| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 3 |
| Tarih: | 07.10.2026 |
AK PARTİ GRUBU ADINA CÜNEYT YÜKSEL (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; fon piyasasında yaşanan gelişmeleri ilk günden bu yana yakından takip ediyoruz, sürecin bütün boyutlarını dikkatle değerlendiriyoruz. Öncelikle bir ayırımı çok net bir şekilde ortaya koymak isterim. Türkiye'nin finansal sistemi güçlüdür. Yaşanan sorun finansal sistemimizin bütününe ilişkin bir sorun değildir. Fon piyasasının sınırlı bir bölümünde belirli işlemler ve uygulamalar çerçevesinde ortaya çıkan bir durum söz konusudur. 2 Ekim 2026 itibarıyla tasfiyedeki fonların toplam portföy değeri hane halkının finansal varlıklarının yüzde 2,4'üne karşılık gelmektedir. Bu nedenle meseleyi Türkiye'nin finansal sisteminin geneline teşmil etmek, buradan sistemin bütününe ilişkin bir risk algısı üretmek doğru değildir. Türkiye'nin güçlü bir sermaye piyasası altyapısı vardır. Devletimizin de ortaya çıkan her soruna karşı düzenleme, denetleme ve yaptırım kapasitesi bulunmaktadır. Sınırlı sayıdaki fonda ortaya çıkan sorunların diğer fonlara ve piyasanın geneline yayılmasını önlemek amacıyla güçlü ve kapsamlı tedbirler alınmıştır. Dolayısıyla, buradan açık ve net söylüyoruz: Yaşanan süreç bütün yönleriyle incelenmektedir. Kim olursa olsun, piyasayı bozan ve yatırımcıyı mağdur eden herkes bunun sonuçlarına katlanacaktır. Piyasa manipülasyonu yapanlar hukuk önünde hesap verecektir. Vatandaşımızın, yatırımcımızın canını yakan, huzur ve güven iklimini bozmaya teşebbüs eden her kim varsa makamı, ünvanı, partisi fark etmeksizin hukuk önünde bedel ödeyecek, gereken yapılacaktır.
Değerli milletvekilleri, bazı fonların temerrüde düşmesinin ardından 17 Eylülde Finansal İstikrar Komitesi derhâl toplandı. Sürecin daha ilk aşamasında, ilgili bütün kurumlarımız harekete geçti ve birbirini tamamlayan bir dizi tedbir hayata geçirildi; Merkez Bankamız, Sermaye Piyasası Kurulu... 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verildi. Böylece sorunlu fonlar derhâl karantinaya alındı ve riskin yayılması önlendi. BDDK sorunlu gruplara ait banka ve factoring şirketlerinin TMSF'ye devrine karar verdi. Emlak Katılım Bankası ise Katılımevim, Birevim ve İktisat Katılım Bankasının devralınmasına ilişkin süreci başlattı. Bütün bu adımlar kurumlarımızın gelişmelere hızlı, eşzamanlı ve koordineli biçimde müdahale ettiğini açıkça göstermektedir. Süreç Hazine ve Maliye Bakanlığımız ile Adalet Bakanlığımızın koordinasyonunda iki koldan yürümektedir. Bir yanda piyasa istikrarı ve yatırımcı hakları gözetilerek tasfiye süreci yürütülmekte, diğer yanda sorumluların tespiti ve hesap vermesi için adli süreç kararlılıkla işletilmektedir.
