GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:124
Tarih:09.08.2026

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Değerli milletvekilleri, bugün bu kürsüye devletin gazisine gösterdiği vefayı sorgulamak için çıktım. Güvenpark'ta hak arayan gazilerimizden biri hayatını kaybetti, bazılarıysa rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. Dün bu devlet için canlarını ortaya koyanlar, bugün aynı devletin kapısında haklarını aramak zorunda bırakılıyorlar. Bir devlet için bundan daha ağır bir tablo olabilir mi? Anayasa’nın 61'inci maddesinde bahsedilen kendilerine yaraşır hayat seviyesi bu mudur?

Değerli milletvekilleri, gazilerimiz makam istemiyorlar, imtiyaz istemiyorlar; sadece ve sadece haklarını istiyorlar. Onlar üç kuruş fazla maaş istemiyorlar, bu devlet uğruna ödedikleri bedelin karşılığında eşit muamele istiyorlar. Aynı operasyonlarda, aynı çatışmada, aynı kurşuna göğüs siper eden insanlar arasında rütbeye göre ayrım yapılmasını istemiyorlar, istihdam haklarının genişletilmesini hiç istemiyorlar; kira ve barınma konusunda destek istiyorlar.

Değerli milletvekilleri, siz haklarında kanun yaptığımız gazilerimizi Komisyon salonuna dahi almadınız, İYİ Parti milletvekili arkadaşlarımızın ısrarı sonucunda sadece ve sadece bir temsilcilerini içeri aldınız; bu nasıl bir anlayıştır? Adında "gazi" olan bu Meclise yakışıyor mu? Kendi unvanını taşıyan gazilere kapısını kapatmak bu Meclise yakışıyor mu? Bu, milletimizin vicdanında silinmeyecek bir utanç olarak kalacaktır. Daha acısı ne, biliyor musunuz? Bu Mecliste terör örgütünü meşrulaştıran söylemler duyururken bu çatı altında, devletimize meydan okuyan teröristlere af konuşulurken gazilerimiz söz konusu olunca kapılar kapatılıyor, salonlara alınmıyor.

Değerli milletvekilleri, Anayasa’nın 61'inci maddesi çok açık, diyor ki: "Devlet, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malul ve gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlar." Sayın Hulusi Akar "Devletin imkânları ölçüsünde verilebilecek ne varsa bunları vermeye çalıştık." diyor. Anayasa "imkân varsa" demiyor, bir emir veriyor "korur ve sağlar "diyor çünkü bu bir tercih değil anayasal bir emirdir.

(Uğultular)

Değerli milletvekili arkadaşlarım, Sayın Başkan; gerçekten insicamım bozuluyor, ciddi bir uğultu var.

BAŞKAN - Evet, dinleyelim sayın milletvekilleri.

Buyurun, devam edin.

ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Sohbet edeceklerse ben susayım, sohbet bitsin sonra devam edeyim olur mu?

Değerli milletvekilleri, yaptığınız düzenleme gazilerimizin yıllardır beklediği adaletin yerini tutmuyor. Üstelik, öyle bir madde getiriyorsunuz ki kanun yürürlüğe girmeden bir gün önce yaralanan hak sahibi olacak, bir gün sonra aynı şekilde yaralanan, aynı haktan yararlanamayacak. Aynı operasyon, aynı fedakârlık ama farklı hak. Bu adalet değildir, bu vicdan değildir.

Ve son olarak gazilerimiz ve şehit ailelerimizle ilgili bu düzenlemeyi tam da teröristlere af çıkardığınız çerçeve yasanın görüşülmesinden bir gün önce Meclise getirmeniz, bu tamamen manidardır. Şehit yakınlarımız ve gazilerimiz hiçbir siyasi hesabın vicdanını rahatlatacak bir araç yapılamaz, yapılmamalıdır. Onlar bu milletin yaşayan kahramanlarıdır. Teröristin sıktığı kurşun rütbeye bakmadı. O hâlde devlet de hak verirken rütbeye bakmamalıdır. Büyük devlet gazisini Güvenpark'ta...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Uzatma vermiyoruz biliyorsunuz.

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Ama siz müdahale etmediniz.

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, büyük devlet gazisini Güvenpark'ta açlık grevine mahkûm eden değil, kahramanlığına yaraşır bir hayat seviyesini sağlayan devlettir.

Tüm Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)