GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:5
Birleşim:3
Tarih:07.10.2026

CHP GRUBU ADINA CEVDET AKAY (Karabük) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bugün çok büyük bir fon krizini, fon yolsuzluğunu konuşuyoruz, tarihî bir gün esasında ama gönül isterdi ki bir taraftan verilen araştırma önergeleriyle araştırma komisyonu şeklinde bu Mecliste konuşulmasına devam edilmesi. Resmî rakamlara göre 455 bin 758 kişinin etkilendiği bir fon mağduriyet grubundan bahsediliyor ama esasında öyle değil; bu tekil kişilerin içerisinde dayısının, halasının, arkadaşının parasını da kendi üstünden değerlendiren ve buradaki piyasaya yatıran bir grup var; 500-600 bin civarında olduğu söyleniyor. Direkt borsada hisse senedi alıp satan, oradan mağdur durumda olmuş bir kitle var. Bunları da toplarsanız 1,5 milyon civarında kişiyi oluşturuyor. Bunların aileleriyle beraber -3 kişi olarak alsanız- 4,5 milyon hane halkını ilgilendiren bir mağduriyetten bahsediyoruz. Bu, piyasada tedirginlik yaratan ve huzursuz bir ortam içerisinde hayatlarını devam ettirmeye gayret gösteren bir kitle, bir grup, mağduriyet grubu. Bakın, içlerinde öğretmen var, doktor var, asgari ücretli çalışan var, emekli var, mühendis var, beyaz yakalı, mavi yakalı, her gruptan insan var. Bu olay çıktıktan sonra tüm milletvekillerinin maillerine de gelmiştir, telefonlar da gelmiştir; mağdurlar arıyorlar, kendi mağduriyetlerinin bir an önce giderilmesini istiyorlar. 71 yaşında birikimini yapmış bir kalp hastası var; depremden kurtulmuş, Hatay depreminden kurtulmuş, birikim yapmış; on beş gün içerisinde evlenecek, karı koca olacak bir çift var, parasını buraya yatırmış, parasını kaybetmiş, evlenemiyorlar; emekli olmuş, tazminatını buraya yatırmış kişi var; düğününü yapmış, altınlarını bozdurmuş kişi var. Daha yeni, buraya gelmeden önce bir telefon aldım, orada da mesela hisse senedi kısmına yatırmış bu Teranın ve kendi birikimleriyle, bankacı, emekli olmuş, tazminatını almış, buraya yatırmış ve buradaki parasını kaybetmiş, nasıl ödeneceğiyle ilgili bilgisi yok yani kendileri de o kısımla alakalı somut bir projeyi ve nasıl yapılacağını buradan bekliyorlar.