Kıymetli milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konudaki iradesi ilk günden itibaren son derece açık ve nettir. Kim olursa olsun, ister piyasa manipülasyonuyla, ister borsa oyunlarıyla, isterse yolsuzlukla milletin hakkına, malına mülküne el uzatan herkes karşısında devleti ve hukuku bulacaktır. Bu kararlılığın bir gereği olarak Sayın Cumhurbaşkanımız Devlet Denetleme Kurulunu konunun bütün yönleriyle incelenmesi için görevlendirmiştir. Kurul, ilgili kurumlarda ihmal veya suiistimal bulunup bulunmadığını, denetim mekanizmalarının etkinliğini ve benzer sorunların tekrar yaşanmaması için alınması gereken yapısal ve hukuki tedbirleri inceleyecektir. Sürecin farklı kurumlar arasında dağılmadan, tek merkezden, hızlı ve koordineli biçimde yürütülmesi amacıyla da Cumhurbaşkanı Yardımcısı Başkanlığında Fon Tasfiye Koordinasyon Kurulu oluşturulmuştur. Koordinasyon Kurulunun temel görevi, yatırımcılarımızın meşru haklarını ve kamu yararını birlikte gözeterek tasfiye sürecinin adil ve mümkün olan en kısa sürede tamamlamasını sağlamaktır. Adalet Bakanlığımızın koordinasyonunda yürütülen adli süreç de çok yönlü olarak devam etmektedir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 106 ve 107'nci maddeleri ile TCK'nin 157, 158, 220 ve 282'nci maddeleri kapsamında 9 ayrı dosya üzerinden bilgi suistimali, piyasa dolandırıcılığı, dolandırıcılık, nitelikli dolandırıcılık, suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya örgüte üye olma ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarına ilişkin soruşturmalar yürütülmektedir. 85'i tutuklu, 97'si adli kontrol altında olmak üzere toplam 206 şüpheli bulunmaktadır. Bahsettiğim tedbirlere ilaveten, ayrıca, 1 Temmuz 16 Eylül arasındaki fon çıkışları incelemeye alınmış; 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin mal varlıkları dondurulmuştur. Hukuk devleti sınırları içinde gereken her adım atılmaktadır ve atılmaya da devam edecektir.
Değerli milletvekilleri, burada üzerinde durmamız gereken bir başka husus da şudur: Bu alandaki tedbirler 17 Eylülde başlamadı, fon piyasasındaki ortaya çıkan risklere karşı düzenleyici ve denetleyici kurumlarımız çok daha önce harekete geçmiş, tedbirler aşamalı olarak hayata geçirilmiştir. 21 Kasım 2024'te Finansal İstikrar Komitesi kararı doğrultusunda para piyasası fonlarına ilk sınırlamalar getirilmiştir. SPK, bu fonlarının portföylerinin en az yüzde 10'unu Hazine tahvil ve bonosunda tutmasını zorunlu kılmıştır. 4 Kasım 2025'te Hazine ve Maliye Bakanımız bazı fonlar üzerinden gerçekleştirilen manipülatif işlemlere dikkat çekmiştir. Ardından 18 Aralıkta serbest onlara giriş eşiği 1 milyon liradan 10 milyon liraya yükseltilmiştir. 2026 yılında da düzenleme ve denetim adımları devam etmiştir. TEFAS altyapısı yenilenmiş, tasarruf finansman şirketlerine yeni sınırlamalar getirilmiş ve fonların değerleme esasları değiştirilmiştir. Dolayısıyla, alınan tedbirler tek bir tarihte değil, risklerin gelişimine göre aşamalı ve birbirini tamamlayacak şekilde hayata geçirilmiştir ve bütün bu tedbirlerin ardından 28 Ağustos 2026'da SPK Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber'i yayımlanmış, 1 Eylülde yürürlüğe girmiştir. 28 Ağustosta yayımlanan Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber'le şeffaflığın artırılması, manipülasyon riskinin azaltılması, yatırımcıların korunması ve fon sektörünün güçlendirilmesi hedeflenmiştir. Bugün bize düşen görevin geçmişte yapılanları sıralayıp mevcut sorunu görünmez kılmak değil, tam tersine, geçmişte oluşturulan kurumsal kapasiteyi yeni şartlara göre daha da ileri taşımak olduğunun da farkındayız. Tasfiye kararına konu 6 şirkete ait 125 fonun tasfiyesini Ziraat Bankası yürütmektedir. Teraya ait 6 fonun tasfiyesini ise Teranın saklayıcı kuruluşu olması nedeniyle İş Bankası yürütmektedir.
Gelelim vatandaşlarımızın en çok merak ettiği konuya: Tasfiye süreci nasıl işleyecek? Burada tasfiye süreci şeffaf, adil ve etkin bir şekilde yürütülecektir. Bunun için üç ilke belirledik. Birincisi, fonlar tasfiye edilirken kamu kaynağı kullanılmayacaktır yani bu süreçte milletimizin vergileri, devletimizin bütçesi kullanılmayacaktır. Zararın faturası milletimize değil, sorumlulara ödettirecektir.
İkincisi, yatırımcılara fondaki payları oranında dağıtım yapılacaktır.
Üçüncüsü, önceliği küçük yatırımcılarımıza ve para piyasası fonlarına vereceğiz. Yatırımcılarımızın haklarını gözetirken özellikle küçük yatırımcılarımızı koruyacak ve süreci mümkün olan en kısa sürede sonuçlandıracağız.
