| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 3 |
| Tarih: | 07.10.2026 |
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sayın vekiller, ben de Genel Kurulu bir kez daha saygıyla selamlıyorum.
Evet, derdimiz çok, hangisini konuşalım çünkü toplumun derdi çok. Gerçekten aslında "Su çürüdü, tuz koktu." denilen yerdeyiz, sözler kifayetsiz, dinleyenlerin dinlemek gibi, anlamak gibi, sorunları çözmek gibi bir derdi de yok. Bunu da gerçekten görebiliyoruz çünkü eğer böyle bir dertleri olmuş olsaydı iki gündür burada nefes tüketiyoruz, iki gündür burada yapılan fon vurgununun arka perdesini anlatmaya çalışıyoruz. İktidarın bu sürece nasıl göz yumduğunu, kurumların nasıl işlerini yapmadığını söylemeye çalışıyoruz ama hâlâ ikinci gününde de bir araştırma komisyonu kurulmaması için bir ısrar, bir inat var ve kurdurmak istemiyorlar. O zaman, doğal olarak şu soruyu soruyoruz halk adına, bize oy veren milyonlar adına: Neyi gizliyorsunuz? Neyi toplumdan kaçırıyorsunuz? Milletvekillerinin neyi bilmesini istemiyorsunuz? Bu ilişkilerin derinliği, mahiyeti o kadar mı kötü -ki bizce kötü- o kadar mı derin de kapatmak istiyorsunuz? "Her şey kontrol altında." demekle her şey kontrol altında oluyor mu? Biz size niye güvenelim? Bu halk size niye güvensin? Bu kurumların atamalarını yapan siz değil miydiniz? SPK Başkanını, Yönetim Kurulunu ben mi atadım? DEM PARTİ mi atadı? BDDK Başkanını, Yönetim Kurulunu biz mi atadık? İstanbul Borsasının Yönetim Kurulunda biz mi varız? MASAK raporlarını biz mi hazırlıyoruz? Niye işinizi yapmıyorsunuz? Niye denetleme görevinizi yerine getirmiyorsunuz? Yapmamışsınız, 500 bin insanı ailesiyle 2 milyon yurttaşı yüz milyonlarca dolar bu ülkeyi zarara uğratmışsınız ve gelmişsiniz hiçbir şey olmamış gibi maşallah, konuşuyorsunuz yani. Biz artık söz bulamıyoruz yani olayın büyüklüğünü ve vahametini anlatacak cümle bulamıyoruz, kelime bulamıyoruz. Ne diyelim yani? Biz ne diyelim? Birileri ekmek derdinde, gün doğumundan gün batımına kadar evine bir parça ekmek götürmek için çalışıyor; birileri de milyonları cukkalıyor, götürüyor milyonları.
Yoksulluk için bir Aile ve Sosyal Hizmetler eski Bakanı ya! Halkın, yoksulun derdiyle dertlenmesi gereken eski Bakan, bu ülkeyi soymuş. Ya, bunun bir karşılığı olmayacak mı? Biz yoksulun, yetimin hakkını, hazinedeki parasını, bütçesini ona teslim etmişiz. Ben soruyorum: Bu hanımefendi, bu bakanlar veya bu yetkili kurumdakiler bizim bilmediğimiz kaç vurgun yaptılar? Bakanlıkta kaç vurgun yaptılar acaba? Şimdi, bunlar konuşulmuyor, niye? Konuşulmasın diye sabah akşam erişim engelleri getiriliyor. Bakın, Sayın Başkan, bir değil, iki değil ya, sadece eylül ayında 1.270 X hesabı erişime kapatılmış. Kim bunlar? Gazeteciler, ekonomistler, aydınlar, yazanlar, derdi olanlar, iktidarı eleştirenler, vurguna söz söyleyenler, kanıt ortaya koyanlar, hepsinin X hesaba erişimi engelleniyor. Niye kardeşim? "Biz çala da biliriz, çırpa da biliriz, biz yolsuzluk da yaparız." E, "Yetki elimizde, hemen hızlı bir şekilde sansür de uygularız, toplum da gerçeği bilmez." Bu akılla bu ülke düzelir mi? Bu akılla bir yere varılır mı? En dipteki endekslerden yukarıya çıkılır mı? Demokraside mesafe alınır mı? Ya, bu insanların gözünün içine nasıl bakıyorsunuz? Biz sokağa çıkıyoruz. Bir milletvekili olarak, hiçbir sorumluluğu olmayan birisi olarak sokağa çıkarken hicap duyuyorum ya! Burada bulunan bütün milletvekillerinin her birisinin sorumluluğu yok mu? Oy istediğiniz yurttaşa, evine gidip oturduğunuz insana "Oyunu ver bana. Ben seni daha iyi yaşatacağım." dediğiniz insana karşı hiç mi vicdan azabı çekmiyorsunuz? Hiç mi içinizden bir vicdan sesi yükselmiyor "Ya, yazıktır, biz bunu 500 bin insana niye yaptık?" Bu ülke sizin babanızın malı mı? Beytülmali almışsınız, götürüyorsunuz, bir de muhalefet ses etmesin, gazeteciler konuşmasın, kimse sosyal medyada yazmasın. E, siz de kendi yalanlarınızla bir pembe balon yaratın. "Endekslerde uçuyoruz. Dünyada 1'inci sıradayız. Almanya bizi kıskanıyor, Amerika fesadından çatlıyor." Siz de topluma bu hikâyeleri anlatın. Ne âlâ memleket! Böyle bir şey var mı? İki gündür burada bir Meclis araştırma komisyonu kurmamak için AKP direniyor. Ben topluma, halka, AKP'ye oy veren milyonları şikâyet ediyorum AKP'yi. Görün, nasıl bir partiye oy verdiğinizi görün.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Yolsuzluğun üzerine gitmeyen, bu yolsuzluğu Meclisten kaçıran, milletvekilinin hesap sormasını engelleyen, milletvekilinin bu sürecin üzerine gitmesini engelleyen, sorunları açığa çıkarmasını engelleyen, muhalefetin sesini kısan bir AKP gerçeği var. Gelsin, Kars'taki tarlasını ekemeyen, gübre alamayan, hayvanını satamayan köylüye anlatsın bakalım bu vurgununu. İnsanlar pazara gidemiyor Sayın Başkan, basit bir şeyden bahsetmiyoruz ki biz, konuştuğumuz yaşam, yaşam. Çocuklar bodur kaldı bu ülkede vitaminsizlikten. "Bir öğün ücretsiz yemek verin." diyoruz "Bütçe yok." diyorlar. "Şeker hastalarına otomatik şeker ölçer alın, ücretsiz verin." diyoruz "Para yok." diyorlar. "Kadınlara ücretsiz HPV aşısı yapın." diyoruz "Para yok." diyorlar. "Şunu yapın, bunu yapın." "Para yok." E, para olmaz tabi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Para olmaz, çalarsanız olmaz; bu kadar açık, net. Çaldığınız için yok para. Bu ülke parasız değil ki bu ülke 10 ülkeyi besleyecek kaynaklara sahip bir ülke. 86 milyonun 10 tane çarp... Dünya kadar insana bakabilecek kaynaklara, zenginliğe sahip bir ülke. Niye belini doğrultamıyor? Bu soruyu sormayacak mıyız biz? Hırsız evin içinde, kapıları kilitliyorlar; vallahi, kusura bakmayın, hırsıza "hırsız" demeye, vurguncuya "vurguncu" demeye, fon vurgununa da "fon vurgunu" demeye, hesap sormaya, burada halk için haykırmaya devam edeceğiz.
Teşekkür ederim. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)