| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 4 |
| Tarih: | 08.10.2026 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; yeni yasama dönemine Türkiye sermaye piyasaları tarihinin en büyük likidite ve denetim krizlerinden biri olarak kayda geçen finansal durumla girmiş bulunmaktayız. Girmiş olduk bu döneme de iktidarın bu konuyla ilgili tutumuna bakarak da şok olarak girmiş olduk. Tam da Meclisin en göbeğinde olması gereken bir konuda Meclisi kenara çekmek ne demek anlamak mümkün değil. Her şeyi bir kenara bırakalım, burada iktidar milletvekilleri deminden beri yüksek sesle ifade etmeye çalışıyor ortada dolaşan sırf bilgi kirlilikleri için bile bu Meclisin bu komisyonu kurması kaçınılmaz bir durumdur.
Bir diğer dikkat çekici konu, özellikle dünkü Sayın Cevdet Yılmaz'ın ve Sayın Cumhurbaşkanın konuşmalarını da dikkate alarak baktığımızda fark ediyoruz ki Türk finansal piyasalarında yaşanan bu durum iktidar tarafından ve de yürütme tarafından çok doğru anlaşılamıyor ya da doğru yere odaklanılamıyor. Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, Plan ve Bütçe Komisyonuna gelen Merkez Bankası Başkanını da dâhil ederek Sayın Cevdet Yılmaz, Cumhur İttifakı adına konuşan bütün milletvekilleri olayı ısrarla ve altını çize çize sınırlı fonlarda sınırlı bir etki olarak tanımlamakta ve ekliyorlar "Türk finans piyasası çok güçlü, bizde hemen olaya el koyduk, suçluları bulacağız. Ucu nereye giderse bunların hepsi hesap verecek." "-cek, -cak" ekleriyle bir sürü cümleler duyuyoruz. Sayın Cumhur İttifakı milletvekilleri ve yürütmeye buradan seslenmek istiyorum: Yüce Türk milleti ve biz bu konuda sizden "-cekli, -caklı" cümleler değil, sadece icraat görmek istiyoruz. O icraatların da doğru ve yerinde olmasını talep ediyoruz. Ayrıca, bu sınırlı etki tanımını kim yaptı, neyi baz alarak yaptı, sınırı neye koydu onu anlamak da mümkün değil. Türk milletinin devletine güvenerek yatırım tercihi olarak gördüğü sermaye piyasalarında 455 bin bireysel yatırımcı mağdur. Bu piyasada 6,5 milyon yatırımcı var. Yaşanan bu durumla da inançlı mülkiyet esasını inançsız mülkiyet esasına çevirmek sizce sınırlı bir etki mi sayılıyor? Vallahi bu durumu da böyle tanımlamak ayrı bir maharet gerektiriyor.
Sayın milletvekilleri, aslında çok fazla söze gerek yok. Türk milleti ya da Türk sermaye piyasası yatırımcıları diyelim, devletin kurumlarının gözü önünde hatta bu kurumların gözlerinin içine bakıla bakıla dolandırılmıştır hem de nitelikli bir şekilde dolandırılmıştır. Sermaye Piyasası Kanunu madde 107 ve Türk Ceza Kanunu madde 158'deki tanımlamalar yaşananların âdeta kitaptaki yazılı halidir. Bunun yanında çözüm için atılan adımlara da bakıyoruz.
Birincisi ne; Külliye'de fon izleme kurulu kuruluyor. Oradan bir sonuç çıkması mümkün mü diye analiz edecek olursak eğer mümkün olsaydı zaten herhâlde şu anda burada bu fon krizini konuşuyor olmazdık çünkü doğruyu doğru zamanda yapamayanlar doğruyu acaba yanlış zamanda mı yapacaklar?
Bir başka çözüm ne; Sayın Akın Gürlek açıkladı. TMSF bünyesinde gönüllü para iadeleri hesabı açılmış. Buraya da sadece 5 kişi para iadesi yapmış. Bu nasıl bir çözüm; bunu da anlamak mümkün değil. Gönüllü para iadesi ne demek? Bir defa bunun tanımlanması gerekiyor. Kim, neye göre gönüllü? Sermaye piyasalarında yüksek kazanç sağlamak suç mu? Burada suç olarak tanımlanan ne? Sermaye piyasasına yatırım yapanlar yatırım yapmadan önce SPK'nın, Borsa İstanbulun yapamadığı denetimi yapmakla mı mükellef? Gönüllüler haksız kazançlarını hangi parametreyle ölçüp bu fona yatırıyor? Yani bunlar olacak iş değil, bu işler akıl işi de değil.
Sayın milletvekilleri, dün Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızın bir başka tanımlaması daha oldu, yatırımcıları da kendi içinde ikiye ayırdı: "Bir normal yatırımcı, bir de nitelikli yatırımcı." dedi ve nitelikli yatırımcının aslında bu riski, borsanın bu hâle gelme riskini göze aldığını ve o riskin bedelini de ödeyeceğini söyledi. Bu mantık da doğru bir mantık değil çünkü sermaye piyasası yatırımcısı evet risk alıyor, nitelikli dediği, onun nitelikli olarak tanımladığı yatırımcı da risk alıyor, doğru ama onun aldığı riskler yatırdığı mesela şirketin hikâyesine bağlı risk ya da ülkeye, ülkenin durumuna bağlı risk, finansal piyasalarda olacak herhangi bir gelişmeye bağlı bir risk.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Devamla) - Yani hiçbir yatırımcı devlet kurumlarını, SPK, BDDK, BİST gibi devlet kurumlarını görevini ihmal edecek de bundan dolayı "Ben mağdur olacağım." diye bir risk almıyor. O yüzden bu olayda yatırımcılar mağdurdur. Sadece orada gerçekten işte içeriden bilgi alan, manipülasyon yapan, piyasada fiyat yapıcı, organize işlere giren ve bunları bulmak da çok zor işler değildir. Bu tarz işlere girişmiş insanlar hemen tespit edilmeli ve gereği bir an önce yapılmalıdır. Bunda da her geçen gün, hatta her geçen saniye kaybedilen zaman mağdurların da bu işi çözmek isteyenlerin de aleyhine işlemektedir.
Son söz olarak da şunu söylemek istiyorum: Eğer bu ülkede ayakkabı kutusu ile para çalanlara ve evlerinde para sayma makinesi bulunanlara zamanında gerekli müeyyideler de uygulansaydı zaten bugün biz bunları da konuşmuyor olacaktık deyip hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)