| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 3 |
| Tarih: | 07.10.2026 |
MHP GRUBU ADINA MUSTAFA KALAYCI (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; fon piyasasında son dönemde yaşanan gelişmelere ilişkin olarak Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle, sizleri ve aziz milletimizi hürmetle selamlıyorum.
Türkiye ekonomisinin istikrarı finansal istikrardan geçmektedir. Sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarını sağlamaya yönelik politikaların etkili olabilmesi için öncelikle finansal sistemin sağlıklı bir şekilde işlemesi gerekmektedir.
Milliyetçi Hareket Partisinin Üreten Ekonomi Programı'nda reel ekonominin ihtiyaçlarını karşılayacak ve büyümeyi finanse edecek her türlü finansal aracın ihraç edilebildiği, işlem maliyetlerinin düşük olduğu, güçlü bir teknolojik ve beşerî altyapıya sahip, etkin bir biçimde denetlenen, yenilikçi ve şeffaf işleyen bir mali piyasa yapısı hedeflenmiştir.
Finansal sistem, tasarruf sahipleri ile kaynak ihtiyacı olan taraflar arasındaki alışverişi sağlayan kurumlar, tasarruf, yatırım, finansman araçları ve bunları düzenleyen kurallardan oluşan yapıdır. Piyasa ekonomisinde finansal sistem tasarrufların verimli yatırım alanlarına yönlendirilmesinde önemli rol oynamaktadır. Finans sistemi güven üzerine kuruludur. Vatandaşlarımız, özellikle küçük yatırımcılar parasını bankaya veya sermaye piyasası araçlarına yatırırken bir finansal ürüne yatırım yapmakla birlikte finansal sistemi, bu sistemi sevk ve idare eden ve denetleyen kurumsal yapıya duyduğu güveni de ifade etmektedir. Bu nedenle, finansal piyasalarda yaşanan bir manipülasyon iddiasının zararı yalnızca para kaybeden yatırımcılarla sınırlı değildir, güven kaybı piyasaların tamamına, ilgili kurumlara ve bütünüyle ekonomiye olabilmektedir. Finansal sistem bankacılık, sigortacılık ve sermaye piyasalarından oluşmaktadır. Sermaye piyasaları ülke kalkınması, sermayenin tabana yayılması ve küçük tasarrufların yatırıma dönüşmesini sağlayan önemli bir sistemdir. Sermaye piyasası fon arz ve talebinin karşılaştığı piyasadır. Sermaye piyasasında yatırımcılar birikimlerini belirli bir getiri beklentisiyle yatırım araçlarında değerlendirmektedir. Şirketler ise sermaye piyasasında ihraç ettikleri pay senetleri veya borçlanma senetleri aracılığıyla yatırımcıların tasarrufları sayesinde finansman ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Sermaye Piyasası Kurulu sermaye piyasasını düzenleyen ve denetleyen kamu kurumudur. Temel görevi piyasanın işleyiş kurallarını belirlemek, piyasaların adil ve etkin çalışmasını ve ilgili kurumların belli kurallar çerçevesinde faaliyet göstermesini sağlamak ve yatırımcıların haklarını korumaktır. Sermaye piyasalarını güçlendirmek ve küçük yatırımcıyı korumak partimizin ekonomi programının temel araçları arasında yer almaktadır. Vatandaşlarımız yüksek enflasyon ortamında çalışarak elde ettikleri tasarruflarının satın alma gücünü korumak arzusundadır. Bunu güvence altına alabilecek etkin bir mekanizmanın bulunup bulunmadığının sorgulaması meseleyi ekonomik olmaktan çıkararak bir sistem ve yönetim sorununa, aynı zamanda toplumsal güven meselesine taşıyacaktır. Finansal piyasalarda meşru yollarla vatandaşlarımızın tasarruflarını değerlendirmek istemesi doğaldır. Bazı yatırımcıların risk alması da tabii ki kendi takdirleridir. Burada esas olan, söz konusu fonların idaresi sırasında finansal sistemi ve ekonomiyi itibarsızlaştırma, aynı zamanda da bilgi sızdırmak suretiyle piyasa bozucu işlem, manipülasyon, dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanma gibi kanunsuzlukların olup olmadığıdır. Kuşkusuz fon piyasası tasarruf sahiplerinin getiri aradığı bir alan olması yanında bütünüyle ekonomi piyasalarının güven ve istikrarını da yakından etkilemektedir.
Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere, Sermaye Piyasası Kurulu 17 Eylül 2026 tarihinde 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiye edilmesine karar vermiştir. SPK'nin 23 Eylülde yaptığı açıklamaya göre de bu fonlarda 455.758 tekil yatırımcı bulunmaktadır. Yaşanan sorunun fon piyasasının sınırlı bir bölümünde meydana geldiği, finansal sistemimize sirayet etmiş herhangi bir risk olmadığı açıklanmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının sermaye piyasasındaki işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında çok sayıda gözaltı ve tutuklama işlemi yapılmıştır. Cumhurbaşkanı Yardımcımızın Başkanlığında Fon Koordinasyon Kurulu oluşturulmuştur. Cumhurbaşkanımızın talimatıyla Devlet Denetleme Kurulu sermaye piyasalarında son dönemde meydana gelen yatırım fonu işlemlerini kapsayan inceleme ve denetim sürecini başlatmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının önceki Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı hakkında görevi kötüye kullanma suçundan soruşturma yürütülebilmesi için izin talebi üzerine, Hazine ve Maliye Bakanı mevzuat uyarınca ön inceleme ve araştırma yapılması için Teftiş Kurulunu görevlendirmiştir. Hukuksuzluğa tevessül eden, vatandaşımızın hakkına el uzatan kim veya kimler varsa kuşkusuz hesabını hukuk önünde vermeli, sorumlulardan hesap sorulmalıdır. Haksız sağlanan kazançlara tümüyle el konulmalı, mağdurların kayıpları buradan karşılanmalı, milletimize hiçbir yük getirilmemelidir.
Ayrıca sermaye piyasasında kısa sürede aşırı yüksek kazançları önleyecek bir otokontrol sistemi kurulması da uygun olacaktır. Örneğin, fon hesabında belirli sürede 3 katı ya da belirlenecek bir oranda kazancın geçmesi hâlinde sistem otomatik olarak devreye girip alım satım işlemini durdurabilmelidir.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan "İster piyasa manipülasyonuyla ister borsa oyunlarıyla ister belediyelerde yaşandığı gibi apaçık yolsuzluk yaparak olsun her kim milletin hakkına, hukukuna, malına, mülküne el uzatırsa karşısında bizi bulur, devleti bulur." diyerek söz konusu olanın ülkenin ekonomik güvenliği, refahı ve kalkınması ise bunda en küçük bir tereddüt gösterilmeyeceğini kararlılıkla ifade etmiştir. Yaşanan gelişmelerin yapılan inceleme ve soruşturmalarının sonuçlarının tüm ayrıntısıyla ve sorumlularıyla birlikte milletimizle paylaşılması, kamuoyunun bu konularda aydınlatılması beklentimizdir, yerinde olacaktır. Yaşanan sorunun kurallardan çok uygulamadan kaynaklandığı, gözetim ve denetimdeki eksiklik, aksaklık ve yetersizliklerin meselenin temelinde yer aldığı anlaşılmaktadır. Fon soruşturması kapsamındaki gelişmeler, dar kapsamlı bir grubun kanunları ihlalle piyasayı manipüle ettiği yönündedir. Devlet kurumları ve yetkili kişilerin açıklamalarından duruma vaziyet edildiği, suç işleyenlerin tespit, mağdur olanların da mağduriyetlerinin giderilmesi için yol haritasının belirlendiği, uygulamaya başlandığı anlaşılmaktadır. Finansal İstikrar Komitesi, gelişmelerin finansal sisteme ve reel ekonomiye olumsuz yansımaması için başta piyasanın ihtiyaç duyduğu likidite olmak üzere gereken tedbirlerin alındığını açıklamıştır.
Durum bu şekildeyken, fonlar üzerinden fitne yayarak toplumsal kutuplaşma yaratmak, Türkiye'nin huzur ve güven iklimini sabote etmek isteyenler de devrededir. Türkiye'nin millî yükseliş iradesiyle büyük bir siyasi kararlılığı ortaya koyduğu, ekonomik, siyasi ve diplomatik başarılarla öne çıktığı, savunma sanayisi gibi birçok alanda dünyada önemli ilerlemeler kaydettiği, aynı zamanda terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefleri doğrultusunda atılan adımların sonuç verdiği bir dönemde oluşan huzur ve güven iklimini sabote etmeye yönelik girişimler kabul edilemezdir. Yaşananlar bir yönüyle ahlak, adalet ve güven zaafına yol açarken, diğer yandan gayrihukuki ve gayriahlaki olayların toplumun bütününe, devlet organlarının tamamına ve kurumların işleyişindeki genel duruma teşmil edilerek yönetilemeyen bir ülke imajı yaratılmasının hedeflendiği ve bu doğrultuda sosyal hareketlenmeden umut beklendiği dikkat çekmektedir. Bilinmelidir ki Türkiye Cumhur İttifakı birlikteliğinde her sorunun üstesinden gelmeye, her fitneyi boğmaya, her ihaneti bozmaya ve Türkiye hasımlarının oyunlarını boşa çıkarmaya muktedirdir. Kurumlarımız görevinin başındadır, ekonominin temelleri sağlamdır, finansal sistem güçlüdür, makro ekonomik görünümde bir sorun yoktur. Sorunlu olan fonların tasfiyesiyle birlikte sermaye piyasasının daha da güçleneceğine inanıyoruz.
