GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:5
Birleşim:4
Tarih:08.10.2026

YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Karadeniz'de bugün fındık üreticisi alın terinin karşılığını alamadığı gibi, iktidarın yanlış tarım politikasının da faturasını ödüyor. Geçtiğimiz sezon serbest piyasada 380 lirayı gören fındık, bu sezon 160 liraya kadar düştü. Peki, bunun sorumlusu kimdir, kimlerdir? Lafı çevirmeden, evirmeden söyleyeyim: AK PARTİ iktidarı ve onun kadrolarıdır. Geçtiğimiz yıl 380 lirayı görmüş fındığa bu yıl 250 lira fiyat açıklayanlardır. Ferrero'nun piyasadaki hâkimiyetine karşı üreticiyi koruyacak düzeni kuramayan, Türk fındığını güçlü yabancı alıcılar karşısında savunmasız bırakan politikanın siyasi sorumlusu AK PARTİ ve onun Tarım Bakanı Sayın İbrahim Yumaklı'dır. Üreticinin kuruluşu olması gereken FİSKOBİRLİK'i fiyat belirleyen ve piyasaya yön veren güçlü bir aktör hâline getirmeyen yönetimin başındaki isim yine aynı zamanda AK PARTİ milletvekili olan FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Lütfi Bayraktar'dır ve bütün bunlar yaşanırken susan, tribüne oynayan, "mış" gibi yapan Karadeniz'in iktidar milletvekilleridir. Hiç kimse çıkıp "Fındık neden bu hâle geldi?" diye masumiyet oyunu oynamasın. Bedeli yine Karadenizli fındık üreticisi ödüyor. Trabzonlu, Karadenizli hemşehrilerim "Vekilim artık fındığı sökmeyi düşünüyoruz." diyorlar. Dünyada söz sahibi olduğumuz fındıkta geldiğimiz nokta ne yazık ki budur. Fındığın fiyatını açıklayıp o fiyattan fındık alamıyorsanız şayet yaptığınız tek şey vitrine rakam asmaktır, zaten tek işiniz vitrindir. Fakat, mesele yalnızca fındık da değildir. Bu ülkede üreticinin 3 lirasının, 5 lirasının hesabını yapan bir iktidar anlayışı var, öte tarafta da fon soygununda milyarlar konuşuluyor. Hırsızlara, arsızlara, bu milletin parasına göz dikmiş haramzadelere sesleniyorum: Siz fon soygunu yaparken fındık üreticimiz 50 liranın, 100 liranın hesabını yapmak zorunda kalıyor. Ey haram saltanatının üzerinde oturanlar, siz haramın ne demek olduğunu unuttuğunuz gibi helal aklınıza bile gelmiyor; helali unutmasaydınız, haramdan korkardınız. İşte, böylesine bir tablo içerisinde buradan AK PARTİ'nin Trabzon milletvekillerine sesleniyorum: Trabzon, sizi, Ankara'da fotoğraf vermeniz için değil, Trabzon'un hakkını, hukukunu savunmanız için seçti. Fındık üreticisi mağdur edilirken neredeydiniz? Ancak sizin derdiniz fındık üreticisinin derdini çoktan aşmış, göstermelik toplantılarla günü geçiştirmeye çalışıyorsunuz. Siz Trabzon'da valilik makamını âdeta siyasi koordinasyon büronuza, valiyi de milletvekili sekretaryasına çevirme derdindesiniz. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Görünen o ki bunu da başarmış gibisiniz. Ancak siz bunlarla da yetinmeyip Trabzon'un kültürüne, sanatına kadar el atıyorsunuz, yirmi yıldır şehre gönüllü hizmet eden Trabzon Sanatevine ve sanatçılarına düşmanlık ediyorsunuz. İşi öyle bir noktaya taşıdınız ki, sanatçıların kapısına memur, polis, çilingir dayandırdınız. Devletin bürokratlarını siyasi hesaplarınızın aracı hâline getirdiniz. Üstelik bürokrasi üzerindeki bu anlayışı yalnızca biz söylemiyoruz. İşte, Yeni Şafak gazetesi Trabzon Milletvekili Adil Karaismailoğlu için "Bürokratlara baskı yaparak karar aldırıyor." diye manşet atıyor. Dahası "Yetkisi olmadığı hâlde bürokratlara talimat vermeye kalkıştı." diyor. Bunlar sadece benim sözlerim değil, AK PARTİ'ye yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak gazetesinin dün yayımladığı haberde geçiyor.

Bakın, sizi uyarıyorum: Devletin kurumları kişisel hesapların, siyasi nüfuzun, milletvekillerinin talimat mekanizmasının parçası hâline getirilemez. Bunu şiddetle reddediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YAVUZ AYDIN (Devamla) - Bitiriyorum Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

YAVUZ AYDIN (Devamla) - Devletin bürokratı sadece ve sadece milletin hizmetinde olmalıdır.

Sözün özü, Trabzon halkı, kimin şehrin hakkını savunduğunu da kimin şahsi niyet ve hesaplarını bu şehre dayattığını da iyi bilmektedir diyor, Genel Kurulu ve Trabzonlu hemşehrilerimi saygıyla selamlıyorum.(İYİ Parti sıralarından alkışlar)