| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 4 |
| Tarih: | 08.10.2026 |
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller, ben de Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Evet, 6-8 Ekim haftasındayız ve 6-8 Ekim olaylarının üzerinden tam on iki yıl geçti. 6-8 Ekimde yaşananların aslında bütün yönleriyle aydınlatılması, hakikatin açığa çıkarılması ve özellikle de bu yaşamını yitirenlerin faillerinin gerekli cezaları alması için biz onlarca defa araştırma önergesi verdik, onlarca defa "Türkiye Büyük Millet Meclisinde komisyon kurulsun." dedik. Tıpkı bugün fon krizinde, fon vurgununda komisyon kurmayan iktidar o zaman 6-8 Ekim olaylarının araştırılması için de komisyon kurmadı. Neden kurmadı? Çünkü bunun üzerinden siyasi rant devşirmek istiyordu, çünkü bunu bir siyasi operasyonun gerekçesi yapmak istiyordu, çünkü HDP'yi siyasetten silmek istiyordu, kendi rakibi olan ve onu 7 Haziranda iktidardan düşüren HDP'den intikam almak istiyordu; bunun için de 6-8 Ekim olaylarının bütün yönleriyle araştırılması ve hakikatin açığa çıkması konusunda tek bir adım atmadı. Uzun süre bu konu hiçbir şekilde soruşturulmadı ki soruşturmayı gerektirecek bir şey yoktu hakikatin açığa dışında. Sonra, yıllar sonra bir noktadan talimatlı bir şekilde düğmeye basıldı ve o dönem HDP'nin Eş Genel Başkanları olan sevgili Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başta olmak üzere birçok milletvekili arkadaşımız gözaltına alındı, tutuklandı, milletvekillikleri düşürüldü. Peki, yargılamada ne oldu? Yargılamada, dosyada unutulan notlardan aslında nasıl talimatlı bir yargılama olduğu, 6-8 Kobani eylemleri gerekçesiyle HDP'nin nasıl tasfiye edilmek istendiği, özellikle de aslında AKP'nin kendi siyasi rakiplerini nasıl yargı eliyle bertaraf etmek istediği açık ve net bir şekilde ortaya konuldu. Tam bir komplo, tam bir kumpas yargılaması, hukuk tarihine garabet olarak geçecek bir yargılama süreciyle karşı karşıya kaldık.
Ortada 3 tane AİHM kararı var Sayın Selahattin Demirtaş hakkında. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 18'inci maddesinin ihlal edildiğini söylüyor yani diyor ki: Siz Kobani kumpas davasını siyasi saiklerle açtınız; siz, sizin rakibiniz olan, seçimde sizi sandıktan düşüren, iktidardan düşüren HDP'den ve onun seçilmiş eş başkanlarından ve milletvekillerinden intikam almak için bu yargılamayı yapıyorsunuz; atılan "tweet"ler hukuka uygundur, fikir, düşünce özgürlüğü kapsamındadır, ortada bir suç yoktur, doğal olarak da suçlu yoktur ama ne yaptılar Sayın Başkan? Günlerce seçim kampanyasında arkadaşlarımızın fotoğrafını gösterdiler, yetmedi, yaşamını yitiren insanları -ki çoğu bizim partilimizdir- onları ortaya koydular ve bizim arkadaşlarımızı, insan yaşamı için her gün bedel ödeyen, bu ülkenin barışı, demokrasisi için her gün bedel ödeyen ve dimdik duran yoldaşlarımızı insanların yaşamını yitirmesinin sorumlusu olarak lanse ettiler ama hakikat er geç açığa çıktı ve mahkeme dahi bütün bu kumpas yargılamaya rağmen dedi ki: "İnsan öldürme fiillerinden beraatlerine..." Neyden cezalandırılmalarına? Fikir düşünce özgürlüklerinden. Meclis kürsüsünde ve sokakta yaptıkları konuşmalar nedeniyle arkadaşlarımız toplam dört yüz yılı aşan sürelerle ceza aldılar. O anlamıyla, buradan AKP Hükûmetine bir kez daha çağrı yapmak istiyoruz, diyoruz ki: "Artık Kobani kumpas davasını bir intikam davası olarak sürdürmekten vazgeçin. Sayın Demirtaş'ı, Sayın Yüksekdağ'ı ve bütün arkadaşlarımızı, MYK üyelerimizi ve diğer bütün yoldaşlarımızı bir an önce serbest bırakın. AİHM ve AYM kararlarına uyun ve gerçekten 6-8 Ekim olaylarının faillerini açığa çıkarın ve hakikatin ortaya çıkmasını sağlayın." çağrısını bir kez daha buradan yapıyor ve yıllardır cezaevinde bu ülkenin eşitliği, özgürlüğü, demokrasisi için onurlu bir şekilde direnen bütün arkadaşlarımızı, Kobani kumpas davasında tutulan arkadaşlarımızın şahsında bütün cezaevindeki arkadaşlarımızı da buradan saygıyla, sevgiyle de selamlıyoruz; direnişlerini selamlıyoruz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yarın 9 Ekiminin yıl dönümü. 