| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 3 |
| Tarih: | 07.10.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA BÜLENT KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız; bugün, burada yalnızca bir fon soygununu, krizini, vurgununu değil denetimsizliğin siyasi nüfuzun, liyakatsizliğin ve zamanında yapılmayan müdahalelerin iktidar partisine mensup veya onlarla ilintili kimi siyasetçi ve bürokratların organize bir şekilde milletin cebine çıkardığı çok ağır bir faturayı konuşuyoruz.
Elbette ülkede bu kadar ağır bir gündemi konuşurken ülkede güzel şeyler de oluyor değerli milletvekilleri. İzmir'in dağlarında çiçekler açmış. Adalet ve Kalkınma Partisinin 2024 yılında 300 bin oyla kaybetmiş olduğu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini siyaset borsasında kazandığı için tebrik ediyorum. Sayın Cemil Tugay'a da İzmirli seçmenin aklına gelmeyen, belediyeyi iktidar partisine verme iradesini ortaya koyduğu için de ayrıca tebriklerimi sunuyorum. (YENİ YOL ve CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, bu kriz ortaya çıktıktan sonra Sayın Cumhurbaşkanı tarafından Fon Koordinasyon Kurulu Başkanı olarak atandınız ve Fon Koordinasyon Kurulu ilk toplantısını yaptı. O toplantıda Hükûmetin veya bürokratların dışında ayrıca Adalet ve Kalkınma Partisinin Grup Başkanı ve 2 AK PARTİ Genel Başkan Yardımcısı da o Kurula sizin tarafınızdan davet edildi. Diğer siyasi parti gruplarını niçin davet etmediniz? Ha, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, "Ya, genellikle bu işin içerisinde olanlar bizim çocuklar, sizlik bir durum yok; onun için sizi davet etmedik." diyorsanız, anlayışla karşılarım. (YENİ YOL VE İYİ Parti sıralarından alkışlar) Ama değilse, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde Parlamento ayrı, hükûmet ayrı olduğuna göre Adalet ve Kalkınma Partisinin Grup Başkanı ve Genel Başkan Yardımcılarını davet ettiğiniz kadar, hadi bizi geçtim, bari Cumhur İttifakı ortaklarını davet edin çünkü Cumhurbaşkanı sadece Adalet ve Kalkınma Partisinin oylarıyla seçilmedi ki. Doğrusu bu ayrımcı tutumunuzu Türkiye Büyük Millet Meclisinden, buradan doğru bulmadığımızı bir kez daha ifade etmiş olayım.
17 Eylülde 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonu tasfiye ettiniz, 455 bin 758 tekil yatırımcıdan bahsediyoruz ve 25 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklükten bahsediyoruz. Bu para birçok insanın çocuklarının eğitiminin parası, ev parası, emeklilik tasarrufu ve "Faizde değerlendirmeyeyim, borsada değerlendireyim." diye hassasiyet sahibi birçok küçük yatırımcının parası; bir gecede vurguna uğradı. Üzerinde durulması gereken elbette çok hadise var. Siyasi sonuçlarını da sadece bir Genel Başkan Yardımcınızı WhatsApp grubundan çıkarma cezasıyla cezalandırarak örtemezsiniz, ortadan kaldıramazsınız çünkü WhatsApp grubundan çıkarılmaktan daha ağır cezaları var bu sürecin. Dolayısıyla, kamu otoritesinin bu süreçte neyi bildiği, neyi bilmesi gerektiği, neyi bildiği hâlde örttüğüne dair hususları burada hep beraber konuşmak durumundayız çünkü ortada "Haberimiz yoktu." denilecek bir durum yok, çoğunuzun orada olduğu bir soygun durumu söz konusu. Bunun hesabını bu millete yüce Meclis aracılığıyla vermek durumundasınız. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı geldi, burada gazetelerden, internet taramalarından, Google üzerinden rahatlıkla araştırılabilecek birçok konuyla ilgili Meclisi bilgilendirdi ama kendilerinin elinde olan o VIP listesinden her ne hikmetse bir haberdar olamadık, kimler bu işin içerisinde haberdar olamadık ama muhtemelen o Fon Koordinasyon Kurulu toplantısında, orada bunu AK PARTİ'li arkadaşlarımızla paylaşmış olmalısınız. Niçin bu VIP listesinde kimlerin olduğunu bu yüce Meclisle paylaşmıyorsunuz? Niçin kimlerin bu işin içerisinde olduğuna dair hususta burayı bilgilendirmiyorsunuz? Siz sadece şunu yaptınız Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım: Cenaze merasiminin nasıl yapılacağını anlattınız yani bu fonu ne şekilde tasfiye edeceğinize dair bilgiler verdiniz. İyi de bu cenazenin katilleri kimlerdi, iş birlikçileri kimlerdi, azmettireni kimlerdi