GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:5
Birleşim:3
Tarih:07.10.2026

İSKENDER BAYHAN (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Başkan. Ben de Genel Kurulu her şeye rağmen saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Zenginin malı züğürdün çenesini yorarmış, epeyce yorulduk. Onun için ben olup bitenleri rakamlarla, sahipleriyle, isimleriyle anamayacağım, o kadar zamanım da yok ama birkaç şeyi, bu ülkenin işçilerinin, emekçilerinin yüreğinden, beyninden, kalbinden geçtiğini düşündüğüm birkaç şeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Önce, Sayın Cevdet Yılmaz'a seslenmek istiyorum: Sayın Cevdet Yılmaz bu ülkenin işçileri, emekçileri size niye güvensin? Bir zamanlar emekçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelip sonradan görme saray rejimi içerisinde saray burjuvazisinin zeki ve kararlı bir siyasetçisi ve yüksek bürokratı olduğunuz için mi güvensin? Niye güvensin? Bunun yanıtını bu ülkenin milyonlarca işçisi ve emekçisi, sizden ve Genel Kurulda bu bekliyor, bu yanıtı vermediniz onlara. Size, yardımcısı olduğumuzu Recep Tayyip Erdoğan'ın sözleriyle bazı gerçekleri hatırlatmak istiyorum. Bütün Türkiye'nin duymasını istiyorum. Yıl 1994, yer İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kongre Salonu, konuşan Recep Tayyip Erdoğan, şöyle diyor: "Bugüne kadar evladından hırsızlık öğrenen baba görmedim, duymadım. Hırsızlık, babadan evlada geçer, evlattan babaya değil. Dolayısıyla, yönetimlerde hırsızlık yukarıdaki üst yöneticilerden alttaki alt yöneticilere geçer, oradan da halka yansır." İşte, olan budur, o hikâye bu kadardır.

Şimdi, bakınız, sermayenin ve kapitalizmin karşısında beyinlerini ve ruhlarını kâra, ranta, faize kiralamış olanların, teslim etmiş olanların kimseye ahlak ve hukuk dersi verme hakkı yoktur, bunu yapamazsınız. Oralardan ahlak ve hukuk dersi çıkaramazsınız, vermeye kalkarsanız da o burjuvazinin, sermayenin ahlakı ve hukuku olur, onu yapıyorsunuz. Kapitalizmin, sermaye ve ahlakı olur, hukuku olur, onu yapıyorsunuz ne yazık ki. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)

Borsalar, bankalar milyonlarca emekçi yurttaşımızın kanını emen vampirler olarak tarih sahnesine çıkmıştır, öyle çalışmaktadır ve siz de onun başı, kolu, bacağı olarak buna tüy diktiniz, tüy dikmeye devam ediyorsunuz. Vahşi kapitalizme abdest aldırıp aklamaya çalışıyorsunuz. Bunu, bu ülkenin işçi ve emekçileri kabul etmeyecek. Bu tutumunuzun mutlaka ve mutlaka hesabını soracak. Bir siyaset tarafı olarak sizleri görecektir, o siyasetin tarafı olarak görecektir. Bir kupon kesme işiyle memleketi ve halkı soyup soğana çeviren düzeni kutsal yapamazsınız, kutsal kuramazsınız. Kutsal aileniz ve kutsal devletiniz sömürerek, soyarak, çalarak, çırparak edindiğiniz servetlerin bayraklarında dalgalanıyor. O bayrakları indirmek bu ülkenin işçilerinin, emekçilerinin boynunun borcu olsun, bizim boynumuzun borcu olsun. Milyonlarca asgari ücretliye seslenmek istiyorum, milyonlarca emekliye seslenmek istiyorum; emeklilikle bugün bizi ziyaret edip yıllardır kapıları aşındıran, Mecliste milletvekillerinin odalarını aşındıran emeklilik mağdurlarına, bir günde yirmi yıl kaybeden milyonlara seslenmek istiyorum; milyonlarca kamu işçisi ve emekçisine, toplu sözleşme döneminde şimdi insanca yaşayacak ücret ve çalışma koşulları isteyen kamu işçilerine ve emekçilerine seslenmek istiyorum; kredi mağdurlarına, kredilerini ödeyemeyen, milyonlarca soyulan bu ülkenin işçisine, küçük üreticisine, emekçisine, köylüsüne seslenmek istiyorum; yoksul köylülerine seslenmek istiyorum: Emeğinizin, alın terinizin karşılığını, insanca çalışmak ve yaşamak istediğinizde karşınıza çıkıp "Kaynak yok." diyenlerden "Ekonomi batar." diyenlerden hesap sorun, hesap sorun, hesap sorun. (Yeni Parti, DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) Fabrikalarınızda hesap sorun, emekçi semtlerinizde hesap sorun; okullarınızda, üniversitelerinizde hesap sorun; sanayi sitelerinizde hesap sorun; her gün kapısından açlık sınırının altında ücretlerle çalışmak için girdiğiniz o tezgâhların, o atölyelerin, o fabrikaların içinde hesap sorun, birleşin, ancak ve ancak bu ülkeyi siz düzlüğe çıkarabilirsiniz. (Yeni Parti, DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) Bakınız, ancak ve ancak sizlerin iş, ekmek ve özgürlük mücadelesi bu ülkeyi düzlüğe çıkarabilir; ancak ve ancak bu çürümüş düzeni siz temizleyebilirsiniz; sizlerin birliği, dayanışması, mücadelesi temizleyebilir. Onun için size muhtacız, bu ülke size muhtaç, bunları silip süpürün. (Yeni Parti, DEM PARTİ, CHP, YENİ YOL sıralarından alkışlar)