GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:5
Birleşim:6
Tarih:14.10.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA BÜLENT KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; YENİ YOL Grubu olarak ceza ve gözlemevi kurullarının subjektif uygulamalarıyla ilgili verilen genel görüşmeyle ilgili grup önerisi üzerine grubumuz adına söz almış bulunmaktayım.

Değerli arkadaşlar, bir Millî Birlik, Kardeşlik ve Barış Komisyonu kuruldu, orada altı ve yedinci bentlerde önemli hususlarda komisyona katılan bütün siyasi parti gruplarının altına imza attığı bir çerçeve metin ortaya çıkmış oldu. Bu metin gereğince yargı bağımsızlığı, yargının tarafsızlığı, infaz düzenlemesinde objektif kriterler getirmeyle ilgili bütün partilerin altında imzaları olan bir metin ortaya çıktı. Hatta ilk kez Mecliste grubu bulunup da bu Komisyona dâhil olan 5 siyasi parti grubu Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının eksiksiz olarak -özellikle söylüyorum, metinde geçen ibare itibarıyla söylüyorum- uygulanması konusunda bir mutabakat ortaya çıktı. Ama dün gördük ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin vermiş olduğu karara 13. Ağır Ceza Mahkemesi uymayacağına dair bir karar vermiş oldu. Uymama gerekçesi ne? "İç hukuk yolları tüketilmedi. Bu konu hâlâ Anayasa Mahkemesinde görüşülmekte olan bir konu. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi bu konuda bir karar vermediği için ben iç hukuk yollarını tüketmiş olarak görmüyorum." dedi. Peki, niçin Anayasa Mahkemesine müracaat yolu beklemeden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bunu kabul edilebilir olarak gündemine aldı? Çünkü siz Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu kararlara da uymadığınız için Anayasa Mahkemesini fiilen işlevsiz hâle getiriyorsunuz. İşte, Can Atalay'la ilgili kararı burada fiilî olarak okuttunuz. Hâlâ Anayasa Mahkemesinin Can Atalay'ın Milletvekilliğinin devam ettiğine dair kararı ortada. O karara uymuyorsunuz. Peki, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hâlâ Türkiye'deki iç hukuk yollarının tüketilmesini niye beklesin?

Ve yine cezaevlerinde bulunan insanları subjektif kriterlerle psikologlarla, sosyologlarla, cezaevi müdürleriyle pişmanlık ve nedamet getirip getirmediklerini ya da kurallara uyup uymadığına dair keyfî düzenlemeleri ortaya koymuş oluyorsunuz. Ve yine, orada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarına eksiksiz uyacağınızı söylüyorsunuz ama hâlâ Selahattin Demirtaş'ın -bugün yaklaşık bir yıl oldu- vermiş olduğu dilekçesine istinaf mahkemesi cevap bile vermedi. "Demirtaş evine" diyen bir Cumhur İttifakı ortağınıza rağmen hâlâ o dilekçeye cevap verme tenezzülünde bile bulunmuyorsunuz. Bu mudur sizin altına imza atmış olduğunuz Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Kurallarına uymak?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

BÜLENT KAYA (Devamla) - Ve diğer bir önemli husus şu: Siz cezaevi gözlem kurullarını subjektif olarak insanlara içeride biraz daha tutmak için, onları yasal olarak değil, yargısal olarak değil, siyaseten cezalandırmanın bir aracı olarak kullanıyorsunuz. İnfaz Yasası'nda düzenleme yapılmasına dair imzalar var. Eğer bunlar için hâlâ İmralı'dan bir çağrı bekliyorsanız, eğer bunlar için hâlâ silahların bırakıldığının teyit ve tespit edilip Mili Güvenlik Kurulu kararına bağlanmasını bekliyorsanız, siz demokrasiyi silaha teslim etmiş gibi bir durumla ortaya çıkmış olursunuz. Silah bırakmayabilir ilgililer, o onların kendi kararıdır, devlet kendi mücadelesini yapmaya devam eder ama demokrasi, silah bırakma şartına bağlanamaz, demokrasi İmralı'nın çağrısına bırakılamaz, demokrasi Türkiye Büyük Millet Meclisinde bütün siyasi parti gruplarının altına imza attığı metne sahip çıkmakla olur diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)