| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 126 |
| Tarih: | 22.09.2026 |
SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - Teşekkür ediyorum Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yeni yasama yılının ben de ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Ancak bu dileğin karşılık bulabilmesi için önce bu Meclisin gündemi ile milletin gündeminin de buluşması gerekiyor. Evet, biz bu salonda çalışmalara ara verdik ama hayat pahalılığı sokakta ara vermedi; okullardaki şiddet, kadınların can korkusu, emeklinin geçim derdi devam etti. Şimdi bu sıralara döndük, millet bizden bıraktığımız sorunlara hangi çözümle döndüğümüzü duymak istiyor artık. Anneler hâlâ her sabah çocuğunun beslenme çantasına ne koyacağını düşünüyor? Baba hangi faturayı erteleyeceğini düşünüyor? Emekli, pazarda neyi alıp neyi almayacağına karar veriyor ve çoğunu geride bırakıyor. Genç, diplomasına bakıp soruyor: "Acaba ben bu ülkede nasıl bir gelecek kuracağım?" Tabii, bu sorulara verilecek cevap artık bir sabır çağrısı değil, somut bir çözüm olmak zorunda. Millet artık "Ne alabilirim değil, neyden vazgeçmem gerekiyor?" diye soruyor kendine. Sofrasından vazgeçiyor, ihtiyaçlarından vazgeçiyor, hayallerinden vazgeçiyor; çalışıyor ama geçinemiyor, üretiyor ama kazanamıyor, borç ödüyor ama borçtan kurtulamıyor. Şimdi, iktidara soruyoruz: Yıllarca çalışan insanın bugün en temel ihtiyaçlarından vazgeçmesini hangi başarının içine sığdırıyorsunuz? Yani değerli milletvekilleri, tabii, emeklileri konuşurken emekli polis memuru Ali Şekeroğlu'nu da buradan anmamız gerekiyor muhakkak. Ankara'da emeklilerin hak taleplerini dile getirdiği eylem sırasında yaşamına son veren Ali amcaya Allah'tan rahmet, ailesine ve yakınlarına da başsağlığı diliyorum. Ali Şekeroğlu'nun yaşadığı bütün sıkıntıları biliyoruz diyemeyiz. Kaybın acısı önünde hepimizin muhakkak durup düşünmesi gerekiyor. Bu ülkede emekliler sesini duyurabilmek için daha ne yapmak zorundalar gerçekten Allah aşkına yani? Devlet vatandaşın yalnızca iyi gününde değil, en zor gününde de yanında olmak zorunda. Yıllarca çalışmış, üretmiş, prim ödemiş insanların emeklilikte insanca yaşayabilmesi bir lütuf değil, hak. Emeklinin torununa bir hediye alması bir lüks değil, sağlıklı beslenmesi lüks değil, kirasını, elektriğini, doğal gazını ödeyebilmesi lüks değil yani emekliler hakkını istiyor, işçi alın terinin karşılığını istiyor, çiftçi ürününün değerini istiyor, genç ise kendi ülkesinde geleceğini kurmak istiyor. Bunların karşılığını da bütçede, yasada ve uygulamada görmek istiyorlar.
Değerli milletvekilleri, tabii, geçim kadar güven de önemli -az önce grup başkan vekillerimiz de söyledi- vatandaş devletin denetimine güvenerek birikimini bir fona yatırıyor, sonra kendi parasına ulaşamıyorsa bu kürsüden sorulması gereken birçok soru var aslında. Bu insanların parası nerede? Kimler denetlemedi, kimler görevini yerine getirmedi, kimler sorumlu? Makamı, mevkisi, serveti ve siyasi bağlantısı ne olursa olsun, milletin parasına el uzatan kimse bundan hesap sorulmak zorunda ve bu hesabı da öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi sormalı çünkü o paranın her kuruşunda bir insanın emeği, alın teri ve geleceği var. O yüzden, Meclis araştırma komisyonunu kurmak zorundayız. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak da bunun peşini bırakmayacağız ta ki komisyon kurulasıya kadar. Devletin denetim görevi tam da budur işte. Birikiminizi emanet ederken de madene inerken de çocuğumuzu okula gönderirken de kurumların görevini yaptığını düşünüyor ve güvenmek istiyoruz. O görev aksadığında da bedelini işte vatandaş ödüyor. Peki, bu görevini yapmayanlardan kim hesap soracak? Az önce de söyledim, öncelikle bu Meclisin görevi. Soma'da ve Zonguldak'ta da kaybettiğimiz madencilerimizin ardından da bu soruları sormak zorundayız. Onlara da Allah'tan rahmet diliyorum, ailelerine başsağlığı ve sabır diliyorum.
Bir işçi sabah ekmek parası için evinden çıkıyorsa akşam çocuğuna sağ salim dönmesini sağlamak devletin görevi. İnsan hayatından tasarruf olmaz. Denetimler kâğıt üzerinde kalmamalı. Bir facianın ardından yalnızca başsağlığı dilemek yetmez. Özellikle şunu sormak zorundayız: Bir daha yaşanmaması için ne yapıyor bu devlet? Ne yapıyoruz?
