GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:125
Tarih:10.08.2026

AK PARTİ GRUBU ADINA FERHAT NASIROĞLU (Batman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gazi Meclisin çatısı altında milletimizin kaderini ilgilendiren tarihî bir düzenlemeyi görüşmek üzere söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri takip eden aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi ülkemizin huzurunu, güvenliğini ve toplumsal bütünleşmesini daha güçlü temeller üzerinde inşa etmeyi amaçlayan önemli bir hukuki düzenlemedir. Bugün Türkiye'nin yarım asırlık bir meselesini yeni bir iradeyle, yeni bir hukuk anlayışıyla ve yeni bir gelecek tasavvuruyla ele alıyoruz. Bugün burada çocuklarımızın geleceğine, ülkemizin enerjisine ve milletimizin ortak kaderine dair tarihî bir karar veriyoruz çünkü biz bu topraklarda çok ağır bedeller ödedik, şehitler verdik, annelerimizin gözyaşına, evlatlarını bekleyen babaların sessizliğine şahit olduk. Şehirlerimizin, köylerimizin ve ilçelerimizin yıllarca güvenlik sorunlarının gölgesinde yaşadığı dönemleri geçtik. Esnafımız kepenk kapattı, çiftçimiz toprağına huzur içinde ulaşmakta zorlandı. Gençlerimiz başka şehirlerde, başka ülkelerde gelecek aradı. Sermaye başka yerlere yöneldi, kalkınma projelerimiz yavaşladı. Bu uzun mücadelenin ülkemize ekonomik maliyeti yaklaşık 23 trilyon dolar seviyesine ulaşmıştır. Bu rakamı yalnızca ekonomik bir büyüklük olarak görmeyelim, bu rakamın içinde yapılacak okullar vardı, hastaneler vardı, yollar vardı, fabrikalar vardı, üniversiteleri vardı, gençlerimizin istihdamı, çiftçimizin alın teri, esnafımızın bereketi, ailelerimizin refahı vardı. Şimdi önümüzde tarihî bir imkân bulunuyor: Geçmişin ağır maliyetlerini Türkiye'nin büyük geleceğine dönüştürmek. İşte, bugün attığımız adımın en güçlü anlamlarından biri budur.

Değerli milletvekilleri, AK PARTİ iktidarı Türkiye'nin bu meselesine hiçbir zaman tek bir pencereden bakmadı. Bir yandan ülkemizin güvenliğini güçlendirirken diğer yandan demokrasimizi geliştiren, vatandaşımızın devletle arasındaki mesafesini azaltan ve insanımızın kendisini daha güçlü ifade edebildiği bir Türkiye inşa ettik. Kürt vatandaşlarımızın kültürel ve demokratik taleplerinin önündeki birçok engeli kaldırdık, ana dil konusunda önemli adımlar attık, TRT Kurdî yayın hayatına başladı, üniversitelerde Kürt dili ve edebiyatı bölümleri açıldı, Kürtçe üzerinde birçok yasak ve sınırlama kaldırıldı. 2002 yılında iktidara geldikten kısa bir süre sonra, OHAL uygulamasını kaldırdık, bu son derece önemliydi. Köy isimlerinden kültürel haklara, demokratikleşmeden ekonomik kalkınmaya kadar Türkiye'nin ufkunu genişlettik çünkü biz şuna inanıyoruz: Devlet güçlendikçe vatandaşın devlete güveni artar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Vatandaşın devlete güveni arttıkça kardeşlik güçlenir, kardeşlik güçlendikçe Türkiye büyür.

Bugün geldiğimiz aşamada Türkiye, daha güçlü bir devlet aklıyla yeni bir sayfa açmaktadır ve bu sayfanın adı terörsüz Türkiye'dir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Fakat bu hedefi yalnızca bir güvenlik başlığı olarak okumak büyük resmi eksik bırakır. Bu aynı zamanda bir Türkiye modelidir. Güvenlik ile özgürlüğü, hukuk ile toplumsal bütünleşmeyi, kardeşlik ile kalkınmayı aynı hedefte buluşturan bir Türkiye modeli. Türkiye'nin kendi tarihinden, kendi tecrübesinden ve kendi toplumsal dokusundan doğan bir model. Bu modelde silahların yerini hukuk, korkunun yerini umut, ayrışmanın yerini kardeşlik, göçün yerini dönüş ve kaynak israfının yerini kalkınma alacaktır.