Değerli milletvekilleri, Türkiye yolsuzluk ve usulsüzlüklerin ortaya çıkarıldığı bir arınma sürecinden geçmektedir. Neredeyse her gün yeni bir yolsuzluk operasyonu yapılmaktadır. Her alanda yaşanan yolsuzluk ve usulsüzlüklerin üzerine kararlılıkla gidilmektedir. Şüphesiz, yolsuzluklar halkın kurumsal otoriteye karşı saygısını yitirmesine yol açmaktadır, yolsuzluklar ahlak çöküntüsü yaratmaktadır. Yolsuzlukların yatırımları etkilemesi, kalkınmaya harcanması gereken kaynakları sekteye uğratması, yasalara aykırılığı özendirmesi, doğrudan ya da dolaylı olarak insan haklarını zedelemesi gibi zararlarıyla birlikte ülkemizin özellikle yoksul insanlarına onarılmayacak zararlar verebilmektedir. Yolsuzluk bataklığını kurutmak mutlak bir zorunluluktur, herkes ahlaki sorumlulukla taşın altına elini koymalıdır. Milletimizin helal rızkını çalan soygunculardan, organize yolsuzluk şebekelerinden mutlaka hesap sorulmalıdır; yolsuzluk cezaları ağırlaştırılmalı, caydırıcılığı sağlanmalıdır. Ülkemizin bir ahlak reformuna, yeni bir kalkınma hamlesine, istikametini milletimizin hedef ve özlemlerinden alan muhtevalı bir toparlanmaya ihtiyacı vardır. Her alanda yaşanan yozlaşma kültürünü süratle dürüstlük kültürüne dönüştürecek ahlaki yeniden yapılanmanın hızla gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Milliyetçi Hareket Partisi toplum hayatını, demokratik rejimi ve manevi değerleri tahrip eden ahlaki yozlaşmanın önlenmesini ve yolsuzluklarla mücadeleyi millî siyaset anlayışının temel unsuru olarak görmektedir. Milliyetçi Hareket Partisinin Yolsuzlukla Mücadele, Ahlak ve Kalitenin Tesisi Projesi'yle kamu yönetiminde etik standartlarının yükseltilmesi ve yolsuzlukların önlenmesi hedeflenmiştir. Kamu yönetiminde şeffaflık, hesap verebilirlik ve etkin denetim mekanizmalarının kurulması öngörülmüş; ekonomik kaynakların verimli kullanımının yanı sıra devlet ihalelerinde rekabeti, şeffaflığı, tarafların güvenini ve etkin denetimini sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılması, memurlar tarafından işlenen suçlarda zaman aşımı müessesesinin kaldırılması, denetim kurumlarının teknik ve idari kapasitesinin güçlendirilmesi gibi konularda politikalar önerilmiştir. Hangi siyasi görüşten, hangi makamdan veya hangi yapıdan gelirse gelsin kamu kaynaklarının usulsüz kullanımına ilişkin her iddia bağımsız, tarafsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalı, işlemler hukuk devleti ilkesine uygun biçimde yürütülmelidir. Türk siyasi ve bürokratik hayatına ilkeli, seviyeli, şeffaf ve temiz bir yönetim anlayışı yerleştirilmeli; yolsuzluğa karşı siyaset, bürokrat, yargı ve sivil toplum ayakları olan topyekûn bir mücadele yürütülmelidir.
Ülkemizde yolsuzlukları önleyebilmenin yollarından biri kamu yönetiminin yasallık, verimlilik, etkinlik, tutumluluk, kalite, şeffaflık ve hesap verme sorumluluğu ilkeleri çerçevesinde iyileştirilmesinden geçmektedir. Kamu ihale sistemi, imar, iskân, ruhsat düzenlemeleri, mal bildirimi, bilirkişilik, kamu görevlilerinin yapamayacağı işler gibi hususları düzenleyen mevzuat gözden geçirilmeli, bu müesseseler şeffaf ve denetlenebilir olmalıdır. Devlet Memurları Kanunu'nda temel ilkelerden olan liyakati temin edecek bir yapı olarak "liyakat kurulu" kurulmalıdır. Yolsuzlukla mücadelede etkin bir denetim sisteminin varlığı da büyük önem arz etmektedir. Etkin bir denetimin gerçekleşebilmesi için denetim sisteminin öncelikle kendi performansını değerlendirmesi ve verimlilik, etkinlik, tutumluluk ilkeleri çerçevesinde yeniden yapılandırılması zorunludur. Ülkemizde denetim sisteminin görev, yetki, sorumluluk ve kurumsal yapı itibarıyla etkinleştirilmesi, yapay zekâ gibi gelişmelerle dijital denetimin yaygınlaştırılması gerekli görülmektedir. Ayrıca, kariyer meslek mensupları olan denetim elemanları ve uzmanların kamudan kaçışını da önlemek üzere özlük haklarının iyileştirilmesi, aralarındaki eşitsizliklerin giderilmesi de gerekmektedir.
