| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 125 |
| Tarih: | 10.08.2026 |
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; ne dediğimi anlamış olsaydınız zaten bu sıkıntıların hiçbiri olmayacaktı ama eminim, biraz sonra ne söylüyorsam anlayacaksınız. Aylarca yasa çalışması yaptınız, aylarca; bu çalışmalar yapılırken Kandil'deki terör baronları biliyordu, İmralı canisi biliyordu -gidip geldiniz- saray biliyordu ama sizler bilmiyordunuz, haberiniz yoktu ve son ana kadar, yasa teklifinin getirildiği ana kadar haberiniz yoktu ve önünüze bir beyaz sayfa verildi sizin, imzaladınız, o beyaz sayfanın üzerinde bu yasa teklifinin ne olduğuna dair hiçbir işaret yoktu. Nihayet yasa teklifi sunulduktan sonra, Parlamentoya geldikten sonra bir kapalı grup toplantısı yaptınız, orada öğrendiniz, hâlâ orada size yasa teklifi elinize verilmedi.
FARUK KILIÇ (Mardin) - Yalan...
TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - Verilmedi.
Orada söylendi, söylendiği zaman da içinizden bazıları çıktı, dedi ki: "Eyvah! Şimdi, biz ne yaparız? Bölgemize gittiğimiz zaman ne söyleyeceğiz?" (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Biriniz de çıktı... "Ya, bu Anayasa'ya da aykırı, yarın benim başıma bir iş gelir mi, başıma bir iş gelirse ne yaparım?" falan demeye başladınız. Bunları gazeteler yazdı, hiçbirisini yalanlayamadınız, yalanlasaydınız o zaman.
SÜLEYMAN KARAMAN (Erzincan) - Google'dan mı öğrendin?
TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - Şimdi, 5 Ağustosta yasa teklifi geldi, 15.30'da Meclis Başkanlığına geldi, 7 Ağustosta 15.30'da Komisyona geldi ve o Komisyonda o şartlar altında, son derece küçük, kapalı ve basık bir ortamda alelusul geçirdiniz ve sonra dediniz ki: "Size iki saat süre, iki saatlik süre içerisinde ne yazacaksınız yazın."
Tabii, sizin yazacak hiçbir şeyiniz yok, itirazınız yok çünkü ne söyleniyorsa onu yapıyorsunuz ve yasaya itiraz etmediniz. Sonra, biz, oturduk, bütün hazırlığımızı yaptık, size kocaman bir -aslında tarihe not düşecek- şerh gönderdik.
Yanı sıra neler yaptık? Yanı sıra dedik ki: "Bakın, bu yasayı kabul etmeyin." İade dilekçesi verdik, "Bunu reddedin." dedik, kabul etmediniz, işleme bile koymadınız. "Anayasa'ya aykırıdır." dedik. Açıkça Anayasa'ya aykırı. Şu anda Anayasa'ya aykırı bir af işlemi yapıyorsunuz, biraz sonra anlatacağım onu; onu da kabul etmediniz. Dedik ki: "Bir Anayasa Komisyonu kuralım, kurulan Anayasa Komisyonunda bunu görüşelim." "Hayır!" dediniz, Anayasa Komisyonunu da toplamadınız. "Alt komisyonlar olsun, tali komisyonlar olsun." dedik, onları da toplamadınız. "Peki, uzmanlar gelsin. Nerede muhatapları, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı? Gelsinler, uzun uzun ifadeler versinler, icraatlar yapsınlar. Teknik insanlar gelsin, gazeteciler gelsin, sivil toplum örgütleri gelsin, şehit ve gazi yakınları gelsin, konuşsunlar." dedik, onu da yapmadınız. "Aman, bir an önce bitsin ve biz bunu yasalaştıralım!" Niye? Öyle bir aceleniz var ki teröristlere af getireceksiniz, 9 bin teröriste af getireceksiniz, bununla ilgili gece gündüz uğraşıyorsunuz. "Etki analiziniz var mı yani bunun nelere mal olacağına dair -biraz sonra bahsedeceğim- etki analizi var mı elinizde?" dedik, onu da yapmamışsınız yani "Cezaevindeki 4 bin teröristi, dışarıdaki toplam 9 bin teröristi affetmeniz hâlinde neler olacak?" diye soruyoruz, hiçbir etki analiziniz yok. "Biz yaptık, oldu; koşun peşimizden!" Çünkü Kandil baronları öyle istiyor, İmralı canisi öyle istiyor. Onları söylediniz ve dedik ki nihayetinde: "Yapmayın, pazartesi günü Meclis Televizyonu yayınlasın, bütün Türkiye görsün." "Aman, mümkün olduğu kadar kimse duymasın, yaptığımız işten kimsenin haberi olmasın!" dediniz.