Esasında, bu fon böyle 2025'in son çeyreğinde değil, o zaman haberi olunmuş değil. İşte, Hazine ve Maliye Bakanı açıkladı, biliyorsunuz, "Spekülasyon var, manipülatörler var." diye. Bakın, ben bağımsız denetim raporlarını inceledim. Bir tane çok adı geçen firmanın, Teranın -ismini vermekte bir mahzur yok- 2020'den 2026'nın son çeyreğine kadar bütün raporları inceledim, baktım, merak edenler bakabilir. Russell Bedford ve UBD Müşavirlik bağımsız denetim firmaları burada, bu raporda bas bas bağırmışlar. "Bu firmaların geçmiş yıl zararları var, öz kaynak yapısı iyi değil, borçlanma oranları kötü, nakit değerlerde azalma var, nakit değerler yüzde 52 azalırken finansal varlıklar yüzde 59-60." diyor ve "Bununla ilgili önlemler alınması gerekir." diyor. 2025 yılının sonunda 2,87 milyar TL nakit değeri varken, sadece üç ayda 4,2 milyon TL'ye inmiş bir nakit varlıktan bahsediyoruz; bakın, milyardan milyona inen ama buna mukabil de finansal varlıkta da 3,85 milyarlık artış olmuş. Bu artışlar nereye gitmiş, nasıl olmuş, hangi işlemler yapılmış? Hangi ortaklar, ne kadar para çekmiş veya ortakların dolaylı veya direkt hissedarı olan şirketlere ne kadar para gitmiş? Şimdi, Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21'inci maddesi var, örtülü kazancı düzenliyor. Bu örtülü kazançta da bu portföy şirketlerinin hissedarları veya bu hissedarların ortak olduğu şirketlere para aktarımı tespit edilirse SPK tarafından kanuni faiziyle beraber geri istenmesi gerekiyor. SPK bu şekil bir isteme de bulunmamış, görevini yapmamış. İstediği takdirde derhâl ödemeleri gerekiyor, ödenmezse bunun da yine 110'uncu maddede bir cezası var, 3 yıl kadar ceza; suç duyurusunda bulunması gerekiyor. Kamuoyunda açıklandı, bu tip şirketlerin örneğin yurt dışına nasıl para kaçırdığını bir örnekle verelim: Şimdi, burada bir portföy şirketinin hissesini alıyorlar. Finlandiya'daki bir firmada var, onunla beraber ortak oluyorlar. Bu Finlandiya'daki firmaya buradan paraları transfer ediyorlar, orada bir tarım şirketini de satın alıyorlar, 7 milyon euro civarında bir parayı da oraya aktarıyorlar ve buradan paralar direk kaçıyor. Ne hikmetse bu kişi DEİK'in Türkiye-Finlandiya İş Konseyi Başkanı oluyor. İlişkide olduğu bir eski bakanın ablası orada elçi oluyor ve bu transferler, bu hareketler maalesef almış başını gitmiş. Bir de burada off-shore üzerinden değerlendirilen dolaylı yoldan bu paraların yurt dışına transferleri var, bütün bunlarla ilgili gerekli önlemler alınmamış. Hazine ve Maliye Bakanı bilgisi olduktan sonra SPK'yle ilgili olarak bir talimat veriyor, SPK'de bir çalışma grubu kuruluyor. Bu çalışma grubunun ne yaptığını bilmiyoruz. Bir rapor düzenlemesi lazım, duyurması lazım ve bir yaptırım uygulaması lazım. Baktığımız zaman böyle bir yaptırım da uygulamadığını görüyoruz yani denetleyici, düzenleyici kurumlar görevini yapmıyor, sadece 20 milyar dolar olarak bakmayın olaya.

Şimdi, bu süreç içerisinde borsanın değerinin ne kadar düştüğüne bakarsanız 116 milyar dolar hisselerde değer düşüklüğü var; bu çok ciddi bir rakam yani bir aylık bir süreden bahsediyoruz. Yine bunun 48 milyar doları da borsaya açık şirketlerden yani insanların halka arz ettiği şirketlerden kaybettiği değerler. Bütün bu mağduriyetlerin giderilmesi için çok ciddi bir çalışma yapılması gerekiyor ve bu şirketlere aktarılan, ortaklara çıkan paraların mutlaka tespit edilmesi, onlardan geri istenmesi gerekiyor.

Bu isteme yapılırken de burada hem Hazine ve Maliye Bakanlığı hem Devlet Denetleme Kurulu denetçilerinin -10 müfettiş tespit edilmiş sizin ifadenizle Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız- bunları denetlerken bu kişilerin çektiği paraların geri ödenmemesinden dolayı adatlandırma yapılarak gelir vergisi stopajını da istemeleri lazım, almaları lazım. Bu konuyla da ilgili inceleme yaparlarsa... Sadece bu fahiş kârların değil, bunların da geri alınması gerekiyor. Bu tip bir incelemenin de mutlaka yapılması gerekir.

