GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:5
Birleşim:4
Tarih:08.10.2026

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, çok teşekkür ederim.

Yeni yasama yılının üçüncü günündeyiz. Bir skorbord tabelası takip eder gibi Ak PARTİ'yi takip ediyoruz. Fon dolandırıcılığına ilişkin bir komisyon kurulması yönünde karar çıktı mı, çıkmadı mı? Tabii ki bugün bütün grupların önergeleri bir komisyon kurulması için. Geçmişte birçok kez yaşandı, otomatik olarak taleplerimiz reddedildi. Bakınız, 2023 yılında Sayın Oğuz Kaan Salıcı ve arkadaşları, Sayın Mühip Kanko ve arkadaşları önerge vermişler borsa manipülasyonu ve benzeri finansal dolandırıcılık üzerine. 2024 yılında Orhan Sümer ve arkadaşları önerge vermiş. 2025'e geldiğimizde Sayın Mehmet Satuk Buğra Kavuncu ve arkadaşları ile Sayın Ayyüce Türkeş Taş ve arkadaşları önerge vermiş. 2026 yılının tek önergesini ise Adana Milletvekilimiz Sayın Sadullah Kısacık ve arkadaşları vermiş. Yani üç yıl boyunca muhalefet âdeta örtülü bir görev dağılımı yapmış gibi üç veya altı ayda bir Meclisin gündemine bu konuyu getirmiş. Ne olmuş; AK PARTİ oylarıyla otomatik olarak reddedilmiş. Peki, acaba bu komisyonlardan herhangi biri kurulmuş olsaydı bugün ekonomi üzerinde büyük bir etki yaratan ve milyonlarca vatandaşımızı doğrudan yada dolaylı olarak mağdur hâline getiren bu dolandırıcılık bu aşamaya gelir miydi? Ben hiç de böyle olacağını düşünmüyorum. Geciktiğimiz her gün kamuya ve milletimize zarar yazıyor. Bakınız, dün Sayın Ömer Bolat'la ilgili bir iddia ortaya çıktı; kendisi bu iddiayı hızlıca, detaylı ve tatmin edici bir şekilde reddetti. Peki, niye buna mahal veriyorsunuz? Listeleri yayınlayın -dün Sayın Özlem Zengin de burada diyor- kimin ne kadar, hangi miktarda bu alçaklığa karıştığını herkes bilsin, kimse hakkında spekülasyon yapılmasın. Önceki dönem milletvekillerinden Sayın Aydın Ünal günlerdir içi yanarak çığlık çığlığa bağırıyor, bugün de yazmış: "Bakın, Ömer Bolat olayı da bunun bir ifadesidir." diyor. Geciktiğimiz müddetçe dedikodu artar, spekülasyon artar. Ha şu da bir ihtimaldir: Bazı gazetecilere bilerek ve isteyerek bazı yanlış isimler servis edilir, bunlar yalanlanır, daha sonra her türlü bilginin sıhhati tartışma konusu yaratılır. Ama bu mesele çok esaslı ve büyük bir mesele. Bugün Sayın Akbaşoğlu burada, bir kez daha sesleniyoruz: Geliniz, bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında tarihin en büyük fon dolandırıcılığına dair bir komisyon kuralım. Bütün grupların teklifleri var, isterseniz bunları birleştirelim, isteseniz herhangi biri üzerindeki konuşmayla bile iktifa edelim. Hatta gelin isterseniz hiç konuşmadan bu kararı alalım geçelim ama yeter ki yeter ki bu dolandırıcılık faaliyeti yargıyla bürokrasi arasında sıkışıp kalmasın. (Yeni Parti sıralarından alkışlar) Bir demokratik denetime ve milletimizin gözetimine ve göz açıklığına getirilsin. Aranızda bu işleri çok iyi bilen arkadaşlar var, onlardan bile dahi kurulsa biz yine bunun hayırlı bir şey olacağını düşünüyoruz. Bir milletvekili bile ve isteye böyle bir dolandırıcılığın kapatılmasına göz yummaz. Dolayısıyla mesajlar geliyor, bir sürü yerde isimler geçiyor ya, adam diyor ki: "Kimse bahsetmiyor, Peker Gayrimenkullere biz şöyle çarpıldık." diyor. Onlarca hisse var bu şekilde son beş yıl içerisinde. Geliniz beş yıl boyunca para piyasalarında, fonlarda, İMKB'de yaratılan her türlü manipülasyonla ilgili kararı bugün alalım ve ondan sonra Kızılay Kanunu mudur, bu fonla ilgili yeni kanun mudur, her ne konu geliyorsa el birliğiyle onları da hızlıca geçirelim diyoruz.

