| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 4 |
| Tarih: | 08.10.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA İBRAHİM AKIN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yaklaşık yirmi beş gündür Türkiye'nin gündeminden düşmeyen ve bugün de Meclisimizde 5'inci kez araştırma önergesi verilen bir yerde konuşuyoruz. AKP yöneticilerine seslenmek istiyorum: Bu konuyla ilgili daha fazla kendinizi savunmayın çünkü savundukça batıyorsunuz. Sizlere naçizane önerim: Biliyordunuz, farkındaydınız, gözünüz göre göre bu işler gelişti, kendi iç kavganız ve sonra da uluslararası teftiş kurulunun müdahalesiyle açığa çıkan bir durumla karşı karşıyayız. Bizim için tam anlamıyla bu pisliğin dışa vurması, lağımın patlamasıdır. Bu patlayan lağımın örtülmesi bu yöntemlerle mümkün değildir. Gelin, bu halkı ikna etmek istiyorsanız güvenin dibe indiği, sıfırlandığı bir yerde Meclis araştırması önergesini kabul edin ve bu vasıtayla bu sorunu çözmeye yardımcı olur. Israrla söylediğiniz "Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla..." dediğiniz konuyu isterseniz şimdi Sayın Cumhurbaşkanını bir arayın, ondan talimat alın ve bunun gerçekleştirilmesi konusunda yol versin size.
Bakın, somut olarak bir durum var burada. Dün Cumhurbaşkanı Yardımcımız burada yaklaşık kırk dakika konuştu. Konuşması sırasında kendi Özel Kalem Müdürüyle ilgili sözün üzerine panik içerisinde cevap verdi. Verirken de iki tane hata yaptı. Birincisi, o "7 milyoncuk" diye bahsettiği mesele, öyle kolayca hemen bir çalışanın 7 milyon toplaması ihtimali olmadığını bir anlamda bilmeniz lazım. İkincisi, bu mesele öyle başkasından toplanan bir mesele, böyle bir fona yatırılması hukuken, yasal olarak, prosedür olarak da mümkün değil, doğru değil, hukuki de değil, aynı zamanda suç işlemiş durumda bu vatandaş. Eğer Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Özel Kalem Müdürünü hâlâ Özel Kalemi Müdürü olarak tutarsa inanın, bence kendi itibarından çok ciddi şey kaybeder.
Sadece bu mu? Bununla ilgili MASAK bir yıl önce açıklama yapmış durumda, SPK açıklama yapmış durumda. Bakın, bize gelen bir dosyada yedi ay önce bu konuyla ilgili görevlendirilen bir vatandaş rapor hazırlıyor, rapor sırasında 1 milyar 800 milyonluk bir rakamla ceza kesilmesi gerektiğini söylüyor daha önce istifa eden başkana. Bu başkan bir ay sonra istifa ediyor, "Bunu kapatın." diyor. Arkasından yardımcısı geliyor, yardımcısı da bu işin bilgisinde ve dolayısıyla süreç bilerek ve isteyerek yönetilmiş durumda. Gelinen aşamada toplumun, bütün halkın gözünde artık bu mesele bir dolandırıcılık meselesi olarak ortaya çıkmış durumda yani lağım patlamış durumda.
Bu ülkede sadece bu değil, bakın, size başka bir şey daha söyleyeyim: Şu anda maçla ilgili yani özellikle spor kuruluyla ilgili bir açıklama yapıldı, mevcut Hakem Kurulu Başkanı tutuklandı, arkasından da tutuklanmayan ve şu anda Hakem Kurulunun dışında bulunan yetkili bir tanesi de diyor ki: "Biz otuz yıllık pisliği temizlemek zorunda değiliz."
BAŞKAN - Buyurun.
İBRAHİM AKIN (Devamla) - Evet gördüğümüz durum şu: Bir sistem sorunuyla karşı karşıyayız, maalesef bu sistemi kapatmaya çalışan bir iktidar zihniyetiyle karşı karşıyayız. Bunun yolu, belediye başkanlarını tehditle transfer etmek değil, onları gözaltına almak değil, İzmir Belediye Başkanını kendinize transfer etmiş olabilirsiniz ama şunu söylemek istiyorum: Siyasi itibarı sıfırlanmış, kendi hakkında tehditlerle geçirilmeye çalışan bir belediye başkanının sizin partinize geçmesinin İzmir halkı nezdinde hiçbir kıymeti yok. Bakın, size somut bir şey söyleyeyim: DEM PARTİ'ye gelip başvuru yapsaydı, "Size geçmek istiyorum." deseydi, biz asla o başkanı almazdık. Bizim açımızdan siyasi itibar, ahlak, dünkü söylediğini bugün yalanlama meselesi bir onur meselesidir. Biz onurlu insanlarla birlikte siyaset yapmayı tercih ediyoruz. (DEM PARTİ ve Yeni Parti sıralarından alkışlar) Dolayısıyla böylesi yaklaşım biçimleri karşısında bir siyasi parti bir başarı elde etmeye çalışıyorsa aslında onun siyasi ömrü de bitmek üzeredir, buradan medet ummak üzeredir. O nedenle, böyle yöntemlere başvurmayın. (DEM PARTİ, Yeni Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)