| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 3 |
| Tarih: | 07.10.2026 |
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; kusura bakmayın, biraz rahatsızım, sesim neredeyse hiç kalmadı gibi.
Aslında hasta olmamın en büyük sebebi, tabii ki üzgünüm yaşanan her şey için ve bütün milletvekillerimizin de benim yaşadığım gibi kendi içinde, kendi zihninde, kalbinde bütün bu ağırlığı hissettiğini görüyorum. Yani şu an matematik bir hesap yaptım, sabahtan itibaren yaklaşık yedi saattir beraberiz. Biz burada her gün Meclis açık olduğunda saatlerce birlikte vakit geçiriyoruz, beraber çalışıyoruz, birbirimizi iyi tanıdığımızı düşünüyorum. Burada konuşurken bence hacminden çok ağır ifadelerle konuşuyorsunuz, bunu yaparken aslında bir anlamda bir tetiklenme yaratmaya çalışıyorsunuz. Şunu bilmenizi isterim: Bir topluluk içerisinde bir yanlış varsa o yanlış herkesi hangi partiden olursa olsun aynı şekilde rahatsız eder. Bu yaşanan, adını ne koyarsak koyalım, fonzi, fon krizi, fon meselesi, fon soygunu; ne dersek diyelim bu önemli bir meseledir. Bugün Cumhurbaşkanı Yardımcımız da -teşekkür ediyoruz- Genel Kurulda ifade ettiler, bunun hangi hacimde olduğunu ama hacminden bağımsız olarak bu olayın varlığının çok önemli bir mesele olduğunu ifade ettiler ve bu konuyla ilgili olarak da en üst düzeyde bir çalışma var. Tekrar edelim bir kez daha: Fon İzleme Kurulu oluşturuldu, bu kurulla birlikte önce mağdur olan insanlarla ilgili tablo tespit edilerek bir an evvel 1 milyona kadar olan ödemelerin yapılması hedefleniyor. Yargısal süreç zaten devam ediyor, en önemli kısmının da bu olduğunu düşünüyoruz. Ben şahsen burada örgütlü bir suç olduğunu düşünüyorum yani biz kim, kaç lira almıştan öte, bu suç nasıl işlendi, bu suçu işleyenler içerisinde kamuda kim, hangi şekilde dâhil oldu; bunun tespit edilmesi Türkiye'nin geleceği için çok önemli, Türkiye siyasetinin geleceği için önemli çünkü bunun siyasi maliyeti olma ihtimali var. Öyle olduğu için biz bu meseleyi çok büyük bir hassasiyetle takip ediyoruz, bütün milletvekili arkadaşlarım takip ediyorlar. Ve yine, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız söyledi, Devlet Denetleme Kurulunun da en önemli görevi, burada nerede yanlış yapıldığının bulunması ve işleyişle alakalı nerede bir problem varsa belki bununla alakalı da bizlerin yeni bir düzenleme yapması. O sebeple, bu büyük soygunu, özellikle de insanlar kandırılarak oluşturulan bu büyük, problemli konuyu, fon krizini muhakkak surette hep beraber burada çözeceğimizi, Türkiye'de çözeceğimizi düşünüyorum. Yargının bunları muhakkak suretle cezalandırılması gerektiğini düşünüyorum, birbirimizi burada itham etmeyi de büyük haksızlık olarak görüyorum.
Şimdi, devamında şunu ifade etmek isterim: Evet, komisyon da kurulabilir, bu da bunlardan bir tanesidir, ileriki günlerde de yine bunu tartışırız. Komisyon bu aşamalardan bir tanesi ama şu ana kadar yapılanları da bir önem içerisinde değerlendirmek lazım. Bunları küçültmeyi, değersizleştirmeyi de yine bu anlamda, Türkiye Cumhuriyeti'ne ve Meclisimize bir haksızlık olarak görüyorum. Sizler ifade ettiniz, çocuklarımızla ilgili geçen dönem beraber komisyon kurmadık mı Ali Mahir Bey? Bu Komisyonun faaliyetleri neticesinde hukuki düzenlemeler yapmadık mı hep beraber? Yani birlikte yaptığımız bu kadar şeyi, Mecliste konuştuğumuz bu kadar meseleyi hiç yapmamışız gibi anlatmak da bu Meclise haksızlık değil mi?
Ha, gelelim ifade özgürlüğü meselesine. Ben de ifade özgürlüğünden yanayım, insanlar fikirlerini sonuna kadar ifade etsinler, bu hesapların kapatılmasını asla doğru bulmuyorum ama şunu da doğru bulmuyorum: Bir okuyabilir miyiz, Sayın Berna Laçin ne yazmış? Evet, bununla ilgili olarak gözaltına alınmasın ama şu ifadeyi de şu Genel Kurulda bir okuyalım, bir okuyalım şu Genel Kurulda. Bu nasıl bir şeydir yani? Bir hata yapmamak için...
MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - "İzmir ilk defa işgal edilmiyor." diyor.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Bir saniye, şu ifadeyi bir okuyalım. İşgalden bahsediyor yani "İzmir daha evvel de işgal edilmişti. Korkma!" Böyle söylüyor. Affedersiniz Başkanım, tekrar... "İzmir daha evvel de işgal edilmişti. Korkma!" Bu bir işgal midir? Bu bir işgal midir?
RIDVAN UZ (Çanakkale) - İşgal.
MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Nedir, siz söyleyin, nedir?
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - İtiraz edebilirsiniz.
RIDVAN UZ (Çanakkale) - İşgaldir.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Kazanmadığınız bir yeri bu şekilde almak nedir Sayın Başkanım?
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Değerli arkadaşım...?
MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Nedir, siz ifade edin, biz de dinleyelim.
RIDVAN UZ (Çanakkale) - Düpedüz işgal.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - İşgal değil de ele geçirme olabilir.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Bakın, değerli arkadaşım, bu değildir; ne olduğunun adını beraber koyarız, tartışırız, ayrı bir konudur ama bu bir...
MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Hayır, sandıkta kazanamadığınız bir belediyeye çökmenin tarifi nedir?
RIDVAN UZ (Çanakkale) - Hiç yumuşatmaya gerek yok, işgal.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Ama bunu nasıl savunursunuz?
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sanki "ele geçirme" ya da "çökme" dese daha doğru olabilirdi.
YUNUS EMRE (İstanbul) - Bunun savcılıkla ne ilgisi var ama yani? Nasıl çağırırlar bunun için ifadeye?
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Bakın, değerli arkadaşım...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Değerli arkadaşlarım, ifade özgürlüğünden, sonuna kadar yanayım.
MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Teşbihibeliğ yapabilir.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Bu hesapların kapatılmasını asla doğru bulmuyorum, doğru bulmuyoruz ama bu arada da bu ifadenin böyle kullanılmasını da doğru bulmuyorum.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Bunu ayrı tartışırız.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Evet, bunu da söyleyelim.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Bunu da tartışırız ayrı.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Bunu söyleyelim, başka türlü ifade edilsin.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Ama bu yüzden de kelepçe takılmasın Başkanım.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Bu bir işgal mi arkadaşlar? Yani, başka kelimelerle bu itiraz söylenebilir ama yani sonuç olarak bir partinin... (CHP sıralarından gürültüler) Değerli arkadaşlar, bir belediye başkanının kendi kararıyla bunu yapıyor olmasına "işgal" diyemezsin; itiraz edilir, başka bir şey olur, "Yanlış yaptınız." denilir ama sonuç olarak bunu Kurtuluş Savaşı'nda gelmiş Yunan askerinin orayı işgal etmesine nasıl bir benzetme yaparsınız arkadaşlar, bunu nasıl normalleştirirseniz? Ya, lütfen, bu sizi de rahatsız etsin.
YUNUS EMRE (İstanbul) - Ya, Adalar, Üsküdür; bir sürü belediye var.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Bu sizi de rahatsız etsin. Yani, bütün rahatsız olunması gereken işleri bize mi yüklüyorsunuz? Niye siz kendi işlerinizden bir parça rahatsız olmuyorsunuz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Genel Kurulda otururken -insanız değerli arkadaşlarım- arkadaşımız bir arkadaşıyla konuşurken cümlesi yarım kalmış olabilir, başka bir konudan dolayı tebessüm etmiş olabilir. Niye hemen laf atıyorsunuz? Neden tebessüm ettiği için "Sen de yapmışsındır." diyorsunuz. Bu kadar kolay mı birbirimizi itham etmek? Ya, ne olur birbirimize karşı biraz saygılı ve hürmetli olalım.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sürekli yapıyorsa aynı kişi aynı şeyi...
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Ya, Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekillerini potansiyel hırsız gibi anlatmanızı ben tahammül edemiyorum. Yok öyle bir şey ya! Yok öyle bir şey! Bir tebessüm etti diye insanlara nasıl böyle söylersiniz?
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Kimse öyle bir şey yapmadı Sayın Başkanım. Kimse öyle bir şey demedi. Sayın Meclis Başkan Vekilimiz burada, öyle bir laf çıktı mı birimizin ağzından Sayın Başkanım?
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Hayır, "Çıktı." demiyorum zaten, ben öyle söylemiyorum, ithamdan bahsediyorum. Bir mit, bir bir fotoğraf ortaya çıkarıyorsunuz. Bu topluca, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve milletvekillerinin saygınlığın aşağıya çekiyor. Bu tartışmayı yaparken lütfen şu kurumun hukukuna, hakkına sahip çıkalım.
Teşekkür ediyorum.