GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:5
Birleşim:3
Tarih:07.10.2026

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Şimdi, bugün Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısını dinlerken birtakım notlar almıştım. Aynı zamanda diğer bütün parti gruplarının konuşmacılarında özellikle iktidar partisinin konuşmacılarında da birtakım notlar aldım, aslında birçok not aldım ama birkaç gözlemimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Birincisi, bugün millî iradenin tecelligâhı Parlamentoya Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı gelerek Parlamentoyu bilgilendirdi. Bu konuyla ilgili de özellikle Sayın Grup Başkan Vekilinin olağanüstü bir çabası olduğunu birkaç gündür de gözlemliyoruz. Buna rağmen Adalet ve Kalkınma Partisinin sıraları Cumhurbaşkanı Yardımcısı burada olmasına rağmen dolup taşmamıştı ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı konuşmasını bitirdikten sonra, şu sol tarafta bulunan yerde tek başına oturduktan sonra Adalet ve Kalkınma Partisi sıraları boşaldı. Dolayısıyla bu mevcut sistemde Cumhurbaşkanı dışında onun yapmış olduğu atamalara ilişkin de bir tutumu gözler önüne seriyor. Bunu benim sadece bir yapıcı eleştirim olarak almalarını isterim.

İkincisi, son yani salı gününden beri -salı günü ve bugün- iki gündür AK PARTİ sıralarında gördüğüm bir durumu da sizlerle paylaşmak istiyorum: Bir depresyon hâli görüyorum. Yani gerçekten kaçma, durumdan kaçma. Burada anladığım kadarıyla sizleri de çok üzmüş ve yıpratmış bir süreç var. Dolayısıyla bugün Meclis araştırması komisyonu aslında muhalefetin bir tatmin aracı değil, Meclis araştırması komisyonu bu hadisenin ortaya çıkması, Adalet ve Kalkınma Partisindeki milletvekilleri, siyasetçiler ve bürokratlar da dâhil birçok kişinin de zan altından kurtulması. Aksi takdirde biraz önce Ekmen'in de ifade ettiği gibi ben iki haftadır birtakım isimleri siyasi partilerin sözcülerinden ya da gazete manşetlerinden okumak istemiyorum. Bir parlamenter olarak, bir milletvekili olarak bundan hicap duyuyorum. Gerekirse bu araştırma komisyonu tarafından tespit edilir, teşhis edilir, araştırma komisyonu üyeleri bu konuyla ilgili bilgilendirilir, onlar da bugün Türkiye'nin hem ekonomisi hem siyasi istikrarı ve diğer tüm hususlara ilişkin bir karar ve tutum belirler. Ama bu konuyla ilgili ısrarla ama ısrarla Hükûmet kanadından böyle bir sessizlik, sessizlikle birlikte bekleme burada, bu taraftaki görseli ben size söylüyorum siyasi depresyon.

Dolayısıyla ben birkaç soruyu buraya not aldım, mesela ihtiyacımız olan şeyler bunlar. Bir, bu bir devlet krizidir, bu bir yönetim krizidir, bu her şeyden önce toplumda kalıcı hâle gelen bir güven krizidir. Bu paraların ne kadarı yurt dışına çıkmıştır mesela? Bu paralar yurt dışına çıkarken OFAC gibi, FATF gibi uluslararası örgütler bu para çıkışlarını gözlemlememiş midir? Daha önce FATF'ı hatırlayın, bu ülkenin hem Adalet Bakanı hem İçişleri Bakanı listeye alındı, yurt dışındaki ve Amerika'nın bütün müttefiki olan ülkelerdeki mal varlıklarına tedbir konuldu. Hatırlayın, o dönemde Sayın Süleyman Soylu İçişleri Bakanıydı, Sayın Abdulhamit Gül Adalet Bakanıydı. OFAC (Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi) Amerika'da bu uluslararası düzendeki para transferlerini inceleyen birim. Halkbankasını hatırlayın, Halkbankasıyla ilgili süreç daha yeni belli bir aşamaya getirildi ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin bu uğurda nelerden fedakârlık yaptığını hatırlayın. Dolayısıyla bu paraların ne kadarı yurt dışına çıktı? Bu kurullar, bu kurumlar bunu görmedi mi ve bunlarla ilgili bir kayıt tutmuyor mu? Bu kadar para yurt dışına transfer edilirken bizim iç denetim mekanizmalarımız ne yaptı ya da ne yapmadı ya da neden bunu yapmadı?

