GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:126
Tarih:21.09.2026

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, Meclisimizin 28'inci Yasama Dönemi Beşinci Yasama Yılının açılışının hayırlı uğurlu olmasını, bizler için, Türkiye'miz için ve insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyor, bu duygularımla her birinizi muhabbetle selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar) Üstlendiğimiz vazifeleri hakkıyla yerine getirmemizi ve emeklerimizin ülkemizin gelişmesine vesile olmasını Cenab-ı Allah'tan diliyorum.

Sözlerimin hemen başında, Cumhuriyetimizin banisi, Meclisimizin ilk Başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, İstiklal Harbi'mizin kahramanlarını ve kuruluşundan bugüne kadar Parlamentomuzda görev yapmış olan tüm vekilleri saygıyla yâd ediyorum. Ayrıca, vatan uğruna, milleti uğruna, bayrak uğruna şehit olan tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi de şükranla anıyorum.

Devletimizin kuruluşunu gerçekleştiren Birinci Meclisin farklı kanaatleri bağımsızlık ve istiklal mücadelesinde birleştiren ve bütünleştiren unutulmaz tecrübesi bize yol göstermeye devam edecektir. Milletin mukadderatına dair kararları birlikte alabilmek siyasal olgunluk ister, fikirlerimizi açıkça savunurken ortak geleceğimizin mesuliyetini de hep birlikte taşıyacağız. Ülkemizin hayrına geliştireceğimiz uzlaşmalar hiç şüphesiz aramızdaki farklılıklardan çok daha uzun ömürlü, çok daha kalıcıdır.

Değerli arkadaşlarım, geçtiğimiz çalışma döneminde milletimizin geleceği adına mühim bir eşiği hep birlikte aştık. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmaları sırasında her görüşten farklı kanaati fevkalade demokratik bir olgunluk içinde bir araya getirdik. Komisyon raporunun ittifaka yakın bir mutabakatla kabulü önümüzde tarihî bir kapıyı araladı, ardından 10 Ağustos tarihinde Mecliste Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un 467 gibi rekor bir oyla kabul edilmesiyle de o kapı sonuna kadar açıldı; hayırlı uğurlu olsun. (AK PARTİ, MHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar) Bu kapı hiç şüphesiz birliğin, beraberliğin, kardeşliğin, esenliğin ve barışın kapısıdır; bu yoldaki bütün engelleri tek tek aşarak yolumuza devam edeceğiz. Parlamento tarihimizde ender görülen, büyük bir mutabakatı sağlayan siyasi partilere ve milletvekillerimize bir kez daha teşekkürü bir borç biliyorum. Kendi seçmenlerine bu yasayı anlatmak için çaba gösterdiler ve siyasi sorumluluk üstlendiler. Yasama organının önemini küçümseyen kanaatlere çıkardığımız kanunla cevap verdiler. Şimdi kabul edilen düzenlemenin dikkatle uygulaması aşamasına geçilmiştir. Silahlı örgütün fesih ve silahlarını bırakması, bildiğiniz gibi, yetkili kurumların teyidine tabidir. Kanunda öngörülen şartların tamamlanması, izlenecek yolun hukuki sigortasıdır. Devletin ilgili birimleri kendi görevlerini yerine getirirken Parlamentomuzda millet adına sürecin takibini devam ettirecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulacak izleme komisyonunda siyasi partilerin temsiliyle müşterek sorumluluğu hep beraber devam ettireceğiz.