Değerli milletvekilleri, bu tarihî dönüşümün arkasında güçlü bir siyasi irade bulunmaktadır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan yıllardır Türkiye'nin kronik meselelerin üzerine cesaretle yürüyen bir liderlik ortaya koymuştur. Zor zamanlarda geri çekilmemiş, siyasi maliyet hesabıyla milletin geleceğini birbirinden ayırmış ve Türkiye'nin önüne daima büyük hedefler koymuştur. Bugün de aynı dirayetli duruşu görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Gazi Meclisimizin ortak aklı ve milletimizin iradesiyle yeni bir dönemin kapısını aralıyoruz. Biz şehitlerimizin hatırasını ve gazilerimizin fedakârlığını geleceğe taşıyarak güçlü bir Türkiye kuracağız. En büyük vefa aynı acıların çocuklarımıza miras kalmasını engellemektir. Bu kanun teklifinin ruhunda şöyle bir anlayış vardır: Millî dayanışmayı güçlendirmek, toplumsal bütünleşmeyi büyütmek, hukuki zemini sağlamlaştırmak, silahların tamamen devreden çıkmasını sağlamak, toplumun yaralarını sarmak ve Türkiye'nin önündeki yeni dönemin hukuk zeminini oluşturmak.

Değerli milletvekilleri, bu dönüşümün ekonomik anlamı da son derece büyüktür. Güven ortamı güçlendikçe yatırım artacak, üretim genişleyecek, gençlerimiz kendi şehirlerinde gelecek kuracaklardır. Sermaye bölgeye gelecek, yeni fabrikalar kurulacak, organize sanayi bölgeleri büyüyecek. Tarım, hayvancılık, turizm, enerji ve sanayi alanlarında yeni yatırımlar yapılacak. Bu yalnızca bir bölgenin kazanımı olmayacaktır; bu, Türkiye'nin kazanımı olacaktır çünkü Türkiye'nin huzuru bölgemizin huzurudur, Türkiye'nin İstikrarı bölgemizin istikrarıdır. Türkiye'nin güçlenmesi Orta Doğu'dan Kafkasya'ya uzanan geniş coğrafyada barış ve kalkınma için yeni imkânlar oluşturacaktır. Sınırlarımızın güvenliği güçlendikçe ticaret yollarımız genişleyecek, ekonomik ve sosyal bağlarımız kuvvetlenecek, enerji koridorlarımız daha güvenli hâle gelecektir. Türkiye kendi huzurunu güçlendiren bir ülke olmanın ötesinde, bölgesinde barışın, istikrarın, kalkınmanın ve umudun öncüsü olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarih bazen milletlerin önüne büyük kavşaklar çıkarır, bugün Türkiye böyle bir kavşağın eşiğindedir. Bir tarafta geçmişin ağır yükleri, diğer tarafta Türkiye Yüzyılı var; bir tarafta yıllarca tüketilen kaynaklar, diğer tarafta üretime, istihdama ve refaha ayrılacak kaynaklar var. Bir tarafta gençlerin göç ettiği şehirler, diğer tarafta gençlerin memleketlerinde gelecek kurduğu şehirler var. Biz ikinci yolu tercih ediyoruz, biz geleceği tercih ediyoruz, biz kardeşliği tercih ediyoruz, biz güçlü Türkiye'yi tercih ediyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Çünkü bizim en büyük zenginliğimiz yer altındaki kaynaklarımız kadar yer yüzündeki insanlarımızdır. Aynı bayrağın altında, aynı geleceğe yürüyen büyük bir milletiz. Bizim ortak paydamız bin yıllık kardeşliktir, ortak paydamız Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır, ortak paydamız ortak geleceğimizdir; işte, millî dayanışma budur, işte, toplumsal bütünleşme budur.

Değerli milletvekilleri, bugün attığımız adımın anlamı yıllar sonra çok daha iyi anlaşılacaktır. Çocuklarımız bir gün bu döneme baktığında şunu söyleyeceklerdir: "Türkiye ağır acılar yaşadı fakat geleceğe dair cesaretini kaybetmedi. Bir gün silahların yerine hukuku, korkunun yerine umudu, ayrışmanın yerine kardeşliği, kaybedilen kaynakların yerine kalkınmayı başardı."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

FERHAT NASIROĞLU (Devamla) - İşte, biz bugün tarih yazmak için buradayız. 28'inci Yasama Döneminin bir üyesi olarak bu sürecin bir parçası olmaktan büyük onur duyuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, Cumhur İttifakı'nın kararlı iradesiyle, Gazi Meclisimizin ortak aklıyla ve 86 milyon vatandaşımızın duasıyla Türkiye modelini geleceğe taşıyoruz. Bu yürüyüşün sonunda kazanan bir parti olmayacak, kazanan bir bölge olmayacak, kazanan bir kesim olmayacak; kazanan Türkiye olacak, kazanan 86 milyon insanımız olacak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) İnanıyorum ki gelecek nesiller bize şunu söyleyecek: "Siz bize acıların mirasını değil, huzurun mirasını bıraktınız."

Rabb'im, birliğimizi daim, kardeşliğimizi güçlü, milletimizi bahtiyar, Türkiye'mizin yolunu açık eylesin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)