9 Ekim karanlık bir tarihin başlangıcı aslında. Bu ülkede Kürt sorununun demokratik çözümüne karşı geliştirilmiş bir komplo olarak da 9 Ekimi değerlendirebiliriz. 9 Ekim 1998'de Sayın Öcalan uluslararası güçler tarafından Türkiye'ye getirildi ve İmralı Ada Hapishanesine konuldu. Uluslararası güçler, Sayın Öcalan'ın Türkiye'ye getirilmesinin arka perdesinde neyi amaçlıyorlardı?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Aslında Türkiye'ye çok büyük bir tuzak kurulmuş ve Kürt-Türk kavgasının aslında Kürt halkı ve Türk halkının ebedî bir kavgasının ateşi fitillenmek istenmişti ama Sayın Öcalan kendi duruşuyla barıştan yana olan, demokrasiden yana olan ve Türkiye halklarının, Türk ve Kürt halkının birlikteliğinden yana olan tutumuyla bu komployu 1998'de de boşa çıkardı ve en sonunda da aslında 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı çağrıyla da bu komployu boşa çıkardığını açık ve net bir şekilde gösterdi.
Şimdi, yeni bir eşikteyiz; barış ve demokratik toplum sürecinin içerisindeyiz. Bu barış ve demokratik toplum sürecinin başarıya ulaşmasını istiyorsak herkesin Sayın Öcalan kadar sorumluluk alması gerekiyor, Sayın Bahçeli kadar sorumluluk alması gerekiyor ve Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan kadar da kararlılık ortaya koyması gerekiyor. O nedenle, buradan, Meclisten bir kez daha çağrı yapmak istiyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun devam edin.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Bu mesele sadece DEM PARTİ'nin sadece MHP'nin ve sadece AKP'nin sorunu değildir. Bu, bütün Meclisin, bütün siyasi partilerin ve bu ülkede yaşayan 86 milyon yurttaşın sorunudur, sorumluluğudur. O nedenle, Meclisin sorumluluk üstlenmesi, siyasetin elini taşın altına koyması, amasız ve fakatsız bu sürecin başarısı için çalışması, çabalaması gerektiğini bir kez daha ifade etmek istiyoruz. Yeni bir cumhuriyet yani Türkiye Cumhuriyeti devletinin 2'nci yüzyılında demokratik cumhuriyeti inşa etmek için Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yollarda çözülmesine ihtiyaç vardır; bu bir zorunluluktur, bu tarihsel bir gerekliliktir. Hiç kimse tarihin bize biçtiği bu rolden kaçmamalıdır, kaçmaması gerektiğini ifade etmek istiyorum ve bu nedenle de Mecliste kurulacak izleme komisyonunun bir an önce kurulması, bu komisyonda bütün siyasi partilerin temsilinin içinde yer alması ve hızlı bir şekilde...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, son dakikayı veriyorum.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - ...467 gibi çok yüksek bir oranla yasallaşmış olan çerçeve yasanın yasalaşması için de gerekli adımların hızlı bir şekilde atılması ve yasanın yürürlüğe girmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum ve en önemlisi Sayın Öcalan'ın bu kadar kritik sorumluluklar almışken bu kadar büyük bir rol oynadığı bir dönemde hâlihazırda İmralı Adası'na gidişlerin bu kadar sınırlandırılmış olmasını, heyetle sınırlı bırakılmasını, hâlâ oraya farklı siyasi partilerin, aydınların, yazarların, gazetecilerin gitmemiş olmasını da kabul etmediğimizi ve hızlı bir şekilde kendisinin başkanlık yapacağı silahsızlanma ve siyasi koordinatörlüğün de kurulup çalışmalarına başlaması gerektiği çağrısını da buradan Meclisten bir kez daha hem bütün Meclise hem de Hükûmetin kendisine yapmak istiyorum. Barış için çalışmaya, hızlanmaya, adım atmaya ihtiyaç var. Barışın zaman kaybına tahammülü yok, hiçbirimizin yeni bir çatışmaya ve yeni bir kavgaya tahammülü yok.
Teşekkür ediyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)