Geldiğimiz safhada Meclisimize 3 sorumluluk düşmektedir: İlki kanunun tatbikini kuracağımız izleme komisyonu marifetiyle takip etmektedir. İkincisi, terör örgütünün fesih ve silahsızlanmasına ilişkin güvenlik kurumlarının yapacağı tespitleri, yürütmenin dosya bazında kararlarını hukuk ölçüsü içerisinde izlemektir. Üçüncüsü ise ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemeler olduğu takdirde bu konuları mutabakatla ele almak için gayret etmektir. Terörsüz Türkiye'ye ulaşmak için atılan bu kanuni adımlar hiç şüphesiz ki terörsüz bölge hedefinin de ana taşlarını oluşturacaktır. Bir asır evvel dağılın coğrafyamızın halkları arasında yeniden güven kurulmasına öncülük edeceğimiz bir dönemin başındayız. Komşularımızın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı içinde, bölgesel güvenliği ve huzuru artıracak ilişkileri geliştireceğiz. Bu süreci coğrafyamızın sulh içinde toparlanmasının başlıca adımlarından birisi olarak görüyorum. Aynı vatanın, aynı medeniyetin ve aynı değerlerin evlatları arasındaki bağı kuvvetlendireceğiz. Bölgemizdeki her insanın kültürünü ve inancını yaşaması, müşterek aidiyetimizi zenginleştirecektir; eşit muamele gören, hakkından emin olan herkesin ülkesine olan güveni ve bağlılığı da artacaktır. Biz de devletimizin temel niteliklerini koruyarak toplumsal bütünleşmeyi güçlendirecek imkânları artıracağız; önümüzdeki merhale, sözümüz ile davranışlarımızın birbirini tamamlaması gereken bir süreçtir. Bundan sonra herkes ayrılıkçı söylemlerden de, ayrımcı üsluplardan da titizlikle uzak durmalıdır. Geçmişin acılarını yeni husumetlere taşıyan bir dil yerine, evlatlarımızın birlikte yaşayacağı yarınları düşünerek konuşmalı ve hareket etmeliyiz. Süreci akamete uğratmak isteyenlerin tahriklerine karşı sağduyumuzu koruyacağız, milletimizin ümidini hedef alan aceleci hükümlerden ısrarla ve dikkatle kaçınacağız, silahın bütünüyle devreden çıktığı ve siyasetin meseleleri serbestçe konuşabildiği zemine emin adımlarla ilerleyeceğiz.

