| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 5 |
| Tarih: | 13.10.2026 |
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, sözlerime Başkan Vekilliğinizin hayırlı olması dileklerimle başlamak isterim. Umuyorum ki şahsınız adına hayırlı olacağı gibi, Meclisimiz açısından da Anayasa'ya, İç Tüzük'e ve demokratik teamüllere uygun bir yasama dönemi hep birlikte geçirme olanağımız olur.
Değerli arkadaşlar, bugün Ankara'mızın başkent oluşunun 103'üncü yıl dönümünü kutluyoruz. Lozan'ın imzalandığı, cumhuriyetin ilan edilmesine on altı gün kaldığı bir noktada bozkırda yeşermiş olan bir umudun şehri Ankara'nın, Millî Mücadele'nin karargâhının başkent ilan edilmesi ve sonrasında başkent Ankara'mızın cumhuriyetin modern yüzü olması elbette önemlidir. Ben buradan bu vesileyle, Ankara'yı başkent ilan eden Millî Mücadele kahramanlarına ve başta Sayın Mustafa Kemal'e saygılarımı, şükranlarımı iletmek istiyorum.
Bir fon vurgunundan bahsediyoruz, Türkiye'nin en önemli sorunu. Yirmi beş gün oldu ama yirmi beş günde aslında hiçbir adım atılmadı. Hâlâ yirmi beş günün sonunda ne SPK'den yani bilip de denetlemeyen bilip de adım atmayan SPK'den ne Maliye Bakanlığı bürokrasisinden ne Bankacılık Denetleme Kurulundan ne Borsa İstanbul'dan -çünkü onlar da manipülasyonu gördüler ama adım atmadılar-ne saraydan ne AKP'nin zenginleşen o evlatlarından, sarayın o yandaşlarından hiçbirinin görevden alındığına, hiçbirinin hakkında doğru dürüst, etkili bir soruşturma yapıldığına tanık olmadık. Hâlâ tehditlerle, hâlâ kaçamaklarla, hâlâ erişim engelleriyle, hâlâ korkutmayla, susturmayla, sindirme çabalarıyla, hâlâ gazetecileri hapse atma, ev hapsine koyma çabalarıyla bu meselenin üstünün örtülebileceğini zannediyorlar. 20 milyarın üzerinde bir vurgun var, ekonomiye toplam maliyeti 100 milyar doların üzerinde ve yirmi beş gündür gerçekte hiçbir şey yapmamış bir siyasi iktidar var çünkü siyasi iktidar Cumhurbaşkanıyla, etrafıyla, siyasi kadrolarıyla, bürokratik kadrolarıyla ve bu vurgunu vuran o hırsızlarla bu olayın tam ortasındadır, iş birliği içerisindedir. Biz biliyoruz; sarayda kimi siyasi kadrolar arasında çekişmeler var, tekmeleşmeler var, kimi bilgiler sızdırılıyor, kimileri hakkında operasyon yapılmaya çalışılıyor ama sonunda etkili bir işlem hâlâ yapılmadı. Biz sorularımızı sormaya devam edeceğiz, asla yılmayacağız. O işlem yapılan 217 şüpheli kimdir? O 214 kişi yani Adalet Bakanlığının "187 milyar liralık işlem yapmışlar, haksız kazanç elde etmişler." dediği o 214 kişi kimdir? Bunları niye saklıyorsunuz? Niye hâlâ söylemiyorsunuz? Şeffaf olmadan, size yakın diye korumaya çalışarak böylesine üstünü örtme gayret ederseniz elbette ki kimse sizin gerçekten bunun üstüne gittiğinize inanmayacaktır.
Bakın, bir 401 milyar meselesi var. 1 Eylül ile 16 Eylül arasında 440 büyük yatırımcı tam 401 milyar liralık işlem yapmış ve bunlar da spekülatif, manipülatif, olağanüstü kazançların elde edildiği işlemler. Bunun içerisinde Fatma Betül Sayan Kaya var, bunun içerisinde muhtemeldir ki Hayati Yazıcı'nın oğlu Mustafa Yazıcı var, bunun içerisinde muhtemeldir ki size yakın çocuklar var. Biz bu listeleri millet adına soruyoruz ve bir an evvel bunun açıklanmasını elbette bekliyoruz. Mal varlıkları dondurulmadı; izlediler, seyrettiler. Bu işlemler yapıldı, buradaki haksız kazançlar kimi kişiler üzerinden el değiştirilerek aklanmaya çalışıldı ve bir kısmı da yurt dışına kaçırıldı. 4 milyar lirayı biraz önce Sayın Çömez söyledi. Buna benzer çok örnek var. Peki, bunu niye seyrettiniz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Lütfen devam edin.