Sayın Başkanım, yaz boyu birçok mesele birikti. Mesela Mersinli bir hemşehrimiz Halit Altun 42 yaşındaydı. Evlatlarıyla birlikte şehir merkezinde bir parkta eğleniyorken ya da piknik yapıyorken küçük bir tartışmadan sonra bir polisin anında silahı sıkmasıyla hayatını kaybetti çocuklarının kucağında ve bunun ırkçı ve görevi aşan bir saldırı olduğu açık. 10 Eylülde Dışişleri Bakanlığına bir soru önergesi verdik; bu olayla ilgili diplomatlarımız ne kadar ilgileniyor, aileye hukuki yardım sağlandı mı, Belçika makamlarına hangi girişimler yapıldı, sanığın yargılanmasıyla, soruşturmasıyla ilgili durum nedir? Kırk beş gün geçti, cevap alabilmiş değiliz. Bu konuda Sayın Akbaşoğlu'ndan rica ediyorum; Halit Altun hakkında Dışişleri Bakanlığının bugüne kadarki yaptığı işlemleri öğrenelim, Mersinli bu hemşehrimize devlet olarak sahip çıkalım.

Bir başka mevzu yine Mersin'imizle alakalı, Taşucu gemi kazasında kayıplarımız oldu Türk tarafında bir soruşturma yok; Kıbrıs'ta bakan istifa ediyor, Türk tarafında şube müdürü hakkında soruşturma yürütüldüğüne dair bir bilgimiz yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Bu geminin seyrüseferlerinde Türk makamlarının hiç mi sorumluluğu yok, buna ilişkin niçin kamuoyu bilgilendirilmiyor? Aynı tarihlerde Tuğberk İmamoğlu gemisi de İstanbul'da yine birtakım idari hatalarla battı. Tuğberk İmamoğlu gemisinde 9, Girne Taşucu Filo Jet gemisinde 6 vatandaşımızın bedenine hâlâ ulaşılamadı. Aileler yalvarıyorlar, "Bir mezarımız olsun, biz de gidip bir Fatiha okuyalım." diyorlar. Bu konuda da gerekli arama ve kurtarma faaliyetlerinin son durumu hakkında Sayın Akbaşoğlu ilgili kurumlardan bilgi alıp Genel Kurulumuzu bilgilendirirse memnuniyet duyarız.

Karadeniz'de bazı gemilere saldırılar oluyor; bunun gerçekten Rusya tarafından mı yapıldığını, karanlık bir saldırı mı olduğunu bilmiyoruz. İster Türk gemisi bayrağı taşısın ister taşımasın, Türk vatandaşlarıyla ve mürettebatıyla ilgili bütün saldırıların aydınlatılması lazım. En son bu hafta 10 kişi hayatını kaybetti. Birçok milletvekilimiz soru önergesi vermiş, birisi de Sayın Sibel Suiçmez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Bu önergelere cevap verilmiyor. Karadeniz'de sivil seyrüseferin güvenliği, ticaretin devamı, denizcilerin can güvenliği çok önemli. Bu, uluslararası ilişkilere feda edilemez bir durumdur. Bu konuda da Genel kurulumuzun bilgilendirilmesini istiyoruz.

Efendim, birçok konu belirli bir aşamaya geliyor ancak bir cerahatin patlaması gibi patladığında kamuoyu haberdar oluyor. Yahu, Bismil'de fakir fukaraya dağıtılması için satın alınan birkaç ton patatese tenezzül edilmiş ya! Biz bunu nereden anlıyoruz? Bir soruşturma yürütülüyor, sosyal dayanışma vakfı müdürü tutuklanıyor, başsavcı ile kaymakamın yeri değiştiriliyor. Ya, eğer kaymakam doğru yaptıysa o müdürü niye tutukladınız? Başsavcının görevinde kalması lazım. Başsavcı doğru yaptıysa kaymakamın görev yerini niye değiştirdiniz? Aman, bir pislik patladı, biz hemen burayı kapatalım, kaymakam bir yere gitsin, başsavcı bir yere gitsin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, son dakikayı veriyorum.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Tabii efendim.

Bütün bu sorumluluk aynen fon dolandırıcılığında olduğu gibi, herkes gözünü yumacak ama bunun neticesinde bir sosyal yardımlaşma müdürü muhtarların şikâyeti sonucu tutuklanacak ve bu şekilde kapatılacak. Emin olun örtülen her bir dolandırıcılık ve yolsuzluk olayı daha büyük dolandırıcılık ve yolsuzluklara cesaret sağlıyor, tıpkı fon dolandırıcılığında yaşandığı gibi. Bismil Sosyal Yardımlaşma Vakfında yürütülen soruşturmayla ilgili fakir fukaranın patatesine ya, patatesine göz koyan ve tenezzül eden bürokratlarla ilgili soruşturma nedir? Kaymakam veya başsavcı hakkında neden bu işlemler yapılmıştır? Burada bir güç kavgası mı vardır, gerçekten bir dolandırıcılık mı vardır?

Sayın Akbaşoğlu, sorularım çok oldu ama bu mevzuda da Genel Kurulumuzu bilgilendirirseniz memnun oluruz.

Teşekkür ediyorum.