| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 4 |
| Tarih: | 08.10.2026 |
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Genel Kurulu ve ekranları başındaki bütün vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.
Evet, yeni Türkiye'de yine aynı gündemler önümüzde. Polis intiharları... Her gün yeni bir polis intiharı haberiyle güne başlıyoruz. Bugün İstanbul Maltepe'de bir bina çöktü, maalesef vatandaşlarımız hayatlarını kaybettiler. Hâlâ İstanbul'da o meşhur -İstanbul başta olmak üzere, tüm Türkiye'de- deprem riski söz konusu ama yerinde kentsel dönüşüm dâhil olmak üzere depreme ilişkin hâlâ hiç kimse kılını kıpırdatmıyor iktidar cenahından; belli dönemlerde belli açıklamalar, belli sloganlar dışında hayata geçirilen, tüm toplum için seferberlik noktasında, hepimizin sürece katılmasını sağlayacak hiçbir gelişme yaşanmıyor. Yine, her gün okullarda bir saldırı, akran zorbalığı, bunları gözlemliyoruz. Bütün bunlara ilişkin yasaklar ve yeni kanunlar çıkartmak dışında bunun sosyolojik temellerini ortadan kaldırmaya dönük iktidar partisinde en ufak bir kımıldama yok.
Dün Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz burada sunum yaptılar. Cevdet Bey, burada, bundan sonra ne yapacaklarını izah etti, ne yapacaklarına ilişkin açıklamalarda bulundu ve bugün gazetelerin tamamının manşetlerinde Cevdet Bey ve Cevdet Bey'in şahsında referans verilerek bu ödemelerin nasıl yapılacağına, yaklaşık 43 bin kişinin ödemelerinin bu hafta başlayacağına ilişkin ifadeler ve haberler vardı ama bu sürecin geçmişine ilişkin hiçbir adım atılmadı. Ve iki gündür gerek hatiplerimiz gerek grup toplantılarında genel başkanlar gerek verdiğimiz röportajlarda, her yerde şu araştırma komisyonunun kurulmasını konuşuyoruz ve iki gündür aslında bütün nezaketimizle bu araştırma komisyonunun neden gerekli olduğunu iktidara izah etmeye çalışıyoruz.
Değerli Başkanım, bu araştırma komisyonunun kurulması iktidarın rızasına bağlı bir şey değil Türkiye Büyük Millet Meclisinin onuruyla alakalı bir durum, dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi bu konuda gereğini yapmak zorundadır, iktidar gereğini yapmak zorundadır. İktidar bu anlamda bir kabul mercisi de değildir. Dolayısıyla bugün iktidardaki tüm milletvekillerini zan altına alan, her gün manşetlerde başka bir milletvekilinin, siyasetçisinin, bakanının, bakan yardımcısının, bürokratın isminin zikredildiği bir yerden hiç mi ar etmiyorsunuz, hiç mi hicap duymuyorsunuz? İktidar olmanın nimetleri dışında iktidar olmanın böyle de külfetleri var işte. Bu külfet nedir? On beş gündür kafanızı öne eğmek zorundasınız, on beş gündür tek kelam edemiyorsunuz. Önceki siyasi aktörleriniz, hâlihazırdaki siyasi aktörleriniz gidip salonlarda, ekranlarda ya da verdikleri röportajlarda Ali kıran baş kesen gibi "Bizden değildir, hesap verecekler, o olacak, bu olacak." Genel Kurula gelince tırt, hiçbir şey yok. Biz gelelim, izah edelim. İşte "Devlet Denetleme Kurulu şunu yapıyor, Devlet Denetleme Kurulu bunu yapıyor." Devlet Denetleme Kurulu sizin üstünüzde mi? Devlet Denetleme Kurulu Türkiye Büyük Millet Meclisinin üstünde mi? Devlet Denetleme Kurulunun üyelerini, mensuplarını, müfettişlerini kim atıyor? Siz atamıyor musunuz? Türkiye Büyük Millet Meclisini bu kadar fonksiyonsuz hâle getirmekten ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu fonksiyonsuz hâle gelmesinden, sizin de fonksiyonsuz hâle geldiğinizi tescil etmekten hiç mi ar etmiyorsunuz, hiç mi hicap duymuyorsunuz? Bu araştırma komisyonu kurulacak, bu Parlamentoda bu araştırma komisyonu kurulacak; öyle de kurulacak, böyle de kurulacak. Bu haltı kim yedi, bu halt yenilirken kimler buna müsamaha gösterdi, bu istihbarat ağlarının arka planı nedir? Hani "dış güçler" diyorsunuz ya, hani "dış güçler" Genel Merkezinizden kim, hangi haberleri dışarı sızdırdı? Hangi bakan yardımcısı, hangi haberi dışarı sızdırdı? Yapılacak operasyonu kim dışarı sızdırdı, bunun üzerine borsada kim manipülasyon yaptı? Bunların hepsi çıkacak meydana. Önce siz yüzleşeceksiniz, sonra bu millet sizi de arındıracak, partinizi de arındıracak, cumhuriyeti de sizden arındıracak. Böyle bir zihniyet olamaz ya! İki gündür nezaketle izah ediyoruz, iki gündür Parlamentonun nezaketine aykırı olmadan durumu açıklamaya çalışıyoruz. "Bakın, bir araştırma komisyonu kuralım, hep beraber olalım, her partiden eşit sayıda üye olsun, bu konu ortaya çıksın, bu işin bürokratik ayağını belirleyelim." diyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Bu denetim kurulları neden hiçbir fonksiyonu icra etmemiş, niye geç kalmış, işin içindeler mi, aptallıktan mı, hainlikten mi; niye bu süreçler böyle yönetilmiş ya da yönetilmemiş? Bütün bunlara verilen cevap "Sayın Cumhurbaşkanımız çok kararlı." "Sayın Cumhurbaşkanımız çok üzgün." "Sayın Cumhurbaşkanımız çok kızgın." Kardeşim, Cumhurbaşkanının duygu durumuyla ilgilenmiyoruz ki biz, Cumhurbaşkanının duygu durumu değil yani biz burada grup terapisinde değiliz, biz de terapist değiliz. Sizin psikolojinizi düzeltmek için de bizler araç değiliz. Biz, millet adına, milletin sorularını ve milletin sorunlarını burada tartışmak için bulunuyoruz. Eğer siz kendinizi milletten arındırmışsanız, milletin sorunlarından arındırmışsanız ve derdiniz sadece partinizin içinde "Ya, biz kazanamadık, bunlar nasıl kazandı?" kavgasıysa onu bizden ötede yapın.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - "İçimizde bazıları kazandı, biz kazanamadık." kavgasıysa o kavgayı bizden ötede yapın, bu Parlamento çatısının dışında yapın ama bu Parlamentonun onuruna, vakarına, haysiyetine ve şerefine, Türkiye Cumhuriyeti devletinin varlık sebeplerine açıkça kastetmiş bu bürokratik kadro alınacak, bu bürokratik kadro ortaya çıkarılacak, Türkiye Cumhuriyeti devleti bu, sonradan yerleştirdiğiniz, liyakatine bakmadan, sadakati üzerine yerleştirdiğiniz kadrolardan arınacak; bunu siz arındırmak mecburiyetindesiniz, biz de takip etmek mecburiyetindeyiz. O yüzden, o iktidar olmanın nimetlerinden istifade ederken bu külfetlerine de katlanacaksınız; bu külfetlerine katlanamıyorsanız da sandık yakındır, millet sizi her şeyden arındıracaktır.
Teşekkür ediyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)