Değerli milletvekilleri, cumhuriyetimizin 2'nci asrında milletimizin önünü açacak reform iradesini de canlı tutmalıyız. Milletin emeğini ve geleceğe ait ümidini boşa çıkaran engelleri kaldırmak vazifemizdir. Değişen ihtiyaçlara cevap vermeyen hükümleri alışkanlık uğruna korumayı sürdüremeyiz. Yasama organı olarak vazifemiz, vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerini genişletmek, toplumsal yapımızı güçlendirmek ve sosyal refahı yaygınlaştırmaktır. Bu çerçevede, hiç şüphesiz yeni Anayasa en önemli adımların başında gelmektedir. Yeni Anayasa çağrımızı bir kere daha toplumu güçlendirme perspektifiyle ve öncelikle tekrarlıyorum. Darbe döneminin izleri artık tamamen geride kalmalıdır. Darbe döneminin izlerini taşıyan anayasal çerçeveyi milletin katılımıyla yenilemek mecburiyetindeyiz. Türkiye'nin yüz elli yıllık anayasacılık birikimini özgürlükçü bir metin üzerinde uzlaşarak taçlandırabiliriz. Yeni, çağdaş, demokratik, sivil ve katılımcı bir Anayasa ihtiyacı hepimiz için, milletimiz için ertelenemez bir sorumluluktur. Cumhuriyetimizin temel nitelikleri ve Anayasa’nın ilk 4 maddesi etrafında gereksiz tartışmalar üretmeden, ortaklaşabileceğimiz alanlarda çalışmalarımızı yoğunlaştırmalıyız. Ayrıca, İç Tüzük çalışmalarını Parlamentomuzun etkinliğini artıracak bir anlayışla ele almak durumundayız. Milletvekillerimizin bilgi ve tecrübesi mutlaka kanun yapımına daha fazla yansıtılmalıdır. Parlamenterlerin söz hakkını koruyan, tekliflerini yeterince tartışmaya açan bir İç Tüzük yapılmalıdır. Yoğun mesaiyi nitelikli bir neticeye dönüştürecek usuller üzerinde uzlaşmak şüphesiz sorumluluğumuzdur. Öte yandan, Siyasi Partiler Kanunu ile seçim mevzuatının yenilenmesi de aynı anlayışla ele alınmalıdır. Parti içi katılımı artıracak ve seçmen ile temsilci arasındaki bağı kuvvetlendirecek daha demokratik teklifler müzakere edilmelidir. Çoğulculuğu geliştirecek düzenlemelerde geniş bir konsensüsün sağlanabileceğine inanıyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, siyasete duyulan güveni artırmak siyasetçinin hesap verme sorumluluğunu kuvvetlendirmeyi gerektirir. Milletin emanetine riayet konusunda göstereceğimiz açıklık demokratik sistemin itibarını yükseltecektir. Demokrasinin derinleşmesiyle aş ve ekmek arasındaki bağı daha açık konuşmalıyız. Şeffaflığın arttığı ve kuralların eşit uygulandığı yerde dürüst çalışanlar da değer kazanacaktır. Çetelere, kamu kaynaklarına el uzanan yapılara ve haksız kazanç düzeneklerine karşı mücadele kuvvetlenir. Bu sayede kurumların hesap verebilirliği hiç şüphesiz ki ekonomide de güveni artıracaktır. Piyasanın demokratikleşmesi ise adil bölüşüm ve fırsatlara eşit erişim üzerinden ele alınmalıdır. Tasarruflarını değerlendirmek isteyen vatandaşların yaşadığı kaygıları son günlerde dikkatle takip ediyoruz. Usulsüzlük ve haksız kazanç iddiaları tüm yönleriyle sonuna kadar araştırılmalı, kime kadar gidiyorsa mutlaka hesap sorulmalıdır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yargının bağımsız incelemesi sürerken ilgili kurumlar ekonomik güveni koruyacak tedbirleri titizlikle uygulamalıdır. Sorumluluğu belirlenenlerin hukuk önünde hesap vermesi yatırımcının korunması ve yatırımların sürmesi açısından gereklidir. Parlamento olarak denetim kudretimiz yasa dışı işlemlerin üzerine gidilmesine hizmet edecektir. Milletin malına, emeğine ve geleceğine sahip çıkmak denetim vazifesinin bir gereğidir.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, dünya üzerinde gerilimler, çatışma ve savaşların arttığı, büyük güç merkezlerinin özellikle bizim içinde bulunduğumuz coğrafyada karşı karşıya geldiği çok zor bir dönemden geçiyoruz. Bir yandan dünyada çok merkezliliğe doğru geçilirken ve bunun sancıları yaşanırken öbür tarafta küresel sistem tüm kurumları, kuralları ve terminolojisiyle çöküyor. Önümüzdeki dönemde bölgesel ve küresel sınamaların ağırlaşacağı, çok çeşitli bölgelerde çatışmaların süreceği aşikârdır, Türkiye, artan imkânlarını ve diplomatik tecrübesini çatışmaların önlenmesi