| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 5 |
| Tarih: | 13.10.2026 |
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, öncelikle size yeni görevinizde başarılar diliyorum. İnanıyorum ki hakkaniyetli bir yönetim sergileyeceksiniz.
Bu vesileyle, Sayın Bekir Bozdağ'a da acil şifaları bir kez daha diliyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, bugün araştırma önergesi olarak yine fon meselesini verdik. Bu fon meselesi üzerinden daha çok konuşacağız çünkü gerçekten büyük bir vurgundan, büyük bir soygundan bahsediyoruz. Öyle çuvala sığdırılacak, üstü örtülecek, geçiştirilecek bir şey olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz.
Evet, gerçekten yapısal ve kurumsal bir sorunla karşı karşıyayız. Bu kadar kurum var; bu kadar kuruma rağmen böyle bir kriz ortaya çıkmışsa, böyle bir talan ortaya çıkmışsa gerçekten vahim bir durumla da karşı karşıyayız demektir. O yüzden, bu araştırma önergeleri ciddiye alınmalıdır, birçok parti bu konuda veriyor, ortaklaşılmalıdır, iktidar da bu meseleye sıcak bakmalıdır ki ne yapılması gerektiği konusunda, evet, gerçekten sağlıklı bir adım atılabilsin fakat böyle bir niyeti iktidarda görmüyoruz. Neden görmüyoruz? Çünkü neredeyse -bu ilk değil, biliyorsunuz, bu fon vurgunu, son da olmayacak- böyle vurgunlarla, talanlarla özdeşleşmiş bir siyaset anlayışı var karşımızda, eğer olmasaydı bugüne kadar buna önlem alınırdı. Bu kadar kurum kurup da böyle bir kriz karşınıza çıkıyorsa o zaman dönüp kendinize bakmak zorundasınız. Bakın, öyle bir büyük vurgundan bahsediyoruz ki bu rakamlara dönüp baktığımızda bu meseleyle ilgili aslında bir ciddiyetsizlik de karşımıza çıkıyor. Şimdi, adamın birisi kalkmış diyor ki: "Adalet ve Kalkınma Partisi kimsesizlerin kimsesidir." Bizim bildiğimiz Adalet ve Kalkınma Partisi olsa olsa sermayenin kimsesidir. Onun dışında kimseye sahip çıkmışlığını biz bugüne kadar görmedik.
Diğer taraftan, bir de bu "Dicle'nin kenarında koyunu kaptırmayız." hikayesi var. Vallahi biz ne Fırat'ın kenarında ne Dicle'nin kararında hiçbir koyunumuzu kaptırmadık ama siz de kurt olmaktan vazgeçin artık. Dolayısıyla da şimdi dönüp baktığımızda artık ciddi ciddi konuşmamız gereken bir yere gelmiş durumdayız. Ne konuşacağız? Bir kere her şeyden önce "Bu yolsuzluk, talan, vurgun meselesine nasıl son verebiliriz?" onu konuşacağız. İkincisi, Sayın Cevdet Yılmaz, çıkmış, diyor ki: "Bu krizden dolayı hiç kimsenin üzerinde bir kuruş yük olmayacak, hiç kimseye bunun bedelini ödetmeyeceğiz." Hayır, halk ödeyecek, emekliler, emekçiler ödeyecek Sayın Yılmaz. Neden ödeyecek biliyor musunuz? Yaptığınız bütçeyle ödeyecek, baş edemediğiniz enflasyonla ödeyecek, adaletsiz vergi sisteminizle ödeyecek. Bakın, bugün bizi yine Birleşik Emekliler Sendikası ziyaret etti. Karadeniz'den, Ege'den, Türkiye'nin her yerinden gelen emekliler bizimle beraberdi. Dolayısıyla emeklileri dinlediğimizde devasa sorunlarını dinlemenin ötesinde artık yaşam hakkından neredeyse feragat edecek kadar büyük bir yoksulluk baskısı altında kaldıklarını çok net görüyoruz ama böyle vurgunların olduğu bir ülkede böyle bütçe yapmaya devam ederseniz aslında bu vurgunların bedelini yine emekliler öder, emekçiler öder, kadınlar öder yani ülkenin yüzde 80'ini yoksullaştırdınız, o yoksul halk öder. Buna dur demenin yolu bugünden başlayarak gerçekten bu mesele önüne geçebilecek bir iradeyi ortaya koymaktan geçiyor. Muhalefet bu konuda ortaklaşmıştır, iktidara sesleniyoruz; muhalefete kulak verin, DEM Parti'ye kulak verin.