| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 126 |
| Tarih: | 22.09.2026 |
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; ben de Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Yeni bir yasama yılının başındayız. Bu yılın hem tüm siyasi partiler için hem Türkiye Büyük Millet Meclisi için hem de ülkemiz için hayırlı, uğurlu ve verimli olmasını, problemlere çözüm üreten bir süreç geçirmeyi, yasama yılı geçirmeyi temenni ediyorum, dua ediyorum.
Tabii, Genel Kurulumuzun çok önemli bir genel meselesi var aslında, arkadaşlarım da bahsettiler. Genel Kurulda hepimizin elinde olumlu aslında veriler var, olumlu konular var ilimizle ilgili, şehirle ilgili, bakanlıklarla ilgili ama genel olarak memlekette olan olumsuz konular her şeyin önüne geçiyor, tıpkı çocuklarımızın saldırıya uğraması, hayatını kaybetmesi gibi. Ben uzun yıllardır siyasetteyim, siyasi hayatım boyunca ne zaman kadınlarla bir araya gelsem kadınlar için, anneler için en önemli meselenin öğretmenler ve eğitim olduğunu her zaman gördüm. O sebeple, bir annenin kafasının rahat olabilmesi için -ister çalışıyor ister ev hanımı, hiç fark etmez- çocuğu okula gittiğinde kendini güvende hissetmesi, çocuğunu güvende hissetmesi, bilmesi fevkalade önemli bir konu.
Ben hiç kaçınmadan söyleyeceğim; İstanbul'da Başakşehir'de ve maalesef Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulunda 8 çocuğumuz bir kız öğrenci tarafından, başka bir okuldan gelen -bu daha da vahimleştiriyor tabloyu- bir kız öğrenci tarafından saldırıya uğradı, hem de bıçaklı saldırıya uğradı.
Şimdi, burada bunun neden olduğunu anlamak, öğrenmek hepimizin vazifesi. Meclis olarak geçen yasama yılında, kapanmadan daha evvel burada araştırma komisyonu kurduk Maraş'ta, Urfa'da yaşanan hadiseler üzerine, elim hadise üzerine ve hep beraber çok da tartışarak önemli bir yeni mevzuat inşa ettik çocukların suç işlemesi hâlinde ne yapmamız, nasıl yapmamız gerektiği üzerine fakat -hukukçu arkadaşlarım çok daha iyi bileceklerdir- şunu görmemiz lazım: Hiçbir toplumsal problem sadece cezai yaptırımlarla, sadece hukuki yaptırımlarla çözülemez. Tüm bu olan şeyler bize gösteriyor ki toplumsal olarak fevkalade bir problemimiz var; çocuklarımız şiddete eğilimli. Bunun nedenleri, sebepleri ve ne yapmamız gerektiği bence Türkiye Büyük Millet Meclisinin asli vazifesi, asli sorumluluğu, hepimizin sorumluluğu.
O sebeple, burada... İşte, fail orada, hayatını kaybeden çocuğumuz zaten tertemiz bir çocuk, Allah gani gani rahmet eylesin, annesi babası çok üzgün, burada hepimiz çok üzgünüz ama burada olması gereken şey "Neden toplumumuzda böyle bir yara var? Neden okullarda bunlar oluyor?" Bunun cevabını beraber bulmamız lazım. Şimdi bunu alıyorum, kenara koyuyorum.
Ben prensip olarak bana yöneltilen soruları önemsiyorum, bunlara cevap vermek istiyorum fakat tabii soru yöneltilirken de hiçbir ithamın da ne ben ne de arkadaşlarım parçası olamaz çünkü biz milletvekilleri olarak hukuktan yanayız. Mersin'de bir kadının, bir hanımefendinin sabah çok erken bir saatte hangi saikle olursa olsun kendi evinde, kendini en rahat hissettiği yerde kendi kapısı çalınıyor ve onun izni alınmadan görüntüsü çekiliyorsa -yayınlanmasa bile yani- ve bir de yayınlanıyorsa bu bir suçtur. Bunu takip etmek bizim vazifemizdir. Bu konuyla ilgili olarak, ben biraz evvel Adalet Bakanlığıyla yaptığım görüşmede şunu öğrendim ve paylaşmak istiyorum, sizlerle ve kamuoyuyla paylaşmak istiyorum: Birincisi, İçişleri Bakanlığı bu görüntüleri çeken kolluk güçleriyle alakalı soruşturma başlattı. Bu soruşturma neticesinde görüntüyü çeken ve paylaşanlar muhakkak bir yaptırımla karşı karşıya kalacaktır. Ayrıca, Adalet Bakanlığımız da bu olaydan hemen sonra bir genelge yayımlayarak ailenin, kadının bu anlamda, bu soruşturma süreçlerinde, kolluğun müdahil olduğu süreçlerde nasıl bir aşamayla bu süreçleri götüreceğine dair yeni de bir genelge yayımladı. Bu genelgeyi de Sayın Ekmen'e gönderdim, diğer arkadaşlarımıza da gönderebilirim. Ama burada önemli olan uygulamadır yani genelgeyi tek başına yayımlamak yetmez, 2 şeyi muhakkak yapmamız lazım. Bir, bu genelgeye bundan sonra uyulacak mı? İkincisi de Mersin'de bunu yapan kolluk kimdir, kim kamuoyuyla paylaşmıştır ve bundan sonra da hangi cezayı almıştır? Bu konuyla ilgili ben de arkadaşlarım da gerekli takibi yapacağız. Bunu ifade etmek istiyorum.
