ve zeytinyağı üretmek olan milyonlarca yurttaşın derdi iktidarın AKP'nin umurunda değil. Muhalefet başka ne dedi? Muhalefet dedi ki: "Cezaevlerinde kendini mahkemelerin, yasanın, Anayasa’nın üzerinde gören idare ve gözlem kurullarının keyfî kararları araştırılsın." AKP buna da "Hayır." dedi çünkü 434 bin mahpusun ve ailelerinin yaşadığı sorunlar onların umurunda değil. Çünkü 434 bin mahpusun yatacak yeri var mı, nerede uyuyor, doktora gidebiliyor mu; bunların hiçbiri iktidarın umurunda değil. Yine, muhalefet dedi ki: "Bugün Halk TV'ye kayyum atandı, gelin, bunu araştıralım." Buna da "Hayır." dedi çünkü Halk TV'yi izleyen milyonlarca yurttaşın haber alma hakkı iktidarın umurunda değil çünkü iktidar istiyor ki memlekette 86 milyon yurttaş sadece A Haber'i izlesin, başka bir yeri izlemesin çünkü A Haber'de ne var? Çünkü A Haber'de memleket güllük gülistanlık çünkü A Haber'e göre bu memlekette hiçbir sıkıntı yok.

Değerli arkadaşlar, şimdi, gelelim 2002 yılına yani AKP'nin iktidar olduğu yıla. 2002 yılında AKP'nin en güçlü iddiası neydi, en güçlü sloganı, mottosu neydi? "Artık Türkiye'de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak." dedi. Sayın Başkan, sizin sıralarda kimse yok, bence bunu sizinkilere siz yarın hatırlatın çünkü siz de iyi hatırlarsınız, AKP ilk yola çıktığında siz İstanbul Büyükşehir Belediyesindeydiniz.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Ali Bozan bu hafta nöbetçi vekilsin demek ki konuşuyorsun. Geçen hafta yoktun, bir dahaki hafta da yoksun.

ALİ BOZAN (Devamla) - Dinleyin, dinleyin. Dediniz ki...

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Nöbetçi vekil uygulaması da demek ki zoruna gitti, söyleyelim arkadaşlara da seni nöbetçi yazmasınlar.

ALİ BOZAN (Devamla) - Ama bir şey söyleyeceğim, güzel bir şey söyleyecektim, sizi kutlayacaktım, sizi kutlayacaktım.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Sayın Başkan, nöbetçi yazdığınız zaman zoruna gidiyor arkadaşın ha, vallahi, nöbetçilik zoruna gidiyor. Başkası söylemiyor; bravo, tebrik ederim.

ALİ BOZAN (Devamla) - Yola çıkarken dediniz ki: "Artık Türkiye'de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak." Evet, evet, sizi kutluyorum, artık yirmi dört yıllık iktidarınız sayesinde, uygulamalarınız sayesinde Türkiye'de hiçbir şey eskisi gibi değil.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Kameralar seni çekiyor, seni çekiyor, konuş ama kayıtlara geçiyor. Nöbetçi vekillik zoruna gidiyor senin Ali Bozan.

ALİ BOZAN (Devamla) - Sayenizde... Sayenizde mutsuz ve huzursuz bir ülke yarattınız.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Konuyu konuşmayıp da sataşmaya çalışıyorsun. Bugün kaçıncı kez kürsüye çıktın? 4 kere, 5 kere kürsüye çıkıyorsun...

ALİ BOZAN (Devamla) - Bugün bu ülkede yurttaşlar tek bir güne dahi mutlu, huzurlu bir şekilde uyanmıyorlar. Yurttaş bir gün uyanıyor, mazota zam gelmiş; bir gün uyanıyor, bir belediyeye çökmüşsünüz; bir gün uyanıyor, başka bir belediyeye kayyum atamışsınız; bir gün uyanıyor, mahkemenin biri çıkmış, demiş ki: "AİHM kararını tanımıyorum."; bir gün uyanıyor, sosyal medya hesapları kapanmış. Peki, ya bu ülkede yurttaşlar tek bir güne huzurla, mutlulukla uyanamayacak mı? İşte, tam da bu nedenle diyorum ki: Evet, başardınız, artık Türkiye'de hiçbir şey eskisi gibi değil. 2002 yılında iki genç evlendiğinde düğündeki takılarına ek olarak bir kredi çekiyordu, kendine bir ev ve araba alıyordu; şimdi ise aynı gençler evlerinin kirasını ödeyemiyorlar. Sizin sayenizde Türkiye'de gençler için ev almak artık hayal oldu.

Şimdi gelelim kanun teklifine arkadaşlar. Bu kanun teklifi her ne kadar Kızılay kurumunun görev ve yetkilerini düzenleme amacını taşıyor gibi görünmekte ise de esas amaç farklı. AKP yıllardır memleketi şirket gibi yönetiyor. Şirket gibi yönetirken baktı, dedi ki: "Biz zaten Kızılayı da yıllardır şirket gibi yönetiyoruz. Gelin, biz Kızılayı, Kızılay Derneğini tüzüğüyle değil bir yasa çıkaralım, yasasıyla birlikte işi sağlama alalım, yasal olarak şirket gibi yönetelim."