Değerli milletvekilleri, tabii, hepimiz bu sabah başka birçok haber aldık. En sarsıcı olanlarından biri, İstanbul Başakşehir'de ortaokulda yaşanan bıçaklı saldırıydı. 8 çocuğumuz yaralı ve az önce öğrendik ki 1 çocuğumuz hayatını kaybetmiş. Şimdi, gerçekten bir anne olarak da ne diyeyim bilemiyorum yani yüreğim de sızlıyor. Ailenin neler yaşadığını tahmin bile edemiyoruz. Bundan sonrasında da neler yaşayacak bilmiyorum ama yani sabah bir anne, bir baba çocuğunu okula gönderiyor; dersine girsin, arkadaşlarıyla birlikte eğitim alsın, bir gelecek kursun diye, sonra okuldan böyle bir haber geliyor. Bu olayın ayrıntılarını elbette soruşturacağız ama yani başka sorular sormamız, başka bir şey yapmamız gerekiyor artık. Ya, bu çocuklarımıza ne oluyor? Ya, okullarda bu şiddet neden bu kadar arttı ve neden bu kadar görünür hâle geldi? Ya, bir çocuk çantasında kitap yerine neden bıçak taşıyor? Bunların muhakkak üstüne gitmemiz gerekiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - Teşekkür ederim Başkanım.
Yani bir de düşünün, Ankara'da bir şirket kalkmış, kurşungeçirmez sırt çantası reklamı falan yapıyor, video çekiyor. Ya, biz çocukların çantası ağır olmasın diye kıyamıyoruz anneler babalar olarak. Bir taraftan da kurşungeçirmez çantaları konuşuyoruz yani gerçekten, bu okullarda yaşanan şiddetle ilgili akıl tutulması yaşıyoruz. Yani çocukları uyuşturucudan koruyamıyoruz, çetelerden koruyamıyoruz, şiddetten koruyamıyoruz, akran zorbalığından koruyamıyoruz. Sadece güvenlik görevlisi koyarak falan böyle küçük çözümlerle de bunları çözemeyeceğimiz anlaşılıyor. O yüzden, bunun sebeplerini muhakkak araştırmak ve bunlara çözüm üretmek zorundayız; bu da devletin görevidir.
Aslında ülkede çok sorun var yani futbolcu, hakem camiasında bir sürü sorun yaşanıyor. Nereden baksak yani gazetecilerin çalıştırılamadığı, basın özgürlüğünün engellendiği, o kadar çok konu var ki ve biz bu sabah yine tabii başka bir üzücü olayla uyandık. Bu sabah Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımız, aynı zamanda Belediyeler Birliği Başkanımız Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanımız, Mezitli Belediye Başkanımız ve Eyüpsultan Belediye Başkanımız tutuklandı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - Şimdi, buradan açıkça söylüyorum: Yani biz "Kimse yargılanmasın." demiyoruz, "Hiç kimse bundan yargılanmaktan, sorgulanmaktan muaf tutulsun." demiyoruz. Bir iddia varsa soruşturulsun, araştırılsın, savunması alınsın, delil varsa mahkeme önünde bu bakılsın, kamu görevi yapan herkes hesap versin ama herkes versin siyasi partisine bakmaksızın. Fakat yani bu tutuklama artık bir ceza yöntemine dönüştü bu ülkede yani tutuklamanın istisna olması gerekiyor yani kaçma şüphesi olmayan, makamı belli, adresi belli, daha önce ifadeye çağrıldığında gitmiş belediye başkanları ve delil karartma şüpheleri de yok yani tutuksuz yargılamak artık hukuk devletinin gereği. O yüzden, kimse için bir ayrıcalık istemiyoruz, eşit hukuk istiyoruz yani bir dosyada adli kontrol veriyorsunuz, bazı dosyalarda ifadeye bile çağırmıyorsunuz ama muhalefetin belediye başkanı olunca da tutuklu yargılama artık neredeyse esas olmuş, bu hâle gelmiş durumda.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - Toparlıyorum Başkanım.
Bugün bir haber daha; o yüzden, Can Atalay meselesinde de aynı ilkeleri savunuyoruz yani seçmen iradesine saygı, Anayasa'ya saygı, Anayasa Mahkemesi kararlarına saygı. Anayasa Mahkemesi kararları demişken de bugün Tayfun Kahraman hakkında da bir karar verildi, Resmî Gazete'de de yayınlandı. Bu karar muhakkak uygulanmalı, artık bu hukuksuzluğa bir son verilmeli ve derhâl yeniden yargılama yapılmalı ve Tayfun Kahraman özgürlüğüne bir an önce kavuşmalı diyorum bir taraftan da.
Az önce de söyledim, konuşacağımız konu çok fazla gerçekten. Bizim istediğimiz Türkiye'de çok açık: Çocuklar okula korkmadan gidebilsin; emekliler insanca yaşasın; işçiler evine sağ salim dönsün akşam; çiftçi emeğinin karşılığını alsın; kadınlar korkmadan sokağa çıkabilsin; gençler geleceğini başka ülkelerde aramak zorunda kalmasın; gazeteciler de soru sormaktan çekinmesinler. Bunu, bu sorunları el birliğiyle bu Meclis çözebilir yeter ki sadece...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın, buyurun.
SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - ...sorunları konuşmayalım, çözüm önerilerimizi de konuşalım ve gerekli yasaları konuşalım, komisyonlarda gerekli düzenlemeleri yapabilelim, muhalefetin, sokağın, vatandaşın sesine kulak verilsin diyorum.
Tekrardan yeni yasama yılını tebrik ediyorum. Umarım hayırlı uğurlu olur ve bir daha bu konuları, bu sorunları konuşmak zorunda kalmayız diyorum bu mikrofonlardan.
Teşekkür ediyorum Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)