Şimdi, pek çok isimlendirme var: "Fonzi" deniliyor, "fon krizi" deniliyor, ben "fon meselesi" olarak tanımlıyorum. Bu konu, bence uzun zamandır Türkiye'de gördüğümüz en önemli meselelerden bir tanesidir, siyaseten de böyledir, hukuken de böyledir. O yüzden bu konuyu her birimizin ve elbette ki Türkiye Büyük Millet Meclisinin ciddiyetle takip etmesi gerekiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Şimdi, çok net ifade etmek istiyorum. Burada tertemiz, hayatı kendi içerisinde tutarlı bir pek çok millet... Bütün milletvekillerimiz böyle, pek çok demek de olayı yanlış anlaşılmaya sebebiyet verir. Çok sarih bir şekilde, buradan, Türkiye Büyük Millet Meclisinden AK PARTİ Grubu adına Grup Başkan Vekili olarak şunu ifade etmek istiyorum: Bu konuda kim yanlış yaptıysa, kim hukuku ihlal ettiyse, kim vatandaşlarımızın parasını istismar ettiyse, gasbettiyse siyasi görüşüne, sosyal çevresine, makamına, kimin yakını olduğuna bakılmaksızın hukuk önünde muhakkak hesap verilmelidir, muhakkak.
BAŞKAN - Bravo!
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Bu insanlar muhakkak surette soruşturmaya tabi tutulmalıdır ve muhakkak ifadeye çağırılmalıdır her birisi.
Bu konuyla ilgili olarak da şunu belirtmek istiyorum: Biz istiyoruz ki yarın Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız... Genel görüşme de yapabiliriz tercihimiz budur.
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - İç Tüzük 59'a göre Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız Genel Kurula gelecek ve bizlere bilgi verecekler. Bu bilginin en önemli kısmı, malumunuz, bir koordinasyon kurulu oluşturuldu yani Fon İzleme Koordinasyon Kurulu ve aynı zamanda tabii ki yargısal süreçler devam ediyor ve Sayın Cumhurbaşkanımız da Devlet Denetleme Kurulunu göreve davet etti. Burada iki önemli aşama var: Bunlardan bir tanesi mevcut problemin çözümüyle ilgili yöntemler. Ne yapacağız? Kamuoyuna da ifade edildi, tam sayı değil ama yaklaşık bir sayı olarak 300 bin civarında vatandaşımızın bu konudaki mağduriyeti 1 milyon TL'nin altında. Bir an evvel onların mağduriyetinin giderilmesi hedefleniyor. Burada altını çizmemiz gereken şey, bu ödemeler yapılırken bütçeye asla yük gelmemeli, bu ödemeler bütçeden yapılmamalı, kimse bu parayı çalanlar, bu onlardan tahsil edilmeli...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Bravo Özlem Hanım, vallahi...
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Tamamlayayım Sayın Başkanım, rica edeceğim.
Bu parayı çalan insanlardan -ister Türkiye'de ister yurt dışına kaçırmış olsun, devletimiz güçlüdür, artık dünyada bu mekanizmalar son derece güçlü- tahsil ederek -ve elbette bu fonlar da sadece böyle içi boş değil aynı zamanda hâlâ değeri olan senetler, değerler de var, bunlardan da istifade ederek- bir an evvel insanlarımızın mağduriyetinin, özellikle küçük yatırımcının mağduriyetinin giderilmesi gerekiyor.
Bir diğer önemli nokta da "Bu nasıl olmuş?" meselesi çok önemli. Biz babaannemle bazen böyle cenaze evine giderdik, babaannem derdi "Ölmüş ama söyleyelim bakalım nasıl ölmüş?" Olmuş ama nasıl olmuş, kim görevini yapmamış, kim görevini ihmal etmiş, Türkiye'ye, AK PARTİ'ye, bizim insanımıza, bu ülkenin tertemiz insanlarına bu yükü kim getirmiş, kim neyi, nerede yapmamış? Bunu öğrenecek olan da Devlet Denetleme Kuruludur. Ve nihayetinde bu konuyla ilgili yanlış yapan, ister kasten ister ihmalle kim yanlış yapmışsa bu hukuk önünde hesap muhakkak vermelidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Son cümlem.
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Bu anlamda bizler hiçbirimiz siyaseten bunun bedelini asla ödemek istemiyoruz. Hukuk önünde yapılması gerekenin ne olduğunun da biz hepimiz sonuna kadar takipçisi olacağız Türkiye Büyük Millet Meclisi ve AK PARTİ Grubu olarak. Bizim insanımız kıymetlidir, insanımızın bugüne kadar biriktirmiş olduğu az çok kendince o önemli olan varlıkları bizim için kıymetlidir. Hiç kimsenin de bunu suistimal etmesine müsaade etmeyeceğiz.
Teşekkür ederim.