Tasfiyeyi iki ayrı yöntemle ilerleteceğiz. Mali yapıları görece daha güçlü olan fonlarda olağan tasfiye süreci işletilecektir, diğer fonlarda ise olağanüstü tasfiye yöntemi uygulanacaktır. Bunun için gerekli hukuki düzenlemeler hayata geçirilecektir. Bu 4 şirkete ait fonların yatırımcılarına tasfiye sonunda hak kazanacakları tutardan mahsup edilmek üzere 1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılacaktır ki Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız bunlara yarın başlanacağını ifade etti. Buna göre, net yatırım tutarı 1 milyon liranın altında olan yatırımcılarımıza tutarın tamamı, 1 milyon lira veya üzerinde olan yatırımcılarımıza ise 1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılacaktır.
Değerli milletvekilleri, tasfiye sürecinde bir diğer önemli adım haksız veya fahiş kazançların geri kazanılmasıdır. Bu amaçla, Birleşik Fon Bankası nezdinde TMSF adına iki ayrı türde iade hesabı açılmıştır. Bunlardan ilki isteğe bağlı iade hesaplarıdır. Tasfiyeye konu fonlardan fahiş kazanç elde edenlerin bu kazançları gönüllü olarak iade edebilmeleri amacıyla her bir fon için ayrı olmak üzere 131 hesap oluşturulmuştur. İkinci olarak, genel hisse iade hesabı oluşturulmuştur. Burada şunu ifade etmek istiyorum: Gönüllü iade bir af değildir. Yapılan iade ilgililerin hukuki sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmayacaktır, bunun hukuki sonuçlarını değerlendirecek olan Türkiye Cumhuriyeti yargısıdır.
Değerli milletvekilleri, olağanüstü tasfiye sürecinin hukuki altyapısını oluşturmak amacıyla sürece yönelik düzenlemeler ve mevzuat çalışmaları yapılmaktadır. Bu çalışmalarla hem yatırımcıların, hak sahiplerinin ve yapılacak ödemelerin esasları hem de kayıp varlıkların geri kazanılması ve yatırımcılara dağıtılması süreci açık bir hukuki çerçeveye kavuşturulacaktır. Hak sahipleri fon ve hesap bazında belirlenecek, yatırımcının net yatırım tutarı enflasyon oranlarına göre güncellenecektir.
Düzenlemenin ikinci ayağını ise geri kazanım mekanizması oluşturacaktır. Fonlarda tespit edilen zarar, kayıp ve eksik bakiyelerin sorumlulardan tahsili yoluna gidilecektir. El konulan veya müsadere edilen varlıklar TMSF tarafından nakde çevrilecek ve elde edilen gelirler geri kazanım hesabında toplanacaktır. Bu hesapta biriken tutarlar da Yatırımcı Tazmin Merkezi aracılığıyla hak sahibi yatırımcılara dağıtılacaktır.
Değerli milletvekilleri, birikimlerini bu fonlara emanet eden her bir vatandaşımızın kaygısını anlıyor ve paylaşıyoruz çünkü burada söz konusu olan yalnızca rakamlar değildir, vatandaşlarımızın alın teriyle oluşturduğu birikimlerdir, geleceğe dair planıdır, emeklinin tasarrufudur, bir gencin hayalidir. Bu nedenle, önceliğimiz vatandaşımızın hakkını en adil şekilde teslim etmek, sorumlulardan sonuna kadar hesap sormak ve benzer hadiselerin bir daha yaşanmaması için gerekli yapısal düzenlemeleri hayata geçirmektir.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Daha önce niye yapmadınız?
CÜNEYT YÜKSEL (Devamla) - Yaşanan bu sorunları Türkiye'nin kazanımlarını gölgeleyen bir korku iklimine dönüştürmeye çalışanlara da asla izin vermeyeceğiz. Milletin hakkı bizim kırmızı çizgimizdir. Pusulamız; ahlak, hukuk ve vicdandır. Bu ülkenin geleceğine inanan, bu ülkeye güvenen hiç kimse mağdur edilmeyecek, milletimizin güven ve huzuruna kastedenin de gözünün yaşına bakılmayacaktır.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Göreceğiz!
CÜNEYT YÜKSEL (Devamla) - Vatandaşımız müsterih olsun, piyasalarımız müsterih olsun, yatırımcımız müsterih olsun. Hiç kimse bizi "Güçlü ülke, güçlü Türkiye" vizyonumuzdan geri döndüremeyecektir.
Milletimizin hakkının korunmasının ve alınan kararların uygulanmasının takipçisi olacağımızı bir kez daha ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)