yönünde kullanmaya devam edecektir. Ülkemizin gücü arttıkça sözümüzün de tesirinin artacağı muhakkaktır. Farklı taraflarla konuşabilmemiz ve iletişim kanallarını açık tutabilmemiz gerilimi azaltacak girişimlere öncülük etmemizi sağlamaktadır. Türkiye'nin büyümesini ve gelişmesini engellemek isteyenlere müdahale alanını daraltacak kudrete sahibiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın vurguladığı gibi, iç kalenin tahkimi vatandaşlarımızın birbirine ve kurumlara güveninin artmasına vesile olacaktır. Halkın katılımına açık yasama faaliyetleri toplumsal dayanışmayı güçlendirecektir. Terörsüz Türkiye yolunda attığımız adımlar dışarıdan beslenen ayrışma hesaplarını şüphesiz ortadan kaldıracaktır. Bölgesel ve küresel barışı ararken, şüphesiz, millî savunmamızı da ihmal etmeyeceğiz. "Hazır ol cenge eğer istersen sulhusalah." sözü yaşadığımız coğrafyada taşıdığımız mesuliyeti hepimize hatırlatmaktadır. Caydırıcı gücümüzü geliştirirken parlamenter diplomasi imkânlarını da kullanmaya sonuna kadar devam edeceğiz. Bu çerçevede, Gazze'de başlayarak çevre ülkelere yayılan İsrail saldırganlığı ve yayılmacılığı bölge halklarının geleceğini tehlikeye atmaktadır. Filistinlilerin topraklarından koparılmasına ve açlığa mahkûm edilmesine karşı sözümüzü yükseltmeye devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Uluslararası hukukun ayrımcı politikasına itirazımızı sürdüreceğiz. İnsanlığa karşı işlenen suçların sorumlularından uluslararası yargı mercilerinde hesap sorulması yönündeki çabaları sürdüreceğiz. 1967 sınırları temelinde, başkenti Kudüs olan bağımsız Filistin devletinin kurulmasını sağlayacak iki devletli çözümü sonuna kadar, ne pahasına olursa olsun destekleyeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu çerçevede, dünya parlamentoları arasında Filistin davasına en güçlü desteği veren bir parlamentonun üyesi olmaktan duyduğum memnuniyeti bir kez daha ifade etmek istiyorum. 7 Ekim olaylarından bu yana 28'inci Dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisinde, Filistin'le ilgili yaşanan insanlık dışı suçlara ve İsrail'in saldırganlığına karşı 9 kez Başkanlık tezkeresi ya da Meclisteki partilerin ortak kararlarıyla karar alınmış ve bu kararlar ittifakla alınmıştır. Bundan dolayı, siyasi parti gruplarımıza ve bütün milletvekili arkadaşlarımıza Filistin davasına verdikleri bu büyük destek dolayısıyla ve Filistin halkıyla sergiledikleri açık dayanışma dolayısıyla bir kez daha tebriklerimi, şükranlarımı ifade ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bizim halkımızın nasıl Filistin davasını benimsediğini dün akşam Konya'da oynanan Filistin Millî Takımı ile Konyaspor arasındaki maç sırasında gördük. Konya, Kudüs'ün kardeşidir, bu çerçevede, Konya'daki bu maçın sadece bir futbol şöleni olmanın ötesinde Türk halkının Filistin davasına verdiği sınırsız desteğin de açık bir meşalesi olması anlamlıydı. Hele hele maçın seksen dokuzuncu dakikasının elli dokuzuncu saniyesinde scoreboarda yazılan "Filistin özgür olana kadar maçı tehir ediyoruz." sözü insanların, insanlığın belleğine kazınmış unutulmayacak biz hatıradır. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar) Biz de buradan diyoruz ki: Filistin özgür olana kadar Filistin davasını takip etmeye Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak asla vazgeçmeyeceğiz, asla bırakmayacağız. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar) Sayın Cumhurbaşkanımızın neredeyse bütün uluslararası platformlarda dile getirdiği küresel adalet çağrısına parlamenter diplomasi kanalıyla katkı vermeye devam edeceğiz. Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini ve uluslararası statüsünü savunmayı sürdüreceğiz. Haksız tecridin sona ermesi için bütün parlamentolar nezdinde sürdürdüğümüz çalışmaları yoğunlaştırarak devam ettireceğiz. Türk dünyasıyla geliştirdiğimiz ilişkileri ortak çalışma imkânlarıyla ilerleteceğiz, komşularımızın istikrarını destekleyen tutumumuz bölgesel barışa yönelik irademizin bir yansıması olarak devam edecektir.

