GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:5
Birleşim:5
Tarih:13.10.2026

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yeni bir çalışma haftasına başlamış bulunuyoruz, bu haftanın ve yapmış olduğumuz çalışmalarımızın milletin huzur ve refahına katkıda bulunmasını dileyerek hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Meclis Başkan Vekili olarak bugün itibarıyla görevine Genel Kurulda başlamış olan Sayın Yusuf Beyazıt Bey'e de yeni görevinde başarılar diliyorum. Tarafsız bir Meclis Başkanı olarak İç Tüzük ve Anayasa'nın gerektirdiği hassasiyeti göstereceğine inanıyor, şimdiye kadar deruhte etmiş olduğu devlet görevleri ve Meclisteki komisyon başkanlıklarındaki tecrübesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarına önemli bir katkı sunacağına inanıyorum ve tekrar başarılar diliyorum Sayın Başkanımıza. Ayrıca önceki Meclis Başkan Vekilimiz Bekir Bozdağ Bey'e de hem sağlığıyla ilgili geçmiş olsun dileklerimi iletiyor hem de bugüne kadar yapmış olduğu hizmetlerden dolayı da kendisine ayrıca teşekkür ediyoruz.

Değerli Başkanım, Urfa'nın elektrik sorunu... İstanbul'dan Siverek'e memleket ziyaretine giden bir arkadaşımız bugün bana bir mesaj attı ve bölgedeki izlenimlerini anlatarak dile getirmemi istedi. Siverek'in Büyükyakıtlı köyüne cumartesiden beri misafir olduğunu, üç gün içerisinde toplam sadece sekiz saat elektrik verilebildiğini, bunun da sabah iki saat, akşam bir saat, bir saatte genellikle gece yarısı verildiğini ve bunun da on iki aylık süre içerisinde devam ettiğini vurguladı. Hadi, Hükûmet bunu duymuyor ama burada Sayın Mahmut Tanal dâhil olmak üzere Urfa vekilleri bu konunun üzerinde duruyorlar mı? Niçin yeterince bu çağda hâlâ Urfa'nın elektrik sorununun çözümüne katkıda bulunamıyorlar; doğrusu merak ettiğimi buradan bir kez daha ifade etmiş olayım.

MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Desteğiniz için teşekkür ederim.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Önemli olan hususlardan bir tanesi de fon soygunu. "Fon vurgunu" diye tabir ettiğimiz ve yaklaşık üç haftadır ülkemizin gündeminde önemli bir yer bulan fon soygunuyla ilgili hususlar milletimizin ve Meclisimizin gündeminde olmaya devam ediyor. Buna "fon meselesi, fon krizi ya da foncuk" diyerek normalleştirmeye çalışanların esas niyetinin maalesef ve maalesef bunu görmemezlikten gelmeye çalışmak olduğunu vurguluyorum. Bunun bir fon meselesi ya da fon krizi değil örgütlü bir soygun, örgütlü bir vurgun olduğunu bir kere kabul ederek bu meseleleri hep beraber değerlendirmemiz lazım. 25 milyar dolarlık bir büyüklükten bahsediyoruz, bir vurgundan bahsediyoruz. Bunun sonuçlarının, etkilerinin ne kadar olacağı belli değil. Aynı zamanda borsadaki şirketlerin borsadaki kayıtlı değerlerinde de çok ciddi düşüşler var ve dolayısıyla bir toplumsal ahlak çürümüşlüğünü de dikkate aldığımız zaman topyekûn milleti derinden sarsan bir soygunla karşı karşıyayız. Bu soygun meydana gelirken devletin düzenleyici ve denetleyici kurumları vardı. "Bu soygunlar gerçekleşmesin, meydana gelmesin, kimse tevessül etmesin." diye mevzuatımızda görevlendirilen kurumlar vardı. Bunların bir kısmı düzenleyici, bir kısmı da denetleyiciydi ama maalesef bu düzenleyici ve denetleyici kurumlarımız iş başındayken bu soygunlar oldu. Elbette bu soygun yapanların bir kısmı siyasi ve bürokrasi içerisinde görevleri olan kişiler, bir kısım siyasi ve bürokratların direkt olarak bu soygunculara destek verdiğini, en azından ortaya çıkan iddialardan bir şekilde gözlemleme imkânına sahibiz ama en az suça karışmış olanlar kadar üzerinde durmamız gereken bir diğer nokta da şu: Buna seyirci olanlar. "Bu soygunlar, bu hırsızlıklar, bu yolsuzluklar olmasın." diye milletin kendilerine yetki verdiği, devleti yöneten kişilerin buradaki ihmalleri ya da bu soyguna engel olamamalarının da elbette siyasal sonuçlarını konuşmamız lazım. Yani gece yarısı uyuyan bir bekçinin fabrikadan veya iş yerinden 25 milyar doların soyulmasına direkt katkısı olmasa dahi uykuya dalmış olması, o soygunculara engel olamaması bile başlı başına bir kabahattir dolayısıyla bu sistem yolsuzluk üretiyor, bu sistem vurgun yapanların... Maalesef engelleyici bir kısım zaaflar içeriyor. Bunu görmeden, bu siyasal sistemin bir ahlaksızlığa, bir vurguna, yolsuzluk yapanlara maalesef açık verdiği noktalar olduğunu görmeden bu meseleyi yeterince sağlıklı bir şekilde değerlendiremeyiz. Dediğim gibi, kasıt ve ihmal arasında sonuç olarak bir fark yoktur, sadece niyet farkı vardır. Olan milletin 25 milyar dolarına olmuştur. İster kasıtlı olarak o mala el uzatın ister milletin 25 milyar dolarına bekçilik etme görevi olanlar görevlerini ihmal ettiği için o 25 milyar dolar çalınmış olsun; sonuç olarak, millet zarar görmüştür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Toparlıyorum.