Şimdi, Kızılaya dair arkadaşlar, şunu ifade edelim: Şubat depremlerine kadar siz sokağa çıksanız, yurttaşlara sorsanız, deseniz ki: "Kızılay denince akla ne gelir?" Yurttaşların cevabı şu olurdu: "Kan bağışı, deprem, afet ve yardım" olurdu ama 6 Şubat depremlerinden sonra yurttaşa gidip sorduğunuzda "Kızılay denince aklınıza ne geliyor?" Kızılay denince akla çadır satışları geliyor değerli arkadaşlar. Maalesef, 6 Şubat depremlerinden sonra yurttaşların aklına sadece çadır satışları geliyor. Peki, çadır satışı sonrasında ne oldu? Çadır satış faciası yeterince soruşturuldu mu? Bu çadırları satan kişilerin herhangi birisinin ifadesi alındı mı? Hakkında dava açılan oldu mu? Ceza alan oldu mu? Hayır, sadece... Ha, neden hayır, neden bunların hiçbiri yapılmadı? Çünkü çadır satışını yapanların hepsi AKP'liydi ve o işlemlere onay verenler AKP'liydi. O dönem Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca göstermelik bir soruşturma açıldı, 2024 yılında bilirkişiler bir rapor gönderdi, bilirkişilerin gönderdiği bu rapora rağmen takipsizlik kararı verildi ve soruşturma kapatıldı. Deprem sonrası çadır satanlar eğer yargılansaydı, onlara ceza verilseydi, bugün biz yüzyılın vurgununu konuşmayacaktık.

Evet, değerli arkadaşlar geldik AKP'yi en çok rahatsız eden ve AKP'yi kara kara düşündüren yüzyılın vurgununa.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - 800 milyarı götürmüş, niye rahatsız olsun adam.

ALİ BOZAN (Devamla) - Peki, değerli arkadaşlar, fon vurgununda, yüzyılın vurgununda dolandırıcılık var mı? Var. Hırsızlık var mı? Var. (DEM PARTİ ve Yeni Parti sıralarından "Var, var." sesleri) Üçkâğıtçılık var mı? Var. (DEM PARTİ ve Yeni Parti sıralarından "Var, var." sesleri) Fakir fukaranın hakkını yemek var mı? Var. (DEM PARTİ ve Yeni Parti sıralarından "Var, var." sesleri) Kul hakkına girmek var mı? Var. (DEM PARTİ ve Yeni Parti sıralarından "Var, var." sesleri) Yani yüzyılın vurgunu var. Peki, ortada çözüm adına ne var? Sadece göstermelik bir soruşturma var.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Belediye yolsuzluklarında bir kelime edemediniz.

ALİ BOZAN (Devamla) - Ve biz hepimiz biliyoruz, yüzyılın vurgununda şu ana kadar açıkladıklarınız buz dağının görünen yüzü, turpun büyüğünü daha açıklamadınız.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Ağzınızı açamadınız yolsuzluklara. Mahkemelerde trilyonlarca liralık, milyar dolarlık işlere ağzını açamıyordun.

ALİ BOZAN (Devamla) - Turpun büyüğü daha ortaya çıkmadı.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Oradaki, belediyelerdeki konulara niye bir kere değinemedin, sana da mı dokunuyor, size de mi dokunuyor yoksa?

ALİ BOZAN (Devamla) - Turpun büyüğü suyun altında ve biz söz veriyoruz: Turpun büyüğünün peşine düşmeye devam edeceğiz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Oraya hiç niye giremiyorsun, oralara niye hiç girmedin. Canın mı acıyor oralara girince? Boyunu aşıyor mu senin?

ALİ BOZAN (Devamla) - Yurttaşların hiç ettiğiniz çalınan milyarlarına sahip çıkacağız, bunu asla unutmayacağız çünkü yüzyılın vurgunu.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Evet, o büyük vurgunlara niye değinemedin?

ALİ BOZAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, son olarak bir şey ifade edeyim: Geçenlerde bir milletvekiliniz çok güzel bir söz söyledi.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Sürekli kürsüdesin, bir kere değinemedin. Bir kere ağzını açamadın niye?

ALİ BOZAN (Devamla) - Ya, bak, yine güzel bir şey söyleyecektim ya, yine güzel bir şey söyleyecektim.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Senin mertliğin, delikanlılığın bu kadar mı?

ALİ BOZAN (Devamla) - Geçenlerde iktidarın bir vekili Mersin'de bir konuşma yaptı, dedi ki: "Hırsızın partisi olmaz." Değerli arkadaşlar, ben bu sözün altına imza atıyorum ve buradan bir çağrı yapıyorum: Bütün seçilmişlerin, üst düzey bürokratların mal varlıkları şeffaf bir şekilde araştırılsın. Yeni vekil, eski vekil, bakan, bakan yardımcısı, belediye başkanı, belediye başkan yardımcısı, genel müdür, il müdürü, ilçe müdürü, vali, kaymakam, emniyet müdürü, bunların yardımcıları, hepsinin ama hepsinin göreve geldikleri zamanki mal varlıkları ile bugünkü mal varlıkları arasındaki farkı inceleyelim, iktidar-muhalefet hep birlikte inceleyelim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

ALİ BOZAN (Devamla) - Ve hep birlikte yapacağımız bu inceleme neticesinde her kimin geliriyle açıklayamadığı bir servet artışı varsa bunun hesabı sorulsun. Açıklanamayan her servet bir hesapta toplansın, gerekirse Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı adına bir hesap açalım, bu hesapta toplansın ve bu hesapta toplanan paralar emeklilere, öğrencilere, çiftçilere ve küçük esnafa dağıtılsın. Haydi bakalım, bunu yapalım. Diyor ya, ak koyun kara koyun ortaya çıksın.

Sevgili iktidar, sevgili AKP; biz hazırız, siz hazır mısınız? Haydi bakalım, hodri meydan! Ak koyun kara koyun ortaya çıksın. Biliyoruz "hayır" diyeceksiniz ama emin olun burada yaşananları, bu yirmi dört yıllık süre içerisinde yaptığınızı, fon vurgunuyla götürdüğünüz milyarları bu halk biliyor ve biz o fon vurgunuyla götürdüğünüz milyarların peşine düşmeye devam edeceğiz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)