| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 4 |
| Tarih: | 08.10.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA KAMURAN TANHAN (Mardin) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Ben de DEM PARTİ Grubu adına sermaye piyasalarında yaşanan organize manipülasyon iddialarını, yüz binlerce yurttaşımızın birikimlerini yutan organize çöküşü, kamu kurumlarının denetim ihmallerini ve kamu kaynaklarının nasıl pervasızca riske atıldığını ortaya koymak amacıyla verdiğimiz Meclis araştırması önergesi üzerine söz aldım. Diğer bir anlatımla, yağma düzeninin Meclis tarafından araştırılmasını istiyoruz. Bir yağma düzeni diyoruz çünkü olaylar bunu gösteriyor.
Bakınız, yalnızca borsadaki olağan bir fiyat dalgalanması ya da rutin bir iniş çıkıştan bahsetmiyoruz, bunu konuşmuyoruz; yüz binlerce yurttaşın dişinden tırnağından artırdığı hayat birikiminin, kamu denetiminin nasıl iflas ettiğini ve halkın parasının kimler tarafından cebe indirildiğini yaklaşık bir aydır her platformda izliyor, görüyoruz ve en temel soruyu soruyoruz: Yurttaşın parası nasıl bu hâle getirildi? Halk kaybederken kimler kazandı, servetine kimler servet kattı ve neden kamu kurumları bütün bunlar yaşanıyorken sadece izledi? Türkiye'de milyonlarca insan ağır bir enflasyon ve yakıcı bir hayat pahalılığı altında yaşam mücadelesi veriyorken; emeklinin, asgari ücretlinin aldığı maaş ay sonunu getirmiyorken yurttaşlar elinde kalan üç kuruşunu, kıdem tazminatını çocuğunun geleceğini koruyabilmek umuduyla sermaye piyasalarına ve yatırım fonlarına yatırdı. Bugün tartıştığımız para sadece büyük sermayenin veya fon baronlarının parası değil elbette; halkın emeğidir, halkın ekmeğidir. Yaşananları kimse piyasa riski diye geçiştirmemeli, geçiştiremez de. Yurttaşa "Yatırım yaptın, risk aldın." demek en kolay kaçış yoludur. Peki, devlet ne için var, ne için var bu devlet, denetim kurumları ne işe yarar? Devlet riskler gerçekleştikten sonra vatandaşa masal anlatmak için mi var? Risk gerçekleşmeden önce yurttaşın hakkını korumak için vardır elbette devlet. Rakamlar felaketin boyutunu açıkça göstermektedir. Yüz binlerce insanı mağdur eden bu sistematik çöküş bir gecede mi yaşandı? Elbette hayır. Bakın, Bakanlık neden bir yıl boyunca tüm bu yaşananları sessizce izledi? Çünkü Maliye Bakanlığı bu konuda uyarıda bulunmuştu. Risk kapıdayken harekete geçmeyen denetim mekanizmaları halkın parası hortumlandıktan sonra mı devreye girecek? Kriz patlak verince aracı kurum yöneticilerinin mal varlıkları dondurulup adli işlemler başlatılsa da iktidara yakın isimlerin tedbir kararlarının jet hızıyla kaldırıldığı iddiaları vicdanları yaralamıştır. Bakın, iktidar ortakları "Mesele adlidir." diyerek Meclis denetiminden kaçamaz, suçu Sermaye Piyasası Kurulu bürokratlarına yıkıp siyasi sorumluluktan sıyrılamaz. Hepiniz oradaydınız, hepiniz; hepiniz bu soygunu seyrettiniz seyrettiğiniz diğer soygunlar gibi, tıpkı TÜRK TELEKOM'un özelleştirilmesinde olduğu gibi, vazgeçtiğiniz kurumlar vergisinde olduğu gibi, önceki Vekiliniz Zehra Taşkesenlioğlu ve ağabeyinin yaptığı yolsuzluklar gibi hepiniz oradaydınız, hepiniz bu hortuma, bu ahlaksız düzene göz yumdunuz.
Bu yağma düzeni yıllardır bu ülkede hep şekil değiştirdi, araç değiştirdi, yöntem değiştirdi ama kendisi değişmiyor. Bir yağma düzeni var; üç yılda, beş yılda bir yağma düzeni çıkıyor. Nedir bu değişmeyen yağma düzeni? Kamu varlıklarını sınırlı bir gruba transfer etmek. Evet, siz her üç beş yılda kamu varlıklarını sınırlı bir zümreye transfer ederek hortumluyorsunuz bu ülkenin geleceğini. İşte, siyaset grubu olmadan böyle büyük ölçekli bir finansal yağma düzeninin olması mümkün mü? Elbette ki mümkün değil.
Bu düzenin bir diğer ayağı da olup biteni görmezden gelen, zamanında müdahale etmeyip gereğini yapmayan bürokrasidir. Âdeta mafya düzeninde olan "omerta" denilen suskunluk yemini gibi tüm siyasi ayak ve bürokratik ayak bu konuda bir söz kurmuyor ve herhangi bir failin ortaya çıkması için mücadele etmiyor. Niyetiniz bu mağduriyeti kamu kaynaklarından karşılamak ise buradan açıkça uyarıyoruz: Özel sektörün kârı özel, zararı kamu olamaz. Kârlar sermayedara ve yandaşa, yüz milyonlarca liralık fatura ise 85 milyona mal edilemez. Kamu bankalarının kaynakları halkın kaynaklarıdır, zarar toplumsallaştırılamaz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
KAMURAN TANHAN (Devamla) - Teşekkürler Başkan.
Değerli milletvekilleri, bu felaket kapalı kapılar ardındaki idari süreçlere ya da göstermelik yargılamalara terk edilemez. Sistemi kuran siz, soruşturacak olan siz, muhtemelen de aklayacak olan yine siz olacaksınız. Meclis halk adına denetim mekanizmasını kullanmak ve halkın parasının hesabını sormak zorundadır. Kurulacak araştırma komisyonu holding, fon ve siyaset eksenindeki kirli çıkar ağlarını, kamu kurumlarının ihmallerini ve kamu bütçesinden aktarılmak istenen gizli maliyeti eksiksizce açığa çıkarmak zorundadır. Önerimiz, siyasi ve bürokratik koruma iddialarını araştırın, gecikmenin hesabını sorun ve verin, parayı takip edin, haksız kazancını sahibine bırakmayın, yurt dışına giden paranın izini sürün ve mağdurlara teslim edin.
Sermaye piyasasında kaybedilen parayı geri getirebilirsiniz ama itibarı getiremezsiniz. Bu ülkenin itibarını en azından ekonomik itibarını kurtarmak için bu önergeye "evet" oyu istiyoruz. (DEM PARTİ, Yeni Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)