Özellikle yine bunu da bir yapıcı eleştiri olarak kabul etmelerini istiyorum, geçtiğimiz dönemde de bunu birkaç defa bu kürsüden, yerimizden ve oradaki kürsüden ifade etmiştik: Cümlelerinin başında ya da sonunda "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde" diye ya cümleye başladılar ya da cümleyi bu şekilde bitirdiler. "Sayın Cumhurbaşkanının liderliğinde" diye başladığınız ve bitirdiğiniz cümlelerin sonucunda bakın, ortada bir fon krizi var, güven krizi var, yönetim krizi var ama "Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde" cümlesi bir anda bıçak gibi kesildi. Neden? Çünkü yeni iletişim stratejisi "Sayın Cumhurbaşkanımız yeni öğrendi, vallahi bilmiyordu, çok üzüldü, çok kızdı, gereğinin talimatını verdi." Dün de ifade ettik, her gün ifade etmeye devam edeceğim: Türkiye Cumhuriyeti devletinin Adalet Bakanlığı koltuğunda oturan bir kişi, İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturan bir kişi ve bugün bu Parlamentodaki her bir koltukta oturan her bir milletvekili, her bir bürokrat, her bir siyasetçi, Sayın Cumhurbaşkanının talimatlarından önce, önce Anayasa'ya, sonra kanunlara ve ettikleri yeminlere uygun davranmak zorundalar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

UĞUR POYRAZ (Devamla) - Yani bu konuların soruşturulması için, bu konuların sorumlularının ortaya çıkarılması için hiçbir makam ve mevkiden bir talimat alma durumunda değiliz; sizler de değilsiniz, Sayın Bakanlar da değil; kanun, Anayasa ve ettiğimiz yemin bizi bunun sorumlularını tespit etmeye ve gereğini yapmaya doğru itiyor. Her kim bu konuyla ilgili, bunu bir kampanyaya çeviriyor ve bunu bir iletişim argümanı hâline getiriyorsa emin olun ve bilin ki iyilik yapmıyor; bu sisteme, sizin "Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi" dediğiniz bu sisteme, bizimse "tek adam rejimi" dediğimiz bu sisteme iyilik yapmıyor, daha da altını dinamitliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - İşte, bu "tek adam rejimi" dediğimiz rejimin kendini tescillediği bir dili, bugün Adalet ve Kalkınma Partisinin tüm sözcüleri tek tek itiraf edercesine, cümlelerinin başında ve sonunda, hatta Bakanlık makamından kullanmaya başladılar.

Şimdi, iktidar partisi yöneticilerinin, Cumhurbaşkanlığı külliyesindeki yetkililerin, bürokratların, Bakanların, Bakan Yardımcılarının, sorumluların hangi kanunla bu organizasyonları yapanlara bir tüyo vermesi durumu söz konusu? Bir tüyo var ortada, birileri seçiliyor Adalet ve Kalkınma Partisinde yetkili makamlarda, bunlara birtakım tüyolar veriliyor, anladığımız bu. Niye veriliyor bu tüyolar? Örnek veriyorum, Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınacağını borsada işlem yapan biri bir gün önce öğrenirse bunun sonuçları ne olur ekonomik olarak ya da örnek veriyorum, büyük büyük şirketlere kayyum atanacağı, operasyon yapılacağı bilgisine hâkim olan, vâkıf olan birinin borsada götüreceği paranın ne olacağını hesaplayabiliyor musunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son dakikayı veriyorum.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Tamamlıyorum.

BAŞKAN - Buyurun.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - İşte, Genel Başkan Yardımcılarınızın, Bakanlarınızın, Bakan Yardımcılarınızın, bürokratlarınızın ne için seçildiğine, neden bu ilişkilerinin kurulduğuna bir de buradan bakın. Buna istihbaratta -yani istihbaratta bir literatür terimi olduğu için söylüyorum- "useful idiot" deniliyor "elverişli aptal" -şahısları tenzih ediyorum, eylemi söylüyorum- bu kişiler bir istihbarat aparatı olduğunun farkında değildir Değerli Başkanım. Bunlar farkına varmadan bulundukları toplantılarda vesairedeki bir gelişmeyi bunlara bu tüyoları verenlere üfledikleri andan itibaren başka vurgunların kapısını açarlar. İşte bütün bunları araştıracağımız yer Meclis araştırması komisyonudur, manşetler değil. O yüzden, bu komisyona destek vermek ettiğiniz yeminin de ortaya koyduğunuz yirmi dört yıllık siyasetin de gereğidir.

Teşekkür ediyorum.