Değerli arkadaşlarım, bu yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak çok sayıda toplantıya ev sahipliği yaptık ancak bunlardan 2 tanesinin altını çizmek isterim: Bunlardan birisi, NATO Meclis Başkanları Toplantısı Zirvesi İstanbul'da gerçekleştirildi.

İkincisi ise dünya parlamentolarının üst birliği olan Parlamentolar Arası Birliğin 152'nci Genel Kurulu otuz yıl aradan sonra İstanbul'da gerçekleştirildi. Bütün bu toplantılarda Türkiye'nin tezlerini bütün dünyanın parlamenterlerine ve parlamento başkanlarına, farklı ülkelerden gelen temsilcilerle paylaşmak, doğrudan temas ve iş birliği imkânları bulmak ve geliştirmek fırsatını yakaladık. Türkiye Büyük Millet Meclisinin gerçekleştirdiği tüm parlamenter diplomasi faaliyetlerinde küresel sistemin adil biçimde işlemesi için tekliflerimizi, fikirlerimizi her düzeyde muhataplarımızla paylaşıyoruz. Bu sayede insanlık cephesinin yanında olduğumuzu tüm dünyaya ilan etmeyi sürdürüyoruz.

Sayın milletvekilleri, dünyanın en yoğun çalışan parlamentoları arasında yer aldığımızı bir kere daha hatırlatmak isterim. Genel Kurulda ve komisyonlarda gösterdiğiniz disiplinli, dikkatli ve yoğun mesai için bir kez daha hepinize şükranlarımızı sunuyorum. Emeğinizin hakkını vermek çalışma düzenimizin verimliliğini artıracak adımları hep birlikte atmayı gerektiriyor. Fedakârca yürütülen faaliyetlerin bir kaç tartışmanın gölgesinde kalmasına asla müsaade etmemeliyiz. Fikirlerimizi kararlılıkla savunalım tamam fakat karşı görüşü de dikkatle dinlemeyi başarabilelim. Nezaketi korumak siyasi iddialarımızın da itibarını yükseltir. Söz hakkına riayet ederken incitici ifadelerin ve kavga görüntülerinin sözümüzün ağırlığını zedelemesine lütfen fırsat vermeyelim. Milletin oylarının yüzde 95'inin temsil edildiği bu Parlamento böylesine büyük bir temsil gücüne sahipken geniş bir toplumsal dayanak ve tüm meseleleri konuşmak imkânına da sahip olduğunu unutmayalım. Millî menfaatler etrafında müşterek hareket edebildiğimizi Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarında net bir şekilde ortaya koyduk. Hele yasanın 467 gibi görülmemiş bir mutabakatla kabul edilmesi bundan sonra ortak meselelerde ortak fikirleri geliştirebileceğimizin de en somut ispatıdır. Terörün sonlandırılması gibi belki de cumhuriyet tarihimizin en zorlu konusunu siyasi liderlerin desteği ve büyük bir kararlılıkla Meclisimiz çözüme kavuşturmuştur. Şimdi yeni anayasa, Meclis İçtüzüğü, Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Yasası çalışmalarında da benzer bir mutabakatla netice alınabileceğine yürekten inanıyorum. Bu çalışmaların gerçekleştirilmesi için önümüzde yeterli bir süre vardır, yeter ki aynı iradeyi, kararlılığı ve iyi niyeti gösterelim. Bu yasama yılında yapacağımız çalışmalarla ülkemizin önünü açmayı devam ettirelim. Başta terörsüz Türkiye olmak üzere tüm alanlarda Rabb'im bize başarıyla sonuç almayı nasip etsin. Böylece Meclisimizin sadece güncel siyasi gündemi takip etmenin ötesinde gelecek nesillere tüm bu demokratik gelişmeleri, huzuru ve refahı miras bırakmasına şahit olalım.

Son olarak yeni yasama yılının bereketli geçmesini, huzurlu geçmesini temenni ediyorum.

Aziz milletimizi ve Gazi Meclisimizin kıymetli üyelerini saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)