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu meseledeki ciddiyetsizliğe bir örnek vereceğim size: Yarın bu meseleye dair bir kanun teklifi Plan ve Bütçe Komisyonuna geliyor. Plan ve Bütçe Komisyonuna gelen bu kanun teklifine baksanız devasa bir vurgunun karşısında yapılan kanun teklifinden utanırsınız. Evet, utanırsınız. Böyle devasa bir vurguna karşılık böyle bir kanun teklifiyle nelerin gizlenmeye çalışıldığını çok net anlamanız mümkün. O yüzden de bir an önce ciddiyet diyoruz, bir an önce artık bu Meclisin bir iradeyi çok net bir şekilde ortaya koymasının zamanı gelmiştir diyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hani demişler ya "Boynun niye eğri?" Demiş: "Nerem doğru." Her gün bir yerden gerçekten sansasyonel gelişmelerle karşı karşıya kalıyoruz. Finans piyasalarına bakıyoruz, fon vurgunu; futbola bakıyoruz, bahis skandalı bitti, şimdi hakem skandalı var. Düşünebiliyor musunuz, bir ülkenin Merkez Hakem Kurulu Başkanı şu anda cezaevinde.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Şike, bahis; futbol uzun yıllardır bunlarla anılıyor. Bir zamanlar cemaatle anıldı, sonra mafyayla anıldı, sonra o derin devletle özdeşleşmiş bürokratlarla anıldı, bahis skandalıyla anıldı, şikeyle anıldı, futbol futbol olmaktan çıktı. Evet, diyoruz futbol sadece futbol değildir ama bizim anlatmış olduğumuz şey başka bir şey ama bu kadar kirli bir futbolun olduğu bir yerde artık orada futbola el atma zamanı gelmiştir. Biz buradan Meclise ve tüm partilere çağrı yapıyoruz: Bu meseleye bir an önce el atılmalıdır, bu konuda da Meclis ortaklaşıp gerekli tedbiri almalıdır.
Tabii, tuzu kokutmadığınız yer de kalmadı. Ankara 2 Nolu Baro seçimleri; baro seçimlerinden önce Baro Başkanı çıkıyor, diyor ki: "İki yıl içinde baroya 70 avukat hâkim ve savcı atamasında biz referans olduk, Bakanlık bize ayrıcalık tanıdı."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Lütfen tamamlayınız.
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Adalet Bakanlığına sesleniyorum, Hâkim ve Savcılar Kuruluna sesleniyorum: Bu 70 kişi kimdir? Bu 70 kişi torpille oraya atandıysa liyakat ölçülerine dikkat edilmediyse hemen görevden alınmaları gerekir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hatice Yıldız defalarca burada dile getirdik. Hatice Yıldız yaşlı, hasta bir tutsak cezaevinde tutulmaya devam ediliyor, neden? Çünkü Hatice Yıldız cezaevine 300 lira yolladı. Bu 300 liranın 17 lirasını da vergi olarak kesintiye uğradığını biliyoruz. Yani aslında 283 lira yollamış ama bu kadar hastalığına rağmen "Terörü finanse etti." diye cezaevinde tutulan bir kadından bahsediyorum size.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son kez uzatıyorum.
Buyurun.
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Oysa diğer tarafta Fatma Betül Sayan Kaya şafak operasyonuyla alınmadı, savcılığa davet edildi, gitti ifade verdi pişkin pişkin de çıktı gitti. 2 milyar liradan bahsediyoruz, 283 lira için orada, evladına harçlık gönderen bir anne dört yıl iki aydır ceza evinde tutuluyor, diğer tarafta 2 milyar lira yani bu fon rezaletinin müsebbiplerinden biri gözümüzün içine baka baka gülmeye devam ediyor. İşte, adalet anlayışı bu hâle gelmişse bu ülkede, bu yozlaşma düzeyine ulaşmışsak artık şapkayı önümüze koyup düşünme zamanı gelmiştir.
Teşekkür ediyorum.