ve bu cenazeden kimler menfaat elde etti? Bunlarla hiç bilgi vermediniz. Yani Hükûmetinizin bir cenaze merasimi uygulayan bir kurum değil, bu cenazenin sebeplerini de ortaya çıkaracak bir kurum olduğunu buradan sizlere hatırlatmak istiyorum. Dolayısıyla "Haberimiz yoktu." diyemezsiniz çünkü Sayın Maliye Bakanınız daha 4 Kasım 2025'te "Bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını biliyoruz." diyor. Peki, hangi fonlar o? Ne tür tedbirler aldı Hazine ve Maliye Bakanınız? İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde Adalet Bakanınız yine SPK'ye bir yazı yazıyor; tam 135 kez yazı yazıldığından ve uyarıldığından bahsediyor. SPK kaç kez uyarıldığına itiraz etmiyor "Sadece 130 kez değil bu." diye âdeta şecaat arz ederken sirkatin söylüyor. Dolayısıyla, bu 130 değilse kaç olduğunun bu aziz milletin Türkiye Büyük Millet Meclisinde kuracağı bir komisyon vasıtasıyla araştırılması lazım. Milletin kurumları arasındaki yazışmaları saklamayın. Cumhuriyet savcısı SPK'ye ne yazmış, SPK ne tür tedbirler almış, BDDK ne tür uyarılarda bulunmuş? Ve Maliye Bakanlığı, bütün bunlardan hangi hususları biliyordu da o manipülasyonları açıklamadı, gelip burada kurulacak bir araştırma komisyonunda mutlaka ve mutlaka ortaya koymalı.
"Devlet Denetleme Kurulunu göreve çağırdık." diyorsunuz. Kim Devlet Denetleme Kurulunun Başkanı? Sayın Salih Tanrıkulu. Aynı zamanda Borsa İstanbulun Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Borsa İstanbul Denetim Komisyonu Başkanı. Şıracının şahidi bozacı ve siz bunun bağımsız bir şekilde sorgulanacağına bizim inanmamızı mı istiyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım? Dolayısıyla millet size güvenmiyor; oğlan sizin, kız sizin, sizin bu konuları açığa çıkaracağınız hususunda hiçbir güvencesi yok. Evet, bu bebelerin birçoğu sizin tanıdığınız bebeler ama bu bebeler bu milletin 25 milyar dolarını götürürken bunların siyasi sonuçlarından kaçınmak için nelerin üstünü örteceğiniz konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinde güven olmadığı kadar millette de güven yok. Bu güveni oluşturmanın yolu Türkiye Büyük Millet Meclisinde hakkıyla bir Meclis araştırması komisyonu kurulması, bundan kaçamazsınız. Dün kaçmak için Meclisi -belki de Meclis tarihinde ilk kez- iktidar partisinin karar yeter sayısıyla kapatma yoluna gittiniz. Bugün de "Bu konuşmalardan sonra kapatalım." diye girişimlerde bulundunuz. Yarın kâtip üyeyi divana çıkarmamak suretiyle Meclisi çalıştırmamaya dair duyumlar var. Sayın Meclis Başkan Vekilime de buradan istirhamda bulunuyorum: Böyle bir fiilî durum olursa bu sadece Meclise, Türk milletine değil aynı zamanda Meclis Başkan Vekili olarak size de bir saygısızlık olur, bu konuda da önden gerekli tedbirleri almanızı ve varsa böyle bir durum Meclis Başkanımızın yarın AK PARTİ'li divan üyesinin divana çıkarılmaması suretiyle Meclisin kapatılması gibi bir olaya tevessül etmemelerini arzu ederim. Bunu niye söylüyorum? Geçmişte yaptıkları için söylüyorum.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Külliyen yalan Sayın Başkanım, külliyen yalan.
BÜLENT KAYA (Devamla) - Yalan olmasını umut ederim, ben sadece endişemi dile getiriyorum, kesin bir bilgi söylemiyorum.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Yalan, yalan! Arkada konuştuk her şeyi. Yalan söylüyorsunuz ya! Öyle şey olur mu, neden kapatalım ya?
BÜLENT KAYA (Devamla) - Bakın, bir endişeyi dile getirmek başka bir şey.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Hiç öyle bir şey yok.
BÜLENT KAYA (Devamla) - Endişeye "yalan" denilmez. Endişeniz sebepleri var, geçmişte yaptıklarınızdan dolayı. Yalan: Bir şeyin mutlak doğru olduğunu iddia etmektir. Endişe dile getiriyorum.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Yalan konuşuyorsunuz. Arkada yaptığımız konuşma...
BÜLENT KAYA (Devamla) - Neyse yapmadığınız bir iş değil bu.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Ne alakası var! Olmaz böyle bir şey, ayıp denen bir şey var.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Yapmadığınız bir iş değil. O zaman "Yapmayız." deyin "yalan" diyemezsiniz. Çay ocaklarında konuşuluyor "yalan" diyemezsiniz.