Bu mal varlıklarının, yurt dışındaki paralarının, gayrimenkullerinin tespit edilmesiyle ilgili olarak da burada yapılması gereken bir konu da burada uluslararası istihbarat birimleri var ülkelerin birbiriyle koordineli çalışmasını sağlayan, "EGMONT" diye ismi geçen bir sistem, 193 ülke üye, MASAK da buraya üye. MASAK'ın bu ülkelerdeki mali istihbarat birimleriyle koordineli bir şekilde çalışıp bütün bu fahiş geliri elde edip paraları yurt dışına kaçıran veya şirketlere aktaran kimse, siyasi olur, bürokrat olur her kimse sonuna kadar gidip tespit edip ilgili yaptırımları uygulaması ve bu paraları geri getirmesi, bu gayri menkullere el koyması gerekir. Bunun için de ayrı bir birim kurulup özel bir çalışma yapılması gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, kamu kurum ve kuruluşlarının bazı fonlarını da bu sermaye piyasasında değerlendirdiği paralar var, Türkiye Varlık Fonu veya İşsizlik Sigortası Fonu. Ben buradan soruyorum tekrar: Kamu kurum ve kuruluşlarının Türkiye Varlık Fonu'nun ve İşsizlik Sigortası Fonu'nun bu piyasalarda değerlendirdiği para var mı? Varsa fahiş gelir elde ettiler mi, yoksa paraları kaldı mı? Onlara da haber veren oldu mu, olmadı mı veya buradaki fonların fiyatlarının şişmesini sağladılar mı? İşsizlik Sigortası Fonu'na baktım ben, ağustos sonu itibarıyla 851 milyarlık bir varlık büyüklüğü var, binde 44'ünü de bu sermaye piyasasında değerlendiriliyor, büyük bir bölümü devlet iç borçlanma senetlerinde ve mevduatta, 3,4 milyarlık bir rakam yapıyor. Mesela bu para burada takıldı mı, burada değerlendirildi mi veya Türkiye Varlık Fonu'nun ne kadar parası burada değerlendirildi, piyasada değerlendirildi? Bunların da açıklığa kavuşturulması ve kamuoyuyla paylaşılması, bizlerle de paylaşılması gerekiyor. Çünkü işsizlik sigortası insanların çalışıp işsiz kaldığı zaman bu dönem içerisinde bu ödeneği alabilmesi için var. Bırakın bu ödeneği alabilmesini, siz şimdi bu ödenekle ilgili işsiz kaldığında, insanların 3-5 bu fona aktardığı paraları da kaybetmiş olarak, burada mağdur bir durumda, karşımızda olmalarını sağlamış oldunuz. Kim sağlamış oldu? Gerekli denetlemeyi yapmayanlar oldu. Devlet Denetleme Kurulunun denetimi çok çok önemlidir, her kesimden mutlaka denetçi vardır. Bu denetim raporlarının Sayın Cumhurbaşkanına sunulmasının haricinde belirli kısımlarının kamuoyuyla paylaşılması mutlaka gerekiyor ve burada, Mecliste, yasama denetimini yapan bu Mecliste de bu raporun olduğu gibi bütün detaylarının bizlerle paylaşılması gerekiyor; bir kısmı Genel Kurulda olabilir, bir kısmı komisyonda olabilir, Plan ve Bütçe Komisyonunda olabilir, bu mutlaka yapılmalı.

Bir sıkıntılı konu da şu: Merkezi Kayıt Kuruluşu gibi, Takasbank gibi kuruluşlardaki yönetim kurulu üyelerinin portföy şirketleri var. Yani, bakın, Türkiye Varlık Fonu Genel Müdür Yardımcısı aynı zamanda bu Takasbankın Yönetim Kurulu Başkanı, bu ne kadar doğru? Yine, bakıyoruz, bir yöneticinin Murat Onuk diye bir Takasbankta Yönetim Kurulu Üyesinin Arz Portföy diye şirketi var. Yine, Takasbanktaki diğer bir Yönetim Kurulu Üyesinin -Murat Tacir- Tacirler Menkul Değerler diye bir yerdeki Yönetim Kurulu Üyeliği var, Genel Müdürlüğü var. Ya, şimdi, siz bir yerdeki çok özel bilgilere bir taraftara sahip olacaksınız, Merkezi Kayıt Kuruluşundaki bütün alım satım işlemlerinde kimin ne yaptığına sahip olacaksınız, bir taraftan da buradan aldığınız bilgileri kendi portföy şirketlerinizde değerlendirip -işte, "insider trading"in tam uygulamadaki net hâli bu, en son noktası- kendi menfaatinize gelirler elde edeceksiniz. Bununla ilgili de mutlaka yaptırım uygulanması gerekiyor ve bunun takibinin de hem iktidar tarafından hem kurulan Devlet Denetleme Kurulundaki bir ekip tarafından hem de Fon Koordinasyon Kurulu tarafından mutlaka ciddi bir şekilde takip edilmesi gerekiyor. (CHP sıralarından alkışlar) Sayın Grup Başkanımız Faik Öztrak belirtti, az önce kendisi de söyledi, diğer milletvekillerinden de söyleyen oldu; SPK üyelerinin, borsaya açılmasına onay vermeyen yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması ve yerlerine yenilerinin atanması ve iki ay sonra da gerekli iznin verilmesi; ayrıca incelenmesi gereken bu konu önemli ve bu kararı kimin verdiği de önemli. Niçin bunlar bu görevden azledilip, alınıp yerine yenileri atanmış, bu atanan kişiler kimlerdir, nerelerle bağlantıları vardır, kim buna karar vermiştir? İsimler söylendiği için tekrar söyleme gereği duymuyorum buradan. Bu konunun da mutlaka araştırılması gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, araştırma önergelerini Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak verdik, bakanlara soru önergelerini de verdik hem Hazine ve Maliye Bakanına hem de Adalet Bakanına. Çok önemli sorular sorduk, vaktimiz kalırsa ona da değineceğiz ama kalmayacak gibi görünüyor. Oradaki soruların mutlaka cevaplanması gerekiyor. Şimdi, süremiz dolmak üzere, iki gün kaldı. Biz buradan ilgili sayın bakanlara da sesleniyoruz: On beş gün içerisinde bunların cevaplandırılması gerekirdi. Bu cevapları bekliyoruz ki bazı konular açıklığa kavuşsun ve kamuoyu tarafından ve bizler tarafından da anlaşılsın, bilinsin.

