GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:5
Birleşim:4
Tarih:08.10.2026

YENİ PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zor zamanlardan ve zor süreçlerden geçiyoruz. Bu borsa, fon krizi vurgunu var, onu konuşuyoruz; 500 bin civarında yurttaşımız doğrudan mağdur olmuş, 2 milyona yakın insanın mağdur olduğu söyleniyor dolaylı olarak; 20 milyar dolar zarar var, bunun 90 milyon dolara etkisi olduğu ifade ediliyor; böyle büyük bir vurgun var ve kriz var. Peki, bu krize nasıl geldik yani bu kriz kendisi nasıl üretti?

Değerli arkadaşlar, Adalet ve Kalkınma Partisinin kendi kodlarından çıkışı var, kendi kodlarından çıktı. O kodlardan nasıl çıktı? 2013'ten 2015'e devam eden bir çözüm süreci vardı Kürt meselesiyle ilgili, olarak. o süreç bozuldu, çok kanlı bir süreç başladı, çatışma başladı, şiddet ve terör; ardından 15 Temmuz darbe girişimi, sonra ardından o zemini yaratan Anayasa değişikliği. Anayasa değişikliğiyle Adalet ve Kalkınma Partisi de kendisini 2002'den sonra inşa eden kodlarından uzaklaştı. Türkiye'de rejimin niteliği değişti, sonuçta Sayın Erdoğan'a göre tasarlanmış bir rejim inşa edildi. Bu rejim parlamenter demokrasi değil ve denge denetleme kurumları yok, başka bir rejim inşa edildi. Bu rejim giderek de otokrasi olarak adlandırıldı, otokrasi olarak adlandırıldı. Nasıl otokrasi? Seçimli otokrasi. Ne zamana kadar? 2014-2024 yerel seçimlerine kadar. 2023 seçimlerinde 2'nci tura kalındı, kıl payı kazanıldı, manipülasyon falan iddiaları hâlen sürüyor ama 2024 seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi kendi kuruluşundan sonra en ağır yenilgiyi aldı, en ağır yenilgiyi aldı. Sonra oturdu Adalet ve Kalkınma Partililer ve onları yönlendirenler konuştular: "Ya önümüzde bir daha seçim olsa 2028'de biz kaybedeceğiz. Ne yapmamız lazım?" O nedenle bu rejimi değiştirdiler, bu rejimi seçim garantili otokrasiye dönüştürdüler, seçim garantili. Şimdi bütün bu krizlerin altında yatan neden bu. 2028'de seçim olacak normal koşullarda veya iki ay, üç ay, beş ay önce olacak, bu seçimin sonuçları şimdiden garanti olsun. Bu planlandı, planlanan bu. Bu planlanan rejimde de zaten denge ve denetleme kurumları yok, bağımsız düzenleyici kurumlar yok; onlar zayıflarlar, sadece yürütme organına bağlı kalırlar, olmazlar. Yoksa, mesela, olsa, yani Devlet Denetleme Kurulunun başındaki adam gider borsa veya başkasının yönetim kurulu üyesi olur mu, denetleyeceği kurumun niye olur? Olur çünkü o kurumlar yok artık, bağımsız değiller. Niye orada olur? Oradan maaş alması lazım, huzur hakkı alması lazım tarifi mümkün olmayan. Ortalama koşullarda bunu Sayın Cumhurbaşkanı imzalar mı? Ya, demez mi "Sen kimsin?"

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) - "Nasıl benim önüme gelir?" Ama ne oldu? Oldu. Sonra, bakın, bu rejimde, bu rejimde rejimi değiştirecek, rejimi değiştirecek muhalefet de istenmez; muhalefet olsun istenir ama etkili olması istenmez, değiştirecek potansiyelde olması istenmez. O nedenle işte, CHP'ye yapılan operasyon, sonuçta yani sizin elinizle el koyma hareketi, yeni bir yönetimin getirilmesi ve sonra şimdi Yeni Partiye yapılanlar ve son olarak da Mersin, işte, İzmir'de olan yerel demokrasinin sonu. Bakın, yerel demokrasi de Türkiye'de bitti; bakın, çok partili seçimli yerel demokrasi de bitmiştir, Türkiye'de bitmiştir.

Son sözüm çözüm süreciyle ilgilidir. 1 Ekim bu Parlamento açısından en azından anlamlıdır. Peki, anlamlı bir operasyon neden Mersin'de 1 Ekimde yapılmıştır? Size ev ödevi veriyorum: Neden Vahap Seçer'le ilgili operasyon 1 Ekimde yapılmıştır; bunu da siz çözün.

Teşekkür ediyorum. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)