BÜLENT KAYA (Devamla) - Özlem Hanım, yapmadığınız bir iş değil, yaptınız daha önce.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Arkada şahit değil misiniz arkadaşım, böyle bir şey söylendi mi? Ne münasebet!
BÜLENT KAYA (Devamla) - Başkanım, devam edebilir miyim?
BAŞKAN - Hatibi dinleyelim.
BÜLENT KAYA (Devamla) - Geçmişte yaptığınız işlerden dolayı endişeli olduğumuzu söylemek "Yalan söylüyorsunuz." şeklinde geçiştirilecek bir durum değil. Keşke bu hassasiyetlerinizi fondan 25 milyarı vuran tanıdıklarınıza da söyleyebilseydiniz. Keşke "İstifa edin, biz bunu millete anlatamıyoruz." diyerek gösterebilseydiniz. (YENİ YOL, Yeni Parti ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
Burada bir diğer önemli husus şu: Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcı vasıtasıyla Sayın Cumhurbaşkanına iletiyorum: Sermaye Piyasası Kurulu Başkan Vekili Mutalip Ünal ve Kurul üyesi Ali Akay'ın Tera'nın halka açılmasına itiraz ettikleri için 30 Ekim 2022'de Sayın Cumhurbaşkanının imzasıyla görevden alındıkları ve sadece bir buçuk ay sonra, 15-16 Aralıkta yeni üyelerin katılımıyla halka arz edildiğine dair iktidar medyasında da konuşulan bir iddia var. Sayın Cumhurbaşkanı bu konuda milleti aydınlatmalı. Bu iki arkadaşın Sermaye Piyasası Kurulundaki görevinden azledilmesinden hangi lobilerin ilişkisi var? Sayın Cumhurbaşkanına "Bunlar Tera'nın halka arzına müsaade etmiyorlar, onun için görevden alınması lazım." dememişlerdir herhâlde araya girenler. Niçin olduğunu bu millete hep beraber açıklamak gibi bir durumdasınız. Muhammed Yarız, Emre Tezmen, Serdar Turhan, Alper Öztürk ve çok sayıda fon yöneticisi tutuklandı ama Fatma Betül Sayan'la ilgili hâlâ biz bir soruşturma açılıp açılmadığını bile bilmiyoruz. Oysa bu ülkenin Başbakanı, Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanının beş yıl önce yaptığı bir konuşmadan dolayı -Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının basın açıklamasıyla- hakkında soruşturma açıldığını 86 milyona duyurdunuz. Ya, Sayın Ahmet Davutoğlu bu 25 milyarlık fon vurgunundan daha büyük bir suç mu işledi ki 86 milyonu bilgilendirdiniz de Fatma Betül Sayan ve ilgililer hakkında soruşturma açıldığını bu milletten saklıyorsunuz. Dolayısıyla, bunu da kabul etme imkânının olmadığını buradan net bir şekilde ifade etmek istiyorum.
Üzerinde durulacak çok daha husus var. Grubumuzdaki grup başkanımız ve diğer başkan vekillerimiz üzerinde duracak. Bir son noktaya değinerek sözlerimi tamamlamak istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BÜLENT KAYA (Devamla) - Bir dakikada toparlayacağım Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun.
BÜLENT KAYA (Devamla) - Genel Başkan Yardımcısı Sayın Fatma Betül Sayan 2 milyar 200 milyon TL'lik bir para kazandı. Bunun stopajını ödedi mi, muamma; vergi kaçırmasını bir tarafa bırakıyorum. "Hadi ya kardeşim, haram paranın da vergisi mi olur?" diyebilirsiniz ama kumardan vergi alan bir hükûmet, herhâlde fon vurguncularından da vergi almayı aklına getiriyordur diye düşündüğüm için bu iddiayı dile getirdim.
Bir diğeri, bu 2 milyar 200 milyon, iade edildiği 5 Ekim tarihine kadar hangi mevduat hesabında tutuldu? Ne kadar faiz geliri elde edildi? Bu faiz geliri nerelerde kullanıldı ya da Fatma Betül Sayan tarafından iade edildi mi? Bunu açıklığa kavuşturmanız lazım. Bir de iade ettiği para 1 milyar 870 milyon TL yani o koymuş olduğu 163 milyonun nemalandırmasını, kârını koyuyor, artanı veriyor. Ya, bu millete para iade ederken bile faizin faizini almaya çalışan bir iktidarın bunu soruşturma şansı yok.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BÜLENT KAYA (Devamla) - O açıdan, Mecliste bir araştırma komisyonu kurulmadan biz bu Hükûmetin adil bir şekilde, şeffaf bir şekilde bunun üstüne gidebileceğine inanmıyoruz ve bu konudaki taleplerimize devam edeceğimizi ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, İYİ Parti ve Yeni Parti sıralarından alkışlar)