Hiç değinilmeyen bir konuya değineceğim. Bununla ilgili de esasında önemli bir konu. Değerli milletvekilleri, dijital varlıklarla alakalı bir durum söz konusu ve bunların soğuk cüzdana yüklenmesiyle ilgili -çok önemli- bu portföy şirketlerinden birinin bu dijital varlıkları soğuk cüzdanla yurt dışına kaçırdıklarıyla ilgili ciddi ihbarlar var. Bu ihbarların mutlaka değerlendirilmesi ve ne olduğunun araştırılması gerekiyor. Ben buradan da ilgilileri uyarmış oluyorum: 3 milyar dolar ve 5 milyar dolar gibi bir rakamdan bahsediliyor. Bana gelen belgeler çok ciddi, isimler de verilmiş, burada paylaşmıyorum. Özel olarak da ilgililere mutlaka ileteceğim onu, bunun tetkik edilmesi ve araştırılması gerekiyor. Vatandaş şunu bekliyor... Vatandaş devletine güveniyor, denetleme kurumlarına güveniyor. Güvendiği için gelirlerinin enflasyon altında ezilmemesi için daha fazla kazanç elde edeyim diye bu piyasalara girmiş. Beklentisi şudur: Çok hızlı bir şekliyle, sizin de sunumda anlattığınız şekliyle, mağduriyetlerinin giderilmesi ve ödemelerin süratle yapılması. Nitelikli yatırımcılar da dâhil herkesin, bu piyasada zarar gören herkesin ödemelerinin yapılması gerekiyor. Bununla ilgili de Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, bütün milletvekilleri olarak takipçisi olacağız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

CEVDET AKAY (Devamla) - Son olarak da MSCI'yla ilgili yani Morgan Stanley Capital International'ın verdiği kararlar ve kasımda vereceği kararlar önemli, gelişmekte olan piyasalardan sınırlanmış piyasalara inme durumumuz var. Bununla ilgili önlemleri mutlaka almamız gerekiyor. Gri listenin nasıl bize sıkıntı yarattığını, doğrudan yatırımlarla ilgili girişi durdurduğunu hepimiz biliyoruz. Borsamızın bu genel düşüklüğü içerisinde de eğer böyle bir karar alınırsa da borsaya yurt dışından yatırımcı gelmeyecektir. Bununla ilgili de kararların süratle alınması lazım. Dünyanın en büyük varlık fonlarından biri olan Norveç Varlık Fonu'nun da bu piyasaya yatırım yaptığını, 2 milyar kron yani 208 milyon dolarlık bir tutarın buradaki fonlarda kaldığı da kamuoyu tarafından bilindiğine göre uluslararası yatırımcılara ve iç piyasadaki bütün vatandaşlara gerekli güvenin verilmesi gerekiyor. Biz de bunun takipçisi olacağız, sonuna kadar takip edeceğiz.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)