MURAT EMİR (Ankara) - Bakın, hâlâ mal varlığı dondurulan sadece 85 gerçek kişi var, sadece 85 kişi. Burada, baktığınızda gerçekte çok daha fazla kişinin bu işlere karıştığı, bu işlerden vurgun vurduğu hepimizin malumu. Önce seyrettiler, sonra o işlemlere tedbir koymakta geciktiler -bilerek, kasten geciktiler- ve hâlâ da işlem yapabilen yani o vurgun parasını kaçırabilen kişiler mevcut. Biz buralarda açıklık, şeffaflık bekliyoruz ve artık daha fazla kaçmayın. Eğer siz de içinde değilseniz, eğer bu vurgunun içerisinde siyasi iktidar yoksa mutlaka açıklaması lazım; başka türlü, bu vurgunun altında kalacaksınız, bunu da unutmayın. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
Bakın, bir sehven meselesi var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Lütfen tamamlayınız Sayın Emir.
MURAT EMİR (Ankara) - Bu tedbir koymayı konuşmuşken bu sehven meselesini açıklamak lazım. Hayati Yazıcı'nın oğlu Mustafa Yazıcı'nın mal varlığına tedbir konuluyor, bir saat sonra onunla birlikte 5 kişinin daha tedbiri kaldırılıyor. Bunun gerekçesi ne? Belli değil ama belli ki etkili kişiler sarayda devreye girmiş ve bu kişilerin tedbiri kaldırılmış. Yine, bir benzerini bugün yaşadık. Dün 141 kişinin mal varlığına tedbir konulmuştu, bugün ise 29 kişinin mal varlığına konulan tedbirlerin kaldırıldığını görüyoruz. "Sehven tedbir koymuşuz." diyorlar. Birileri birilerine tedbir koyuyor, "Sen artık işlem yapamazsın." diyor ama birileri saraydan devreye giriyor ve o kişilerin mal varlığının serbest bırakılmasını sağlıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MURAT EMİR (Ankara) - Toparlıyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Son kez uzatıyorum, lütfen tamamlayalım Sayın Emir.
MURAT EMİR (Ankara) - Bakın, Fatma Betül Sayan Kaya'ya neredeyse hiçbir etkili soru sorulmadı. Kimlerle birlikte hareket ettiği, kimlerden bilgi aldığı, kimlerin önerisi doğrultusunda tam zirvedeyken satış yaptığı hâlâ ortada yok; bunlar sorulmadı, "mış" gibi yapan bir siyasi iktidar var. Peki, ne yapıyorlar? Gazetecileri hapse atıyorlar, gazetecileri susturmaya çalışıyorlar, ev hapsine atıyorlar. İsmail Saymaz ev hapsinde; resim gösterdi diye, resim paylaştı diye, gerçek ve doğru bir resmi paylaştı, Ömer Çelik'in resmini paylaştı diye Mustafa Balcı şu anda cezaevinde; aynı şekilde, Lale Özan Arslan, Fatih Ergin, Ali Tarakcı cezaevinde; Murat Ağırel ev hapsinde; aynı şekilde, Tuğba Tekerek, Selahattin Günday yine hapiste. Bakın, bu...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MURAT EMİR (Ankara) - Toparlıyorum Sayın Başkanım, bir cümle söyleyeceğim.
BAŞKAN - Buyurun, bir cümleyle tamamlayalım.
MURAT EMİR (Ankara) - Bu dezenformasyon yasası çıktığında Feti Yıldız buralarda oturuyordu ve "Merak etmeyin, bu işlenemez bir suç, bununla asla kimse tutuklanmaz. Gazeteciler, haber verme hakkını kullananlar, ifade hürriyeti hakkını kullananlar tutuklanmaz, ceza görmezler." demişlerdi ve şu anda bu 217/A yani dezenformasyon yasası bir maymuncuğa dönüşmüş durumda. Kimi susturmak istiyorlarsa, kimi korkutmak istiyorlarsa ya soruşturma açıyorlar ya tutukluyorlar ve bunun üzerinden bu pisliği, bu hırsızlığı gizlemeye çalışıyorlar.
Teşekkür ederim Sayın Başkan. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)