Amacı ülkeye ve millete hizmet olan siyasetin ahlaki değerlerle bezenmesi bize göre bir mecburiyettir. Siyaset alanının aklanmaya ve arınmaya çok ciddi ihtiyacı vardır. Siyasette aklanma ve arınma sağlanmalı, kimse töhmet altında kalmamalı, diğer yandan da sorumlular hukuk önünde hesabını vermelidir. Siyasetin, siyasetçinin ve tüm devlet düzeninin saygınlığını geliştirmek için her şeyden önce siyasi etik kurallarına uygun davranan bir parlamentonun varlığı tesis edilmelidir. Ülkemiz Türkiye Büyük Millet Meclisinden başlayan temizlik iradesiyle temel ahlak yasalarının altyapısını oluşturmalı ve girişimlere vakit kaybetmeden başlamalıdır. Siyasi Partiler Kanunu ve seçim kanunları yeniden düzenlenmeli ve siyasi etik kanunu mutlaka çıkarılmalıdır. Siyasi partilerin ve siyasetçilerin gelir kaynaklarının ve seçim harcamalarının etkin bir biçimde denetimi temin edilerek kamuoyunun bilgisine sunulması sağlanmalıdır. Milletvekillerinin yapamayacağı işlerin kapsamı genişletilmeli, milletvekilliği dışında elde edilen gelirlerin beyan edilmesi temin edilmelidir. Milletvekilliği dokunulmazlığı da kamu vicdanının kabul edeceği makul esaslara bağlanmalıdır.
Değerli milletvekilleri, Türkiye yaşanan yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık gibi gelişmeler karşısında toplumsal bir güven erozyonu ve çürüme tartışmalarıyla karşı karşıya bırakılmamalıdır. Bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsat olarak değerlendirilmelidir. Bu yönüyle yapısal sorun ağlarının bütüncül biçimde irdelenmesi ve bunların kalıcı çözümlerle ortadan kaldırılması iradesinin gösterilmesidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak adaleti temel hak ve özgürlüklerin güvencesi ve devletin temeli olarak görüyoruz. Tarafsız ve bağımsız yargı ilkesinin tam anlamıyla vücut bulacağı etkin bir hukuk sistemiyle güçlü bir kurumsal kapasitenin oluşturulmasının hayati önem taşıdığına inanıyoruz. Bunu mümkün kılacak düzenlemeler kadar uygulamalarında tarafsızlık ve bağımsızlık ilkeleriyle uyumlu ve güven verici olması sağlanmalıdır. Devlet idaresini milletimizin bir emaneti olarak gören Milliyetçi Hareket Partisi yolsuzluklara, rüşvete, yağmacılığa ve kayırmacılığa meydan vermemeyi, bu suçları işleyenlerin de hukuk kuralları çerçevesinde en ağır şekilde cezalandırılmasını millî bir vazife olarak görmektedir. Bizim gayemiz, güçlü bir ahlak zemininde birey, toplum ve siyaset sacayağı oluşturmak, devletin sütunlarını bu zeminden inşa etmek adalet çatısını bu sütunlar üzerine yerleştirmektir. Bütün bu gelişmeler birbirinden bağımsız, adli ve siyasi olarak değerlendirilse de daha köklü ve yapısal sorunlarla birlikte ele alınmalıdır. O sebeple, her nerede ve kiminle ilgili olursa olsun yolsuzluk, usulsüzlük, kamu malının istismarı, kuralların ihlali ve benzeri bir suç varsa hukuk çerçevesinde suçun niteliğine, suç isnadının yöneltildiği kişinin kimliğine ve kişiliğine bakılmaksızın üzerine gidilmelidir. Bu anlayış doğrultusunda ahlak, adalet, liyakat, hakkaniyet ve hesap verebilirlik çerçevesinde temiz siyaset, temiz yönetim ve müreffeh toplum hedefinin somut bir zihniyet ve ahlaki reform programına dönüştürülmesi sağlanmalıdır.
Bu görüş ve düşüncelerle sizleri ve aziz milletimizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)