BAŞKAN - Tamamlayın efendim.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Dolayısıyla buradan bu siyasal sistemi hep beraber sorgulamak durumundayız. Türkiye Büyük Millet Meclisinin ana görevlerinden bir tanesi de kural koymaktır. İktidarlar konulan kurallara göre icraat yaparlar. Meclis bu konulan kurallara göre icraat yapan hükûmetlerin, iktidarların ve bürokrasinin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından konulan kurallara uygun hareket edip etmediklerine dair denetleme yetkisine sahiptir dolayısıyla bu hususta Türkiye Büyük Millet Meclisi koymuş olduğu kuralların eksik olup olmadığını, koyduğu kurallara Hükûmeti idare edenlerin, bürokratların uygun davranıp davranmadığını denetleme vazifesini mutlaka yerine getirmelidir, bu da ancak Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulacak bir komisyonla söz konusu olabilir. O hâlde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ana yetkilerinden bir tanesi olan iktidarı denetleme yetkisini burada Meclisten, milletvekillerinden kaçırmaya hiçbirimizin hakkı yoktur diye düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın efendim.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Türkiye Büyük Millet Meclisinin ana vazifelerinden bir tanesi olan denetleme yetkisini ortadan kaldırıcı "hayır" oylarının aynı zamanda milletin Türkiye Büyük Millet Meclisine verdiği vazifeyi yapmaktan alıkoymak olduğunu da göz önüne almak lazım çünkü dediğim gibi, milletvekilinin vazifesi sadece buraya gelen kanunlarla ilgili el kaldırıp el indirmek değil, çıkarılan kanunların çıkarılan mevzuatlar çerçevesinde bu memleketi yöneten idarecilerin bu mevzuatlara uygun olarak davranıp davranmadıklarını denetleme görevini de bu yüce millet bu yüce Meclise veriyor. O hâlde, Türkiye Büyük Millet Meclisinde mutlaka ve mutlaka bir araştırma komisyonu kurmak mecburiyetindeyiz. Bundan kaçınmak suçun üstünü örtmek değildir tek başına; aynı zamanda, milletin bu Meclise verdiği denetleme yetkisini görmemezlikten gelmektir. Bu fon soygunu daha önce kurmuş olduğumuz komisyonlardan daha az önemli bir konu değildir, o açıdan bunu mutlaka ve mutlaka soruşturmamız lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Toparlıyorum.

BAŞKAN - Son kez uzatıyorum, lütfen.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Dolayısıyla bundan önce hep beraber kurmuş olduğumuz Meclis araştırma komisyonları gerçekten çok önemli hizmetlerde bulundu. Bir ihtisas komisyonu da kurulmuş oldu ve görevlerine odaklandığı için de son derece faydalı çalışmalar ortaya koydu. Eğer bir konuda Mecliste bir araştırma komisyonu kurulmak istenmiyorsa ya olay önemsiz görüldüğü içindir ya da üstü örtülmeye çalışıldığı içindir. Bu olay ne önemsizdir ne de üstü örtülebilecek bir meseledir. O açıdan, buradan özellikle Cumhur İttifakı'nın ortaklarına seslenmek istiyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir komisyon kurulması bu milletin talebidir, bu milletin talebini görmemezlikten gelenleri millet her gün ekranlarda seyretmeye devam ediyor. Gelin, bu milletin bu Meclise verdiği en önemli yetkilerinden bir tanesi olan iktidarı ve bürokrasiyi denetleme yetkisini bu milletin elinden ve bu Meclisin elinden almayalım diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.