Peki, bu süreçte kimin haberi vardı? Bu süreçte İngiliz yayın organlarının haberi vardı. Reuters'tan öğreniyoruz; on ay önce Reuters açıklama yaptı, dedi ki: "9 bin teröristi affedecekler, çalışma yapıyorlar." Peki, başka ne vardı? Amerikan Büyükelçisi tarif ediyordu, Amerikan Büyükelçisi! Ne diyordu Amerikan Büyükelçisi? "Çözüm süreci..." Bir ülkenin diplomatı başka bir ülkenin iç işleriyle ilgili açıklama yapıyor, "4 ülkedeki Kürtler bir araya getirilecek." diyor. Anlaşıldı talimat nereden geliyor size; projeyi kimlerin irade ettiğini, kimlerin arkasında durduğunu anlıyoruz. Biriniz de kalkıp Amerikan Büyükelçisine "Sen kimsin, nasıl benim ülkemle ilgili böyle bir şey konuşuyorsun?" diyemediniz. İngiliz yayın kuruluşları gece gündüz yayın yaptılar, kaç bin tane teröristi affedeceğinizle ilgili yayınlar yaptılar.
Şimdi, buna "af" demek istemiyorsunuz. Bu açık seçik bir aftır ve on beş yıla kadar ceza almış olanlara beş yıllık denetimli serbestlik, on beş yıldan daha uzun süre ceza almış olanlara da on yıllık denetimli serbestlik getiriyorsunuz. Peki, niye "af" demiyorsunuz biliyor musunuz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - Çünkü teröristler, PKK'lı teröristler buna "af" denmesini istemiyorlar çünkü diyorlar ki "Biz suç işlemedik ki, niye 'af' diyeceksiniz buna? Biz 'af' denmesini istemiyoruz." Ama göz göre göre 4 bin teröristi affediyorsunuz ve bir de kurul kuruyorsunuz, o kurula da bütün yetkiyi veriyorsunuz. Ondan sonra da bu yasanın içerisine 10'uncu maddeyi koymuşsunuz, 10'uncu maddeyle de onlara dokunulmazlık veriyorsunuz. 10'uncu madde "Aman, bunlara dokunmayın, her şeyi yapsınlar." diyor. Ve o kurul, o kurul, teröristlerin memnu haklarının iadesiyle ilgili beş yıl veya on yıllık süreyi iki yıl veya üç yıla çekerek onların Parlamentoya gelmesinin yollarını açıyor.
Ayrıca, o kurula bir yetki daha verdiniz. Nedir o yetki? O yetki de şudur: Şu anda haklarında dava açılmamış Kandil baronlarıyla ilgili bir soruşturma açılması için o kurul karar verecek yani kurul diyecek ki: "Hayır, soruşturamazsınız." Siz de soruşturmayacaksınız. Bu, açık seçik bir ihanet yasasıdır, açık seçik 9 bin teröristi affedip Parlamentoya sokma yasasıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - Bitmedi Başkanım, müsaade edin.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - Bitireceğim, bir cümle istirham ediyorum.
Yanı sıra, iki gün önce bu Parlamentonun çatısı altında, şu kürsüde bir değerlendirme yaptım, bir eleştiri yaptım ve çok önemli bir şeyi paylaştım ve sonrasında da dedim ki: "Sayın Adalet Bakanı gelsin, bununla ilgili bir açıklama yapsın." Sayın Adalet Bakanı açıklama yapmak yerine başsavcılığa talimat vermiş, başsavcılıkta iki saat içerisinde Mecliste kürsü dokunulmazlığı olan bir milletvekiliyle ilgili soruşturma başlatmış.
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çömez.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Ama Kandil baronlarına, oradaki alçak teröristlere soruşturma başlatmak için siz burada kurula yetki veriyorsunuz. Hiç merak etmeyin bu yetkiler bir gün elinizi yakacak, ciğerinizi yakacak, sizin yüreğinizi dağlayacak. Türk milleti de size tek tek bunun hesabını soracak. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)